{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/764 <br>KARAR NO: 2025/1096<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 27/03/2025 (Ara Karar) <br>NUMARASI: 2025/264 Esas<br>TALEP: İhtiyati Tedbir<br>İhtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin 27/03/2025 tarihli ara kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü. <br>TALEP: İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili; müvekkiline ait olan ve yurt dışındaki alıcısına teslim edilemeyen ürünlerin Türkiye'ye geri getirilmesi üzerine müvekkilinin ürünlerin çıkış antreposuna konulması talimatına vermesine rağmen davalının ürünleri kendi antreposuna koyduğunu, davalı ile müvekkili arasındaki yazılı bir antrepo sözleşmesi yapılmadığını, davalının yanıcı madde depolama yetkisinin olmadığının öğrenilmesi üzerine ürünlerin davalıdan istenmesine rağmen verilmediğini, taraflar arasında bir ücret belirlemesi yapılmadığından müvekkilinin standart tarifeye göre işlem yapılacağını düşünmesine rağmen davalının fahiş ardiye ücreti ödediğini, müvekkilinin ürünleri başka bir satıcıya satmak istemesine rağmen davalının fahiş ardiye ücreti ile teslime karşı çıktığını, davalının ürünlerin üzerinde hapis hakkını kullandığını, davalının 2023 yılının Kayım ayından itibaren malların değerinden çok yüksek miktarda antrepo ücreti uyguladığını, müvekkilinin davalının haksız yere hapis hakkı uygulaması ve malların antrepodan alınamaması nedeniyle büyük zarara uğradığını belirterek edimler arasındaki oransızlığın giderilmesi istemine ile açtığı davada ihtiyati tedbir yoluyla malların antrepodan çekilmesini ya da tedbir kararından itibaren antrepo ücretinin işletilmemesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME ARA KARARI: Mahkemece;  27/03/2025 tarihli ara kararla davanın sözleşmenin uyarlanmasına ilişkin olması, uyarlama talebinin ücrete yönelik olması, taraflar arasındaki saklama ilişkisi, TBK 561 ve devamı maddelerindeki düzenlemeler, ihtiyati tedbire ilişkin yasal düzenlemeler, ispat külfetinin aidiyeti ve yakın ispat kuralları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde söz konusu tedbir taleplerinin yasal ve maddi şartlarının somut olayda gerçekleşmediği gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili; antrepo ücretinin ihtilaflı ve piyasa koşullarına göre fahiş olması nedeniyle bedel ödemesinin gerçekleştirilemediğini, müvekkilinin davalının hapis hakkını kullanması ve fahiş faturaların işlemesi nedeniyle büyük zararlara uğradığını, antrepo ücretinin tedbir istenilen eşyaların depolanmasına ilişkin olduğuna dair bir ihtilaf bulunmadığını, eşyaların satılma aşamasında olduğunu ve tedbir kararı verilmemesi halinde müvekkilinin eşyalarının satılması ile zarara uğrayacağını belirterek kararın kaldırılmasını tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Talep, antrepo ücretine yönelik muarazanın giderilmesine ilişkin davada davalının hapis hakkı uyguladığı emtiaların ihtiyati tedbir yoluyla davacıya iadesi veya antrepo ücreti işletilmemesi istemine ilişkindir. HMK'nın 389. maddesi, \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.\" şeklindedir. Aynı yasanın 390/3 maddesi ise, ''Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir. Diğer taraftan uyuşmazlığın esasını çözecek şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesi mümkün değildir. Somut olayda taraflar arasındaki saklamaya dayalı hukuki ilişki kapsamında davacı kendisinden fahiş antrepo ücreti talep edildiğinden bahisle edimler arasındaki oransızlığın giderilmesi istemi ile açtığı davada davalı tarafından ileri sürülen hapis hakkına karşı malların tedbir yoluyla teslimini veya antrepo ücreti işlemesinin durdurulmasını talep etmiştir. TBK'nin 580/2 maddesinde kira sözleşmesinin hapis hakkına ilişkin hükümlerinin saklama sözleşmesine uygulanacağı düzenlenmiş olup, davalı tarafça ileri sürülen hapis hakkı maddi hukuka dayanmaktadır. Bu durumda davacının davalı tarafından ileri sürülen hapis hakkına rağmen malların tedbir yoluyla teslimi talebi uyuşmazlığı esastan çözecek niteliktedir. Yine davacı antrepo ücreti işlemesinin tedbiren durdurulmasını talep etmiş ise de davacının bu tedbir talebi de uyuşmazlığın esasına ilişkindir. Bir davada hükümle elde edilebilecek bir hususta ihtiyati tedbir kararı verilmesi mümkün olmadığından sonuç olarak tedbir talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde olmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 03/07/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c94887e93f2dd43e","SID":"2d82ac6236b64a18"}}