{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi               21.Hukuk Dairesi  2022/1923 Esas 2025/685  Karar <br><br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2022/1923 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/685<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 27/05/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/140 Esas 2021/405 Karar<br><br>DAVA\t: İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 04/03/2020<br>KARAR TARİHİ\t: 19/06/2025 <br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 04/07/2025 <br><br>\tTaraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davalı ... hakkında açılan davanın kısmen kabulüne, diğer davalılar hakkında açılan davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı ... vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.  <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini belirterek davalıların icra takibinde, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 2.000.000,00 TL'lik kısmına ve fer'ilerine yönelik itirazlarının iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br><br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı ... dışındaki davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkillerinin temerrüte düşmediğini, ihtarnamede ödeme için verilen sürenin talep edilen miktar değerlendirildiğinde makul olmadığını, takibe konu kalemlerden müvekkilleri gerçek kişilerin hukuki sorumluluklarının bulunmadığını, faiz oranının fahiş olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir.<br>\tDavalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; icra dairesinin ve mahkemenin yetkisiz olduğunu, yetkili mahkemelerin ve icra müdürlüğünün müvekkilinin yerleşim yeri olan Mersin mahkemeleri ve icra müdürlükleri olduğunu, müvekkilinin imzasının bulunduğu sözleşme gereğince alınan krediye dayalı borcun ödendiğini, müvekkilinin kefil sıfatıyla sorumluluğunun bulunmadığını, nakdi gayri nakdi alacağa dayalı müvekkilinin borcunun bulunmadığını, arabuluculuk görüşmelerine davet edilmediğini belirterek davanın reddine, %20 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, alınan bilirkişi raporunun usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, yeterli, gerekçeli ve hüküm vermeye elverişli olduğu, davalı ... vekili daha sonra imzalanan sözleşmelerde müvekkilinin imzası bulunmadığından sorumluluğunun olmadığını iddia etmiş ise de, 19/11/2013, 06/06/2014 tarihli genel kredi sözleşmelerini davalı ...’ın kefil sıfatıyla imzaladığı, bu iki sözleşme limitinin toplam 5.500.000,00 TL olduğu, sözleşmelere dayalı sorumluğun devam ettiği anlaşıldığından aksi yöndeki savunmaya itibar edilmediği, asıl alacak tutarları üzerinden %46 oranında temerrüt faizi uygulanması gerektiği, davanın 2.000.000,00 TL üzerinden açıldığı dikkate alındığında taleple bağlı kalınarak hüküm kurulduğu, davacı banka tarafından depo talep edilen 2 adet teminat mektubu bedelinin davalı asıl borçlu şirket tarafından depo edilmesi gerektiği, taraflar arasında akdedilen kredi sözleşmelerde meri teminat mektubu bedellerinin kefillerden de talep edilebilmesine ilişkin açık hüküm bulunmadığından, depo talebinin davalı kefillerden talep edilemeyeceği, davalı kefiller yönünden belirlenen borç kefalet limitlerini aşmadığından borcun tamamından sorumlu oldukları, kefaletle ilgili yasal şekil şartı ve geçerlilik koşullarına uyulduğu gerekçesiyle davalı şirket yönünden davanın kabulüne, icra takip dosyasında davalının 1.955.264,00 TL nakdi asıl alacağa ve depo talep edilen 44.736,00 TL gayri nakdi alacağa (toplam 2.000.000,00 TL) yönelik itirazının iptali ile takibin devamına, icra takip tarihinden itibaren nakdi asıl alacağa %46 oranında temerrüt faizi uygulanmasına, davalı ... ve ... yönünden davanın kabulüne, icra dosyasında davalıların 2.000.000,00 TL nakdi asıl alacağa yönelik itirazlarının iptali ile takibin devamına, icra takip tarihinden itibaren nakdi asıl alacağa %46 oranında temerrüt faizi uygulanmasına, davalı ... yönünden davanın kısmen kabulüne, icra takip dosyasında davalının 1.106.756,04 TL asıl alacak, 92.538,83 TL işlemiş faiz, 4.626,93 TL BSMV, 4.960,90 TL masraf olmak üzere toplam 1.208.882,70 TL nakdi alacağa yönelik itirazının iptali ile takibin devamına, icra takip tarihinden itibaren nakdi asıl alacağa %46 oranında temerrüt faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, İİK'nun 67/2. maddesi gereğince nakdi alacağın %20'si oranında 400.000,00 TL icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine (davalı ... Mak. San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin bu miktarın 391.052,80 TL'sinden, davalı ...'ın bu miktarın 241.776,54 TL'sinden sorumlu olmasına) karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\t Davalı ...  vekili istinaf dilekçesinde özetle; yetki yönünden işbu dava ve davaya dayanak takibin, yetkisiz icra müdürlüğünde ve yetkisiz mahkemede açıldığını, ilk derece mahkemesince yetki itirazlarının dikkate alınmadığını, yetkili icra müdürlüğünün, borçlu gerçek veya tüzel kişinin takibin başlatıldığı tarihteki yerleşim yeri icra müdürlüğü olacağını, icra takibi yönünden Mersin icra müdürlüklerinin, istinaf incelemesine konu dava yönünden ise Mersin asliye ticaret mahkemelerinin yetkili olduğunu, davacı/alacaklı tarafın, borcun dayanağı olarak 19.11.2013, 06.06.2014, 06.06.2016 tarihli 3 ayrı genel nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmesi ile 25.04.2017 tarihli konut finansmanı kredisi sözleşmesi ve 12.10.2015 tarihli business card üyelik sözleşmesini gösterdiğini, bununla birlikte davacı alacaklı banka, gerek icra takibinde, gerekse dava dilekçesinde hangi borcun hangi genel kredi sözleşmesinden kaynakladığını açık bir şekilde ortaya koyamadığın, takibe konu alacakların, müvekkilinin imzasının bulunduğu 19.11.2013 ve 06.06.2014 tarihli sözleşmelerden kaynaklandığını ispata dair herhangi bir delil ibraz edemediğini, icra takibine konu edilen ve müvekkilinin sorumlu olduğu iddia edilen ve takipte,  -a- başlığı altında yer alan 1, 4 ve 5 numaralı hesap tablosunda dökümü yapılan borç kalemlerinin kaynağı, sebebi, müvekkilinin ne sebeple sorumlu tutulduğunun belirsiz olduğunu, borca ve takibe dayanak gösterilen 06.06.2016 tarihli kredi sözleşmesinin de, müvekkilinin ortaklıktan ve şirketten ayrılmasından sonra düzenlendiğini, şirket ve o dönemde ki şirket ortak ve yetkilileri ile imzalandığını, müvekkilinin bu sözleşmede taraf olmadığını, imzası bulunmadığını, aynı şekilde 25.04.2017 tarihli konut finansmanı kredisi sözleşmesi ile 12.10.2015 tarihli business card üyelik sözleşmesinin de, müvekkilinin ortaklıktan ve şirketten ayrılmasından sonra düzenlenmiş sözleşmeler olup, müvekkiliyle ilgisi bulunmadığını, dolayısıyla müvekkilinin ortaklıktan ayrılmasından çok daha sonra asıl borçlu şirket tarafından imzalanan, müvekkilinin kefalet etmediği, imzalamadığı sözleşmelerden kaynaklı olarak müvekkilinin kefil sıfatıyla sorumlu tutulamayacağını, aksinin kefalet hukukunun temel prensiplerine ve hukuka aykırılık teşkil edeceğini, takip alacaklısı bankanın, asıl borçlu şirkete müvekkilinin ortaklığı döneminde kullandırdığı bu kredi/kredilerin tamamının o yıllarda ödenerek kapatıldığını, dolayısıyla müvekkilinin ortaklığı döneminde kullandırılan kredi/krediler nedeniyle takip alacaklısı bankanın herhangi bir alacağı, müvekkilinin de herhangi bir borç ya da sorumluluğu bulunmadığını, mahkemece yaptırılan ve hükme esas alınan bilirkişi raporlarında davalı şirkete kullandırılan ve kapatılan krediler ile ilgili herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, bu yöndeki itirazlarının karşılanmadığını, mahkemece, müvekkilinin 19.11.2013 ve 06.06.2014 tarihli genel kredi sözleşmelerine dayalı sorumluğunun devam ettiğine ne şekilde kanaat getirildiğinin anlaşılamadığını, davacı bankanın alacak ve fer'ilerinin tespiti hususunda tanzim edilen 17.02.2021 tarihli bilirkişi raporunda dahi, müvekkilinin kefil sıfatı ile imzaladığı 19.11.2013 ve 06.06.2014 tarihli genel kredi sözleşmelerine istinaden kullandırılan kredilerden kalan mevcut bir kredi borcunun olup olmadığının kesin olarak tespit edilmediğini, 06.06.2016 tarihinden önce açılmış ve halen devam etmekte olan borçlu cari hesap, kredili mevduat hesabı, taksitli ticari kredi ya da henüz iade edilmemiş meri teminat mektubu risklerinin mevcut olabileceği şeklinde ihtimal dahilinde bir görüş bildirildiğini, bu anlamda savunmalarının temelini oluşturan ve dosyanın esası açısından önem arz eden asıl konunun 19.11.2013 ve 06.06.2014 tarihli genel kredi sözleşmelerine istinaden kullandırılan kredilerden bir borç kalıp kalmadığının net ve kesin bir şekilde açıklığa kavuşturulmadığını, takibe konu borcun özellikle borçlu cari hesabının, hangi genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığının, ayrıca 06.06.2016 tarihinden önce açılmış ve halen devam etmekte olan borçlu cari hesabının olup olmadığının kesin olarak tespiti gerektiğini, 06.06.2016 tarihli genel kredi sözleşmesinin kurulduğu andan itibaren, kullandırılan tüm kredilerin, bu yeni sözleşmeye istinaden kullandırıldığının kabulünün gerektiğini, takip alacaklısı banka ile asıl borçlu şirket arasında 06.06.2016 tarihli yeni bir genel kredi sözleşmesinin imzalanmış olmasının, 2013 ve 2014 tarihli kredilerin asıl borçlu şirketçe kapatıldığının açık bir göstergesi olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda 06.06.2016 tarihli son genel kredi sözleşmesinin imzalanmasından sonra, 18.01.2018 tarihinde müvekkilinin kefalet imzasının bulunduğu 06.06.2014 tarihli sözleşmede limit artırımı yapıldığını, bu artırımın, 06.06.2014 tarihli sözleşmenin halen geçerli olduğunu göstereceği şeklinde bir değerlendirme yapılmışsa da, limit artırımında imzası bulunmayan müvekkilinin bilgisi ve rızası dışında yapılan ve sözleşme şartlarını ağırlaştıran bu durumun, müvekkili aleyhine değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin ortaklıktan ayrıldığı 2015 yılından bu yana davacı/alacaklı banka tarafından herhangi bir alacak talebinde bulunulmamasının da o dönemden kalan bir borç olmadığını ortaya koyduğunu, asıl borçlu şirket yönünden 1.000.000,00 TL ipotek bedeli ve 151.960,00 TL rehinli aracın kasko bedeli olmak üzere toplam 1.151.960,00 TL düşülmesine karşın, -kefaleti kabul anlamına gelmemek kaydıyla- asıl borçlu şirketin kefili sıfatıyla aleyhine takip yapılan müvekkilinin de bu rehin ve ipotek bedeli tutarında kefalet borcundan kurtulacağı hususunun da nazara alınmadığını, mahkemece davacı bankanın depo talebine konu 44.736,00 TL tutarındaki talebinin ve yine davacı bankanın talebinde geçen 2.030,00 TL çek riski alacağının müvekkili yönünden reddine yönelik bir hüküm kurulmadığını, ayrıca reddedilen bu gayrinakdi alacaklar yönünden kendisini vekil ile temsil ettiren müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmediğini, davacı bankanın icra dosyasında toplam 5.672.497,74 TL alacak için takip başlattığını, dava dilekçesinde ise dava değerini 2.000.000,00 TL olarak gösterdiğini, iddiaya konu alacağın sabit ve likit olmadığını, davacının dahi kimden, hangi sebeple ve ne miktar alacağı olduğunu net bir şekilde ortaya koyamadığını, icra takibinde farklı, davada farklı alacak talebinde bulunduğunu, alacağın varlığı ya da yokluğunun yargılamayı gerektirdiği nazara alındığında, davacı taraf lehine icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, müvekkilinin sözde geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmadığından bahisle, Arabuluculuk Kanunu’nun 18/a-11. maddesi gereğince, mahkeme yargılama giderleri ile zorunlu arabuluculuk giderinin tamamından sorumlu tutulmasına karar verildiğini, ayrıca reddedilen tutar üzerinden müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmediğini, arabuluculuk davet tutanağının müvekkiline tebliğ edilmediğini, müvekkilinin yapılacak arabuluculuk toplantısından usulünce haberdar edilmediğinden toplantıya katılımının mümkün olmadığını, arabuluculuk davet tutanağının usulsüz tebliğine ilişkin itirazları ve bu hususta 05.11.2020 tarihli delil dilekçesi ile toplanmasını talep edilen delilleri toplanmadan ve bu hususta hiçbir inceleme ve araştırma yapılmadan, müvekkili aleyhine hüküm kurulduğunu, müvekkilinin 19/02/2020 tarihinde yurt dışına çıktığını, 25/02/2020 tarihinde ülkeye geri döndüğünü, bu durumu gösterir pasaport kayıtlarının daha önce delil dilekçesi ekinde dosyaya sunulduğun, emniyet müdürlüğünün yurda giriş ve çıkış kayıtlarının da sunulduğunu, arabuluculuk davet tutanağının da müvekkilinin yurt dışında bulunduğu bir tarihte, 21/02/2020 tarihinde muhtara tebliğ edildiğini, arabuluculuk davet tutanağının tebliği tarihinde yurt dışında bulunan müvekkilinin arabuluculuk davetinden ve toplantıdan haberdar olamadığını, mahkemece talebe rağmen bu yöndeki delillerinin toplanmadığını, eksik değerlendirme ile hatalı hüküm kurulduğunu, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretlerine hükmedildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tYargılama aşamasında bankacı bilirkişiden alınan 17/02/2021 tarihli rapor, Ankara 13. İcra Müdürlüğünün 2020/794 sayılı takip dosyası, genel kredi sözleşmesi suretleri, hesap kat ihtarları, business card üyelik sözleşmesi, taşıt rehin sözleşmesi, ipotek resmi senedi, davalı şirket Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi suretleri, davalı ...'ın pasaport kayıtları, Ankara Arabuluculuk Bürosunun bila tarihli müzekkere cevabı, Mersin ve Ankar Ticaret Sicil Müdürlükleri müzekkere cevabı dosya içerisinde yer almaktadır.<br>\tDava konusu Ankara 13. İcra Müdürlüğünün 2020/794 sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalı borçlular aleyhine genel kredi sözleşmelerinden kaynaklanan davalı şirket yönünden ipotek ve rehin bedelleri mahsup edilerek toplam 4.520.537,74 TL nakit alacağın tahsili, 44.736,00 TL teminat mektubundan, 2.030,00 TL çekten kaynaklanan gayri nakit alacağın depo edilmesi talebi, davalı ... yönünden toplam 1.227.344,55 TL nakit alacağın tahsili, 44.736,00 TL teminat mektubundan, 2.030,00 TL çekten kaynaklanan gayri nakit alacağın depo edilmesi talebi, davalı ... yönünden toplam 5.618.916,54 TL nakit alacağın tahsili, 44.736,00 TL teminat mektubundan, 2.030,00 TL çekten kaynaklanan gayri nakit alacağın depo edilmesi talebi, davalı ... yönünden toplam 5.662.916,54  TL nakit alacağın tahsili, 44.736,00 TL teminat mektubundan, 2.030,00 TL çekten kaynaklanan gayri nakit alacağın depo edilmesi talebi ile icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalılara tebliğ edildiği, davalıların 7 günlük itiraz süresi içerisinde tarihinde takibe konu borca ve icra müdürlüğünün yetkisine itiraz ettikleri, işbu kısmi itirazın iptali davasının İİK'nun 67. maddesi uyarınca, itiraz dilekçesinin alacaklı/vekiline tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı dosya içeriğiyle sabittir.<br>\tAnılan icra takip dayanağı genel kredi sözleşmelerinin davacı banka ile davalı şirket arasında akdedildiği, 06/06/2014 tarihli 3.500.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesinde diğer davalıların aynı limitle müteselsil kefil imzalarının bulunduğu, 18/09/2015 tarihinde sözleşme limitinin 6.000.000,00 TL'ye çıkarıldığı, davalı ... dışındaki diğer davalıların limit artışına ilişkin müteselsil kefaletlerinin bulunduğu, 19/11/2013 tarihli 2.000.000,00 TL limitli sözleşmede diğer davalıların aynı limitle müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının yer aldığı, 06/06/2016 tarihli 2.000.000,00 Usd limitli sözleşmede davalı ... dışındaki diğer davalıların aynı limit ile müteselsil kefil olarak imzalarının bulunduğu, davalıların kefaletlerinin sözleşme tarihlerinde yürürlükte bulunan TBK'nun 583 vd. maddelerindeki şekil koşullarına uygun olduğu anlaşılmıştır.<br>\tDavacı ile davalı şirket arasında 12/10/2015 tarihli business card üyelik sözleşmesi imzalanmış olup, anılan sözleşmede davalı ... ile dava dışı ... ...'ın 11.000,00 TL limit ile müteselsil kefil sıfatıyla imzaları bulunmaktadır. <br>\tDava dışı ...'un aracı üzerinde davacı banka lehine 23/07/2014 tarihinde rehin verenin kendisinin veya dava dışı ... ...'ın her türlü kredi sözleşmesinden doğmuş ve doğacak borçlarının teminatını teşkil etmek üzere taşıt rehni sözleşmesi imzalanmıştır. <br>\tİpotek resmi senedinden dava dışı ... ...'ın taşınmazı üzerinde davacı banka lehine 25/04/2017 tarihinde dava dışı ... ...'ın doğmuş ve doğacak borçlarının teminatını teşkil etmek üzere 1.000.000,00 TL limit ile üst sınır ipoteği tesis edildiği anlaşılmıştır. <br>\tDavacı tarafından kredi hesabı kat edilerek davalılara gönderilen 11/11/2019 tarihli hesap kat ihtarnamesi ile de, 5.174.534,60 TL nakit alacağın ödenmesi, 44.736,00 TL teminat mektubundan kaynaklanan, 2.030,00 TL çekten kaynaklanan gayri nakit alacağın depo edilmesi istenilmiş olup, davalılara verilen atıfet süresi 3 gündür. İhtarname davalılara 12/11/2019 tarihinde tebliğ edilmiştir. <br><br>\tDavacı tarafından davalı asıl borçlu şirket ile davalı kefiller ... ve ...'a 11/12/2019 tarihli hesap kat ihtarnamesi gönderilerek toplam 2.724.913,82 TL taksitli ticari krediden kaynaklanan nakit alacağın 3 gün içinde ödenmesi talep edilmiştir. İhtarname davalı asıl borçlu şirkete ve davalı kefiller ... ve ...'a 13/12/2019 tarihinde tebliğ edilmiştir. <br>\tDavalı ...'ın pasaport kayıtlarından, 19/02/2020 tarihinde Almanya'ya gidiş, 26/02/2020 tarihinde ise Türkiye'ye giriş kayıtlarının bulunduğu anlaşılmıştır. <br>\tMahkemece 11/03/2021 tarihli celsede, davacı vekiline dava değeri olan 2.000.000,00 TL'nin nakit alacak - gayri nakit alacak, alacağın fer'ileri olarak ne miktarlarda talep edildiğinin her bir davalı için ayrı ayrı gösterilmesi yönünde süre verilmiştir. Davacı vekili anılan ara karar üzerine 07/04/2021 tarihli yazılı beyan dilekçesi sunarak davalı şirket, ... ve ...'den 5.672.497,74 TL toplam alacağın işbu dava çerçevesinde 2.000.000,00 TL tutarındaki kısmının takip tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ettiklerini, davalı ... için ise, takipte yer alan 1-4-5 alacak kalemlerinden hesap tablosunda dökümü yapılan ana para alacağının fer'ileriyle tahsilinin talep edildiği bildirilmiştir.<br>\tArabuluculuk ilk toplantı ve bilgilendirme tutanağında, davalı ...'ın toplantıya, kendisine iadeli taahhütlü çağrı (26722840472 kodlu) gönderilmesine rağmen katılmadığı tutanağa geçirilmiştir. <br>\tYargılama aşamasında alınan ve banka kayıtları üzerinde yerinde yapılan inceleme ile hazırlanan bilirkişi raporunda, davalılar 16/11/2019 tarihinde temerrüte düştükleri, bch'a uygulanan akdi faiz oranı olan %23'ün genel kredi sözleşmesi hükümleri uyarınca iki katı olan %46 oranında temerrüt faizi uygulanabileceği, genel kredi sözleşmelerinde kefillerin gayri nakdi kredinin depo edilmesinden sorumlu olduklarına ilişkin hüküm bulunmadığı, asıl borçlu yönünden ise depo hükmü bulunduğu, davalı ...'ın 06/06/2016 tarihli genel kredi sözleşmesinde imzasının bulunmadığı, bu sözleşmenin imzalanması ile önceki kredilerin kapatıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığı, 06/06/2016 tarihinden önce açılmış ve halen devam eden bch, kmh, taksitli ticari kredi ya da henüz iade edilmemiş mer'i teminat mektubu risklerinin mevcut olabileceği, 06/06/2016 tarihli sözleşme usd cinsinden sözleşmeye istinaden 620.000,00 Euro teminat mektubu verildiği, sözleşmenin imzalandığı tarihten sonra 18/01/2018 tarihinde 06/06/2014 tarihli gks'nin limitinin 20.000.000,00 TL'ye yükseltilmesinin davalı ...'ın 3.500.000,00 TL limit ile kefaletinin bulunduğu 06/06/2014 tarihli ve TL üzerinden akdedilen sözleşmenin halen geçerli olduğunun göstergesi olduğunu, döviz limitli olarak 06/06/2016 tarihinde akdedilen sözleşmeye istinaden kullandırılan 620.000,00 Euro tutarındaki teminat mektubunun tazmin bedelinden davalı kefil ...'ın sorumlu tutulmadığı, kredi kartından kaynaklı borçların da bu davalıdan talep edilmediği, takip tarihi 20.01.2020 itibariyle yapılan hesaplamada davacının davalı asıl borçlu şirketten toplam 4.361.343,80 TL, davalı kefil ...'dan toplam 5.483.090,37 TL, davalı kefil ...'den toplam 5.460.174,21 TL alacaklı olduğu, davacının davalı kefil ...'ın bch, teminat mektup komisyonu, ticari kredili mevduat olmak üzere davacı bankaya 1.114.179,92 TL asıl alacak borcunun bulunduğu, ancak davacı banka tarafından 20.01.2020 tarihli icra ödeme emri ile adı geçenden asıl alacak olarak 1.106.756,04 TL talep edildiği görüldüğünden, taleple bağlılık ilkesi uyarınca asıl alacak tutarı 1.106.756,04 TL olarak dikkate alındığı, davacı bankanın davalı kefil ...'tan 1.106.756,04 TL asıl alacak, 92.538,83 TL işlemiş faiz, 4.626,93 TLBSMV ve 4.960,90 TL masraf olmak üzere toplam 1.208.882,70 TL alacaklı olduğu, davacı banka tarafından deposu talep edilen iki adet teminat mektubu bedeli olan 44.736,00 TL'nin, davalı asıl borçlu şirket tarafından bankadaki bir hesapta depo edilmesi gerektiği, davanın 2.000.000,00 TL bedel üzerinden açıldığı yönünde kanaat bildirilmiştir. <br>\tDavacı yan genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağı bulunduğunu, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçeyle davalı ... hakkında açılan davanın kısmen kabulüne, diğer davalılar hakkında açılan davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>\tTaraflar arasında davacı banka ile davalı şirket arasında genel kredi sözleşmeleri imzalandığı, diğer davalıların 06/06/2014 ve 19/11/2013 tarihli sözleşmelerde müteselsil kefil olarak imzasının yer aldığı, 06/06/2016 tarihli sözleşmede ise davalı ...'ın kefaletinin bulunmadığı, diğer davalıların müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının bulunduğu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine davacı tarafından kredi hesabının kat edilerek davalılar aleyhine icra takibi başlatıldığı, davacı tarafından 2.000.000,00 TL harca esas değer gösterilmek suretiyle anılan miktara yönelik itirazın iptali davası açıldığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.<br>\tİstinaf itirazları kapsamında uyuşmazlık, icra müdürlüğü ve mahkemenin yetkili olup olmadığı, takip tarihi itibarıyla davacının davalı ...'tan talep edebileceği alacak bulunup bulunmadığı, var ise miktarı, alacağın davacı ile davalı asıl borçlu şirket arasında akdedilen hangi genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığı, davalı kefilin gayri nakit alacağın depo edilmesinden sorumlu olup olmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır.<br>\tDavalı ... vekilinin mahkemenin yetkisine ve yetkili icra müdürlüğünde takip yapılmasına ilişkin dava şartına yönelik istinaf itirazları incelendiğinde, taraflar arasında akdedilen 06/06/2014 ve 19/11/2013 tarihli genel kredi sözleşmelerinin 13.4. maddesinde Ankara mahkeme ve icra dairelerinin yetkili olduğu hükme bağlanmıştır. <br>\t Davalı ... vekili yasal süresi içerisinde sunduğu cevap dilekçesinde açılan davada Mersin mahkemelerinin yetkili olduğunu ileri sürdüğü gibi, dava konusu icra takip dosyasında da borca itirazının yanı sıra Mersin İcra Müdürlüğü'nün yetkili olduğunu bildirerek icra müdürlüğünün yetkisine de itiraz etmiştir.<br>\tİtirazın iptali davalarında yetkili icra müdürlüğünde takip yapılması HMK'nun 114/2. maddesi hükmü uyarınca dava şartı niteliğinde olup, mahkemece İİK'nun 50/2. maddesi uyarınca öncelikle icra dairesinin yetkisine yönelik itirazın incelenmesi gerekmektedir.<br><br>\tAnılan sözleşme tacirler arasında düzenlenmiş ticari nitelikte bir sözleşme olup HMK'nun 17. maddesi uyarınca bu sözleşmedeki yetki şartı asıl borçlu için geçerlidir. TTK'nun 7. Maddesi gözetildiğinde asıl borçlu ile kefillerin birlikte yargılanmalarının müteselsil kefalete ilişkin özellik nedeniyle gerekçeleri gözetildiğinde yetki şartı kefil içinde geçerlidir. Bir başka anlatımla sözleşmede belirtilen ve işbu itirazın iptali davasının açıldığı Ankara Mahkemeleri yetkili mahkeme olduğu gibi, işbu dava konusu icra takibinin yapıldığı Ankara icra müdürlüğü de yetkilidir.<br>\tBu durumda mahkemece, mahkemenin yetkili mahkeme olduğu gibi, dava konusu icra takibinin başlatıldığı Ankara İcra Müdürlüğünün de yetkili olduğu, itirazın iptali davasında yetkili icra müdürlüğünde takip yapılmasına ilişkin dava şartının da gerçekleştiği gözetilerek işin esasına girilmesi isabetlidir. <br>\tDavalı ... vekilinin diğer istinaf itirazlarına gelindiğinde, davacı yan işbu itirazın iptali davasını 2.000.000,00 TL üzerinden harçlandırmak suretiyle anılan miktara yönelik itirazın iptalini talep ederek açmıştır. Dava konusu icra takibinde davalı ... yönünden toplam 1.227.344,55 TL nakit alacağın tahsili, teminat mektubundan kaynaklanan 44.736,00 TL, çekten kaynaklanan 2.030,00 TL gayri nakit alacağın depo edilmesi talep edilmiştir. <br>\tDava dilekçesinde yer alan 2.000.000,00 TL dava değerinin nakit alacak - gayri nakit alacak, alacağın fer'ileri olarak ne miktarlarda talep edildiğinin anlaşılamaması üzerine mahkemece her bir davalı için anılan miktarların ayrı ayrı gösterilmesi yönünde davacı vekiline süre verilmiştir. <br>\tMahkemece verilen süre üzerine davacı vekilince dosyaya ibraz edilen 07/04/2021 tarihli yazılı beyan dilekçesinde, diğer davalılar yönünden 2.000.000,00 TL tutarındaki dava değerine ilişkin ayrıntılı açıklama yapıldıktan sonra, davalı ... için takip talebinde yer alan alacak kalemlerinde belirtilen 5,1,4 numaralı hesap tablosunda dökümü yapılan ana para alacağının fer'ileriyle birlikte fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla tahsilinin talep edildiği belirtilmiştir. <br>\tDava konusu icra takip talebinde, davalı ... yönünden 4 no'lu maddede a başlığı altında yer alan 5 numaralı borçlu cari hesap tablosu, 1 numaralı teminat mektubu borcu, 4 numaralı mevduat hesap tablosunda dökümü yapılan borcun 1.227.344,55 TL'sinden ve ayrıca çekten kaynaklanan 2.030,00 TL ile teminat mektubundan kaynaklanan 44.736,00 TL gayri nakit alacağın depo edilmesinden sorumlu tutulmuştur. <br>\tDavacı vekilinin 07/04/2021 tarihli yazılı beyan dilekçesi karşısında, davalı ... hakkında açılan işbu davanın 1.227.344,55 TL nakit alacağa yönelik itirazın iptali talebiyle açıldığı, gayri nakit alacağın depo edilmesi talebine yönelik itiraz hakkında açılan bir davanın bulunmadığı anlaşılmıştır. <br>\tHal böyle olunca, mahkemece davalı ... hakkında gayri nakit alacak yönünden açılan bir itirazın iptali davasının bulunmadığı gözetilerek açılmayan bir dava hakkında hüküm kurulmamasında bir isabetsizlik görülmediği gibi, anılan miktar yönünden anılan davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde de bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tÖte yandan, davalı şirket ile davacı banka arasında 19/11/2013, 06/06/2014 ve 06/06/2016 tarihli genel kredi sözleşmeleri ile 12/10/2015 tarihli business card üyelik sözleşmesi imzalanmıştır. Davalı ...'ın anılan sözleşmelerden 06/06/2016 ve 12/10/2015 tarihli sözleşmelerde kefalet imzası yok ise de, 19/11/2013 ve 06/06/2014 tarihli sözleşmelerde müteselsil kefil sıfatıyla imzası bulunmaktadır. Davalı ...'ın anılan sözleşmelerdeki kefalet imzasına yönelik bir inkarı bulunmadığı gibi, kefaletleri sözleşmelerin imza tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nun 583 vd. maddelerindeki şekil koşullarına da uygun olup geçerlidir. <br>\tDavacı banka ile davalı asıl borçlu şirket arasında akdedilen genel kredi sözleşmelerinin tümünde ve business card sözleşmesinde davalı ...'ın kefaleti bulunmadığından davalı ... ancak kefalet imzasının bulunduğu genel kredi sözleşmelerinden kaynaklanan bir borcun varlığı halinde bu borçtan müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu tutulabilecektir. Bir başka anlatımla, davalı ... kefalet imzasının bulunduğu 19/11/2013 ve 06/06/2014 tarihli sözleşmelerden kaynaklanan bir borç varsa borçtan sorumlu ise de, 06/06/2016 tarihli genel kredi sözleşmesinden ve 12/10/2015 tarihli business card üyelik sözleşmesinden kaynaklanan borçtan sorumlu tutulamayacaktır. <br>\tGenel kredi sözleşmesi cari hesap şeklinde işleyen bir sözleşme olup, borcun herhangi bir tarihte sıfırlanmış olması kefilin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacak olup, aynı sözleşme kapsamında yeniden kredi kullandırılması halinde sözleşmede imzası bulunan kefil borçtan sorumlu tutulabilecek ise de, genel kredi sözleşmelerinden sadece bir veya bir kaçında müteselsil kefil sıfatıyla imzası bulunan kefilin, kefaletinin bulunmadığı genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borçtan sorumlu tutulması, sözleşmeler arasında açık bir bağlantı kurulmadığı takdirde mümkün değildir. <br>\tMahkemece yargılama aşamasında alınan ve banka kayıtları üzerinde yerinde yapılan incelemeyi içeren bilirkişi raporu, dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgeler karşısında davalının kefaletinin bulunmadığı 06/06/2016 tarihli genel kredi sözleşmesi Usd cinsinden olup, davalı ...'tan talep edilen alacak kalemleri ise TL cinsinden alacak kalemleridir. Bilirkişi banka kayıtlarında inceleme yaparak kesin olarak talep edilen borç ile genel kredi sözleşmeleri arasında doğrudan ve açık bir irtibat kurmamış ise de, rapordaki tespitler karşısında bch, ticari kmh ve teminat mektup komisyon alacağının davalı ...'ın kefaletinin bulunduğu genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. <br>\tHükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı ... yönünden tespit edilen alacak kalemleri arasında kredi kartı borcu bulunmamakta olup, davalı imzasının bulunmadığı sözleşmeden kaynaklanan kredi kartı borcundan ise sorumlu tutulmamıştır. <br>\tHal böyle olunca, mahkemece yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunun banka kayıtları üzerinde yerinde yapılan incelemeyi içerdiği, davacının imzasının bulunmadığı genel kredi sözleşmesinin Usd cinsinden limitli olduğu, davalı ...'tan işbu dava konusu icra takibiyle tahsili talep edilen nakit alacak kalemlerinin TL cinsinden bulunduğu, Usd cinsinden düzenlenen 06/06/2016 tarihli gks limitleri artırılırken aynı zamanda TL cinsinden olan ve davalı ...'ın müteselsil kefil sıfatıyla imzası bulunan 06/06/2014 tarihli gks limitinin de artırıldığı, bu durumun anılan TL cinsinden gks'nin ayakta tutulduğunu da gösterdiği, davalı ...'ın müteselsil kefil sıfatıyla imzası bulunmayan TL cinsinden bir gks sözleşmesi de bulunmadığı, hüküm altına alınan nakit alacak miktarının davalı ...'ın kefalet imzasının bulunduğu 19/11/2013 ve 06/06/2014 tarihli genel kredi sözleşmelerinden kaynaklandığı gözetilerek hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tDavalı ... yönünden hüküm altına alınan alacak likit, bir başka anlatımla bilinebilir ve hesaplanabilir nitelikte olduğundan, İİK'nun 67. maddesi uyarınca davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tDavalı ... vekilinin vekalet ücreti ve yargılama giderlerine yönelik istinaf itirazına gelindiğinde, 6325 sayılı HUAK'nun 18/A-10. maddesi; \"Arabulucu; taraflara ulaşılamaması veya taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması ya da tarafların anlaşması yahut tarafların anlaşamaması hallerinde arabuluculuk faaliyetini sona erdirir ve son tutanağı düzenleyerek durumu derhal arabuluculuk bürosuna bildirir.\", mahkemenin karar tarihinde yürürlükte bulunan 18/A-11. maddesinde; \"Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmez.\", HUAK Yönetmeliğinin 24/2. maddesi; \"Başvuran taraf, kendisine ve elinde bulunması halinde karşı tarafa ait her türlü iletişim bilgisini adliye arabuluculuk bürosuna verir. Adliye arabuluculuk bürosu, tarafların resmi kayıtlarda yer alan iletişim bilgilerini araştırmaya da yetkilidir. İlgili kurum ve kuruluşlar uyuşmazlık konusuyla sınırlı olmak üzere adliye arabuluculuk bürosu tarafından talep edilen iletişim bilgilerini vermekle yükümlüdür.\", 24/3. maddesinde, \"Taraflara ait iletişim bilgileri, görevlendirilen arabulucuya adliye arabuluculuk bürosu tarafından verilir. Arabulucu bu iletişim bilgilerini esas alır, ihtiyaç duyduğunda kendiliğinden araştırma da yapabilir. Elindeki bilgiler itibariyle her türlü iletişim vasıtasını kullanarak görevlendirme konusunda tarafları bilgilendirir ve ilk toplantıya tarafları ve varsa avukatlarını birlikte davet eder. Bilgilendirme ve davete ilişkin işlemlerini belgeye bağlar. Arabulucu, taraflara ulaşamaması halinde, ulaşmak için hangi yolları denediğini ve hangi sebeplerle ulaşamadığını son tutanakta belirtir.\", 25/9. Maddesinde \"Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve .... arabulucu tarafları ilk toplantıya her türlü iletişim aracıyla davet ettiğini belgendirir. Arabulucunun düzenlediği belgeler geçerli mazeretin değerlendirilmesinde esas alınır.\"  hükümlerini içermektedir. <br>\tİlk derece mahkemesi karar tarihinden sonra Anayasa Mahkemesi'nin, 14/03/2024 tarih 2023/160 Esas 2024/77 Karar sayılı ilamıyla 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda, toplantıya katılmayan tarafın davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderlerinin tamamından sorumlu tutulacağı, ayrıca bu taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmeyeceğini düzenleyen dava şartı arabuluculuğa ilişkin 18/A maddesi iptal edilmiştir. 14/11/2024 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 7531 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile HUAK'ın iptal edilen 18/A maddesi hükmü yerine yeni bir düzenleme yapılmıştır. Yapılan bu düzenlemeye göre ilk arabuluculuk toplantısına katılmayan taraf, davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulacak olup, yine bu taraf lehine hükmedilecek vekalet ücretinin de yarısını ödeyecektir.<br>\tYargılama aşamasında mahkemece Ankara Arabuluculuk Bürosuna getirtilen arabuluculuk dosyasında yer alan arabuluculuk ilk toplantı ve bilgilendirme tutanağından davalı ...'ın kendisine iadeli taahhütlü çağrı (26722840472 kodlu) gönderilmesine rağmen katılmadığının belirtildiği görülmüştür. <br>\tDavalı ...'ın arabuluculuk görüşmelerine ilişkin ilk oturuma usulünce davet edilmesine rağmen herhangi bir mazeret bildirmeden arabuluculuk görüşmelerine katılmamıştır. Toplantı tutanağında iadeli taahhütlü çağrının kodu da açıkça belirtilmiştir. <br>\tBu durumda gelinen aşamada yapılan yasal değişiklik karşısında davalı ...'ın arabuluculuk görüşmelerine usulünce davet edildiği, mazeret bildirmeden arabuluculuk görüşmelerine katılmadığı, davada kısmen haklı çıktığı gözetilerek karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulacağı gibi, yine bu taraf lehine hükmedilecek vekalet ücretinin de yarısını ödeyeceğinden yargılama giderlerine yönelik istinaf itirazı gelinen aşamada yapılan yasal değişiklik nedeniyle kısmen yerinde görülmüştür.<br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davalı ... hakkında davanın kısmen kabulü yönündeki kararında yargılama giderleri yönünden isabet görülmediğinden ilk derece mahkemesi kararının davalı ... hakkındaki yargılama giderlerine ilişkin kısım yönünden kaldırılmasına, davalı ... vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine, ilk derece mahkemesinin davalı ... dışındaki diğer davalılar hakkındaki kararı kesinleştiğinden diğer davalılar hakkında yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, davalı ... hakkındaki davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM : Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\tA)1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun yargılama giderleri yönünden KISMEN KABULÜNE, <br>\t2-Ankara 3. Asliye Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/05/2021 tarih 2020/140 Esas 2021/405 Karar sayılı kararının davalı ... hakkındaki yargılama giderleri yönünden KALDIRILMASINA, davalı ... vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine,<br>\tB)1-Davalılar ... Makina San. ve Tic. Ltd. Şti., ... ve ... hakkında ilk derece mahkemesince verilen karar kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, <br>\t2-Diğer davalılarla tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, davalı ... hakkındaki davanın KISMEN KABULÜNE, davalı ...'ın Ankara 13. İcra Müdürlüğü'nün 2020/794 sayılı icra takip dosyasında 1.106.756,04 TL asıl alacak, 92.538,83 TL işlemiş faiz, 4.626,93 TL BSMV, 4.960,90 TL masraf olmak üzere toplam 1.208.882,70 TL nakdi alacağa yönelik itirazının iptaline, takibin anılan miktarlar üzerinden ve hüküm altına alınan 1.106.756,04 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren %46 oranında temerrüt faizi uygulanmak suretiyle devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,<br>\t3-İİK'nun 67/2. maddesi gereğince hüküm altına alınan alacak üzerinden %20 oranında hesaplanan 241.776,54 TL icra inkar tazminatının, diğer davalılar hakkında kesinleşen kararda yer alan icra inkar tazminatı miktarıyla tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, davalı ...'tan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t4-Alınması gereken 79.072,13 TL karar ilam harcından peşin alınan 5.792,51 TL harç ile icra dosyasına yatırılan 28.362,49 TL icra peşin harcının mahsubu ile bakiye 44.917,13‬ TL harcın, diğer davalılar hakkında kesinleşen kararda yer alan karar ilam harç miktarıyla tahsilde tekerrür olmamak ve anılan miktar yönünden müteselsil olmak kaydıyla davalı ...'tan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>\t5-Davacı tarafından yatırılan 5.792,51 TL peşin harç, icra dosyasına yatırılan 28.362,49 TL icra peşin ile 54,40 TL başvurma harcının, diğer davalılar hakkında kesinleşen kararda yer alan miktarla tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalı ...'tan alınarak davacıya verilmesine, <br>\t6-Davacı tarafından yargılama aşamasında yapılan 1.500,00 TL bilirkişi ücreti, 233,00 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 1.733,00 TL yargılama giderinin davanın kabul ret oranına göre kabul edilen kısma isabet eden 1.706,93 TL ile davalı ...'ın mazeretsiz olarak arabuluculuk toplantısına katılmaması nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A maddesi gözetilerek ret kısmına isabet eden kısmın 1/2'si olan 13,03 TL'den davalı ...'ın sorumlu bulunduğu gözetilerek toplam 1.719,96 TL'nin, diğer davalılar hakkında kesinleşen kararda yer alan miktarla tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalı ...'tan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,<br>\t7-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca alınması gereken 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ret oranına göre hesaplanan 1.300,14 TL'si  ile davalı ...'ın mazeretsiz olarak arabuluculuk toplantısına katılmaması nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A maddesi gözetilerek ret kısmına isabet eden kısmın 1/2'si olan 9,93 TL'den davalı ...'ın sorumlu bulunduğu gözetilerek toplam 1.310,12 TL'nin, diğer davalılar hakkında kesinleşen kararda yer alan miktarla tahsilde tekerrür olmamak ve anılan miktar yönünden müteselsil olmak kaydıyla davalı ...'tan alınarak hazineye irat kaydına, <br>\t8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 60.334,23 TL vekalet ücretinin, diğer davalılar hakkında kesinleşen kararda yer alan miktarla tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, davalı ...'tan alınarak davacıya verilmesine, <br>\t9-Davalı ...'ın kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince reddedilen miktar üzerinden hesaplanan vekalet ücretinin, mazeretsiz olarak arabuluculuk toplantısına katılmaması nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A maddesi gözetilerek ret kısmına isabet eden kısmın 1/2'si olan 9.230,92 TL vekalet ücretinin, diğer davalılar hakkında kesinleşen kararda yer alan miktarla tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine, <br>\t10-HMK 333. maddesi gereğince mahkemece yatırılan avansın kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,<br>\tC)1-Davalı ... tarafından yatırılan 20.645,00 TL nispi istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde anılan davalıya iadesine,<br>\t2-Davalı ... tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile anılan davalı tarafından istinaf aşamasında posta masrafı olarak yapılan 118,00 TL olmak üzere toplam 338,70 TL yargılama masrafının davadaki haklılık durumu ve 6325 Sayılı Kanunun 18/A maddesi gözetilerek 2,55 TL'sinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın anılan davalı üzerinde bırakılmasına,<br>\t3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  <br><br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 19/06/2025 <br><br>Başkan -             Üye -                 Üye -               Zabıt Katibi -<br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6b344b2bd91b2f2c","SID":"b0e4840a890a923d"}}