{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T...<br>ERZURUM<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>1. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2024/421 <br>KARAR NO\t: 2025/1089<br>KARAR TARİHİ: 16/06/2025<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 13/12/2023<br>NUMARASI\t: 2022/289  Esas - 2023/865 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı Vekili İddia ve Beyanlarında Özetle; taraf arasında ticari ve hukuki ilişkinin 2017 yılında eser sözleşmesi ile başladığını, müvekkilinin ... Konutları'nın iç kapı ince imalat ve montaj işlerini yaptığını, davalı tarafın imalat bedellerini inşa edilen bina içerisinde bulunan bazı dairelerin tapusunu müvekkiline devretmek suretiyle ödediğini, davalı tarafın kararlaştırılan  dairelerin tamamının mülkiyetini müvekkili üzerine geçiremediğini, dairelerin satışını yaptıktan sonra satış bedelini müvekkiline ödemek üzere birden fazla şekilde düzenlenmiş muvafakatname talep ettiğini, müvekkilinin davalının teklifini kabul ettiğini ve muvafakatname düzenleyerek davalıya teslim ettiğini, davalının muvafakatname sonucunda satmış olduğu taşınmazın bedelini müvekkiline ödediğini, bu satımlar 2017 ile 2019 yılı içerisinde gerçekleştiğini, müvekkili şirketin tüzel kişiliği ve tacir olması sebebiyle ticari banka hesapları ve ticari defterlerinin mevcut olduğunu, zira ticari bir işletmenin yüksek meblağı elden ödeme yapması kanuna ve ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalı taraf ile müvekkili arasında tüm alacak verecek kapandıktan sonra 29.05.2020 tarihinde \"... müvekkilin davalı kurumdan alacağı olan 157.437,00 TL'sinin ... Konutları ... Blok ... Kat ... No'lu dairenin  ... isimli şahsa tapuda devredilmesi ile sona ereceği \" şeklinde düzenlenen muvafakatnamenin geçersiz olduğunu, zira bahse konu olan daire (taşınmaz) muvafakatnamenin düzenlenmesinden önce  satışa sunulduğu ve tapuda devri yapıldığını, muvafakatnamenin literatürdeki niteliği hak sahibinin bir hukuki işlem gerçekleşmeden önce o işleme izin vermesine ilişkin olduğunu, 2019 yılında tapuda devredilen bir taşınmaza 2020 yılında izin verilemeyeceği, var olan iznin ise kesin hükümsüz olduğunun aşikar olduğunu, yine müvekkilinin ... isimli şahsı hiçbir şekilde tanımadığını, müvekkilinin ticari defterlerinin de incelendiğinde ... ile herhangi bir ticari ilişkisinin olmadığı da tespit edileceğini, davalı kurumun ticari şirket olması sebebiyle yüksek tutarlı ödemeyi elden alması ve ya ödemesinin mümkün olmadığını, davalı kurumun bir anonim şirket olduğunu, davalı tacir olması 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 18/2 maddesi gereğince, tacir, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğini, her tacirin, tüm ticarî faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmek, sağduyu sahibi olmak, ileriyi düşünmek ve işlemlerini ona göre organize etmek zorunda olduğunu, basiretli iş adamının 157.437,00 TL gibi bir miktarı sehven müvekkiline ödeme yapması kabul edilebilir nitelikte olmadığını, bu nedenlerle davanın kabulü ile borçlu bulunmadığının tespiti ve davalının %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminata mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı Vekili Savunma ve Beyanlarında Özetle;  taraflar arasında imzalanan \"... Konutları Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi\" kapsamında bir kısım imalatların davacı yüklenici tarafından mal edildiğini, imalat bedelinin  bir kısım gayrimenkullerin tapu devrinin davacı şirkete yapılması suretiyle ödenmesinin kararlaştırıldığını, taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında sözleşmede davacı şirkete bırakılması kararlaştırılan bağımsız bölümlerin tapuda devredilmesi suretiyle sözleşme kapsamında yükümlendiği işin bedeli ödenmiş olmasına rağmen sehven  davacı şirket banka hesabına nakit/çekle ödeme yapıldığını, EK-1 tabloda  davacı şirkete  bırakılması kararlaştırılan Erzurum ili, ... ilçesi, ...ada,.... parselde kayıtlı  ... Konutları ... Blok ...Kat .... No.lu bağımsız bölümün ...'a satışı ve tapu devri davacı şirketin talebi üzerine  yapılmasına rağmen sözleşme kapsamında davacının hak etmiş olduğu alacak bedelinin nakden veya çek ile ödenmeye devam edildiğini, yani  hem  davacı şirkete sözleşme ile bırakılan bağımsız bölümün tapu devri yapıldığı hem de davacı şirkete  nakdi/çekle  ödeme gerçekleştirildiğini, yapılan bu sehvi işlemin muhasebe sisteminden fark edilmesi akabinde davacı şirket ile görüşme yapıldığını ve iş bu dilekçe ekinde sunulan 29.05.2020 tarihli muvafakatname başlıklı belge ile davacı şirketin, müvekkili şirketten olan alacağının nakit olarak ödenmesi yerine ... Konutları ... Blok ... Kat .... No.lu bağımsız bölüm  tapuda ... adına tapuda devredilmesi suretiyle sona erdiğini ve bu işlemin kendi talep ve isteği dahilinde gerçekleştiğini kabul ve taahhüt ettiğini ve davacı şirket tarafına ödenmiş olan tutarın 157.437,00-TL'nı müvekkili şirkete iade edeceğini şifahen bildirilmiş olmasına rağmen müvekkili şirkete iade etmesi gereken 157.437,00-TL'nin iade edilmediğini,  keşide edilen ihtara rağmen tutarın ödenmemesi üzerine Erzurum ..İcra Müdürlüğü'nün 2021/... Esas sayılı dosyası ile davacı şirket aleyhine icra takibine girişildiğini, icra takibine girişilmesinden çok uzun süre sonra davacı şirketin iş bu menfi tespit davasını açmak suretiyle haksız şekilde borçlu olmadığını iddia ettiğini, müvekkili şirketin alacaklı olduğunun açık olduğundan davacı borçlunun haksız, yersiz ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddi ile müvekkilinin alacaklı olduğunun tespitine, İİK m.72/4 uyarınca, müvekkilinin alacağının geciktirilmesi sebebiyle davacı borçlunun alacağın % 20’sinden aşağıda olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve yasal vekâlet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>YEREL MAHKEME KARARI; Mahkemece \"...Dava konusu taşınmazın dava dışı ...'a 30.03.2018 tarihinde devredilmiş olması,  davalının sunduğu \"muvafakatname\" başlıklı, davacının ... Konutları ... Blok ... Kat ... Nolu bağımsız bölümün\" dava dışı ...'a devredilmesi karşılığında, davalı şirketten olan 157.437,00 TL tutarındaki alacağından feragat ettiğine dair ibare bulunan belgenin taşınmazın ...'a devrinden çok sonra 29.05.2020 tarihinde düzenlenmiş olması, menfi tespit davasında ispat yükü kendisine ait olan davalının 157.437,00 TL fazla ödeme yaptığına dair belge sunamamış olması ve tarafların ticari defterlerinde davalının 157.437,00 TL tutarında fazla ödeme yaptığına dair uyumlu bir kayıt olmaması nedenleriyle, davalının alacağını ispatlayamadığı kanaatine varılarak, davanın kabulü ile; davacının Erzurum .... İcra Dairesinin 2021/... Esas (yenileme sonrası 2023/...) sayılı dosyasında davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; <br>1-Davanın kabulü ile; Davacının Erzurum.. İcra Dairesinin 2021/... Esas (yenileme sonrası 2023/...) sayılı dosyasında davalıya borçlu olmadığının tespitine, \" şeklinde karar verilmiştir. <br>İSTİNAF NEDENLERİ;<br>Davacı Vekili İstinaf Dilekçesinde Özetle;  menfi tespit taleplerinin kabul edilmesinin yerinde olduğunu ancak lehlerine kötüniyet tazminatına da hükmedilmesi gerektiğini belirterek katılma yoluyla kararı istinaf etmiştir. <br>Davalı Vekili İstinaf Dilekçesinde Özetle; hem davacı şirkete sözleşme ile bırakılan bağımsız bölümün tapu devrinin yapıldığını, hem de davacı şirkete nakit/çekle ödemenin gerçekleştirildiğini, ... Konutları ... blok .... Kat ... No'lu bağımsız bölüm tapuda devrinin yapılması ile müvekkil şirket muhasebesi tarafından gayrimenkul bedelinin davacı şirkete olan borç tutarından düşülmesi gerektiğini, bu işlemin sehven atlanması nedeniyle davacı şirket carisinde alacaklı göründüğünü, davacı şirkete ödeme yapılmaya devam edildiğini, sehven yapılan işlemin muhasebe sisteminden fark edildiğini, davacı şirket ile görüşme yapıldığını, 29/05/2020 tarihli muvafakatname başlıklı belge ile davacı şirketin müvekkilinin şirketten olan alacağının nakit olarak ödenmesi yerine  ... Konutları ... Blok .... Kat .... No.lu bağımsız bölümün tapuda ... adına tapuda devredilmesi suretiyle sona erdiğini,  bu işlemin kendi talep ve isteği dahilinde gerçekleştiğini kabul ve taahhüt ettiğini, davacı şirketin gayrimenkul devir bedeli olan  157.437,00-TL'yi müvekkil şirkete iade edeceğini şifahen bildirdiğini, ancak imzaladığı 29.05.2020 tarihli muvafakatnamede  açıkça ... Konutları ... Blok ... Kat ... No.lu bağımsız bölümün  ... adına  tapuda devri yapılması işleminin kendi  isteği ve talebi ile yapıldığını, bu şekilde müvekkil şirketten olan 157.437,00-TL alacağın sona erdiğini kabul etmiş olmasına rağmen müvekkil şirkete iade etmesi gereken   157.437,00-TL'yi iade etmediğini, davacı tarafın muvafakatname içerine bakmadan imzaladıklarını iddia ettiklerini, bu durumun kabul edilemeyeceğini, davacı tarafın tacir konumunda olduğunu, belgeye bakmadan imza atılmasının gerçeği yansıtmadığını, müvekkil şirketin alacaklı konuma geldiğini, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını davanın reddi ile İİK 72/4 maddesi gereğince davacının tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir.  <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda;<br>Dava, eser sözleşmesinden kaynaklı fazla ödemeye dayalı başlatılan icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkindir. Davanın kabulü üzerine taraf vekillerinin yukarıda belirtilen nedenlerle kararı istinaf ettikleri anlaşılmıştır.<br>Davacı tarafın yüklenici davalı tarafın iş sahibi olduğu, ... Konutları projesi kapsamında bir kısım imalatların davacı yanca inşa edilerek davalıya teslim edildiği, bedelin davacı yana ödendiği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık davalı yanın icra takibine konu ettiği 157.437,00 TL'nin fazla ödeme olarak kabul edilip edilemeyeceği ile davacı yanın bu miktarı ödemekle sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. <br>4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddeleri uyarınca taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. HMK'nın 201. Maddesi \"..Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz.\" hükmünü amirdir. <br>Somut olayda, taraflar arasında 2017-2019 yılları arasında devam eden eser sözleşmesine dayalı hukuki ilişkinin bulunduğu, davalı şirketin 30.03.2018 tarihinde taşınmazı satış yoluyla ...'a devrettiği, 29.05.2020 tarihli \"Muvafakatname\" başlıklı belgede taşınmazın dava dışı ...'a satışından kaynaklı olarak davacı şirketin alacağından 157.437,00 TL tutarın sona ereceğinin kabul ve taahhüt edildiği, tarafların defter ve kayıtlarının incelenmesi sonrasında hazırlanan kök ve ek bilirkişi raporuyla taraflar arasındaki muvafakatnameye konu alacağın mahsubu suretiyle değil değişik tarihlerde yapılan ödemeler ile kapatıldığı, ...'a yapılan tapu devrinden kaynaklı ödemenin göz önünde bulundurulmadığı, ihtilafın yazılı belgeye dayalı fazla ödemeye ilişkin olduğu, belge altındaki imzaya itiraz edilmediği, hata ile imzalandığının iddia edildiği, tarafların tacir oldukları, TMK'nın 6, HMK'nın 190 ve 201 maddeleri uyarınca yazılı belgenin aksinin de yazılı belgeyle ispat edilmesi gerektiği ancak davacı yanın yazılı belgenin aksini yazılı delille kanıtlayamadığı açıktır. (Yargıtay 6. HD., 2022/1049 E., 2023/591 K.) <br>Davacı vekili yazılı \"muvafakatname\" başlıklı yazının aksini iddia etmekte olup, bu yazının aksini yazılı delille ispatlayamamıştır. Davacı yanın 2019 yılında tamamen sona eren ticari ilişki ve 2018 yılında devredilen taşınmazın imalat bedeline ilişkin ödeme niteliğinde olduğu, 2020 tarihli muvafakat yazısıyla aksinin ispat edilemeyeceğine ilişkin savunmasına, ödemeye ilişkin kabulün geriye dönük de yapılabileceği, muvafakat yazısında hangi borca ilişkin hangi devrin yapıldığı ve ne oranda borcu söndüreceği açıkça belirtilmiş olduğundan, itibar edilmemiştir.<br>Davacı vekilinin muvafakatname başlıklı yazının başka delillerin imzalanması sırasında hata ile imzalandığına ilişkin iddiası daha açık bir ifade ile irade sakatlığına ilişkin iddiasını tanık deliliyle ispat etmesi mümkün ise de; davacı vekilinin  sadece taşınmazı satın alan ...'ı tanık olarak bildirdiği, dava dilekçesinde ise ...'ı müvekkilinin tanımadığını, kan bağı ve hukuki bir ilişkisinin bulunmadığını beyan ettiği, dolayısıyla muvafakatnamenin hata ile imzalandığına ilişkin görgüye dayalı tanıklığının bulunmayacağı, bu tanığın dinlenmesinin dosyaya katacağı yeniliğin bulunmadığı gibi davacı vekilinin de bu tanığın dinlenmesine ilişkin istinaf nedeninin bulunmadığı göz önünde bulundurulduğunda davacı yanın irade sakatlığına ilişkin iddiasını da ispat edemediği açıktır.<br>Davalı yanın İİK 72/4 Maddesi kapsamında \"...(Değişik 4. fıkra: 3494 - 9.11.1988 / m.6) Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyatî tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde (Değişik ibare: 6352 - 2.7.2012 / m.15) “yüzde yirmiden” aşağı tayin edilemez.\" tazminat talep ettiği, ancak davacı yanın ihtiyati tedbir talebinin mahkemece reddedildiği, tedbir nedeniyle davalının alacağına geç ulaştığına ilişkin dosyada delil bulunmadığından davalı yanın tazminat talebinin de reddi gerekmiştir.<br>Açıklanan nedenlerle, HMK'nun 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.2. maddesi gereğince kararın kaldırılmasına ancak bu durum yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden dairemizce yeniden hüküm kurulmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>A-Davacı vekilinin Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/289 Esas - 2023/865 Karar sayılı kararına karşı yaptığı istinaf başvurusunun, HMK’nın 353-(1)/b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>B-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile  Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/289 Esas - 2023/865 Karar sayılı kararının HMK’nun 353/1-b.2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA; kaldırılan kararın yerine geçmek üzere YENİDEN HÜKÜM TESİSİ İLE;<br>\"1- Davanın REDDİNE,<br>2-Davalı yanın İİK 72/4 maddesi kapsamındaki tazminat talebinin REDDİNE<br>3-Alınması gereken 615,40-TL karar ilam harcının, başlangıçta peşin alınan 2.688,64-TL harçtan mahsubu ile fazla kalan 2.073,24-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine, <br>4- Yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına,<br>5- Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>6-  Taraflarca yatırılan ve arta kalan gider avansının, kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde yatıran tarafa iadesine,” ŞEKLİNDE YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,<br>C-İstinaf başvurusu sırasında davalı şirket tarafından yatırılan 2.688,63TL nispi istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,<br>Ç-İstinaf başvurusu nedeniyle alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubi ile eksik kalan 187,8‬0 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına<br>D-İstinaf başvurusu sırasında davalı tarafça yapılan 298,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye giderlerin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>E-Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı ikmal ve iadesine ilişkin işlemlerinin mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK 'nun 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.16/06/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"de8ec5ebe563ed3a","SID":"ba75447b306dfc67"}}