{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2022/2041 <br>KARAR NO: 2025/1115<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ: 05/04/2022<br>NUMARASI: 2020/263 Esas - 2022/256 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)<br>KARAR TARİHİ: 26/06/2025<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;     <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Sürücü ...'nın sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla Isparta İli'nden Afyonkarahisar İli istikametine seyir halindeyken ... istasyonu çıkışından yola çıkmak isterken aynı istikamette önünde seyreden müvekkili ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobilin sağ arka kısmına kendi aracının ön kısmıyla çarpması neticesinde çift taraflı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonrası tutulan kaza tespit tutanağına göre sürücü ...'nın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.56/1-c. da öngörülen “önlerinde giden araçların güvenli ve yeterli bir mesafeden izlememek (yakın takip)” kusurunu işlemesi nedeniyle kazanın meydana gelişinde tam kusurlu olduğunun belirlendiğini, aynı tutanağa göre ... plakalı araç sürücüsü ...'ın kazanın meydana gelişinde herhangi bir kusurunun bulunmadığının da belirlendiğini, müvekkilinin davacı ... adına kayıtlı ... plakalı aracında kaza nedeniyle 8.365,16 Euro tutarında maddi hasar meydana gelmiş olup söz konusu zarar Almanya'da yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporla da sabit olduğunu, sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç, diğer davalı ... İnş. Nak. .... San. ve Tic. Ltd. Şti. adına kayıtlı olup diğer davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından ZMSS poliçesi ile sigorta teminatı altına alındığını, davalı ... Sigorta A.Ş. sigortalısına ait araç sürücüsü kazanın meydana gelişinde kusurlu bulunduğunu, kaza sırasında şiddetle sarsılan araçta bulunan davacılar ve küçük yaşlardaki biri bebek üç çocuklarıyla büyük korku ve endişe yaşadıklarını ve ailece yapmayı planladıkları tatili de gereği gibi değerlendiremediklerini,  tatil giderlerine karşılık olmak üzere peşin olarak ödedikleri ve 10.000 TL'sına mal olan tatil harcamasının da tazmini gerektiğini, her bir davacı bakımından 5.000'er TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini, müvekkilinin aracında meydana hasar ve kaza nedeniyle uğradığı toplam 8.365,16 Euro + 10.000 TL tutarındaki maddi ve 10.000 TL manevi zararı tazmin yükümlülükleri bulunduğunu, başvuruya istinaden davalılardan ... Sigorta A.Ş. tarafından davacının uğradığı maddi zararlarına karşılık olmak üzere 15.04.2019 tarihinde 16.189,17 TL tutarında kısmi bir ödeme yapıldığını ancak müvekkilinin gerçek zararı 8.365,16 Euro + 20.000 TL olduğundan ve yapılan kısmi ödeme tarihi itibariyle davacının gerçek zararını karşılamaktan son derece uzak kalmış olup müvekkilinin uğradığı gerçek zararın bakiye kısmına denk gelen zararın da davalılarca tazmini gerektiğini fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla İstanbul ...İcra Dairesi'nde ...E. sayılı icra dosyasında takibe itirazın iptalini, takibin kaldığı yerden devamını, 3.803,62 Euro + 20.000 TL 'nin %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep  etmiştir.  Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının iddialarını tümüyle reddettiklerini, söz konusu kaza sebebi ile davacının aracında oluşan hasar nedeni ile müvekkili şirket tarafından 15.04.2019 tarihinde davacı vekili ...'ya 15.189,17 TL ödeme yapıldığını, müvekkili şirketin sigortacı olmasından kaynaklı yükümlülükleri yerine getirdiğini, söz konusu ödeme ise davacı tarafından yeterli görülmediğini davaya konu araca ilişkin hasar bedelinin müvekkili şirket tarafından ancak Türkiye'de ve Türk Lirası üzerinden yapılacak bir hesaplama üzerinden tespit edilebilecek olduğunu davacının talep ettiği gibi Euro kuru üzerinden hesaplanması hukuka ve hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini, kaza tespit tutanaklarının kesin delil niteliğinde olmadığını, müvekkili sigorta şirketinin KDV'den sorumlu tutulabilmesi için, zarar görenin aracını onarırken KDV ödediğini ispatlaması ve yansıtma faturası kesmesi gerektiğini, dosya kapsamında davacının KDV ödediğine ilişkin herhangi bir bilgi ve belge mevcut değilken hasar bedelinin KDV dâhil belirlenerek hüküm kurulması hukuka ve kanuna aykırı olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ...  davaya cevap vermemiştir.  Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,  \"Davanın reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Hükme esas alınan raporların eksik incelemeye dayalı olarak hazırlandığını, aracın rayiç değeri hesaplanırken marka, model, kilometre durumu, önceki hasarlar gibi temel faktörlerin yanında aracın fiziksel durumu  ve kaportasının ve sair dış parçalarının da sağlam ve deformesiz temiz olması gibi kriterler de büyük önem taşığını, aracı fiziksel olarak tetkik eden Almanya'daki eksper tarafından bu gibi temel ve yan faktörlerin tümü bir arada değerlendirilmek suretiyle rapor hazırlandığını, bu nedenlerle Almanya'da düzenlenen eksper raporunun çok daha sağlıklı biçimde tanzim edildiğini raporda da ekspertiz raporunda varılan kanaate itibar edilmesi gerektiğini rapora yönelik itirazlarının dikkate alınmadan hüküm kurulmuş olmasının hatalı olduğunu, davacıların belge ibraz edilmemiş dahi olsa kiralanan eşyalı dairede karşılık ödemeden konaklamasının hayatın olağan akışına da aykırı olduğundan dosyanın bilirkişiye tevdi ile hakkaniyete uygun bir hesaplama yapılması gerektiğini, davacının tatile çıktığı ve söz konusu kiralık evde konaklama yapmış olduğunun tanık beyanlarıyla sabit olduğunu, davacıların manevi zarara uğradığını, davacıların tatil süreleri içinde kaza geçirdiklerini, meydana gelen kazanın mutlak biçimde planlarını etkilediğini ve maddi -manevi yönden zarara uğrattığını, tatil sırasında ulaşım ihtiyacını karşılayamadıklarını, davacılar bakımından sadece bu durumun bile kaygı, stres ve endişeye yol açtığını, gezip görmeyi planladıkları yerlere araç mahrumiyetinden dolayı gidemediklerini, davacılar bakımından manevi bir zararın ortaya çıktığını, durumun herhangi kayıt ve yazılı belgeye bağlanmasın mümkün olmadığını, yerel mahkemenin somut delil sunulamadığı gerekçesiyle talebin reddine karar vermesinin hatalı olduğunu, kazanın bayram dönemine denk gelmiş olmasının da araç mahrumiyetini iyice pekiştirdiğini ve davacıların tatillerinin tam anlamıyla zehir olduğunu, tanıkların dava dilekçesinde yer almayan konularda anlatımlarda bulunduğuna dair kanaate varıldığını, dosyada mevcut tanık beyanları irdelendiğinde tümüyle dava konusu vakıalara yönelik ve davayı aydınlatıcı mahiyette ifadeler olduğunun anlaşılacağını, bu yöndeki kanaatin bile dosyadaki delillerin yerel mahkemece gerektiği gibi incelenmediğinin ortaya koyduğunu, kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle maddi- manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından; 19/08/2018 tarihinde davacı ...'a ait diğer davacının idaresindeki ... araca, davalıların ... sigortacısı ve işleteni olan aracın arkadan çarpması ile meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle aracının Almanya da tamir ettirdiği hasar bedeli, tatillerini geçirmek için kiraladıkları ev ve tatili planladıkları gibi değerlendiremediklerinden tatil parası ve korku endişe nedeniyle manevi tazminat talep edildiği anlaşılmıştır. Davacılar vekili 26.02.2020 tarihli beyan dilekçesi ile talep sonucunu; \"...davacıların araç hasarından dolayı uğradıkları  maddi zarara karşılık olmak üzere 3.803,62 Euro maddi tazminat, kaza sebebiyle yaşadıkları korku, kaygı ve stres ve tatillerini de gerektiği gibi değerlendirememiş olmaları sebebiyle ortaya çıkan manevi zararlarına karşılık olmak üzere her bir davacı bakımından 5.000'er TL olmak üzere toplam 10.000 TL manevi tazminat ve ücretini peşin olarak ödedikleri kiralık ev kirası, Almanya'dan Türkiye'ye gidiş dönüş yol, ulaşım, benzin , 5 kişilik aile için yeme içme ve sair masraflara karşılık olmak üzere toplam 10.000 TL maddi tazminat talebimiz bulunmaktadır.\" şeklinde açıklamıştır. Olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56.maddesinde, Hâkimin, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebileceği belirtilmiştir. Somut olayda davacıların kazada yaralandıklarına ilişkin rapor sunulmadığı, kaza tespit tutanağının da maddi hasarlı kaza olarak düzenlendiği belirtilmiştir. Şu halde davacılar bedensel zarara uğramadığından olayda manevi tazminat isteme şartları oluşmamıştır. Mahkemece manevi istemin reddine karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Mahkemece; kazada davalı sigorta şirketine sigortalı olan .. plakalı aracın  sürücüsü olan dava dışı ...'ın tam kusurlu olup davacı tarafa ait araç sürücüsünün ise kazada bir kusurunun bulunmadığı,  davacıya ait aracın hasarının onarımının ekonomik olmayacağının ve aracın pert total kabul edilmesi gerektiğinin tespit edildiği, aracın sovtaj bedelinin tenzili sonrası 1590 Euro gerçek zararın bulunduğu, davalı sigorta tarafından ödeme tarihi kuru itibariyle 2313,13 Euro ödeme yaptığı dolayısıyla zararın davalı tarafından giderildiği anlaşıldığından davacının hasara ilişkin talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacının araç hasar tazmini yanında 10.000 TL'lik tatil masraflarının da davalılardan tahsilini talep ettiği görülse de ZMSS genel şartlarının teminat dışı kalan halleri düzenleyen A.6/k maddesinde \" Gelir kaybı, kâr kaybı, iş durması ve kira mahrumiyeti gibi zarar verici olguya bağlı olarak oluşan yansıma veya dolaylı zararlar nedeniyle yöneltilecek tazminat talepleri\" hükmünün düzenlendiği tatil masraflarının dolaylı zarar olduğu ve teminat dışı hal olduğu anlaşıldığından tatil masraflarından davalı sigorta şirketinin sorumlu tutulması mümkün değildir. Davacının tatilinin söz konusu kaza sebebiyle akamete uğradığını ispat edemediği gibi salt kira sözleşmesi ile tatil bedelinin ödendiğinin kabulünün mümkün olmaması sebebiyle araç maliki olan diğer davalı yönünden de tatil masrafları yönünden davanın kabul edilmemiş olmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek  raporlarında; \"... \"19/08/2018 tarihinde meydana gelen kazaya ait trafik kazası tespit tutanağındaki tespitlerin, dava konusu ... plakalı araçta meydana gelen hasar ile uyumlu olduğu ve hasarın durumunun kazanın oluş şekline alınan darbelere uygun olduğu, dosya kapsamında aracın onarımına ilişkin onarım fotoğrafları ve onarım faturası bulunmadığı,  ... plaka sayılı ... markaltip, 2011 model otomobilin Almanya koşullarında kaza tarihi itibariyle dava konusu kaza öncesindeki serbest piyasa koşullarındaki piyasa rayiç değerinin 4.750,00 Euro ve kaza sonrası-sovtaj değerinin 3.160,00 Euro olabileceği, dava konusu ... plaka sayılı otomobildeki toplam hasarlı parça, malzeme ve işçilik tutarının 8.365,16 EUR olabileceği hususu, aracın rayiç ve sovtaj değeri dikkate alındığında, aracın tamirinin Almanya şartlarında ekonomik olmayacağı, aracın ... kabul edilebileceği, (ekspertiz raporunda aracın rayiç değeri 6.000,00  Euro  belirtilmiş, ancak  yargıtay kararlarında da belirtilen yabancı ülkedeki piyasa değerine ilişkin denetlenebilir örnek ile desteklenmemiş olduğu ( başka bir ifade ile raporda 6000 Euro  olarak belirtilmiş olsa bile, bu fiyatların denetlenebilir örnekler ile desteklenmediği, yapılan rayiç değer tespitinin somut örnekler ile desteklenememiş), dava konusu aracın Almanya şartlarında piyasa değerine ilişkin ikinci el satışına yönelik internet siteleri (suche.pkw.de, automobile .e, autoscout24.de, mobile.de) üzerinden yapılan araştırmalar sonucunda emsal özelliklere sahip (marka, modeli, tüm teknik özellikleri, km değeri, fiziksel özelliklerini de içeren) aracın dava konusu kazadan önceki 2.el fiyatının, aracın bulunduğu Almanya piyasa koşullarında ortalama 4.750,00 Euro olabileceği tespit edildiği, davacı vekilinin itiraz dilekçesi ekinde veya Almanya'daki tespitlerde, tespit edilen 6000 Euro piyasa değerinin dayanağı somut örnekler ile desteklenmediğinden tarafınca uyulmadığı,  araçta meydana gelen toplam zarar tutarının kaza tarihi itibariyle 1.590,00 Euro olabileceği, talep edilen tatil gideri ve diğer talepler uzmanlık alanı dışında kaldığından değerlendirme yapılamadığı, davalı sigortanın 15.189,17 TL (ödeme tarihi olan 15/04/2019 tarihinde kur 6,5665 TL= 1 Euro olmak üzere 2.313,13 Euro) tutarında bir ödeme yapıldığını belirttiği, dosya kapsamında ödemeye ilişkin 15/04/2019 tarihli EFT-havale dekont fotokopisi bulunduğu, Mahkemece belirtilen ödemenin kabulü halinde kalan bakiyenin  bulunmadığı, \" tespit edildiğine göre  denetlenebilir, bilimsel verilere uygun açıklayıcı olan bilirkişi raporunun mahkemece hükme esas alınmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin bilirkişi raporuna yönelik istinaf itirazlarının yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Bu nedenlerle; davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.  <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davacılar vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.26/06/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b86058d0a511e494","SID":"9bd36f72ac6397d0"}}