{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    <br>T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2025/328 <br>KARAR NO\t\t: 2025/1059<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 10/12/2024<br>NUMARASI\t\t: 2024/387 2024/1037<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 07.07.2025 <br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 07.07.2025<br><br>\tİzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 10.12.2024 tarih 2024/387 E. 2024/1037 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili, davalılar .... Tic. A.Ş. vekili,  davalı ... vekili, davalı ... A.Ş. vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ...... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA :Davacı vekili, 16.05.2013 tarihinde, davalı sigorta şirketinin ZMMS sigortacısı, davalı .... A.Ş.'nin işleteni ve davalı ...'in sürücüsü olduğu ... plakalı otobüsün, müvekkili şirketin sigortalısı olan ve tatil için Türkiye'de bulunan Alman vatandaşı ...'e çarptığını, müvekkilinin ağır yaralandığını, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün tam kusurlu olduğunu, 6111 sayılı kanunun 59. maddesi ile 2918 sayılı kanunun 98. maddesinde yapılan değişiklik ile, 98. maddede belirtilen aktarımın yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın, trafik kazaları sonucunda ortaya çıkan tedavi giderlerinden ...'nun sorumlu olacağının, özel sigorta şirketlerinin bu hususta bir sorumluluğunun bulunmayacağının düzenlendiğini, müvekkili şirketin tedavi giderleri dışında 1.325,83 Euro bakım gideri (6 haftalık kiralık tekerlekli sandalye masrafı, kol değneği, yürüme aparati, ortopedik yastık, ayak tabanlığı, dolaşım hızlandırıcı çorap); sigortalı .... .'in kaza nedeniyle çalışamadığı 27.06.2013-02.07.2014 tarihleri arasındaki dönemde 22.561,90 Euro hastalık parası; 4.388,40 Euro emeklilik sigortası katkısına verilen yedek kazanç hizmet bedeli ve 85,60 Euro ulaşım gideri olmak üzere toplam 28.361,73 Euro ödemek zorunda kaldığını, ayrıca 2918 sayılı yasanın 98. maddesi kapsamına dahil olan tedavi giderleri bakımından ise 2.919,41 Euro fizik tedavi ve ses terapisi ve 26.583,50 Euro hastane masrafı olmak üzere toplam 29.502,91 Euro ödendiğini, bu giderlerin tamamıyla SGK'nın ödemekle yükümlü olduğu tedaviye ilişkin mecburi giderlerler olduğunu iddia ederek, 57.864,64 Euro'nun 2918 sayılı yasanın 98. maddesi kapsamında olmayan 28.361,73 Euro tutarındaki kısmının, davalı işleten, sürücü ve sigorta şirketinden, işleten ve sürücü bakımından haksız fiil tarihinden, sigorta şirketi bakımından dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesinde işletilecek faizi ile birlikte; 2918 sayılı yasanın 98. maddesi kapsamına dahil olan 29.502,81 Euro tutarındaki kısmının, davalı işleten, sürücü ve SGK'den, işleten ve sürücü bakımından haksız fiil tarihinden, ...bakımından dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesinde işletilecek faizi ile birlikte aynen veya mümkün olmaması halinde fiili ödeme günündeki TL karşılığının, müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tCEVAP\t: Davalılar ... ...Tic. A.Ş. vekili, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, kazanın ... meydana geldiğini, davalı müvekkillerinin yasal ikametgah adreslerinin ... olduğunu, diğer davalı şirketin yasal ikametgah adreslerinin.....l olduğunu, TBK'nın 72. maddesi ve 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu hükümleri gereğince dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDavalı ... vekili, davacıya ödeme yapılmasının 6111 sayılı yasanın kapsamı dışında olduğunu, müvekkili kurumun trafik kazasında yaralananların tedavilerini karşılamakta olduğunu, 3. Kişilerin ödemeleri sebebiyle Kuruma müracaat haklarının bulunmadığını, müvekkili kurumun trafik kazasından doğan tedavi giderlerini SUT hükümleri doğrultusunda karşıladığını, tedavi giderinden SUT hükümleri ile sorumlu olduğunu, bunun dışında sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı ... A.Ş. vekili, talep edilen güç-efor kaybı tazminatının (geçici iş görmezlik tazminatı) tedavi giderleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini; kusur oranlarının belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden rapor alınması gerektiğini, Adli Tıp İhtisas Kurumu 3. İhtisas Dairesi'nden maluliyet oranı bakımından rapor alınması gerektiğini, savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, ilk derece mahkemesinin 2016/206 Esas sayılı dosyası ile birleştirilen İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/468 Esas sayılı dosyasında ortak olarak alınan kusur raporunda davalı sürücünün kazanın meydana gelmesinde tek başına etken olduğunun tespit edildiği; sonrasında birleşen 2016/468 E. sayılı dosyasının tefrik edilerek eldeki 2024/387 Esas sırasına kaydedildiği; davacının 2016/206 Esas sayılı dosyasında davacı konumundaki ...e Almanya Federal Cumhuriyeti yasalarına göre sosyal güvenlik hukukundan kaynaklı bir kısım ödemeler yaptığı, bu ödemeleri eldeki dosyada kazaya etken olan sürücü, işleten ZMMS sigortacısından rücuen tahsilini talep ettiği, tefrik öncesinde  İstanbul 2. Adli Tıp İhtisas Kurulu'ndan alınan 26.03.2021 tarihli raporda dava dışı ...in %36,2 oranında sürekli iş göremezliğinin oluştuğu, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 9 ay olduğunun tespit edildiği; tefrikten sonra alınan 04.11.2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda davacı kurumun  rücu hakkının olup olmadığı ve rücu edebileceği miktarın tespit edildiği gerekçesiyle, davanın ... yönünden kısmen kabulüne, diğer davalılar yönünden kabulüne, 11.863,50 Euro'nun ...,. ..A.Ş. ve ...yönünden kaza tarihinden itibaren, 3095 sayılı yasanın 4/a maddesince yürütülecek değişken faizi ile birlikte ve TCMB fiili ödeme tarihindeki TL karşılığının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 28.361,73 Euro'nun ..., . ..A.Ş. yönünden kaza tarihinden itibaren, davalı ... A.Ş. yönünden dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesince yürütülecek değişken faizi ile birlikte ve TCMB fiili ödeme tarihindeki TL karşılığının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, (davalı ... A.Ş.'nin sorumluluğunun poliçe teminat limiti olan 250.000 TL olduğu gözetilmek kaydıyla); 17.639,41 Euro'nun ..., A.Ş. yönünden kaza tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesince yürütülecek değişken faizi ile birlikte ve TCMB fiili ödeme tarihindeki TL karşılığının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. \t<br>\tKarara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, davanın ...yönünden kısmen, diğer davalılar yönünden tam kabulüne karar verilmiş olmasına rağmen müvekkili lehine yalnızca 30.089,61 TL vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, AAÜT'nin 13/1. karar tarihi olan 10.12.2024 tarihinde  1 Euro'nun 36.7813 TL olduğunu, 11.863,50 Euro (436.354,95 TL) için vekalet ücretinin 69.453,24 TL; 28.361,73 Euro (1.043.181,29 TL) için vekalet ücretinin 158.045,38 TL; 17.639,41 Euro (648.800,43 TL) için vekalet ücretinin 101.320,06 TL olduğunu, kararın bu yönden düzeltilmesini talep etmiştir. <br>\tDavalılar ... San. Tic. A.Ş. vekili, davacı kurum ile müvekkilleri arasında herhangi bir sözleşme bağlantısı olmadığını, bu nedenle haksız fiil zamanaşımı süresi dikkate alındığında eldeki davanın zamanaşımına uğradığını, her iki dava aynı trafik kazasından kaynaklanan taleplere ilişkin olup, aralarında hukuki ve fiili bağlantı bulunduğunu, davalarda talep edilen tazminat alacaklarının mükerrerliğinin önlenmesi bakımından mahkemenin 2016/206 Esas sayılı dosyası ile eldeki dosyanın tekrar birleştirilmesi ve yargılamaya bu şekilde devam edilmesi gerektiğini, davacı vekili tarafından delil olarak CD içinde dosyaya sunulan belgelerin tasdikli ve apostil şerhli olarak sunulması gerektiğini, kusur tespitine ilişkin bilirkişi raporlarını kabul etmediklerini, hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunda talep konusu alacağa esas alınan harcama belgelerinin Türk tazminat hukukuna uygunlukları yönünden ayrıntılı ve gerekçeli, denetime elverişli bir değerlendirme yapılmadığını, dava dışı sigortalının kazadan önce herhangi bir rahatsızlığının olup olmadığı, geçirdiği hastalıktan dolayı sekelinin bulunup bulunmadığı konularında ayırt edici tam bir muayene yapılmadığını, tefrikten önce alınan raporlarla, hükme esas alınan 04.11.2024 tarihli bilirkişi heyet raporu arasında çelişkiler bulunduğunu, davalı ....'nın sorumlu olduğu alacak miktarları yönünden yasa değişikliğinden sonra müvekkillerine rücu imkanının kalmadığını, ...ile birlikte müvekkillerinden talep edilen 29.502,81 Euro yönünden müvekkillerinin sorumluluğunun bulunmadığını, hükme esas alınan 04.11.2024 tarihli bilirkişi heyet raporuna yansıtıldığı üzere kazada yaralanan dava dışı mağdurun tıbbi fizyolojik iyileşme süresinin 16.05.2023 tarihinden itibaren 18 aya kadar devam edebileceği yönünde yapılan tespitin, dava dışı mağdura yargılama safahatında Adli Tıptan aldırılan maluliyet ve geçici iş göremezlik raporuna aykırı olduğunu, bu hususta mahkemece gerekçeli kararda bir değerlendirme yapılmamasının da usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı ile müvekkilleri arasında herhangi bir sözleşme ilişkisinin olmadığını, müvekkilleri yönünden faiz başlangıcının ancak dava tarihi olacağını, davalı sigorta şirketinin zamanında dava ile temerrüde düştüğü tarihte dahi ödeme yapmamış olması nedeniyle usul ve yasaya uygun olarak sigorta yaptıran, primlerini zamanında aksatmadan ödeyen müvekkillerinin telafisi güç zarara uğradığını, davalı sigorta şirketinin geç ödemesinin kendi kusuru olduğunu ve kendi lehine bir fayda sağladığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tDavalı ... vekili, davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, Türkiye ile Almanya arasında 01.11.1965 tarihinde yürürlüğe giren Sosyal Güvenlik sözleşmesinin 50. maddesine göre...sigorta şirketince müvekkili kuruma karşı rücu davası açılamayacağını, ancak akit taraf sigorta şirketi tarafından kazazedenin yaralanmasında sorumluluğu bulunan üçüncü şahsa karşı rücu hakkının kullanılabileceğini, bu nedenle davanın müvekkili kurum açısından husumet yokluğundan reddi gerektiğini, sosyal güvencesi olmayan kazazedelerin tedavi giderlerinin ...tarafından, kendi mevzuatına uygun olarak karşılanacağını; trafik kazası sonucu yapılan sağlık harcamalarının karşılanması prosedürünün, doğrudan 5510 sayılı Kanunun ve buna göre çıkarılan yönetmeliklerin uygulanması ile ilgili olduğunu, dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, trafik kazalarına bağlı tedavi giderleri konulu 2012/5 sayılı müvekkili Kurum Genelgesi 1. maddesinin beşinci fıkrasında; \"Yabancı uyruklu kişilerin trafik kazalarına bağlı tedavilerinin devamını yabancı ülkelerde sürdürmeleri halinde yurt dışında verilen tedavi hizmetlerinin bedeli Kurumca karşılanmayacaktır. T.C. uyruklu kişilerin yurt dışı tedavileri ise Kurumun ilgili mevzuatı çerçevesinde yürütülecektir.\" şeklinde düzenleme bulunduğunu, ülkemizde geçirilen trafik kazaları sebebiyle ülkemizde sağlanan sağlık hizmet bedellerinin müvekkili kurum tarafından karşılandığını, yurt dışındaki tedavi işlemlerinin ise 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun 66. maddesi ve Genel Sağlık Sigortası Uygulamaları Yönetmeliği ile Sağlık Uygulama Tebliği hükümlerine göre yürütüldüğünü, bu maddede belirtilen durumlar haricinde yurtdışında sağlanan sağlık hizmeti bedellerinin müvekkili kurum tarafından karşılanmadığını, kurum mevzuatına uygun olmadığından dava dışı sigortalının Almanya'da yaptırdığı tedavi giderinin müvekkili kurum tarafından karşılanamayacağını; ülkemizde gerçekleştirilmiş ve müvekkili kuruma faturalandırılmamış olan tedavi bedellerinin ise belgelendirilmesi halinde kurum mevzuatı kapsamında incelenmesi gerektiğini, davacının dosyaya CD içinde sunarak delil olarak belirttiği belgelerin apostil şerhini taşımadığını, bu nedenle hukuken geçerli olmadığını belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.  <br>\tDavalı ... A.Ş. vekili, müvekkili şirketin sorumluluğunun, sigortalı araç sürücüsünün kusuru nispetinde, üçüncü kişilere verdiği maddi ve bedensel zararların, teminat limiti dahilinde karşılanması ile sınırlı olduğunu, teminat miktarına uygulanacak faiz de yasal faiz olduğunu savunarak kararın bu yönden kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.  <br>\tGEREKÇE\t:  Dava, yabancı sigorta kurumu tarafından sigortalının, trafik kazası nedeniyle yurt dışında karşılanan tedavi giderlerinin kazaya sebebiyet veren aracın ZMM sigortacısı, işleteni, sürücüsü ve ....'dan rücuen tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın ... yönünden kısmen kabulüne, diğer davalılar yönünden kabulüne karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tHalefiyet, bir kişinin hukuken diğerinin yerine geçmesi anlamına gelir. 6102 sayılı TTK m. 1472/1. maddesinde sigorta tazminatını ödeyen sigortacının, hukuken sigorta ettirenin (başkası hesabına sigortada sigortalının) yerine geçeceği ifade edilmiştir. Bu nedenle hukukumuzda yasal halefiyete ilişkin olarak tazminat alacağının yasa uyarınca sigortacıya geçmesi ilkesi benimsenmiştir. Yasal halefiyet zarar sigortalarında söz konusu olup, mal sigortaları bakımından TTK m. 1472 hükmünde, sorumluluk sigortaları bakımından TTK m. 1481 hükmünde düzenlenmiştir. Bu madde uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücu ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz’î haleftir (Yargıtay HGK 05/02/2019 tarih ve E. 2017/17-1088 E. -  2019/65 K.) Sigorta şirketi, sigortalısının halefi olarak açtığına göre, uyuşmazlığın çözümünde de dava dışı sigortalı ile davacı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınmalıdır. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur. (Yargıtay İBK 22/03/1944 tarih ve 1939/37 E. -  1944/9 K., 17/01/1972 tarih 1970/2 E. - 1972/1 K.)<br>\tAnayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 E-2020/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiş olması nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK.nın ve 6098 sayılı TBK.nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir. 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMSS Genel Şartları'nın A.5-b maddesi gereği, zarar görenin tedavisinin devam ettiği döneme ilişkin geçici bakıcı gideri zararının, geçici işgöremezlik zararının ve tedavi giderlerinin sağlık giderleri içinde yer aldığı ve ZMSS teminatı kapsamında olmadığı kabul edilmişse de, 6111 sayılı Kanun'un 59. maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98. maddesinde ...'nca karşılanacak sağlık hizmeti bedellerinin neler olduğu açıklanıp sınırlandırılmıştır. KTK'nın 98. maddesi gereği ...'nın sorumlu olduğu sağlık giderleri, trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarında yapılan tıbbi tedaviye ilişkin sağlık hizmet bedellerinden ibarettir. ....'nın hangi sağlık giderlerinden sorumlu olduğu kanunla belirlenmiş olup, normlar hiyerarşisinde daha altta olan genel şartlar ile kanun kapsamının değiştirilip genişletilemeyeceği aşikardır. Dolayısıyla, trafik kazasından kaynaklı  geçici işgöremezlik tazminatı  ile belgesiz tedavi ve tedavi amaçlı yol giderleri bakımından işletenler ile ZMMS poliçesi kapsamında sigorta şirketlerinin sorumluluğu devam etmektedir. (Yargıtay 4. HD 10.03.2022 tarih ve 2021/12001 E. - 2022/4532 K. ve 24.03.2022 tarih ve 2021/22793 E. - 2022/5790 K. )<br>\tRücu davası, sigortalının kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. Bu nedenle sigortacı tarafından açılan rücu davası aslında bir tazminat davasıdır. Zamanaşımı yönünden sigortalı için uygulanacak hükümler sigorta şirketi için de uygulanacaktır. Yine aynı nedenle zamanaşımı sigortalı için hangi tarihte işlemeye başlamış ise sigortacı için de aynı tarihte başlar ve aynı tarihte dolar. Zamanaşımı süresini düzenleyen 2918 sayılı KTK’nin 109/2. maddesinde davanın cezayı gerektiren bir fiilden doğmuş olması ve Ceza Kanununda bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş bulunması halinde, bu sürenin maddi tazminat talepleri için de geçerli olacağı düzenlenmiştir. (Yargıtay 17. HD' 10.03.2015 tarih 2015/1686 E. - 2015/4071 K.) Dava dışı sigortalının yaralanması ile neticelenen trafik kazasında, kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 89/1 ve 66/1-e maddelerinde öngörülen ceza zamanaşımı süresi 8 yıldır. Somut olayda kaza tarihi 16.05.2013 olup, dava tarihi olan 19.02.2016 tarihi itibariyle henüz uygulanması gereken zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşıldığından, davalılar ... Tic. A.Ş. vekili ile davalı ... vekilinin bu husustaki istinaf sebebinin reddi gerekmiştir.<br>\t2918 sayılı Kanun’un 98. maddesinde değişiklik yapan 6111 sayılı Kanun’un 59. maddesi ve geçici 1. maddesi ile, trafik kazası sebebiyle kazazedelerin sağlık hizmet bedellerinin ... tarafından karşılanacağı ve yine bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin de ... tarafından karşılanacağı hükme bağlanmıştır. Buna göre; 6111 sayılı Kanun gereği Kanun’un yayımlandığı tarihten önce ve sonra meydana gelen tüm trafik kazaları nedeniyle sunulan belgeli sağlık hizmet bedelleri ...tarafından karşılanacaktır. Bu nedenle davacının dava konusu tedavi giderlerinden belgeli/faturalı sağlık giderlerinin tümünden ....., (belgesiz/paramedikal giderlerden ise aracın işleteni, sürücüsü ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı) sorumludur. ( Yargıtay 4. HD 28.11.2022 tarih ve  2021/15851 E. -  2022/15654 K.)<br>\tİzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/206 Esas numaralı dosyasında dava dışı sigortalı ..... tarafından kazaya sebebiyet veren aracın işleteni, sürücüsü, ZMMS ve İMMS sigortacıları aleyhine geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ve manevi tazminat istemiyle açılan dava dosyası kapsamında İTÜ öğretim görevlilerinden oluşan heyetten alınan 27.01.2015  tarihli raporda, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü ...’in %100 oranında tam kusurlu, dava dışı sigortalının kusursuz olduğu belirlenmiştir. Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığı’ndan alınan 27.01.2015 tarihli raporda da yine davalı sürücü ...’in asli kusurlu, yaya ......’in kusursuz olduğu tespit edilmiş olup, davalılar ... . .San. Tic. A.Ş. vekilinin kusur oranlarına ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.  <br>\tİlk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı .... sigorta şirketi tarafından, dava konusu kazada yaralanan dava dışı ...e  hastalık parası ödemesi adı altında 22.561,90 Euro (hastanede yatarak tedavi görmesi ile ilişkili yapılan masraf olduğu bilirkişi raporlarında tespit edilmiş olmakla) tıbbi malzeme bedeli olarak 1.411,33 Euro, .... sosyal güvenlik hukukuna göre yapılan katkı payı adı altında 11.389,57 Euro olmak üzere 35.362,80 Euro ödediği, ancak dava dilekçesinde bu kalemler yönünden toplam 28.361,73 Euro talep edildiği, ayrıca 2.919,41 Euro fizik tedavi ve ses terapisi ve 26.583,50 Euro hastane masrafı olmak üzere toplam 29.502,91 Euro ödendiği; tedavi giderlerinden 11.863,50 Euro’luk bölümünün dava dışı sigortalının 06.06.2013-03.07.2013 tarihleri arasında hastanede yatarak tedavi gördüğü döneme ait olduğu ve bu giderin davalı ...'nun sorumluluğunda olduğu, diğer giderlerin ise, dava dışı sigortalı adına yapılmış rehabilitasyon giderleri, fizik tedavi giderleri, yardımcı tıbbi malzeme giderleri ile emeklilik sigortası katkı payları ve hastalık sigortası adı altında ödemelere dair olduğu, bu giderlerden davalı ....'nın sorumluluğunun bulunmadığı tespit edilmiş olup, bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun, denetime elverişli olduğu anlaşılmakla, davalıların bilirkişi raporundaki hesaplamalara ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. <br>\tDavacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin istinaf sebebinin incelenmesine gelince, istikrarlı bir şekilde kabul edildiği üzere, yabancı para borcu ile ilgili alacaklarda talep edilen yabancı paranın dava tarihindeki efektif döviz kuru karşılığı Türk Lirası üzerinden, karar tarihindeki tarifeye göre vekalet ücreti ile nisbi karar ve ilam harcının hesaplanması yerindedir. Davacı vekilinin bu konudaki istinaf sebebinin reddi gerekmiştir. (Yargıtay 11. HD 12/05/2022 tarih ve 2020/6387 E. - 2022/3774 K.) <br>\t Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları delilere göre, bilirkişi heyeti raporundaki tespit ve değerlendirmelerin dosya kapsamına uygun olmasına, raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmasına, mahkemece uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tH Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 615,40 TL peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, <br>\t3-Davalılar ... Tic. A.Ş ve ... yönünden istinaf karar harcı olan 12.846,38 TL'den peşin alınan 3.211,59 TL'nin mahsubu ile bakiye 9.634,79 TL harcın davalılar .... Tic. A.Ş. ve ...'ten 'den alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t4-Davalı ... A.Ş. yönünden istinaf karar harcı olan 4.721,04 TL'den peşin alınan 4.269,38 TL'nin mahsubu ile bakiye 451,66 TL harcın davalı ... A.Ş.'den alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t5-Davalı .... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, <br>\t6-İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca yapılan giderlerin kendi üzerilerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.07.07.2025 <br>\t\t\t\t<br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4e0f1dee0ac5dcf7","SID":"e0bfc77ee7c9afb9"}}