{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ   <br><br>ESAS NO\t: 2023/1239 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/310<br><br>DAVA\t: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br>DAVA TARİHİ\t: 21/12/2023<br>KARAR TARİHİ\t: 13/03/2025<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH \t: 18/03/2025<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; Davalı şirketin yönetim kurulunun hayli uzun süredir davalı şirket yönetimini, diğer ortaklara adeta dayattıkları ve nedenini gereği gibi açıklamadıkları kararları doğrultusunda, şeffaflıktan alabildiğine uzak şekilde sevk ve idare ettiklerini, genel kurul esnasında toplantı başkanlığına yazılı olarak başvurularak bağımsız denetim firmasına yöneltilen sorulara cevap verilmediğini, bağımsız denetim firmasının inceleme neticesinde \"sınırlı olumlu görüş\" verdiği hususu dışında davalı şirkete dair hiçbir değerlendirme raporda yer almadığını, davalı şirket açıkça borca batık durumda bulunmasına rağmen bağımsız denetim şirketince  riskin erken teşhisi komitesi kurulması gerekli görülmediğini, ... Holding A.Ş. nin sermayesi içinde ... A.Ş. nin sermaye payının geçmişte %38 gibi önemli bir oranda iken, geçen birkaç yıllık süreç içinde yapılan sermaye artırımlarında sermaye arttırımına olumlu oy verilmesine rağmen sermaye arttırımlarına iştirak edilmeyerek tamamen bilinçli olarak bu pay yok olma noktasına getirildiğini, hal böyle iken geçmişte .... 'nin ... Holding A.Ş.'nin yüksek meblağlardaki borçlarına verilen kefalet ve rehinlerin aynen durduğunu, bu durumun ... A.Ş.'nin pasiflerinde artışa, aktiflerinde ve dolayısıyla şirketin değerinde düşüklüğe yol açtığını, ... A.Ş.'nin de yönetiminde bulunan ... A.Ş. nin yöneticileri, kararları ile şirketi bu bakımdan zarara uğrattıklarını, 18.10.2023 tarihli genel kurul toplantısında alınan 2- 3- 4- 5- 6- 7- 8- 9- 10. maddelerinin yokluğuna, yokluk kabul görmez ise butlanına, bu talebin de kabul görmemesi halinde iptaline karar verilmesini talep ettiklerini, yönetim kurulu üyelerine, şirkette çalışanlara veya şirketle iş yapan kişilere, bu kişilerin hizmetleri veya şirketin mali durumu ile kesinlikle bağdaşmayacak yüksek ücretler veya huzur hakkı gibi ödemeler öngören yönetim kurulu kararları, bir taraftan şirket malvarlığının azalması sonucunu doğuracağından TTK. m. 447/c hükmüne aykırılıktan, diğer yandan ahlaka, adaba aykırılık nedeniyle batıl kararlar olduğunu beyanla davalı şirketin 18.10.2023 tarihli Olağan Genel Kurulunda alınan 2- 3- 4- 5- 6- 7- 8- 9- 10  numaralı kararların yokluğuna, mahkeme aksi kanaatte ise butlanla malul olduğunun tespitine, yine aksi kanaat hasıl olur ise iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; <br> müvekkil şirketin yönetim kurulu ve karar alma süreci hukuka uygun ve şeffaf şekilde yürütülmesine karşın aksi yöndeki beyanların mesnetsiz olduğunu, zira yönetim kurulu şirketin mevcut ve müstakbel durumu gözeterek tüm ortakların müşterek menfaati doğrultusunda hareket ettiğini, yapılması öngörülen tüm işlemler gerekçeli olarak ortaklara açıklandığını ve mevzuat hükümlerine riayet edilerek karar alınması suretiyle yerine getirildiğini, müvekkil şirketin her genel kurul sonrası davacının benzer davaları ile karşı karşıya kalmakta olup, davacının işbu davayı açma amacının da mahkemeyi yanıltmaya yönelik olduğunu, davacının şirkete dahil olduğu tarihten itibaren yapılan tüm genel kurullara karşı dava açmış olup, işbu davalarda genel kurullarda alınan tüm kararların iptalini talep ettiğini, ayrıca, davacının itiraz ettiği ve iptalini talep ettiği ilgili kararların tamamının kanunda ön görülen nisap sınırlarının da üzerinde oy oranları ile alındığını, davacının amacının esasen genel kurulda hukuka aykırı olduğunu iddia ettiği kararların iptalini sağlamak değil, şirketin genel kurul karar mekanizmasını çökertmek suretiyle müvekkil şirketi işlevsiz bırakmak olduğunu, olağan genel kurula ilişkin gündemin diğer maddeleri de yaklaşık %98,60 oy oranı ile kabul edilmiş olup, işbu kararlara dair herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığından davacının iddialarının reddi gerektiğini, davacının özel denetçi talep ettiğine ilişkin iddialarının asılsız olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.   <br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:<br>Dava ;Davalı Şirket Genel Kurulu tarafından alınan 18.10.2023 \t tarihli 2- 3- 4- 5- 6- 7- 8- 9- 10 nolu kararların terditli \tolarak yokluğunun ve butlanının tespiti veya iptali istemlidir.<br>Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şirketin 18.10.2023 tarihli Olağan Genel Kurulunda alınan 2- 3- 4- 5- 6- 7- 8- 9- 10  numaralı kararların hükümsüz olup olmadığı hususundan kaynaklandığı mahkememizce tespit edilmiştir.<br>Şirketin İTSM kayıtları , Toplantı tutanakları ve hazirun cetveli dosya arasına alınmış ve dosya kapsamına göre  Bilirkişi heyeti tarafından mahkememize 19/09/2024 tarihinde rapor sunulmuştur. Bilirkişi heyeti tarafından mahkememize 31/01/2025 tarihinde rapor sunulmuştur.<br>Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde:<br>Genel kurul kararlarının iptali TTK m. 445'de düzenlenmiştir.Buna göre, kanuna veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açılır. TTK. m. 446’ya göre de iptal davası açma yetkisi pay sahiplerine, yönetim kuruluna ve yönetim kurulu üyesine yönelik olarak düzenlenmiştir. Ancak bu kişilerin toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirtmiş olması gerekmektedir. Bu dava, genel kurul kararının alındığı tarihten itibaren üç ay içinde açılmalıdır. Aksi halde dava hakkı düşer. İptal davasının açılmış olması alınan genel kurul kararlarının uygulanmasını engellemez.Bundan başka genel kurul toplantısına katılmasına ve oyunu kullanmasına haksız olarak izin verilmeyen pay sahipleri, toplantıya davetin usulüne göre yapılmadığı veya gündemin gereği gibi ilan veya tebliğ edilmediğini iddia eden pay sahipleri ile genel kurul toplantısına katılmaya yetkili bulunmayan kişilerin karara katıldıklarını iddia eden pay sahipleri iptal davası açabilirler. Ancak 6102 sayılı TTK'da m. 446/1 -b bendinde düzenlenen etki kuralı sebebiyle \"Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren paysahipleri... iptal davası açabilirler\".<br>Somut olayda, davalı şirketin dava konusu genel kurul toplantısına ilişkin çağrının, gündemi de ihtiva edecek şekilde, Türkiye Ticari Sicili Gazetesi'nde ilan edilerek, ayrıca davacının şirkette kayıtlı olan adresine iadeli taahhütlü mektupla, toplantı gün ve gündeminin bildirildiği sabittir.<br>Huzurdaki davada uyuşmazlık konusunun; 18.10.2023 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10 numaralı kararların yasa, ana sözleşme ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı olup olmadığı, hususlarında toplandığı anlaşılmıştır.<br>Kural olarak paysahiplerinin iptal <br> davası açabilmeleri için toplantıda hazır bulunmaları, iptale konu ettikleri karara karşı olumsuz <br>oy kullanmaları ve bu muhalefetlerini tutanağa yazdırmaları gerekir. Toplantıda hazır bulunan, <br>karara muhalif olan ve keyfiyeti zapta geçiren paysahiplerinin açmış oldukları iptal davasının <br>kabul edilebilmesi için ayrıca bu kararların yasaya, esas sözleşmeye veya iyiniyet kuralına <br>aykırı olduklarının da kanıtlanması gerekir (TTK. m. 445).Davacının, davalı şirketin genel kurul toplantısına katılarak iptalini talep ettiği kararlara <br>muhalif kaldığı görülmektedir. Bu nedenle dava konusu kararlar bakımından dava açma <br>şartının gerçekleştiği açıktır. <br> Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olayda; davacı toplantıya katılan pay sahibidir. Yine toplantı tutanağına göre iptali istenilen kararlara olumsuz oy kullanmış, muhalefet şerhi işlenmiş ve dava 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde açılmış olmakla; Dava konusu Genel Kurulda alınan kararlar bakımından bu <br>kararların kanun, ana sözleşme veya afaki iyiniyete aykırı olup olmadığının incelenmiş buna göre:<br>Gündemin (2) no'lu kararı bakımından ; 2 Nolu Gündem maddesi Faaliyet Raporunun Onay Davalı şirket genel kurulunda karara bağlanan 2 nolu gündem maddesi yönetim kurulunun faaliyet raporuna ilişkin olup oy çokluğu ile onaylanmıştır. TTK m. 514 uyarınca yönetim kurulu, finansal tablolarını, eklerini ve yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporunu, bilanço gününü izleyen hesap döneminin ilk üç ayı içinde hazırlamak ve genel kurula sunmakla yükümlüdür. Yıllık faaliyet raporu yönetim kurulu tarafından hazırlanan ve her olağan genel kurulda geçmiş faaliyet yılıyla ilgili olarak pay sahiplerine ve gerektiğinde kamuyu aydınlatma araçları yoluyla menfaat sahiplerine açıklanan, finansal raporları tamamlayan, hem nesnel anlamda rakamları ve olguları hem de öznel anlamda yönetim kurulunun görüşünü ve geleceğe ilişkin projeksiyonunu içeren bir durum raporudur. (Musa Armağan Adal, Anonim Şirketlerde Yıllık Faaliyet Raporu, Galatasaray Üniversitesi SBE, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Mart 2018, s. 8). Yıllık faaliyet raporu, şirketin, o yıla ait faaliyetlerinin akışı ile her yönüyle finansal durumunu, doğru, eksiksiz, dolambaçsız, gerçeğe uygun ve dürüst bir şekilde yansıtır. (TTK m. 516/1) Bu raporun hazırlanması yönetim kurulunun devredilemez ve vazgeçilemez görev ve yetkilerindendir. (TTK m. 375/f). Her ne kadar TTK m. 516/2 hükmünde yıllık faaliyet raporunda yer alması gereken ana unsurlara değinilmişse de söz konusu etlerin Yıllık Faaliyet Raporunun Asgari İçeriğinin Belirlenmesi Hakkında Yönetmelik”te (“Faaliyet Raporu Yönetmeliği”) düzenlenmiştir. <br>(TTK m. 516/3).  muhasip bilirkişiler tarafından  da raporun zorunlu asgari içeriği ayrıntılı olarak “ “Faaliyet Raporunda; Önemli Gelişmeler ve  Riskler ve Yönetim Organının Değerlendirmesinde yapılan tespit karşısında faaliyet raporunun içerik bakımından mevzuatın aradığı koşulları yerine getirmediği bilirkişi eliyle de tespit edilmiş  olup dolayısıyla iptal edilebileceği sonucuna ulaşılmıştır.<br>Gündemi (3) no'lu kararı bakımından ;Davalı şirket genel kurulunda oy çokluğu ile onaylanarak karara bağlanan bağımsız denetim raporuna ilişkin olarak heyetimizde yer alan muhasip bilirkişiler tarafından herhangi bir kanuna aykırılık tespit edilememiş olup, alınan kararın iptal koşulunun oluşmadığı anlaşılmıştır.<br>Gündemin (4) no'lu kararı bakımından;Davalı şirket genel kurulunda görüşülüp karara bağlanan 2022 yılına ilişkin finansal tablolara ilişkin olarak bunların dürüst resim ilkesine ve gerçeğe aykırı olarak düzenlendiği yönünde muhasip bilirkişiler tarafından yapılmış bir tespit bulunmadığı dikkate alındığında bu karar bakımından da iptal koşulunun yerine gelmediği anlaşılmıştır.<br>Gündemin (5) no 'lu kararı bakımından; Bilindiği üzere İbra, genel kurulun, yönetim kurulu üyelerine karşı karar şeklindeki bir irade aklamasıdır. Genel kurul bu kararı ile, yönetim kurulu üyelerinin söz konusu dönemdeki işlemlerini hukuka ve ortaklık açısından işin gereğine uygun bulduğunu beyan etmektedir. Genel kurul, ibra kararı ile, yönetim kurulu üyelerini ilgili dönemdeki faaliyetleri sebebiyle sorumlu tutmayacağını açıklamaktadır. Bu açıdan ibra bir menfi borç ikrarı niteliği taşır (Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, N. 613). Ancak ibra, ortaklık dışındakilere etkisi olmayan, bir hukuki işlemdir. Bu nedenle, ibra, İsviçre-Türk Hukukunda, sadece ortaklığı ve belli şartlarda bazı pay sahiplerini bağlar (Akdağ Güney, Necla, Anonim Şirket Yönetim Kurulu Üyelerinin Hukuki Sorumluluğu, İstanbul 2008, s. 157). TTK md. 436 (2)'ye göre ibra bakımından sadece yönetim kurulu üyesinin değil yönetime dahil diğer üyelerin de oy kullanma yasağı bulunup onların da ibra oylamasında oy kullanmamaları gerekmektedir. Geçerli bir ibradan bahsedebilmek için ibranın TTK md. 436 (2)'de yer alan koşullara uygun yapılması gerekir. Somut olayda davalı şirket yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullanmadıkları ancak diğer üyelerin ibrasında oy kullandıkları tutanaktan anlaşılmaktadır. Bununla birlikte Yargıtay'ın da doğru bulduğumuz yerleşik uygulaması yönetimde görevli kimselerin oyları düşüldükten sonra geriye kalınan oylar ibra için yeterliyse aykırılığın iptale yol açmayacağı yönündedir. Nitekim 11. HD. T. 16.03.1982 E. 1982/760, K. 1982/1097 sayılı kararında bu husus açıkça ifade edilmiştir. Huzurdaki davada İptali talep edilen 5. Gündem maddesi bakımından yönetim kurulu üyelerinin birbirlerinin ibrasında oy kullanamayacak olmakla birlikte, yasağa aykırılık sonuca etkili olmamıştır. Şöyleki yasağa aykırı oy kullanan üyelerin yaklaşık 1.020.000 oyu düşüldükten sonra dahi geriye kalan oylar ibra için yeterlidir (genel kurulda toplam yaklaşık 4.290.000 civarında oy kullanılmıştır. Yargıtay'ın yerleşik uygulaması olan etki kuralı uygulandığında ibra kararının geçerli olduğu ve bu durumda anılan kararın iptal koşulunun oluşmadığı anlaşılmıştır. Son olarak tutanaktan anlaşıldığı üzere yönetim kurulu üyelerinden ... AŞ ile .... AŞ için bir ibra oylaması yapılmamıştır.<br>Gündemin (7) no 'lu ara kararı bakımından ; İptali talep edilen 7 nolu gündem maddesi davalı şirkete denetçi seçimine ilişkin olup, denetçinin seçilmesine engel somut bir bilgi ve belge sunulmadığı dikkate alındığında anılan gündem maddesinin iptali koşulunun oluşmadığı anlaşılmıştır.<br>Gündemin (8) no'lu ara kararı bakımından; üzere TTK m. 395 uyarı , genel kuruldan izin almadan, şirketle kendisi veya başkası adına herhangi bir işlem yapamaz; aksi hâlde, şirket yapılan işlemin batıl olduğunu ileri sürebilir. Diğer taraf böyle bir iddiada bulunamaz.”. Kanun metninde açıkça ifade edildiği üzere, yönetim kurulu üyelerinin şirket ile işlem yapabilmesi için genel kuruldan bu yönde bir izin alınması gerekmektedir. Kanun koyucunun bu hükmü koymaktaki amacı, yönetim kurulu üyelerinin sahip oldukları yetkiyi kötüye kullanmak suretiyle şirketin çıkarlarının zedelenmesini engellemektedir (İsmail Kırca/Feyzan Şehirali Çelik/Çağlar Manavgat, Anonim Şirketler Hukuku C. I, Ankara 2013, s. 665). Kanun metninde herhangi bir sınırlama öngörülmediğinden genel kurul tarafından tek bir işlem için izin verilmesi mümkün olduğu gibi, genel nitelikli bir iznin verilmesi de mümkündür (Kırca (Şehirali Çelik/Manavgat), C. 1, s. 666). Genel kurulda yapılacak olan oylamada, hakkında izin verilen yönetim kurulu üyelerinin ve TTK m. 436 hükmünde sayılan yakınlarının oy kullanması mümkün değildir (Kırca (Şehirali Çelik/Manavgat), C. I, s. 666).a “Yönetim kurulu üyesi TTK m. 396'da ise anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin rekabet etme yasağı düzenlenmektedir. Anılan hüküm uyarınca “Yönetim kurulu üyelerinden biri, genel kurulun iznini almaksızın, şirketin işletme konusuna giren ticari iş türünden bir işlemi kendi veya başkası hesabına yapamayacağı gibi, aynı tür ticari işlerle uğraşan bir şirkete sorumluluğu sınırsız ortak sıfatıyla da giremez.”. Kanunda sarih şekilde düzenlendiği üzere, yönetim kurulu üyelerinin şirket ile rekabet edecek nitelikte bir hukuki işlemi yapabilmesi için genel kurulun bu yönde vermesi gerekmektedir. Bu hükmün konulmasının temel amacı, yönetim kurulu üyelerinin emek ve zamanını şirkete sarf etmesini sağlamak ve şirket ile rekabet ilişkisi içine girilmesi engellenerek şirketin çıkarlarının korunmasıdır (Kırca (Şehirali Çelik/Manavgat), C. 1, s. 687). Genel kurulda yapılacak olan oylamada, hakkında izin verilen yönetim kurulu üyelerinin ve TTK m. 436 hükmünde sayılan yakınlarının oy kullanması mümkün değildir (Kırca (Şehirali Çelik/Manavgat), C. 1, s. 695). TTK m. 446/1-b hükmünde genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullanmaları halinde toplantıya katılmış olsun ya da olmasın her pay sahibinin iptal davası açma hakkı bulunduğu düzenlenmektedir. Ancak aynı hükmün devamında, bu şekilde iptal davası açılabilmesi için söz konusu hukuka aykırılığın kararın alınmasında etkili olması gerektiği ifade edilmektedir. Anılan hükümde genel kurul toplantısına katılmaya yetkisi olmayan kişilerin katılımından bahsediliyor olsa da, hukukumuzda toplantıya katılmaya yetkili olan ve fakat oydan yoksun bulunan kişilerin oy kullanmaları halinde de bu hükmün uygulanabileceği kabul edilmektedir (Oruç Hami Şener, Yargıtay Kararları Işığında Limited Ortaklıklar Hukuku, Ankara 2017, s. 593; Moroğlu, s. 286-287; Ersin Çamoğlu, “Anonim Ortaklıklarda Genel Kurul Kararının İptalinde Etki Kuralı”, Yaklaşım Dergisi, Ağustos 2014, S. 260, s. 220; Kırca (Şehirali Çelik/Manavgat), C. 2/2, s. 197). TTK m. 446/1-(b) hükmünde yer alan düzenlemeden de anlaşılabileceği üzere, oy hakkından yoksunluğa ilişkin hükmün ihlali kararın alınmasında etkili olmuş ise karar hakkında iptal davası açılması mümkündür. Dava konusu genel kurul toplantı tutanağı incelendiğinde, yönetimde yer alan kimselerin kendi yasaklarının kaldırılmasında ey kullanamayacakları dikkate alınsa bile kullanılan oyun yaklaşık 4.215.000 civarında olduğu ve üyelerin kendi oyları düşüldüğünde dahi sonucun dolayısıyla anılan gündem maddesi bakımından da iptal koşulunun oluşmadığı değerlendirilmiş değerlendirmek gerekmiş olup  genel kurul TTK md. 395 ve 396 ya göre sadece yönetim kurulu üyeleri bakımından rekabet ve işlem yasağını kaldırabilir, yönetim kurulu üyelerinin eşleri ve yakınlarının yasağının kaldırılması genel kurulun uhdesinde olan bir yetki değildir. Dolayısıyla bu karar sadece yönetim kurulu üyeleri bakımından hüküm ve sonuç doğurabilir yoksa bunların eşleri ve akrabaları için bir etkisi olmadığı dikkate alınarak anılan gündem maddesinin iptali koşulunun oluşmadığı anlaşılmıştır.<br>Gündemin (9) 'no lu ara kararı bakımından;  Davalı şirketin 9 nolu gündem maddesi yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin olup davacının red oyuna karşılık 9 kişilik yönetim kurulu oy çokluğu ile üç yıllığına üye olarak seçilmişlerdir. Bilindiği üzere anonim şirketlerde yönetim kurulunun seçimi genel kurulun devredilemez görev ve yetkileri arasında yer almaktadır. Yönetim kurulu üyelerinin seçimi bakımından ibra edilmiş olup olmamaları veya daha önce seçilmiş olmaları bir önem taşımaz. Önemli olan 3 yılı aşmayacak şekilde olmaları ve kanunda aranan şartları taşımalarıdır. Davalı şirket genel kurulunda alına yönetim kurulu üyesi seçimin kararın yasa, esas sözleşme veya objektif iyi niyet kurallarına aykırılık teşkil eden bir yönü bulunmadığı dikkate alınarak yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin kararın iptali koşulunun oluşmadığı değerlendirilmiş Davalı şirket genel kurul gündeminde yer alan 6 ve 10 nolu kararlarda davacının olumlu oy kullandığı tutanaktan anlaşılmakta olup bu iki karar bakımından iptal davası açılma şartı bulunmamaktadır.<br>Sonuç olarak  2 nolu gündem maddesi bakımından  faaliyet raporuna ilişkin olarak anılan faaliyet raporunun içerik bakımından mevzuatın aradığı koşulları yerine getirmediği dolayısıyla iptal edilebileceği, bunun dışında kalan 3, 4, 5, 7, 8 ve 9 nolu maddeler bakımından iptal koşullarının oluşmadığı kanaatine varılarak yukarıda açıklanan nedenlerle aşağıdaki şekilde davanın kısmen kabul reddine dair hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davanın Kısmen KABUL, Kısmen REDDİ ile;<br>a) Davalı ... Holding Anonim Şirketi'nin 18/10/2023 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan Genel Kurul Kararlarından (2) no'lu  alınan genel kurul kararının İPTALİNE,<br>b) Davacının genel kurulda alınan (3), (4), (5), (6), (7), (8), (9) ve (10) no'lu maddelerinin iptali taleplerinin REDDİNE, <br>2-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40-TL harçtan peşin alınan 269,85-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 345,55-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,<br>3-Davacı tarafça yatırılan 269,85-TL peşin harç ve 269,85-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 539,70-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>4-Davacı tarafça yapılan 30.520,50-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 3.391,16-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının kendi üzerinde bırakılmasına, <br>5-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda HÜKÜM KURULMASINA YER OLMADIĞINA, <br>6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak  davacıya verilmesine, <br>7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi  uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak  davalıya verilmesine, <br>8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,<br>9-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, <br>Dair;  6100 sayılı HMK.'nun  341. ve   devamı maddeleri gereğince  gerekçeli kararın tebliğinden itibaren  2 haftalık  süre içerisinde İstanbul Bölge  Adliye  Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen  anlatıldı.  13/03/2025<br><br>Başkan ...<br>  e-imza<br>Üye ...<br> e-imza <br>Üye ...<br> e-imza <br>Katip ...<br> e-imza <br><br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4e6628178c3db4b7","SID":"c7400ce56862e3af"}}