{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2025/794 Esas<br>KARAR NO: 2025/1003<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 19/03/2025<br>NUMARASI: 2024/320 E. - 2025/238 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/07/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:<br>DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Davalı taraf ile müvekkili arasındaki borç ilişkisinden kaynaklı olarak, müvekkilinin  davalı alacaklıya 03/07/2017 keşide, 20/11/2018 vade tarihli, 150.000,00 TL bedelli bir adet bonoyu tanzim ettiği,  Müvekkilinin, söz konusu bonoya karşılık borcun ödenmesi hususunda sahibi olduğu \"...\" plakalı ... Marka, ... model aracını satıp bedelini alması için davalı alacaklıya noterden satış vekaletnamesi verdiği, Davalı tarafın, söz konusu vekaletname ile, mülkiyeti müvekkiline ait  \"...\" plakalı ... markalı 2012 model  aracı 140.000,00 TL ye satarak bakiye alacağını müvekkilden yine talep ettiğinden, müvekkilinin davalıya 30.000,00 TL daha ödeme yaparak toplamda senet borcuna karşılık 170.000,00 TL ödeme yaptığını, Müvekkilinin senet bedelini ödemiş olmasına rağmen bedelsiz kalmış senedi, icra takibine konu ederek müvekkili adına kayıtlı  \" Trabzon İli, Of İlçesi, ... Mahallesi, ... Ada, ... Parsel \" sayılı taşınmaza haciz koyarak, taşınmaz üzerinde ortaklığın giderilmesi davası açmak için İcra Hukuk Mahkemesinden yetki almış ve  İstanbul 44. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2023/566 Esas, 2023/759 Karar sayılı 28/11/2023 tarihli kararı ile  Of Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2024/4 Esas sayılı ortaklığın giderilmesi davası açtığını, davalının senet bedelini almış o0lmasına rağmen müvekkilinden mükerrer tahsilat yapmaya çalıştığını, öncelikle davacı müvekkilinin icra takibine konu bono bedelini fazlasıyla ödemiş olması nedeniyle, yargılama neticesine kadar geçerli olmak üzere teminatsız olarak İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının teminatsız olarak tedbiren durdurulmasına, sayın mahkemenizin aksi kanaatte olması halinde mahkemenin belirleyeceği teminat karşılığında İcra dosyasına giren paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine , davanın Kabulü ile davacı müvekkilinin İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosya dayanağı olan 303/07/2017 keşide, 20/11/2018 vade tarihli, 150.000,00 TL bedelli bono dolayısıyla borçlu olmadığının tespitine, davalının %20’tan aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP DİLEKÇESİ  Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  Davacının açılan dava da dava değeri olarak 222.777,74.TL olarak gösterilerek, harç ve teminatın bu değer üzerinden ödendiğini, Oysa takip kesinleşmiş olup son borç miktarı hesaplanarak toplam borcun 27.03.2024 tarihi itibarı ile 353.461,17 TL olduğu, dosyaya yatırılan teminatın münhasıran dava değeri olan 222.777,74.TL miktar için olup alacağın bakiyesi için takip devam edeceği gibi,  menfi tespit davasının hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, davalı taraf ile müvekkili arasındaki “.. Mah. ... ada, ... parsel üzerinden yapılacak inşaat ile ilgili\" bir ortaklığın kurulduğunu, Adi yazılı ortaklık  sözleşmesine göre, müteahhitlik faaliyetinde bulunan davacıya yapılacak bir inşaat ile ilgili müvekkili tarafından sermaye olması için para verildiğini, Ortaya konan bu ortaklık sonucu müvekkiline elde edilecek kârın % 50'si verileceğini, İnşaatın müvekkilinin verdiği paralar ile tamamlanarak müteahhit olan davacının kendine düşen bağımsız bölümleri satarak parasını aldığını ve  satıştan müvekkiline ödenmesi gereken % 50 kâr payını ödemediğini, Ayrıca  müvekkiline biten inşaattan veya başka bir yerden daire vereceğini söyleyen davacının daha sonra bu taahhüdünü de yerinde getirmeyerek, müvekkile borcunu nakden ödeyeceğini, işlerini yoluna koyduktan sonra Türkiye'ye yeniden geleceğini beyan ettiği halde yurt dışına çıkarak yurt içindeki faaliyetlerine son verdiğini, müvekkilinin  sözleşmeden doğan kârı alamadığı gibi davacıya verdiği parayı da tahsil edemediğini,  Davacının \"...\" plakalı ... Marka, ... adlı ...  tipi 2012 model aracını satıp bedelini alması için müvekkiline noterden satış vekaletnamesi verdiği  ve bu vekaletname ile Müvekkilinin aracı satarak bedelini toplam alacağından mahsup ettiğini,  araç satışından gelen 170.000 TL nin  icra takibine konu bonoya mahsuben yapılmadığını,  yapılan inşaatta müteahhit tarafından alınan bağımsız bölümlerin bedeli çok daha yüksek olduğunu ve davacı tarafından verilen bononun sözleşmeden doğan bu borçlar  için verildiğini ve bono bedelinin  ödenmediğini, Davacının tüm malvarlığını yurt dışına kaçırdığını ve  Türkiye'de adına kayıtlı taşınır, taşınmaz malvarlığının bulunmadığını, Ancak daha sonra vefat eden annesi adına kayıtlı \"Trabzon İli, Of İlçesi, .... Mahallesi, ... Ada, ... Parsel\" sayılı taşınmazdaki hissesi intikal etmemiş halde tesbit edilmiş taşınmazdaki hissesine  böylelikle haciz konulduğunu,  Davacının gerek e devlet üzerinden, gerekse müvekkili ile yapılan görüşmelerden davacı başından beri icra takibini ve icra takibi ile ilgili işlemleri bildiğini, ancak Yurt içinde   kendisine ait menkul, gayrimenkul paraya çevrilebilecek hiç bir malvarlığı bırakmadığını düşünerek icra takibini ciddiye almadığını ve  Annesinden kalan taşınmazdaki hissesinin haczinden sonra ... Hukuk Mahkemesi'nin 2024/4 Esas sayılı dava ile satış aşamasına geçildikten sonra huzurdaki davayı ikame ettiğini, davacının davasının haksıtz oduğunu, davanın reddi ile konulan ihtiyati tedbirin kaldırılmasına veya İcra dosya borcunun tam olarak ödenmesi halinde ve teminatın bu bedele göre tamamlattırılması halinde takibin durdurulması yönünden kararın tashih edilmesine, kötü niyet tazminatının davacının üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesin kararıyla; \"Kambiyo senedinden kaynaklanan davalarda göreve ilişkin değerlendirme yapılırken senedin düzenlenmesine esas temel hukuki ilişki ve tarafların sıfatına da bakılması gerekmektedir. Somut olayda, taraflar arasındaki ilişkinin ticari olmadığı, tarafların tacir olmadığı anlaşıldığından  uyuşmazlığın genel hükümler uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekeceğinden,\" şeklinde gerekçeleriyle1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, dosyanın talep halinde ve karar kesinleştiğinde, yetkili ve görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE, 2-HMK 20/1 maddesi gereğince, mahkememiz kararının kesinleşme tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi durumunda DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA,\"  şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İSTİNAF:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  Mahkemenin görevsizlik yönünden verdiği kararın hatalı olduğunu, kambiyo senedine dayalı açılacak davalardan biri olan İİK m. 72 dayalı menfi tespit davasının, Asliye Hukuk Mahkemesi değil Asliye Ticaret Mahkemesinin görevine girdiğinin açık olduğunu, Yargıtayın bu konuda emsal kararlarının bulunduğunu, mahkemenin davayı dava şartı yokluğundan usulden reddetmesi gerektiğini, bu durumu mahkemenin göz ardı ettiğini, İİK'nın kanunlarda değişiklik yapılmasına dair Kanunun 31 maddesi ile 6102 sayılı Kanunun 5/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” şeklinde değiştirildiğini, değişikliğini 01.09.2023 tarihinden itibaren yürürlüğe girdiğini, \"madde 5/A- (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.\" şekline geldiğini, söz konusu davanın kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra açıldığını, bu durumda menfi tespit ve istirdat talebine ilişkin davada, dava açılmadan önce zorunlu arabulucuya başvurma şartı bulunduğunu, dava dilekçesi ve eklerinde arabuluculuk son tutanağının aslı veya arabulucu tarafından onaylı sureti sunulmadığını, mahkemece, re'sen gözetilmesi gereken ve sonradan tamamlanabilir nitelikte olmayan dava şartına ilişkin 6102 sayılı Kanunun 5/A maddesinin birinci fıkrası ve 6325 sayılı Kanunun 18/A maddesinin ikinci fıkrası gözetilerek davanın, öncelikle dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken görev yönünden reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, haksız ve hukuka aykırı davanın esastan reddine, konulan ihtiyati tedbirin kaldırılmasına veya İcra dosyasına yatırılan bedelin taraflarına ödenmesine, aksi durumda ise yüksek enflasyon nedeniyle müvekkilinin zararının tazmin etme imkanı olmayacağından İcra Müdürlüğüne  yatırılan bedelin bankada nemalandırılmasına,   kötü niyetli davacının icra inkar tazminatına  mahkum edilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu İİK 72 maddeye göre açılan menfi tespit davasıdır. Davacı tarafından icra takibine konu bononun kendisine ait aracın davalıya vermiş olduğu vekaletname ile satıldığı, elde edilen satış bedeli 140.000,00 TL.,  ve  30.000,00 TL.,   nakit olarak ödendiğini ve borcun sona erdiğini  ileri sürülmektedir.Davalı tarafından ise, Taraflar arasında, “... Mah. ... ada, ... parsel üzerinden yapılacak inşaat ile ilgili\" bir ortaklığın kurulduğunu, Adi yazılı ortaklık  sözleşmesine göre, müteahhitlik faaliyetinde bulunan davacıya yapılacak bir inşaat ile ilgili müvekkili tarafından sermaye olması için para verildiğini, Ortaya konan bu ortaklık sonucu müvekkiline elde edilecek kârın % 50'si verileceğini, İnşaatın müvekkilinin verdiği paralar ile tamamlanarak müteahhit olan davacının kendine düşen bağımsız bölümleri satarak parasını aldığını ve  satıştan müvekkiline ödenmesi gereken % 50 kâr payını ödemediğini,  araç satışından gelen 170.000 TL nin  icra takibine konu bonoya mahsuben yapılmadığını, belirterek davanın reddine talep etmiştir. Mahkemece, taraflar arasındaki ilişkinin ticari olmadığı, tarafların tacir olmadığı anlaşıldığı gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiştir. İcra takibine konu bononun keşide tarihinin 03/07/2017 tarih, vade tarihinin 20/11/2018 tarihi, 150.000,00 TL., bedelli olduğu, TTK 776 maddeye göre bononun yasal unsurlarını taşıdığı görülmüştür. Davada TTK 776 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan bonolar nedeniyle borçlu olunmadığının tespitinin talep edildiği, TTK'nın 5/1. maddesi uyarınca, ticari davalara bakma  görevinin, asliye ticaret mahkemesine ait olup, bonoya dayalı davalar 6102 Sayılı TTK'nun 4/1-a maddesi uyarınca mutlak ticari davalardan olduğundan, tarafların sıfatının ve aralarındaki ilişkinin öneminin bulunmadığı,  6102 Sayılı TTK'nın 5/3 maddesi uyarınca bu tür davaların asliye ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiği, açıklanan bu hususlar gözetildiğinde, davaya konu senetlerden dolayı davacının borçlu olup olmadığının  değerlendirilmesinde, asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek, ilk derece mahkemesince, davanın görevsizlik nedeniyle asliye hukuk mahkemesine gönderilmesine  karar verilmesinin yerinde olmadığı, davalı vekilinin ara buluculuk dava şartına itirazın mahkemece değerlendirilmesi, kanaatiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-3 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın yargılamaya devam olunmak üzere mahkemesine gönderilmesine, karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;2- İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/03/2025 tarih, 2024/320 E. 2025/238 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-3. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine, 5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-3. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 10/07/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"03f3afd9ac9ef4c8","SID":"1993f6ea76d05881"}}