{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/1062 <br>KARAR NO: 2025/860<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2025/214<br>ARA KARAR TARİHİ: 30/05/2025<br>DAVA: Menfi Tespit<br>DAVA TARİHİ: 10/03/2025<br>KARAR TARİHİ: 18/07/2025<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı 3. Şahıs ... isimli kişi tarafından, kıdem ve ihbar tazminatı talebiyle İstanbul Anadolu 23. İş Mahkemesi 2023/377 Esas sayılı numarası ile müvekkil ... ve ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. 'ye karşı dava açıldığını, mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda, müvekkili ...’nın yalnızca 5.296,90 TL kıdem tazminatı, 5.296,90 TL vekalet ücreti ve 1.442,09 TL yargılama giderinden sorumlu olduğuna karar verildiğini, ...’ın işçilik alacakları kapsamında toplam 14.391,90 TL kıdem tazminatı ve 4.292,20 TL ihbar tazminatı olmak üzere 18.684,10 TL tutarında tazminat alacağı ve 18.684,10 TL ilam vekalet ücreti alacağı olduğu belirlendiğini, mahkeme kararından da anlaşıldığı üzere ihbar tazminatından yalnızca ... A.Ş.’nin sorumlu olduğunu, ... tarafından İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi’nin ... E. sayılı dosyası ile toplam 55.577,81 TL'lik icra takibi başlatıldığını, akabinde de toplam 68.240,00 TL'nin ... A.Ş. tarafından dosyaya ödendiğini, bu ödemenin ardından davalı ... A.Ş., müvekkiline karşı İstanbul ... İcra Dairesi ... E. sayılı dosyası ile 68.240,00 TL Rücu ve 358,96 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 68.598,96 -TL tutarında ilamsız icra takibi başlattığını, mahkeme kararından da görüleceği üzere göre müvekkilinin yalnızca 5.296,90 TL kıdem tazminatı, 5.296,90 TL vekalet ücreti ve 1.442,09 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 12.035,89 TL'den sorumlu olup fazladan talep edilen miktarın hukuka aykırı olduğunu belirterek öncelikle İstanbul ... İcra Dairesi ... E. sayılı dosyasının teminatsız olarak mahkeme aksi kanaateyse uygun bir teminat karşılığında durdurulmasını, davanın kabulü ile müvekkilinin sorumlu olduğu bedelin 12.035,89 TL olduğundan davalı tarafça müvekkilinden fazla talep edilen 56.214,11 TL rücu bedeli ve 358,96 TL işlemiş faiz bedeli olmak üzere toplam 56.573,07 TL fazladan istenen tutar hususunda borçlu olmadığının tespitini ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesinin 14.03.2025 tarihli ara kararında; davalı/takip alacaklısının davacı/takip borçlusu hakkında menfi tespit davasından önce icra takibi başlattığı, İİK'nın 72/3. maddesi uyarınca takipten sonra açılan menfi tespit davasında takibin durdurulamayacağı ancak çoğun içinde azında olduğu kabul edilerek icra veznesine yatan paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde tedbir  verilebileceği, icra veznesine yatan paranın alacaklıya ödenmesi halinde ileride davanın kabul edilmesi halinde davacının zarara uğrayabileceği, bu nedenle mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği, bu halde İİK'nın 72/3. Maddesi gereğince tedbir şartlarının oluştuğu anlaşılmakla tedbir talebinin kısmen kabulüne karar vermek gerektiği gerekçesiyle Davacının ihtiyati tedbir talebinin Kısmen Kabulü ile; İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasının durdurulması yönündeki ihtiyati tedbir talebinin İİK 72/3 maddesi uyarınca reddine, İİK'nun 72/3 Maddesi uyarınca sadece davanın taraflarını bağlamak kaydı ile davacı borçlu tarafından takibe konu alacağın %15'i oranında göstereceği teminat karşılığında  İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında icra veznesine girmiş ve girecek paranın takip alacaklısına ödenmesinin ihtiyati  tedbir yolu ile önlenmesine karar verilmiştir. Davalı vekilinin 02.04.2025 tarihli ihtiyati tedbire itiraz dilekçesinde; davada henüz haklılık veya haksızlık durumuna ilişkin bir tespit yapılamayacağından ihtiyati tedbir karar verilmesine de gerek bulunmadığını, cevap dilekçesi sunulmadan tedbir kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının iddialarını destekler hiçbir delil ibraz edilmediğini belirterek ihtiyati tedbirin öncelikle kaldırılmasına karar verilmesini, mahkeme aksi kanaatte ise, daha yüksek oranda bir teminat miktarı belirlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesinin itirazın duruşmalı olarak değerlendirilmesine karar verilmiş, 29.05.2025 tarihinde yapılan duruşma neticesinde itirazın reddine karar verilerek bu hususta oluşturulan 30.05.2025 tarihli gerekçeli kararda; davalı/takip alacaklısının davacı/takip borçlusu hakkında menfi tespit davasından önce icra takibi başlattığı, İİK'nın 72/3. maddesi uyarınca takipten sonra açılan menfi tespit davasında takibin durdurulamayacağı ancak çoğun içinde azında olduğu kabul edilerek icra veznesine yatan paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde tedbir  verilebileceği, icra veznesine yatan paranın alacaklıya ödenmesi halinde ileride davanın kabul edilmesi halinde davacının zarara uğrayabileceği, bu nedenle mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği, bu halde İİK'nın 72/3. Maddesi gereğince tedbir şartlarının oluştuğu anlaşılmakla tedbir talebinin kısmen kabulüne dair  mahkememiz ara kararı ile verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılması veya teminat miktarının artırılmasına yönelik davalı vekilinin itirazlarının reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle Davalı vekilinin mahkememizin ihtiyati tedbir ara kararına ilişkin itirazının reddine karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davada henüz haklılık veya haksızlık durumuna ilişkin bir tespit yapılamayacağından ihtiyati tedbir karar verilmesine de gerek bulunmadığını, İstanbul Anadolu 23. İş Mahkemesi'nin 2023/377 E. davasında taraflar aleyhine hükmedilen tutarlardan davacı tarafında sorumlu olduğunu, işbu davanın kötüniyetle açıldığını, dava dışı işçinin ...’ya ait işyerinde çalıştığını, ilgili işçilik alacaklarına hükmedilmesinde tüm kusurun istifa ve ibra süreçlerini doğru yürütemeyen davacı ...'ya ait olduğunu, davada müvekkili nezdinde çalışılan döneme ilişkin herhangi bir işçilik alacağı veya tazminat talebinde bulunulmadığını, müvekkil şirketin iş sözleşmesinin devralmadığını, müvekkilinin bu konuda hiçbir kusurunun da bulunmadığını, davacının iddialarını destekler hiçbir delille desteklenmeyen bu iddiaya binaen verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasının hakkaniyet gereği olduğunu, TTK'nın 18/2. maddesi gereğince, tacirin ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğini, basiretli tacir olarak hareket etmeyen davacının bu eylemlerinin sonuçlarına katlanmak durumunda olduğunu belirterek ihtiyati tedbirin öncelikle kaldırılmasına karar verilmesini, mahkeme aksi kanaatte ise, daha yüksek oranda bir teminat miktarı belirlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.Dava, hizmet sözleşmesi kaynaklı üst işveren tarafından ödenen işçilik alacaklarının alt işverenden rücuen tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olup, istinaf incelemesine konu karar ise icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesine yönelik ihtiyati tedbire vaki itirazın reddi istemine ilişkindir.  6100 sayılı Kanun'un 393 üncü maddesinin birinci fıkrası:\"İhtiyati tedbir kararının uygulanması, bu kararın, tedbir isteyen tarafa tefhim veya tebliğinden itibaren bir hafta içinde talep edilmek zorundadır. Aksi hâlde, kanuni süre içinde dava açılmış olsa dahi, tedbir kararı kendiliğinden kalkar.\" şeklindedir.Dosya kapsamında, davacı tarafa ihtiyati tedbire ilişkin ara kararın 22.03.2025 tarihinde tebliğ edildiği, bir haftalık süre içerisinde, teminatın yatırılarak tedbir kararının infazının talep edilmediği anlaşılmakla, mahkemece teminat yatırılmaması ile uygulanmasının talep edilmemesi nedeniyle, ihtiyati tedbir kararı kendiliğinden kalktığından, konusuz kalan itiraz hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, itirazın esastan incelenerek reddine karar verilmesi yerinde olmadığından, kamu düzeninden olan bu hususun resen dikkate alınması gerekmiştir. Açıklanan sebeplerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Kanunun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (2) numaralı alt bendi uyarınca kararın kaldırılarak yeniden esas hakkında karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  2025/214 E. sayılı doyasında verilen 30/05/2025 tarihli itirazın reddine dair ara kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA ve YENİDEN KARAR VERİLEREK, 2-HMK'nın 393/1. maddesi gereğince 14.03.2025 tarihli ihtiyati tedbir kararı kendiliğinden kalktığından, konusuz kalan ihtiyati tedbire itiraz hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 3-Harçlar Kanunu gereğince davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının Hazineye gelir kaydına, 4-Davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalı tarafa iadesine, 5-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince esasa ilişkin verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.f bendi gereğince kesin olmak üzere karar verildi.18/07/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b4870cf187bbe2e8","SID":"cf600feaa1e24a29"}}