{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2025/813 <br>KARAR NO: 2025/1035<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 09/05/2025<br>NUMARASI: 2025/79 E. - 2025/100 K.<br>DAVANIN KONUSU: Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/07/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İhtiyati tedbir taleplerinin kabulü ile  yargılama süresince “...” isimli dizinin yayın, yeniden yayın, internet, sosyal medya ve benzeri tüm mecralarda paylaşım ve yayınının durdurulmasına, dizi senaryosunun ve bölümlerinin her türlü erişime kapatılmasına, yeni bölüm çekimi ve yayınına dair faaliyetlerin tedbiren durdurulmasına veya sayın mahkememizce takdir edilecek her türlü tedbire karar verilmesini, Davanın kabulü ile davalı ... TİC. A.Ş.'nin FSEK 70/1 maddesi uyarınca 200.000,00 TL manevi tazminat ve FSEK 68. maddesi uyarınca HMK'nin 107.madde hükmü gereğince belirsiz alacak davası olarak fazlaya ilişkin talepleri bilirkişi raporu ile gerçek bedel tespit edildiğinde artırmak üzere şimdilik 100.000,00 TL maddi tazminata hükmedilmesini ve her bölüm için takdir edilecek meblağın bölümlerin yayınlandığı tarihten itibaren işleyecek en yüksek reeskont faizi ile tahsilini, davacının ismi ile \"...\" isimli romanın \"...\" dizisine uyarlandığının geçmişe dönük olarak dizinin her bir bölümünde giriş ve/veya son kısımda jenerikte belirtilmesini,  hüküm özetinin üç büyük gazetede ilanına karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı ile; Davacı vekilinin davadan sonra usul ekonomisi gereğince dava tarihinden sonraki başvurunun beklenmesini talep etmiş ise de  6325 sayılı Kanunun m.18/A.2 maddesindeki açık hükmü karşısında zorunlu arabuluculukta arabulucuya başvuruya ilişkin dava şartı davadan önce gerçekleştirilmek zorunda olduğuna yönelik Yargıtay ve  BAM  ilamları uyarınca  zorunlu arabuluculukta arabulucuya başvuruya ilişkin dava şartı davadan önce gerçekleştirilmek zorunda olup; ticari nitelikteki davalar için zorunlu arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir nitelikte bir dava şartı olmadığından  “arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini” dava dilekçesinin ekinde ve verilen kesin sürede sunulmadığından \"6102 sayılı TTK m.5/A, 6325 sayılı HUAK m.18/A-f.2, HMK m.114/f.2, HMK m.115/f.2 hükümleri karşısında davanın dava şartı yokluğundan ve usulden reddine,\" karar verilmiştir.<br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle;  Dava şartı yokluğu nedeniyle verilen ret kararına katıldıklarını, ancak kararın eksik harç yatırıldıktan sonra verilmesi gerektiğini, harç yatırılmadan evrak üzerinde hüküm kurulmasına katılmadıklarını,  davacının ciddi itham ve taleplerde bulunduğunu, özellikle dizinin yayınının durdurulmasını istediğini, usulden red kararı ile  savunma haklarının ihlal edildiğini, dava konusu \"...\" dizisinin senaryosu ile ilgili olduğu halde dizinin senaristlerine pasif husumet yöneltilmediğini, bu tür davaların yapımcılar ve yatırımcılar için büyük ticari riskler doğurduğunu, davaların adli yardım ile yürütülmesinin kötü niyetle kullanıldığını, dizilerin durdurulması talebinin kötü niyetli olduğunu, yapımcıların yayıncı kuruluşlarla yaptıkları sözleşmelerde orijinallik garantisi verdiklerini, aksi durumda ağır tazminatlar ödemekle yükümlü olduklarını, buna karşılık davacı tarafın riskinin yalnızca harç ve masraflardan ibaret olduğunu,  dava açılmasındaki  asıl amacın, henüz basılmamış olan kitabının reklamını yüksek reytingli dizinin üzerinden yapmak olduğunu, harcın eksik yatırıldığını, bu nedenle harç tamamlattırıldıktan sonra usulden ve esastan reddine karar verilmesi gerektiğini beyanla istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalının iddia ve savunmalarının kabul edilemeyeceğini, davanın usulden reddedilmesinin usul hukuku yönünden yerinde olduğunu, istinaf başvuru dilekçesinde ileri sürülen esasa ilişkin savunmaları da hiçbir hal ve şartta kabul etmediklerini ancak şu aşamada esas hakkındaki savunmaların yersiz olduğunu, yerel mahkeme kararının usulden reddi dışındaki hiçbir hususa şimdilik cevap vermediklerini, cevap haklarını saklı tuttuklarını beyan etmiştir.<br>Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava, davalının yapımcısı olduğu \"...\" isimli dizinin davacıya ait olduğu iddia olunan \"...\" isimli romanından usulsüz iktibası nedeniyle, FSEK m. 70'e göre,  200.000,00 TL manevi tazminat ve FSEK m. 68'e göre 100.000,00 TL maddi tazminat, istemine ilişkindir.Dava 07.05.2025 tarihinde açılmış, mahkemenin aynı tarihli tensip ara kararı ile  eksik harcın tamamlanması  ve harcın tamamlanmasından sonra geçerli olmak üzere, dava tarihinden önce ticari davalarda dava şartı olan arabuluculuğa başvurulmuş ise buna dair tutanağın sunulması için 1 hafta kesin süre verilmesi  aksi taktirde davanın dava şartı yokluğundan usulden reddedileceği ihtar edilmiştir. Davacı vekili 09.045.2025 tarihli \" 07/05/2025 tarihli tensip zaptına ilişkin\"  beyan  dilekçesinde özetle ; \"Tensip zaptı sonrasında, dava şartı arabuluculuğa 07/05/2025 tarihinde başvurulmuştur. Bu başvuru, dava açıldıktan sonra gerçekleşmiştir.\" şeklinde beyanda bulunmuştur. Mahkemece davacı tarafça dava açılmadan önce dava şartı olan arabuluculuğa başvurulmadığı gerekçesi ile davanın  dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf talep etmiştir.  6102 Sayılı TTK 5/A maddesi uyarınca ,  Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar (Değişik ibare: 7445 - 28.3.2023 / m.31 / Yürürlük / m.43/1-a) “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. 6325 Sayılı Kanunun 18/A.2 maddesinde ise,  arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması durumunda bir işlem yapılmaksızın  davanın usulden reddine karar verilir düzenlemesi bulunmaktadır. Dava şartları, mahkemece davanın esası hakkında yargılama yapılabilmesi için gerekli olan koşullardır. Diğer bir anlatımla; dava şartları dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan “kamu düzeni” ile ilgili zorunlu koşullardır. Mahkeme, hem davanın açıldığı günde hem de yargılamanın her aşamasında dava şartlarının tamam olup olmadığını kendiliğinden araştırıp incelemek durumunda olup; bu konuda tarafların istem ve beyanları ile bağlı değildir. Dava şartlarının davanın açıldığı günde bulunmaması ya da bu şartlardan birinin yargılama aşamasında ortadan kalktığının öğrenilmesi durumunda, mahkemenin davayı mesmu (dinlenebilir) olmadığından reddetmesi gerekir. Davacı vekili tarafından 07.05.2025 tarihinde maddi manevi tazminat istemli eldeki davanın arabuluculuğa başvurulmadan açıldığı, 6325 sayılı Kanunun m.18/A.2 maddesi gereğince , arabuluculuk dava şartı yerine getirilmemiş olduğundan, mahkemece davaya ilişkin başkaca bir yargısal faaliyet yürütmeden  davanın  usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, davalı vekilinin  istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 09/05/2025 tarih ve 2025/79 E., 2025/100 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı davalı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 10/07/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"87360e816770ec44","SID":"c04cea751e7793bf"}}