{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/2055 Esas<br>KARAR NO:2025/936<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ:10/11/2021<br>NUMARASI:2018/1215 Esas, 2021/1177 Karar<br>DAVA:Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Talebi (İİK 235)<br>KARAR TARİHİ:03/07/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; alacağını temlik eden ...bank'ın ... Şubesi ile davalı kredi borçlusu/lehtarı Müflis ... A.Ş. arasında 3 adet Genel Kredi Sözleşmesinin imzalandığını, anılan ...ni dava dışı ... A.Ş. ile ...'ün müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, verilen kredinin sözleşme hükümlerine aykırı kullanılması nedeniyle borçlu şirketlerin 24.02.2016 tarihinde İstanbul Anadolu 2. ATM 2016/222. E. sayılı dosyası ile iflas erteleme talepli dava açtıklarını, İİK'nun 179/b m. uyarınca ihtiyati tedbir kararı verildiğini, bu kapsamda alacaklı bankanın icra takibine girişmediğini, müvekkilin alacağının iflas masasına kaydı için ... İflas dosyasına talepte bulunulduğunu, akabinde iflas müdürlüğünün alacağın tamamının yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle 63.045.092,60 TL alacak kayıt başvurusunun tamamının reddine karar verdiğini, müvekkilinin müflis şirketten olan 63.045.092,00 TL alacağının iflas masasına kaydına ve İİK'nun 235 m. uyarınca 2. alacaklılar toplantısına iştirak etmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ...okunaklı birer suretini sunmadığı için sözleşmenin taraflarının bilinemediğini,  talebe konu alacak icra takibine de konu etmediğinden zaman aşımı itirazında bulunduklarını, müflis şirket temerrüde düşürülmediği için davacının temerrüt faizi isteme hakkının da bulunmadığını, davacının alacaklı olması halinde TBK'nun 120 m. uyarınca faiz uygulanması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; davanın İİK'nun 223/3. fıkra ve 235. maddesi hükümlerine göre süresinde açıldığı, davacının alacağıyla ilgili deliller toplanıp müflis defterleri de incelenmek suretiyle bilirkişi incelemesi yaptırıldığını, bilirkişi raporuna göre davacının davalı müflisten iflas tarihi itibariyle 51.990.592,81 TL asıl alacak ve 10.528.094,88 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 62.518.687,69 TL alacağının belirlendiği, bilirkişi raporunun gerekçeli ve denetime elverişli olduğu gerekçesiyle davacının  benimsenen bilirkişi raporuyla belirlenen 62.518.687,69 TL alacağının müflisin iflas masasına İİK'nun 235. maddesi gereğince kayıt ve kabulüne, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde taraf vekillerince  istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; dosyada mübrez genel kredi sözleşmeleri, hesap kat ihtarı, temlik eden bankanın kayıtları ile sabit olduğu üzere davalı müflisten toplam alacak miktarının 63.045.092,00 TL olduğunu, hükme esas alınan 02.07.2020 tarihli bilirkişi raporunda alacağın 62.518.687,69 TL olarak eksik tespit edildiğini, bu hususta bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını, ek bilirkişi raporu alınmadığını, açıklanan nedenlerle dosyada mübrez bilirkişi raporunun, hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığını, eksik inceleme ile hüküm tesis edildiğinden 63.045.092,00 TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın kısmen kabulü kararının yerinde olmadığını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; yerel mahkemece eksik hususlar araştırılmaksızın, hatalı bilirkişi raporu esas alınarak  hüküm kurulduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yalnızca banka kayıtlarına itibar edildiğini, müflis şirketin  ticari defterlerinin incelenmediğini, bilirkişi raporunun denetime elverişli olabilmesi için davacı tarafından genel kredi sözleşmeleri ve kredi kullanımına ilişkin sözleşme asıllarının dosyaya sunularak taraflarına tebliğ edilmesi gerektiğini, ancak bu belgeler taraflarına tebliğ edilmediğinden denetime elverişsiz raporun hükme esas alındığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda temerrüt faizi de hesaplanmışsa da dosyada temerrüt faizi ve akdi faiz oranlarına ilişkin bilgi ve belgenin de bulunmadığını, bu nedenle alacağa ilişkin faiz hesaplamalarının da denetime elverişli olmadığını, eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu belirterek istinaf taleplerinin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlar da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, İİK'nun 235. maddesinde düzenlenen sıra cetveline itiraz (kayıt kabul) davasıdır. İİK 235. maddede, sıra cetveline itiraz edenlerin, cetvelin ilanından itibaren 15 gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecbur oldukları, 223’üncü maddenin üçüncü fıkrası hükmünün mahfuz olduğu belirtilmiştir. Maddede düzenlendiği üzere, sıra cetveline itiraz davası açma süresi 15 gündür. Süre, sıra cetvelinin ilanından itibaren başlar. İİK 166. maddedeki gazetelerde yapılan ilanlardan en son ilan tarihinden itibaren işlemeye başlar. İflas masasına alacak yazdırırken, tebligatı kabulü elverişli adres gösterilerek, Adalet Bakanlığınca çıkarılan tarifede gösterilen yazı ve tebliğ giderlerini avans olarak vermek suretiyle, İflas idaresince alınacak kararların kendisine tebliğ edilmesini istemiş olan alacaklılara, alacaklarının kabul veya ret edildiği ayrıca tebliğ edilir (İİK 223. Md). Bu alacaklılar için sıra cetveline itiraz davası açma süresi, sıra cetvelinin ilanından itibaren değil, bu tebligatın yapıldığı tarihten itibaren işlemeye başlar. Somut davada,.. sayılı dosyasından verilen yazı cevabına göre, İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/222 Esas sayılı dosyasında 18/04/2018 tarihinde iflasına karar verildiği, sıra cetvelinin 06/10/2018 tarihinde ...Gazetesinde, 09/10/2018 tarihinde İstanbul Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlandığı, davacının iflas masasına 232 kayıt numarası ile 19/09/2018 tarihinde başvurarak 63.045.092,60 TL alacağının iflas masasına kaydını talep ettiği, iflas idaresince alacağın yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle tamamının reddine karar verildiği, kararın tebliği için alacaklı tarafından dosyaya masraf yatırıldığı, kararın davacı vekiline 05/10/2018 tarihinde tebliğ edildiği, bu bilgilere göre davanın yasal 15 günlük hak düşürücü süre içerisinde 15/10/2018 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu ...banka A.Ş. alacağının, ... A.Ş. tarafından devir ve temlik alındığı, akabinde ... A.Ş. tarafından ... A.Ş.’den dosyada mübrez Beyoğlu ... Noterliği’nin 29.06.2021 tarihli ... yevmiye no.lu temlik sözleşmesi ile devir ve temlik alındığı anlaşılmıştır. Bilirkişi heyeti raporunda; müflis kredi lehtarı ...A.Ş nin iflas tarihi 18.04.2018 itibariyle tespit edilen nakdi kredi borcundan kaynaklanan davacı/temlik alanın 62.518.687,69 TL nakdi alacağının 2018/11 iflas masasına kaydının yaptırılabileceği sonuç ve kanaatine varılmıştır. Mahkemece, bilirkişi raporu dikkate alınarak 62.518.687,69 TL alacağının müflisin iflas masasına İİK'nun 235. maddesi gereğince kayıt ve kabulüne, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.Mahkemece verilen karar, taraf vekillerince  istinaf edilmiştir.1-Davalı vekilinin istinaf sebepleri değerlendirildiğinde; İİK'nın 195. maddesine göre iflas masasına yazılacak alacakların iflas tarihi itibarıyla hesaplanıp belirlenmesi gerekir.Davalı vekiline dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu tebliğ edilmesine rağmen davalı vekili tarafından rapora itirazda bulunulmamıştır. Buna göre uyuşmazlığın çözümü, “usuli kazanılmış hak” kavramının açıklanmasını ve açıklanan olgular karşısında somut olay ve taraflar yönünden gerçekleşip gerçekleşmediğinin irdelenmesini gerekli kılmaktadır. \"Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (6100 sayılı Kanun/HMK) “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Konu, yargı içtihadı ile gelişmiştir. Bu  kurum davaların  uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.\" (Yargıtay HGK'nın 2018/10(21)-94 Esas, 2021/111 Karar sayılı kararı) HMK’nın “Bilirkişi raporuna itiraz” başlıklı 281. maddesinin birinci fıkrasında “Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler.” hükmü mevcuttur. Bir tarafın bilirkişi raporuna itiraz etmemesi ile diğer (bilirkişi raporuna itiraz eden) taraf lehine usulî kazanılmış hak doğar. Yani, bir taraf bilirkişi raporuna itiraz etmez, diğerinin itirazı (veya mahkemenin kendiliğinden gerekli görmesi) üzerine yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılır (veya aynı bilirkişiden ek rapor alınır) ve ikinci bilirkişi raporu (veya ek rapor) birinci rapora itiraz edenin daha da aleyhine olursa, ilk rapora itiraz etmeyen taraf bakımından ilk bilirkişi raporu kesinleştiğinden ve bununla diğer (itiraz eden) taraf lehine usulî kazanılmış hak doğduğundan, mahkemenin ilk bilirkişi raporuna göre karar vermesi gerekir (Kuru, B., Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s. 2753)Somut olayda, bilirkişi raporu davalı vekiline tebliğ edilmesine rağmen davalı vekili rapora itiraz etmemiştir. Bu nedenle anılan raporda belirlenen alacak miktarı yönünden davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğundan mahkemece bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde değildir. Kaldı ki, genel kredi sözleşmesinden doğan kredi borcundan kaynaklı alacağın masaya kaydının talep edildiği bu davada, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin \"Delil Sözleşmesi\" başlıklı 37. maddesi gereğince davacı banka kayıtlarının HMK'nun 193. maddesi anlamında kesin delil niteliği taşıdığı (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 11/04/2012 tarih,  2011/13982 E. 2012/6103 K. Sayılı ilamı) bilirkişi raporunun bu esaslar çerçevesinde hazırlandığı, banka kayıtlarına göre hüküm tesisinin bu nedenle doğru olduğu, davacı tarafından tüm kayıtların dosyaya sunulduğu, akdi ve temerrüt faizi yönünden bilirkişi raporuna itiraz edilmediğinden bu itirazın istinaf aşamasında ileri sürülemeyeceği de gözetilerek davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.2-Davacı vekilinin istinaf sebepleri değerlendirildiğinde; Davacı vekili istinaf dilekçesinde, hükme esas alınan 03.07.2020 tarihli bilirkişi raporunda alacaklarının 62.518.687,69 TL olarak eksik tespit edildiğini, bu hususta bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını,ek bilirkişi raporu alınmadığını, eksik inceleme ile karar verildiğini ileri sürmüştür. HMK'nın 357 maddesi uyarınca bölge adliye mahkemesince resen göz önünde tutulacaklar dışında, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemez, yeni delillere dayanılamaz. Davacı vekili, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporuna karşı sunduğu itiraz dilekçesinde, bilirkişi raporu ile haklılıklarının sabit olduğunu, dosyanın tekemmül ettiğini, bilirkişinin faiz hesaplamasına bağlı olarak ortaya çıktığını düşündükleri farka ilişkin haklarını saklı tuttuklarını belirterek taleplerinin tamamı yönünden kabul kararı verilmesini talep etmiştir. Bunun dışında davacı vekili tarafından bilirkişi raporuna karşı somut bir itirazda bulunmadığı gibi ek rapor alınması yönünde de bir talepte bulunulmamıştır. Dolayısıyla ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen ek rapor alınmadığına yönelik itirazın istinaf aşamasında dinlenmesi mümkün değildir. İİK'nun 195/1. maddesinde \"Borçlunun taşınmaz mallarının rehni suretiyle temin edilmiş olan alacaklar müstesna olmak üzere iflasın açılması müflisin borçlarını muaccel kılar. İflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ile takip masrafları anaya zammolunur.\" hükmü yer almaktadır. İİK'nın 195. maddesinde müflisin borçlarının iflasın açılması ile muaccel olacağı ve iflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ve takip masraflarının ana paraya ilave edilerek masaya kaydedileceği öngörülmüş olduğuna göre, iflas masasına yazılacak alacakların iflas tarihi itibariyle hesaplanıp belirlenmesi gerekmektedir. Hükme esas alınan raporda, temerrüt tarihi iflas tarihinden sonraki bir tarihe taştığı için temerrüt faizi uygulanamadığı belirtilerek alacağın iflas tarihi itibariyle belirlendiği ve davacının bu hesaplamaya açıkça itiraz etmediği dikkate alındığında davalı lehine usuli müktesep hak oluştuğundan davacı vekilinin istinaf başvurusu bu nedenle de yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1215 Esas, 2021/1177 Karar sayılı ve 10/11/2021 tarihli karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan taraf vekillerinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b.1 bendi gereğince ayrı ayrı esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,1‬0 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,1‬0 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,4-Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde  bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 164/2. fıkrası gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde Temyiz Kanun Yolu Açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 03/07/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"426b8ad99b89eee3","SID":"0f69a947a61b51ca"}}