{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2024/623 Esas<br>KARAR NO: 2025/1002<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 21/12/2023<br>NUMARASI: 2023/85 Esas, 2023/982 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ: 06/02/2023<br>KARAR TARİHİ: 14/07/2025<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; lehdarı davalı ..., keşidecisi ..., müteselsil kefili  davacı şirket, düzenleme tarihi 30/03/2022, ödeme tarihi 15/06/2022, bedeli 15.000.000,00TL olan bononun, dava dışı ... tarafından düzenlenerek davalı ...'ya verildiğini, davalının bono bedelinin tahsili amacıyla İstanbul ... İcra Dairesi ... sayılı icra takibinin başlattığını, keşideci ...'nın bononun tanzim tarihinde, davacı şirketin 12/03/2022 tarihinde ölen hissedarı ...'nın kızı olduğunu, yapılan genel kurul ile dava dışı ...' nın yönetim görevinin sona erdiğini, alacaklı ... ile borçlu ...'nın işbirliği halinde davacı şirketin içini boşaltmak ve faaliyetlerini engellemek amacında olduğunu  ileri sürerek,  davaya konu icra dosyasında  dosyasında müvekkili şirketin borçlu olmadığının tespitine, takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla davalı aleyhinde tazminata, kötü niyetli davalı aleyhinde HMK 329. maddedeki yaptırımlara karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  davaya konu senedin hukuka uygun bir şekilde düzenlenip, taraflar arasındaki borç ilişkisinden doğduğunu, ...'nın yöneticisi-yetkilisi olduğu davacı şirketin  senette kefil konumunda olduğunu,  davacı şirket ile ... arasındaki ihtilaf sebebiyle müvekkili  ...' ya dava yöneltilmesinin davacının kötü niyetini gösterdiğini, kambiyo senedinin sebepten mücerret olduğunu ve senedin şekil şartlarında sakatlık olmadığı ve takibin usul ve yasaya uygun bir şekilde düzenlendiğinin dosya kapsamında sabit olduğunu savunarak, davanın reddini, davacı aleyhine alacağın % 40'ından aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına karar verilmesi istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, somut bonoda “müteselsil kefil”  ibaresi ile ... AŞ'yi temsilen atılan imzanın, ... AŞ tarafından düzenleyen ... lehine aval verilmesi niteliği taşıdığının sabit olduğu, bono yu keşideci olarak düzenleyen ...'nın, münferiden temsile yetkili yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı ... AŞ'yi de temsil ederek, kendisi (düzenleyen) lehine aval beyanında bulunmasının “temsilcinin kendisiyle işlem yapması” yasağı içinde kaldığı, temsilcinin kendisiyle işlem yapmasının yasak olması nedeniyle yapılan avalin temsil olunan davacı şirketi bağlamayacağı, temsil yetkisinin kötüye kullanılması nedeniyle aval işleminin TTK md. 395 uyarınca batıl  olduğu, davalı alacaklının bononun dayanağı olan borç ilişkisinin davacı şirketin işletme konusu dışında olduğunu bildiği, TTK 371/2 maddesi gereğince takip konusu bonodaki müteselsil kefil / aval şerhinin geçerli olmadığının belirlendiği, davacı şirketin dava konusu bonodan dolayı borçlu olmadığının sabit bulunduğu, davalı tarafın davacı şirket hakkında başlattığı takip ile icrai haciz uyguladığı,  İİK 72 gereğince kötüniyet koşulları oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile,  davaya konu bononun icra konulduğu İstanbul ... İcra Dairesi ... sayılı takip dosyasında  davacı şirketin borçlu olmadığının tespitine, 16.184.178,08-TL.nin %20 si oranında kötü niyet tazminatının davacı lehine davalıdan tahsiline, davacının diğer disiplin cezası ve HMK 329 taleplerinin yasal koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde; ticari uyuşmazlıktan kaynaklanan davalarda arabulucuya başvurma zorunluluğunun yerine getirilmediğini, öncelikle davanın dava şartı yokluğundan reddine hükmedilmesi gerekirken, deliller dahi toplanmadan, araştırılması ve incelenmesi gereken hususlar araştırılıp incelenmeden, esasa girilerek davanın kabulüne hükmedilmesinin açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı şirketin hali hazırdaki yetkilisi  ...'nın sahte imza ile genel kurul toplantıları düzenleyerek şirketteki hissesini artırması sebebiyle özel belgede sahtecilik suçundan yargılanmakta olduğunu,  bu kapsamda davacı şirket yetkilisi tarafından verilen vekaletname ile dava açılması usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı şirketin kötü niyetli olduğunun, senedi düzenleyen keşideci ...'ya karşı dava açılmamış olmasından anlaşılmakta olduğunu, işbu hususun dava şartı yokluğu olduğunu, davanın reddine hükmedilmesi gerekirken davanın kabulünün usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkeme tarafından, deliller toplanmadan, banka kayıtları, örnek sözleşme ile senetler, ticari defter kayıtları usulüne uygun olarak incelenmeden,  eksik yargılama ile verilen kararın  kaldırılması gerektiğini,  yerel mahkemenin ticari defterleri incelenmeden karar verildiğini, yerel mahkemenin davacının dosyaya sunduğu ve resmi olarak harç ve bedeli ödenip ödenmediği belli olmayan mütalaa ile hatalı bir hüküm verdiğini ve  TTK'nın 395.maddesinde yer alan hükümlerinin borçlunun borçtan kurtulmasına sebebiyet verecek şekilde hatalı yorumladığını,  yerel mahkeme tarafından, ispat yükü davacıda olmasına rağmen, davacı şirketin daha önceden yapmış olduğu çek, senet, sözleşmelerinde bu yönde bir izin uygulamasına gidilmiş midir, yoksa şirket işine geldiği gibi bazı senetlere itiraz edip bazı senetleri ise itiraz etmeden ödemiş midir hususu araştırılmadan ve davacı tarafından yeterli delil gösterilip dava ispatlanmadan davanın kabulüne karar  verilmesinin açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın ispatı için davacı şirketin bilgisayar, muhasebe ve mail kayıtlarının incelenmesi gerektiğini, keşideci ile lehtarın kardeş olduklarını, davacı şirketin aile şirketi olup dava açan yetkilinin de yine müvekkilin kardeşi olduğunu, bu kapsamda aile içi borç ilişkisinin tanık delili ile de ispat edilebileceği ortadayken, yerel mahkemece tanık delili de dahil olmak üzere hiçbir delilleri toplanmadan hüküm kurulmasının açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerleşik Yargıtay içtihatlarında da yer aldığı üzere, taraflar arasında imzalanan senet sebepten mücerret olup, davacının kefil olarak borçlu olduğunun sabit olduğunu,  buna rağmen davacının da davasını ispat edemediği sabitken, yerel mahkeme tarafından davanın kabulü usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilin lehtar olduğu bononun düzenlenme amacının işletmeyi ilgilendiren bir husus olduğundan dolayı, TTK md. 371/1 ve 371/2. maddesine göre yapılan işlemin borçlu şirketi bağlamakta olduğunu, münferiden temsile yetkili olan dava dışı ...'nın, şirket ortağı olduğunu ve yetkisine istinaden senet imzaladığı göz önünde bulundurulduğunda, genel kurulun izninin olmadığına dair yorum yapmanın abesle iştigal olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.\t<br>GEREKÇE: Dava, menfi tespit  talebine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde davanın kabulüne  karar verilmiştir. Karar davalı  vekili  tarafından istinaf edilmiştir.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava tarihi olan 06/02/2023 tarihinde menfi tespit davalarının zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığı, 7445 sayılı yasa ile TTK'nın 4.maddesinde yapılan değişiklik sonucu 01/09/2023 tarihinden sonra açılan menfi tespit davalarının    zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu, davacı şirket adına vekaletname veren  ...'nın vekaletnamenin verildiği tarihte münferiden davacı şirketi temsile yetkili olduğu,  davalının lehdarı olduğu davaya konu icra takip dayanağı bonoyu tanzim eden dava dışı  ...'nın, bonoyu davacı şirketi temsilen de avalist  olarak imzaladığı, dolayısıyla bono keşidecisi   ...'nın, kendi borcuna karşılık yetkilisi olduğu davacı şirketi avalist  olarak gösterdiği,  ...'nın davacı şirket adına attığı aval imzasının, TTK 626. ve 629. maddeleri çerçevesinde müdürün şirkete özen ve bağlılık yükümlülüğü ile bağdaşmayacak şekilde yetkinin kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, davacı şirket tarafından bu hususta yetki veya icazet verildiğine dair dosyada herhangi bir delil bulunmadığı, bu durumda davaya konu bonodaki davacı şirket adına yapılan aval işleminin geçersiz olduğu,  (Emsal Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin  2022/737 E-2023/3635 K.sayılı, 2020/8334 E-2022/4052 K.sayılı,  2021/4421 E- 2023/454 K.sayılı kararları)  davacı şirketin davaya konu bonoda avalist olması nedeniyle, davacı şirket ticari defterlerinin incelenmesinin uyuşmazlığın çözümüne katkı sağlamayacağı, bonoya ilişkin tanık dinlenmesinin mümkün olmadığı, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinin sonuç olarak doğru olmakla birlikte, TTK 626. ve 629. maddeleri çerçevesinde davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, aval işleminin TTK'nın 395.maddesi uyarınca batıl  olduğu, TTK'nın 371/2 maddesi gereğince takip konusu bonodaki müteselsil kefil / aval şerhinin geçerli olmadığı yönündeki gerekçesinin yerinde olmadığı, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden Dairemizce  davalı  vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş ve davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE,2-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince  İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 21/12/2023  gün ve 2023/85 Esas, 2023/982 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3-Davanın kabulü ile; İstanbul 26. İcra Dairesi ... sayılı takip dosyasında  davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine,4-Davaya konu alacağın (16.184.178,08-TL) %20'si oranında (3.236.835,616-TL) kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacının diğer disiplin cezası ve HMK 329 taleplerinin yasal koşulları oluşmadığından reddine, 6-İlk derece yargılaması yönünden; a)Alınması gereken 1.105.541,20 TL harçtan peşin alınan 276.385,31 TL harcın mahsubu ile bakiye 829.155,89 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, b)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 769.841,78 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, c)Davacı tarafından yapılan 276.565,21 TL ilk gider, 5.335,25 TL tebligat, müzekkere gideri ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 281.900,46-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,  7-İstinaf yargılaması yönünden; a)Davalı adli yardımdan yararlanmış olup istinaf aşamasında suçüstü ödeneğinden karşılanan herhangi bir masraf bulunmadığından, davalı yönünden istinaf yargılama giderleri hususunda hüküm kurulmasına yer olmadığına,  b)İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 8-Gerek ilk derecede gerekse istinaf aşamasında yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısımların karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.14/07/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ded45e56c67f3bbd","SID":"1d610707c68cbf1b"}}