{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ:15/10/2021<br>DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ:10/06/2025<br><br>İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacılar vekili, müvekkili şirket ... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi ile davalı ... San. Ve Tic. A.Ş. arasında 20/07/2016 tarihinde \"2016 Yılı Atasancak Buğday Samanı Sözleşmesi” imzalandığını, sözleşme ile en az 1.000 ton samanın 04/09/2016 tarihine kadar müvekkili tarafından davalı şirkete teslim edilmesi, nakliyenin satıcı müvekkile ait olması, saman fiyatının 290,00-TL+KDV olacağı, müvekkili tarafından taahhüt edilen 1.000 ton samanın teslim edilememesi halinde 60-TL/ton+KDV cezai şart nakden ve defaten ödenmesinin kabul edildiğini, bu sözleşme imzalanırken aynı anda yani 20/07/2016  tarihinde bahsedilen cezai şartın teminatı olarak yani 60-TL * 1.000 ton = 60.000,00-TL'lik teminat bonosu düzenlenerek karşılıklı anlaşma sonucu davalıya teslim edildiğini, taraflar arasındaki ticarette müvekkilinin satıcı, davalı şirketin ise alıcı konumunda olduğunu, yapılan ticari işin doğası gereği cezai şart dışında davalı şirkete borçlu olabileceği başkaca hiçbir ilişkinin söz konusu olmadığını, sözleşme gereği müvekkilinin taahhüt ettiği saman miktarını taahhüt tarihinden önce davalı şirkete teslim ettiğini ve davalı şirketin sözleşme gereği vermesi gereken parayı müvekkiline verdiğini, bu durum sonucu imzalanan sözleşmenin 11. maddesi gereği sözleşmenin sona erdiğini, verilen 60.000,00-TL' bedelli ve 20.07.2016 düzenlenme tarihli teminat bonosunun hükümsüz ve bedelsiz kaldığını, buna rağmen davalı şirketin teminat bonosunu iade etmediğini, 2017 yılında davalı şirket ile müvekkili şirket arasında sözleşme yapılmadığını, ancak davalı şirketin müvekkili şirketten fatura karşılığı mal almaya devam ettiğini, yapılan bu ticaretin sonucu davalı şirket tarafından kendi faks numarasından TTK gereği müvekkili şirkete \"30.09.2017 tarihi ile mutabakat\" başlığı altında 96.016,00-TL bedelli hesap mutabakatının 11.10.2017 tarihinde gönderildiğini, müvekkili şirketin söz konusu mutabakatın mutabıkız başlığını kalan 96.016,00-TL bakiyeyi yazarak işaretlediğini, davalı şirkete tekrar faks çektiğini, her iki şirketin söz konusu ticaretlerinin bakiyesi konusunda davalı şirketin müvekkil şirkete 96.016,00-TL. borçlu olduğu konusunda anlaşmaya vardığını, ancak davalı şirketin müvekkili şirkete borcunu ödememesi ve teminat bonosunu teslim etmemesi üzerine 20/09/2018 tarihinde müvekkili şirketin davalı şirkete bakiye borcun ödenmesi ve teminat senedinin iade edilmesi hususunda ihtarname gönderildiğini, teminat bonosunun iade edilmediği gibi ihtarnameden sonra 01/10/2018 tarihinde söz konusu teminat senedinin sanki alacaklıymış gibi doldurularak Denizli 5. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile takibe koyduğunu, kendi hesaplarına göre müvekkili şirketin banka hesabına 02/10/2018 tarihinde 19.500,00 TL gönderdiğini, davalı tarafın haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalı şirketin müvekkili şirketi zarara uğratarak haksız kazanç elde etmeye çalıştığını beyanla icra takibine konan senet nedeniyle davalıya 60.000,00 TL borçlu olmadığının tespitini, dava sonuçlanıncaya kadar Denizli 5. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra takibinin durdurulması hususunda tedbir kararı verilmesini, davalının kötü niyetli hareket ederek müvekkilinin mağduriyetine neden olmasından dolayı % 20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. <br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı vekili takip konusu senedin bedelsiz olduğunu, teminat senedi olduğuna dair beyanları kabul etmediklerini, bu haksız iddiayı davacı tarafın yazılı belge ile kanıtlaması gerektiğini, borç ikrarı içeren senet nedeniyle davacıların borçlu oldukları gibi 2017 yılında teslim edilmesi konusunda anlaşılan miktarda ürün teslim etmediklerini bu sebeple müvekkili şirketin zarar gördüğünü, tazmin borçları olduklarını bildikleri için cari hesapta her ne kadar alacaklı görünseler de fazla miktarın müvekkile borçlu olduklarını bildikleri için Eylül 2018 ihtar tarihine kadar bu cari hesap alacaklarını talep etmediklerini, müvekkili şirketin Denizli 2. Noterliği aracılığıyla gönderilen ihtarname içeriğinde senetten olan alacağının 02/10/2018 ihtar tarihi itibariyle cari hesaptan olan borç ile takas mahsup talebi olması halinde kabul edileceğinin iyi niyetli olarak beyan edildiğini, müvekkili şirketin iyi niyetli olarak ürün teslim edilememesi nedeniyle doğan tazmin hakkını saklı tutarak sadece bono alacağını mahsup takas beyanında bulunarak kalan 19.500,00 TL cari hesap bedelini davacı şirket hesabına gönderdiğini beyanla ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını, haksız davanın reddini, kötü niyetli açılan dava nedeniyle ihtiyati tedbir kararı nedeniyle icra dosyasından ödeme yapılmadığından % 20 icra inkar tazminatı, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacılar üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>Mahkemece, \"...her ne kadar davacı tarafça icra takibine konu bononun taraflar arasındaki 20.07.2016 tarihli sözleşme için teminat senedi olarak verildiği iddia edilmiş ise de dava konusu bononun üzerinde bu sözleşmenin teminatı olarak verildiğine dair bir ibare bulunmadığı gibi, yapılan sözleşmede de bu bonoya yapılmış herhangi bir atıf yoktur. Takibe konu bono kambiyo senedi vasfında olup, illetten mücerrettir. Bono belli bir borç ikrarını içeren kambiyo senedi olup, bononun belli bir sebeple  düzenlendiğini ve düzenlenme sebebinin gerçekleşmediğini veya bonoda yazılı borcun ödendiğini yasal delillerle ispat külfeti davacı taraftadır.  HMK 200 ve devamı maddelerine göre senede karşı senetle ispat zorunluğu bulunmakta olup, davacı iddiasını yazılı delillerle ispatlamak zorundadır. Buna göre dava konusu senedin teminat senedi olarak verildiğine dair davacı  yanca yazılı bir delil sunulamadığı gibi bono metninde senedin teminat için verildiğinin düzenlenmediği, dava konusu bononun illetten mücerret olduğu, davacı tarafın senedin teminat senedi olduğunu yazılı delille ispat edemediği, dava dilekçesinde yemin deliline dayanıldığından mahkememize yemin teklif etme hatırlatılmış ise de davalı tarafa yemin teklifinde de bulunulmadığı anlaşılmakla  ispat edilemeyen davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. <br>İİK'nun  72/4 maddesi hükmü \"Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir talebi kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde % 20'den aşağı tayin edilemez.\" düzenlemesini içerir. Somut olayda, tedbir yolu ile takip durdurulmuş olduğundan yasal koşulları oluşmakla davacı aleyhine tazminata da hükmedilmesine\" karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece taraflarına yemin deliline dayanmaları halinde yemin metnini sunmak için süre verildiğini, iş bu ara kararın usul ve esas açısından hukuka aykırı olduğunu, bu konuya ilişkin vermiş oldukları dilekçelerin dikkate alınmadığını, yemin delili için sıranın henüz gelmediğini, alınan bilirkişi raporları, tarafların kabulünde olan ve taraflarca imzalanan 30.09.2017 tarihli hesap mutabakatı ile davalarının açıkça ispatlandığını, ancak sayın mahkemenin aksi kanaatte olması halinde, dosyada mevcut olan ve delil olarak dayandıkları \"20/07/2016 tarihli Buğday Samanı Sözleşmesi\" ve \"20/07/2016 tarihli senet giriş bordrosu\" asılları üzerinde mevcut davalı imzasının, şirket yetkilisi ...'ya ait olup olmadığının, sözleşmedeki ikinci imzanın o dönem ki şirket yetkililerine ait olup olmadığının bilirkişi incelemesi ile tespit edilmesi gerektiğini, yine söz konusu belgeler konusunda davalı tarafın isticvap edilmesi gerektiğini, taraflarından yemin metni hazırlanması isteminin yasaya aykırı olduğunu, dava  konusu sözleşme ve olaylar ile ilgili Denizli Cumhuriyet Başsavcılığına yapmış oldukları suç duyurusunun sonucu davalarına doğrudan etki ettiği için iş bu soruşturma dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, ortada bir sözleşme olması durumunda tanık dinletilebileceğini, taraflarınca sunulan senet fotokopisi ve senet giriş bordrosu sunulduğunu ancak karşı tarafın imza itirazı olmasına rağmen mahkemece imza incelemesi yapılmadığını, eksik inceleme ile karar verildiğini, müvekkili ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile davalı şirket arasında imzalanmış \"senet giriş bordrosu\" başlıklı davalarına konu senedin ödeme günü boş olarak ve  teminat senedi olarak verildiğine dair belgenin daha önceden ellerinde olmaması ve nerede olduğunun tespit edilememiş olması sebepleriyle sunulamadığını, iş bu belgenin HMK'nın 145. maddesi uyarınca kabulü gerektiğini, aynı zamanda söz konusu belgenin niteliği gereği davanın esasına direk etki edecek ve borcu ortadan kaldıran - söndüren bir belge olması sebebiyle davanın her aşamasında sunulabilek belgelerden olduğunu, alınan bilirkişi raporlarının davalarında haklı olduklarını ortaya koyduğunu, müvekkilinin taraflar arasındaki ticari ilişki sebebiyle borçlu olabileceği hiç bir işlemin olmadığının tespit edilmiş olduğunu, borçlu olabilecek hiçbir işlem yapmayan müvekkilinin davaya konu senedi teminat senedi olarak asıl sözleşme ile aynı anda imzalayarak davalıya verdiğinin sabit olduğunu, senedin tanzim tarihi olan 20/07/2016  tarihinde henüz tarafların ticari defterlerinde fiili bir ticaretin başlamaması ancak yine senet tanzim tarihi ile aynı tarih olan 20/07/2016 tarihinde tarafların aralarında akdettiği \"2016 Yılı Atasancak Buğday Samanı Sözleşmesi\" başlıklı sözleşmenin imzalanmış olması, bu sözleşmeyle düzenlenen 1.000 ton samanın teslim edilmemesi halinde 60.000,00-TL cezai şart belirlenmiş olması, senedin bedelinin de 60.000,00-TL olması, müvekkilinin ticari ilişkilerinde bu cezai şarttan başka borç doğuracabilecek herhangi bir ilişki de bulunmamış olması, tarafların aralarında hesaplaştıkları cari hesap mutabakatının da bu söylenenleri doğrulaması, mutabakatta da müvekkilinin alacaklı olması ve senedin ve bedelinin yer almaması, tarafların ticari şirket olmaları aynı zamanda tacir olmaları sebepleri ile ticaretlerinin defterlerinde kayıtlı olması zorunluluğu sebepleri ile; yine dosya kapsamındaki tüm yazılı ve sözlü beyanları ile müvekkilin davasında haklı olduğunun ortaya çıktığını istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, hukuki niteliği itibariyle Denizli 5. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında takibe dayanak bono nedeni ile davacıların borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın reddine karar verilmiştir. <br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>6100 sayılı HMK'nın 359/3. maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgiler, yasaya uygun gerektirici nedenler, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, dava ve takibe konu senedin kambiyo senedi vasfında olduğu, davacı tarafça imza inkarında bulunulmadığı, kambiyo senetlerinin sebepten mücerret olduğu, davalı alacaklının senedin teminat senedi olduğu yönünde bir kabul beyanının bulunmadığı, ispat yükü kendisinde olan davacıların, bononun teminat senedi olduğu yönündeki iddialarını yazılı delillerle ispatlaması gerektiği, davaya konu senet üzerinde teminat senedi olduğuna dair bir ibarenin yer almadığı, taraflar arasında yapıldığı ileri sürülen 20/07/2016 tarihli Buğday Samanı Sözleşmesinde teminat olarak senet verildiğine dair bir kaydın bulunmadığı, her ne kadar senet giriş bodrosunda, teminat senedidir ibaresi yer alsa da neyin teminatı olduğu açıkça belirtilmemiş olup bu hususta bonoya atıf yapan bir sözleşme hükmünün bulunmadığı, bu hususun senedin teminat senedi olduğunun ispatı için yeterli olmadığı, dolayısıyla imza incelemesinin sonuca etkili olmayacağı, bononun ticari deftere kayıt zorunluğunun da bulunmadığı, davacı iddialarının tanıkla ispatının mümkün olmadığı, davacı tarafça bildirilen soruşturma dosya numarasının iş bu dava dosyasıyla ilgisinin bulunmadığının anlaşılması üzerine davacı tarafça istinaf dilekçesinde dahi yeni dosya numarasının bildirilmediği, davacı tarafa yemin hakkının hatırlatıldığı, davacı tarafça yemin deliline dayanılmadığı anlaşılmış olmakla Yerel Mahkemece ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, HMK'nın 355/1. maddesi gereği inceleme istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmakla, re'sen gözetilmesi gereken kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu, bu itibarla davacılar vekilinin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı anlaşıldığından HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek  sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacılar vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun  HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40  TL maktu  istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacı ... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi'den tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,<br>3-Davacıların istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE,<br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 04/06/2025 tarih 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına  Dair Kanun'un 20. maddesi uyarınca dava tarihindeki miktarı itibariyle 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliğiyle  karar verildi.10/06/2025<br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f2901dd088def4de","SID":"3f8c4601655b2f93"}}