{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2025/724 Esas<br>KARAR NO:2025/954<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:21/11/2024<br>NUMARASI:2022/576 Esas, 2024/859 Karar<br>DAVA:İflas (Adi Takipten Doğan İtirazın Kaldırılması Ve İflas (İİK 156))<br>KARAR TARİHİ:03/07/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesi ile;  taraflar arasında düzenlenen 01/07/2019 tarihli sözleşme uyarınca, davalının faturalarda belirtilen özellik, nicelik ve fiyatlara uygun akrilik levha ve köpük levha cinsi emtiaları yurt dışından alımını yaparak müvekkilin İstanbul'daki deposuna ulaştırmayı üstelendiğini, müvekkili şirketin 3.415.000,00 USD sözleşme bedelinin 3.250.829,98 USD'sini ödediğini, ancak teslim edilen akrilik levha ürünlerin bir kısmının sözleşme ve faturada belirtilen nitelikte olmadığını, diğer yandan köpük levha cinsi ürünlerin bedeli olarak 265.688,00 USD ödenmesine rağmen anılan ürünlerin hiç teslim edilmediğini,  köpük levha cinsi ürünlerin ürünlerin teslimi, teslim edilmemesi durumunda 265.688,00 USD'nin müvekkiline iade edilmesi için çıkartılan ihtara olumsuz yanıt verilmesi üzerine ...sayılı dosyasında  265.688,00 USD'nin tahsili için davalı borçlu aleyhine adi iflas yolu ile takip başlattıklarını, davalının takibe haksız itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın kaldırılması ile davalının iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili süresinde davaya cevap vermemiş, yargılama sırasında sunduğu dilekçe ile; müvekkili şirketin sözleşme ile belirlenen ürünleri istenilen nitelik ve nicelikte eksiksiz olarak teslim ettiğini, davacının düzenlenen faturalara itiraz etmediğini, müvekkilinin davacıya teminat olarak verdiği 7.600.000,00 TL bedelli çekin takibe konulmamasının, müvekkili şirketin tüm edimlerini yerine getirmesinden kaynaklandığını, teslim edilen ürünlerin istedikleri nitelik ve niceliğe sahip olmadığını belirten davacının süresinde ayıp ihbarında bulunmadığını, köpük levha cinsi ürünlerin teslim edilmediği iddiasının da gerçeği yansıtmadığını,  tam aksine davacının müvekkiline borcu bulunduğunu, zira  davacının teslim edilen akrilik levha cinsi ürünlere ilişkin depolama paletli plaka, antrepo, ambalaj gideri ve ek depolama kiralama gibi maliyet kalemlerini ödemediğini, davacının yapılan teslimatlara dair masraflara ilişkin düzenledikleri 2.732.290,00 TL tutarında faturaya itiraz ettiğini savunarak davanın reddine, takibin iptaline ve davacının % 20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; davalının 265.688,96 USD tutarında köpük levha cinsi ürünü davacıya teslim ettiğini yazılı belgelerle ispat edemediği, davalı ticari defterlerine kaydedilip davacı defterlerinde kayıtlı olmayan 17.11.2021 tarihli 2.732.290,00 TL tutarlı faturanın dayanaklarının ibraz edilmediği, bu faturanın ürünlerin taşınması sırasında oluşan demuraj ve hasar bedeline ilişkin düzenlendiğinin davalı tarafından ispat edilemediği, buna göre davalının, davacı alacağından mahsup edilmesi gereken bir tutarın varlığını ispat edemediği, bu nedenle davalının iflas yolu ile takibe itirazı kaldırılarak iflas davası açıldığının İİK'nın 166. maddesinde belirtilen usulle ilan edildiği, davalının duruşma günü olan 11/07/2024 tarihi itibari ile  8.766.003,59 TL asıl alacak, 398.853,16 TL harç, 2.322.121,24 TL işlemiş faiz, 391.660,04 TL vekalet ücreti, 165,70 TL masraf olmak üzere toplam 11.878.803,73 TL borcu 7 günlük kesin süre içinde davacı alacaklıya ödenmesi veya mahkeme veznesine depo edilmesi gerektiği yönündeki depo emri gereğini yerine getirmediği gerekçesiyle davalının iflasına karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; müvekkilinin sözleşme ile belirlenen ürünleri istenilen nitelik ve nicelikte eksiksiz olarak teslim ettiğini, defter kayıtları ve sevk irsaliyeleri ayrıntılı olarak incelendiğinde alacağa konu ürünlerin teslim edildiğinin ortaya çıkacağını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, 265.688,00 USD bedelindeki köpük levha cinsi ürünlerin davacıya teslim edilip edilmediği hususunda değerlendirme yapılmadığını, raporda sadece cari hesaptan kaynaklı alacak borç ilişkisinin tespit edildiğini, söz konusu ürünlerin teslim edilip edilmediğinin açıklığa kavuşturulması gerektiğini, müvekkili şirket kayıtlarında peşin ödeme aldığına dair bir tutar bulunmadığından, rapordaki aksi yöndeki görüşün hatalı olduğunu, bilirkişi raporuna itirazlarının reddedilerek eksik ve hatalı olarak düzenlenen bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının doğru olmadığını,  raporda 17.11.2021 tarih ve 2.732.290,00 TL tutarında faturanın ticari defterlerde kayıtlı olduğu tespit edilmesine rağmen, ilgili faturaların davacı ile olan ticari ilişkiye ait olup olmadığının tespitinin yapılamadığının belirtildiğini, ticari defterlere kayıtlı olması nedeniyle 17.11.2021 tarihli fatura konusu alacaklarını yazılı belge ile ispatladıklarını belirterek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava; takibe itirazın kaldırılması ve iflas talebine ilişkindir. Dosya kapsamından; davacının davalı aleyhine 265.688,00 USD alacağın tahsili için İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyası ile iflas yolu ile adi takip başlattığı, iflas ödeme emrinin 25.02.2022 tarihinde davalıya tebliğ edildiği, davalının 25.02.2022 tarihinde iflas yolu ile takipte borca ve ferilerine itiraz ettiği, davacının da itirazın kaldırılması ve davalının iflası için bu davayı açtığı anlaşılmaktadır. İİK'nın 155. maddesi; \"Borçlu iflas yoliyle takibe tabi şahıslardan olup da alacaklı isterse ödeme emrine yedi gün içinde borç ödenmediği takdirde alacaklının mahkemeye müracaatla iflas talebinde bulunabileceği ve borçlunun gerek borcu olmadığına ve gerek kendisinin iflasa tabi kimselerden bulunmadığına dair itirazı varsa bu müddet içinde dilekçe ile icra dairesine bildirmesi lüzumu ve konkordato teklif edebileceği ilave olunur.Ödeme emrindeki müddet içinde borçlu tarafından itiraz olunmamışsa alacaklı bir dilekçe ile Ticaret Mahkemesinden iflas kararı isteyebilir\" hükmünü, aynı Yasa'nın 156/3 maddesi; \"Borçlu ödeme emrine itiraz etmişse takip durur ve alacaklı bu itirazın kaldırılması ile beraber borçlunun iflasına karar verilmesini bir dilekçe ile Ticaret Mahkemesinden isteyebilir.\" hükmünü, 158/2 maddesi ise; Şu kadar ki, borçlu takibe karşı usulü dairesinde itiraz etmemiş veya itiraz ve defileri varit görülmemişse mahkeme yedi gün içinde faiz ve icra masrafları ile birlikte borcunu ifa veya o miktar meblağın mahkeme veznesine depo edilmesini borçluya veya iflas davasında kendisini temsil etmiş olan vekiline, dava vicahda devam ediyorsa duruşmada, aksi takdirde Tebligat Kanunu hükümleri dairesinde yapılacak tebliğ ile emreder. Borçlu imtina ederse ilk oturumda iflasına karar verilir.\" hükmünü düzenlemektedir. Ayrıca İİK'nın 158/1 maddesi uyarınca iflas takibi kesinleştiğinde İİK'nın 166. Maddesinde belirtilen usulle ilan edilmesi gerekir.Somut olayda, davacının, ödeme emrinin tebliğinden itibaren  bir yıllık hak düşürücü süre içinde, davalının muamele merkezinin bulunduğu yer ticaret mahkemesinden davalının iflasını talep ettiği anlaşılmaktadır. Mahkemece; davalının peşin ödenen 265.688,96 USD bedelinde ürünü davacıya teslim ettiğini ispatlayamaması nedeniyle davalının  takibe itirazının haksız olduğu, bu nedenle davacının 265.688,96 USD tutarında alacağı bulunduğu,  ancak davalının depo emri gereğini yerine getirmediği gerekçisiyle davalının iflasına karar verilmiş, davalı vekili hükmü istinaf etmiştir.İstinaf konusu edilen uyuşmazlık, davalının takip konusu alacak nedeniyle borçlu bulunmadığı hususunda toplanmaktadır.İlk derece mahkemesinde alınan mali müşavir bilirkişi raporunda; tarafların ibraz edilen ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulduğunu, her iki tarafın cari hesap kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davacının fazla ödemeden kaynaklı 265.688,96 USD alacağı bulunduğu, davalı tarafından kesilen tüm faturalar ile davacı tarafından kesilen iade faturaların tarafların ticari defterlerine kaydedildiği, ancak davalı tarafından düzenlenen işçilik, depolama, antrepo, ambalajlama içerikli 2.732.290,00 TL tutarındaki faturanın davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmasına rağmen, davacı defterlerinden kayıtlı olmadığı, bunun dışında taraf defterlerinde mutabık olmayan bir kaydın bulunmadığı belirtilmiştir.Davalı taraf, bedeli peşin ödenen ürünleri davacıya teslim ettiğini savunmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 222. maddesinin üst başlığı “Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması “dır. 222/2. fıkrada, ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olmasının şart olduğu, 3. fıkrada ise ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerinde ki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiğine yer verilmiştir. Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK’nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili HMK ‘nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar.Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. (Yargıtay15.HD'nin 2017/1445 Esas, 2018/1438 Karar sayılı kararı) Yukarıda açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, tarafların ticari defter ve kayıtlarına göre, davalı, peşin ödenen 265.688,96 USD tutarındaki ürünü davalıya teslim ettiğini ispatlayamamıştır. Her iki tarafın ticari defterlerine göre davacının peşin ödeme nedeniyle takip tarihi itibariyle davalıdan 265.688,96 USD alacağı bulunduğundan, Mahkemece davalının takibe itirazının kaldırılmasına karar verilmesi yerindedir. Diğer taraftan davalı tarafından düzenlenen 2.732.290,00 TL tutarındaki faturaya davacının itiraz ettiği ve ticari defterlerine işlemediği anlaşılmaktadır.Tek başına davalının ticari defterleri ve davalı tarafından düzenlenen fatura davalının alacaklı olduğunu göstermeyeceğinden, ilk derece mahkemesinin, davalının,  davacı alacağından mahsup edilmesi gereken bir alacağının varlığını ispat edemediğini kabul etmesi de yerindedir. Buna göre davacı tarafın iflas gideri ve iflas avanslarını yatırdığı, Mahkemece iflas takibinin kesinleştiğinin İİK'nın 166. maddesi uyarınca ilan edildiği, davalının usulüne uygun depo emri tebliğine rağmen borcunu da ödemediği anlaşıldığından, davalının iflasına karar verilmesindenı isabetsizlik görülmemiştir.Sonuç olarak davanın kabulü ile davalının iflasına dair ilk derece mahkemesi kararı esas ve usul yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/576 Esas,   2024/859 Karar sayılı ve 21/11/2024 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,<br>2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı davalı tarafından yatırıldığından başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 2004 sayılı İİK'nın 164. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'da Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.03/07/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"46bb7223d7bd16f4","SID":"17a17d4999f44108"}}