{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2024/1142 Esas<br>KARAR NO: 2025/1007<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 23/11/2023<br>NUMARASI: 2023/58 Esas, 2023/281 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi Tazminat İstemli)<br>KARAR TARİHİ: 14/07/2025<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin TPMK nezdinde ... sayılı \"...\" ibareli markanın sahibi olduğunu, davalının sadece birkaç harf eklemek suretiyle, müvekkilinin markasını kopyalamak suretiyle \"...\" ibaresini ile TPMK nezdinde ... sayı ile tescil ettirdiğini, davalı markasının müvekkilinin tanınmış markasına ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu gibi birebir aynı hizmet sınıfları üzerinde tescil edildiğini ve kullanıldığını,  müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösteren davalı şirketin müvekkilinin ticari itibarını etkilediğini ve davalının haksız kazanç sağlamaya yönelik olduğunu iddia ederek, davalı adına ... sayı ile tescilli \"...\" ibareli markanın hükümsüzlüğünü, davalı eylemlerinin müvekkilinin markadan doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitini, men'ini, ref'ini, şimdilik 1.000-TL maddi 10.000-TL manevi ve 5.000-TL itibar tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  davacı markasının TPMK nezdinde tanınmış marka statüsünde olmadığını, müvekkili markası ile davacı markasının tescilli oldukları emtialar göz önüne alındığında birbirlerinde benzemediğini, bu nedenle müvekkili markasının hükümsüzlük şartlarının oluşmadığını, markalar arasında herhangi bir benzerlik dahi bulunmadığını, keza davacı markasının zayıf bir marka olduğunu, müvekkiline ait olan \"...\" markası, ürün oluşturan bitkinin ve kökünün farklı dildeki isimlerinden türetildiğini, bu ismin herhangi bir markanın taklidi olmadığını, müvekkilinin markasının tescilli bir marka olduğunu ve tescilli markasını hizmetlerinde kullandığını, davacı iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davanın reddine karar verilmiş, davacı ve davalı vekillerinin ayrı ayrı istinafları üzerine verilen bu karar; Dairemizin  2021/745 E. - 2023/141 K. sayılı ilamı ile kaldırılmıştır. İlk derece mahkemesince Dairemizin kaldırma kararı sonrası yapılan yargılama sonucunda; görsel ve işitsel açıdan taraf markalarının kısmi benzerlik gösterdikleri, kavramsal açıdan taraf markalarının benzerlik içermediği, ortalama halkın işletmeler arasında bir bağlantı olduğunu düşünmeyeceği, markaların karıştırılmayacağı, SMK m.6/1 açısından hükümsüzlük şartlarının gerçekleşmediği, davacı markasının Türkiye'de  ulaştığı tanınmışlık düzeyinin değerlendirilebilmesi açısından dosya kapsamında sunulan belgelerin yeterli olmadığı, keza sektörel açıdan da bilirkişi raporuna göre bu durumun tespit edilemediğinden  SMK 6/5 maddesi kapsamında da hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı,  tescilin SMK 6/9 maddesi kapsamında kötü niyetli olmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı, dosya kapsamında dava konusu edilen ... tescil no.lu “...' ibaresinin kullanımına dair bir belgenin yer almadığı, dolayısıyla davacı markasıyla bağlantılı olarak, markaya tecavüzün söz konusu olmadığı, kaldı ki,  “...\" bitkisi ve köklerinden elde edilen bileşikler içinde yer alan \"...”, \"...\"” ibarelerinin tek bir kişiye aidiyetinin söz konusu olamayacağı ve sektörel açıdan herkesin kullanımına açık olduğu, davacının dosyaya sunduğu ve tecavüze konu ettiği davalı  kullanımının “...” şeklinde olduğu, yukarıda yer alan ve markaların karıştırılmayacaklarına ilişkin değerlendirmelerin aynı şekilde bu kullanım içinde geçerli olduğu, keza bu kullanımda “...” ibaresinin de ayırtedicilik katması nedeniyle farklılığın söz konusu olduğundan  davalı kullanımının SMK'nın 7 ve 29. maddeleri gereğince davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturmayacağı  gerekçesiyle davanın reddine karra verilmiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde; yargılama sırasındaki beyanlarını tekrar ederek, ilk derece mahkemesi tarafından dava dosyasına sundukları   uzman görüşünün irdelenmediğini  ve tartışılmadığını, dava dosyasındaki iki bilirkişi raporu ve uzman görüşünün birbiri ile çelişkili tespitler içerdiğini, bir karar verilmeden önce yeni bir rapor alınarak bu çelişkilerin giderilmesi gerektiğini, davalının hükümsüzlüğü talep edilen markası ile müvekkilinin markası arasında iltibas bulunduğunu, davalı markasının  kötü niyetli tescil edildiğini,  davalının fiili kullanımları müvekkili şirketin marka haklarına tecavüz teşkil etmekte ve müvekkil aleyhine haksız  rekabet yaratmakta olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2018/513 E. 2019/138 K. sayılı yetkisizlik kararının kesinleştiğini, bu nedenle yerel mahkeme kararının düzeltilerek yetkisizlik kararı yönünden de davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesini ve vekalet ücreti yönünden istinaf talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, marka hükümsüzlüğü, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin  tespiti, men'i, ref'i ile maddi ve manevi tazminat  talebine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde davanın reddine   karar verilmiştir. Karar davacı  vekili ve  davalı  vekili  tarafından istinaf edilmiştir.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının ... no'lu ...\" ibareli markası ile  davalının  ... no'lu  \"...\" ibareli markalar arasında iltibas bulunmadığı, davacı markasının tanınmış marka olduğunun ispatlanamadığı, davalının marka tescilinin kötü niyetli olduğunun ispatlanamadığı, SMK'nın 6/1-6/5-6/9.maddeleri açısından hükümsüzlük şartlarının gerçekleşmediği,  “...\" bitkisi ve köklerinden elde edilen bileşikler içinde yer alan \"...”, \"...\"” ibarelerinin tek bir kişiye aidiyetinin söz konusu olamayacağı ve sektörel açıdan herkesin kullanımına açık olduğu, davalının  “... ” şeklindeki kullanımının markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturmayacağı, davacı tarafça sunulan  uzman görüşünün, davacının yazılı belgeye bağlı beyanı niteliğinde olduğu, uzman görüşü içerisindeki vakıaların ispatının ancak bilirkişi delili ile mümkün olduğu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu; davaya yetkili mahkemede devam edilmiş olup, yetkisizlik kararı nedeniyle davalı lehine ayrıca bir vekalet ücretine hükmedilemeyeceği, (YHGK'nın  2017/2-3004 E., 2019/217 K. ve 2017/3-1008 E., 2021/153 K.sayılı kararları)  anlaşılmakla, davacı  vekilinin  yerinde görülmeyen istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 3-Davacıdan alınması gereken 615,40 TL harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davalıdan alınması gereken 615,40 TL harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 5-İstinaf yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.14/07/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0b2c4a62dcee5366","SID":"b72d0ad69cee448d"}}