{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. KONYA BAM   6. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  6. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: ...<br>KARAR NO\t: ...<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>BAŞKAN\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t: ...  (...)<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 21/12/2022<br>NUMARASI\t\t: ... Esas - ... Karar<br>İSTİNAF EDEN DAVACI\t: ... <br>VEKİLİ\t: Av. ...  <br>İSTİNAF EDEN DAVALI\t: ...<br>VEKİLLERİ\t: Av. ...  Av. ...  <br>DAVA\t\t: Şirket Yönetim Kurulu Başkan ve Yönetim Kurulu Üyesi<br>\t\t Olmadığının Tespiti<br>İSTİNAF KARARININ<br>KARAR TARİHİ\t: 08/07/2025<br>YAZIM  TARİHİ\t: 09/07/2025<br>Davacı tarafından davalı aleyhine Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan şirket yönetim kurulu başkan ve yönetim kurulu üyesi olmadığının tespiti davasında 21/12/2022 tarihinde tesis edilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karara karşı tarafların istinaf kanun yoluna başvurmaları üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı şirketin ortağı olduğunu, kendisinin yokluğunda 30/03/2013 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında kendisinin bilgi ve isteği dışında ve hatta Türkiye'de olmadığı bir dönemde davalı şirketin yönetim kurulu üyesi olarak seçildiğini, Konya ...Noterliği'nin 05/04/2013 gün ve ...... yevmiye nolu işlemiyle onaylanan 30/03/2013 tarihli yönetim kurulu kararı ile de yine kendisinin bilgisi ve istediği dışında yönetim kurulu başkanlığına seçildiğini, davacının 10 yılı aşkın süredir yurtdışında olup Türkiye'ye gelmediğini, 30/03/2013 tarihli genel kurul hazirun cetvelinde ve yönetim kurulu toplantısında kendisi adına atılan imzaların sahte olduğunu, davacıya ait olmadığını, davalı şirket yöneticileri aleyhine İzmir.... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyası üzerinden gümrük kaçakçılığı suçlamasıyla açılan davanın halen derdest olduğunu, davacının resmi kayıtlarda davalı şirket yönetim kurulu başkanı ve üyesi olarak görülmesinin kendisinin mağduriyetine sebebiyet verdiğini beyan ederek davacının davalı şirket yönetim kurulu başkanı ve yönetim kurulu üyesi olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının ceza davasının sonuçlarından ve davalı şirketin vergi borçlarından kurtulmak için bu davayı açtığını, davalı şirketin aile şirketi olduğunu, sorumluluğu şirketin diğer yönetim kurulu üyesine yıkmak için bu davanın açılmış olduğunu beyan ederek davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; ....Dava, \"davalı şirket yönetim kurulu başkanı ve yönetim kurulu üyesi olmadığının tespiti\" davasıdır.<br>Somut olayda ; Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtlarına göre, davalı şirketin halen faal olduğu, dava tarihi itibariyle en son yönetim kurulu üyelerinin 30/03/2013 tarihli genel kurul kararı gereğince davacı ... ve ...... olup, kendilerinin 30/03/2013 tarihli genel kurul toplantısında 3 yıl süreyle görev yapmak üzere yönetim kuruluna seçildikleri, Konya.... Noterliği'nin 05/04/2013 gün ve ...... yevmiye nolu işlemiyle onaylanan 30/03/2013 tarihli yönetim kurulu kararına göre de 3 yıl süreyle davacı ...'in yönetim kurulu başkanlığına, ......'un ise yönetim kurulu başkan yardımcılığına seçildikleri, davalı şirketi temsil ve idaresinin münferit yetkili olmak üzere 3 yıl süreyle ......'a bırakıldığı belirlenmiştir. <br>Davada çözülmesi gereken sorunlar ; davacının yönetim kurulu üyeliğine seçildiği 30/03/2013 tarihli genel kurul hazirun cetvelindeki imzanın davacıya ait olup olmadığı, ait değilse bu genel kurul kararının geçerli olup olmadığı, yine davacının yönetim kurulu başkanlığına seçildiği 30/03/2013 tarihli yönetim kurulu kararındaki imzanın davacıya ait olup olmadığı ve ait değilse bu yönetim kurulu kararının da geçerli olup olmadığı sorunlarıdır. <br>İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Başkanlığı'nın 22/11/2022 tarihli raporuna göre; davacı adına atılan 30/03/2013 tarihli genel kurul toplantısına ilişkin hazirun cetvelindeki imza ile 30/03/2013 tarihli yönetim kurulu kararındaki imzaların davacıya ait olmadığı anlaşılmıştır. <br>Önceki genel kurul toplantılarına ilişkin hazirun cetvelleri yönünden yapılan imza incelemesinde ise, 23/02/2006 ve 18/12/2008 tarihli genel kurul toplantılarına ilişkin hazirun cetvellerindeki imzaların davacıya ait olduğu, 26/12/2011 tarihli hazirun cetvelindeki imzanın ise davacıya ait olmadığı anlaşılmıştır. <br>Davacının imzasının bulunduğu 23/02/2006 ve 18/12/2008 tarihli genel kurul toplantılarında da davacı ... davalı şirket yönetim kuruluna seçilmiş ise de, davacının sonradan 30/03/2013 tarihli genel kurul kararlarıyla yeniden yönetim kuruluna üye seçilmiş olması karşısında, 30/03/2013 tarihinden önceki (genel kurul kararlarına dayanan) yönetim kurulu üyelerinin son bulduğu anlaşılmıştır. <br>30/03/2013 tarihli genel kurul toplantısı hazirun cetvelindeki imza davacıya ait değilse de; davalı şirket Anasözleşmesi'nin 15. maddesine göre; genel kurulun şirket hisselerinin en az yarısından bir fazlasını temsil eden pay sahiplerinin katılımıyla toplanması gerekmektedir. Karar nisabı yönünden ise Anasözleşme'de bir hüküm bulunmadığı görülmüştür. <br>Dava konusu 30/03/2013 tarihli genel kurulun yapıldığı tarih itibariyle yürürlükte bulunan 6102 s. TTK'nin 418. maddesine göre ise, \"(1) Genel kurullar, bu Kanunda veya esas sözleşmede, aksine daha ağır nisap öngörülmüş bulunan hâller hariç, sermayenin en az dörtte birini karşılayan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin varlığıyla toplanır. Bu nisabın toplantı süresince korunması şarttır. İlk toplantıda anılan nisaba ulaşılamadığı takdirde, ikinci toplantının yapılabilmesi için nisap aranmaz.<br>(2) Kararlar toplantıda hazır bulunan oyların çoğunluğu ile verilir.\"<br>30/03/2013 tarihli genel kurulun da bütün ortakların katılımı ile (imzası taklit edilen davacı hariç) yapılarak, kararların oybirliği ile alındığı, davacının 98/200 hissesi yönünden verilen oyların ve katılımın geçersiz olduğu düşünülse dahi, 6102 s. TTK'nın 418. ve Anasözleşmenin 15. maddesine uygun toplantının yapılmış ve yeterli nisapla karar alınmış olduğu anlaşılmıştır.<br>6102 s. TTK'nin 446/2. maddesine göre, \"Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri\" genel kurul kararlarının iptalini isteyebilir.<br>Davacının oyunun (imza sahteliği nedeniyle) geçersiz olduğu kabul edilmesi halinde bu hususun, 30/03/2013 tarihli genel kurulda alınan kararların iptalinin istenilmesine gerekçe teşkil edeceği, 30/03/2013 tarihli genel kurulda alınan kararların yoklukla malul veya butlanını gerektirmeyeceği, iptal hususunun da şartları varsa söz konusu olabileceği, dolayısıyla davacının katılım imza ve oyunun geçersizliğine rağmen, 30/03/2013 tarihli genel kurulda alınan kararların iptal edilinceye kadar geçerli olduğu, bu kararın iptali için açılan bir davanın da bulunmadığı anlaşılmıştır. <br>Yargıtay 12. HD.nin 09/03/2017 gün  ve 2016/26141 E. 2017/3551 K. sayılı emsal içtihadına göre, \"Anonim şirketlerde yönetim ve temsili düzenleyen TTK' nun 365 ve bunu izleyen maddelerinde, şirket yetkili temsilcisinin görev süresi sona erdiğinde, bu sıfatlarının kendiliğinden düşeceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığına ve şirketin organsız kalması da mümkün olmadığına göre, yerine yenisi atanmadığı sürece temsil yetkisinin devam edeceğinin kabulü gerekir.\" <br>Her ne kadar, davacının 3 yıl süreyle yönetim kurulu üyeliğine seçildiği ve 30/03/2016 tarihi itibariyle bu sürenin sona erdiği anlaşılmış ise de; yukarıda yazılı Yargıtay emsal içtihadında da belirtildiği üzere, yenisi seçilmediği için davacının yönetim kurulu üyeliğinin devam ettiği sonucuna varılmış, davacının bu genel kurul kararının iptali için şartları varsa dava açma hakkı saklı kalmak kaydıyla, davacının yönetim kurulu üyesi olmadığının tespitine yönelik davanın reddine karar vermek gerekmiştir. <br>Davacının davalı şirket yönetim kurulu başkanı olup olmadığının tespiti yönünden yapılan değerlendirmede ise; <br>6102 s. TTK'nin 390/1. maddesine göre, \"(1) Esas sözleşmede aksine ağırlaştırıcı bir hüküm bulunmadığı takdirde, yönetim kurulu üye tam sayısının çoğunluğu ile toplanır ve kararlarını toplantıda hazır bulunan üyelerin çoğunluğu ile alır. Bu kural yönetim kurulunun elektronik ortamda yapılması hâlinde de uygulanır.\"<br>Davalı şirket yönetim kurulunun 30/03/2013 tarihinden itibaren üye tam sayısının 2 olduğu anlaşılmıştır. Konya... Noterliği'nin 05/04/2013 gün ve ...... yevmiye nolu işlemiyle onaylanan 30/03/2013 tarihli yönetim kurulu kararındaki imzanın davacıya ait olmaması nedeniyle, üye tam sayısı sağlanmadan ve davacının imzası taklit edilerek yönetim kurulu toplantısı yapılıp karar alındığı, alınan yönetim kurulu kararının toplantı ve karar alma nisabına uygun olmadığı, dolayısıyla 30/03/2013 tarihli yönetim kurulunda davacının davalı şirket yönetim kurulu başkanlığına seçilmesine ilişkin yönetim kurulu kararının geçersiz olduğu belirlenmiştir. <br>Davacının yönetim kurulu başkanı seçilmesine ilişkin, 30/03/2013 tarihli yönetim kurulu kararı geçersiz olduğu anlaşıldığından, davacının davalı şirket yönetim kurulu başkanı olmadığının tespiti talebi kabul edilmiş ve oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\" gerekçesiyle davacının davasının kısmen kabul, kısmen reddi ile ... T.C. Kimlik nolu davacı ...'in, Konya Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne kayıtlı davalı ...... A.Ş.'nin yönetim kurulu başkanı olmadığının tespitine, davacının aynı davalı şirketin yönetim kurulu üyesi olmadığının tespiti talebinin ise ispat edilememesi nedeniyle reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu olayda TTK mad. 435 anlamında şirketin zorunlu organlarının birinin mevcut olmaması ya da genel kurulun toplanamaması hali mevcut olmayıp genel kurulun müvekkilinin yokluğunda toplandığını, dava konusu olayda genel kurul toplanmış olup, yapılan olağan  genel kurul toplantısında  yönetim kurulu üyesi olarak ...... ve ...'in yönetim kurulu üyesi seçildiğinin kararlaştırılmış olduğunu ve yeni yönetim kurulu üyeleri seçildiğinden; davacının önceki dönemdeki ......   şirketinden kalan yönetim kurulu görevinin sona erdiğinin kabulü gerektiğini, yenisi seçilinceye kadar önceki yönetim kurulunun görevine devam edeceğine dair uygulama hükmünün  dava konusu olayda uygulanması mümkün olmayıp; olayda genel kurul toplanıp yeni yönetim kurulu üyeleri seçildiğinden  ve mahkemece müvekkilinin yönetim kurulu üyesi olmadığının tespit edilmesi halinde dahi geriye 1 kişi ...... kalacağından şirket organsız kalmayacağını, müvekkilinin yönetim kurulu üyeliğinin 30.03.2013 tarihli Olağan Genel Kurul kararı ile ortadan kalkmış olup; yerel mahkemenin yanlış değerlendirme ile şirketin organsız kalacağı ve davacının  genel kurul kararına  karşı ancak iptal davası açması gerektiğini ve bu yöndeki hakkının saklı olduğu yönündeki gerekçesinin yasal ve fiili dayanağı bulunmadığını, müvekkilinin yönetim kurulu üyesi seçildiğine dair kararda ve müvekkilinin yönetim kurulu başkanı seçildiğine dair karardaki imzaların davacı müvekkiline ait olmadığı yargılama sırasında toplanacak delillerle de ortaya çıkmış olup; davacının yönetim kurulu üyesi olmadığına dair tespit hükmü yönünden verilen kısmen ret kararında hukuka uygunluk bulunmadığını beyanla ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın tümden kabulünü talep etmiştir. <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yargılama aşamasında mahkemenin belgeler üzerinde imza incelemesi yaptırdığını, 22.11.2022 tarihli ATK raporunda; fotokopi belgeler, bilgisayar ortamında hazırlanmış belgeler, faks çıktısı ve karbon suret belgelerde bazı tanı unsurları kayba uğrayabileceği, bu tür belgelerin sair usullerle elde edilebilme olasılığının bulunduğunu, ayrıca belgeye imza, yazı ya da artefakt gibi harici unsurlar eklenebileceği belirtilerek fotokopi belgeler üzerinde inceleme yapılmasının sakıncalı olduğunun genel olarak belge asılları üzerinde inceleme yapılmasının gerekli olduğu belirtildiğini, buna rağmen mahkemenin istemi doğrultusunda incelemenin konusu fotokopi belgeler üzerinde yapıldığının belirtildiğini, bu husus dikkate alındığında, 30/03/2013 tarihli yönetim kurulu karar metni fotokopisinde yapılan inceleme ile varılan sonucun güvenilir olmadığı ve olmayacağının tartışmasız olduğunu buna rağmen ilk derece mahkemesinin fotokopi belgeler üzerinde yapılan incelemeyle davacı lehine hüküm kurmasının yerinde olmadığını beyan etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava; şirket yönetim kurulu başkanı ve yönetim kurulu üyesi olmadığının tespiti istemine ilişkindir.<br>İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen  kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.<br>6102 sayılı TTK'nın 410. maddesine göre anonim şirket genel kurul çağrısı kaideten yönetim kurulu tarafından yapılır.  Görev süresi sona ermiş olsa bile yönetim kurulu genel kurulu çağrı yetkisine haizdir. Tek bir pay sahibi veya azlığın genel kurulu toplantıya ne surette çağırabileceği aynı Yasa'nın 410/2 ve 411. maddelerinde düzenlenmiştir. Ayrıca TTK'nın 416. maddesine göre de bütün pay sahipleri veya temsilcileri hazır bulunmak ve itiraz olmamak koşuluyla çağrıya ilişkin hükümlere uyulmaksızın da genel kurul toplanabilir.<br>Somut olayda davalı şirketin 30/03/2013 tarihinde yapılan olağan genel kurulunda şirket ana sözleşmesinin şirket yönetim kurulunun görev ve süreleri ile ilgili  8.maddesi değiştirilerek 3 kişi olan yönetim kurulu üye sayısının en az 1 kişi olarak değiştirilmesine katılanların oy birliği ile karar verilmiş ve davacı ile dava dışı ......'un şirketin yönetim kurulu üyeliğine 3 yıl süreyle seçilmelerine yine katılanların oy birliği ile karar verilmiştir.  Söz konusu genel kurula ilişkin hazirun cetveline göre tüm pay sahiplerinin genel kurul toplantısına katıldıkları görünmekte ise de hazirun cetvelindeki imzanın davacıya ait olmadığı Adli Tıp Kurumu raporuyla belirlenmiştir. Bu sebeple davacının söz konusu genel kurula katılmadığı sabit olduğundan olayda TTK'nın 416.maddesinde düzenlenen çağrısız genel kurul şartları oluşmamıştır.<br>Davalı şirketin  30/03/2013 tarihinde genel kurul toplantısının yapılması yönünde  yönetim kurulu tarafından bir karar alınıp alınmadığı anlaşılamamaktadır. Genel kurul yapılması yönünde alınmış geçerli bir yönetim kurulu kararı bulunmaması halinde çağrısız genel kurul şartları da oluşmadığından genel kurulda alınan kararlar yoklukla malül olacaktır. Yokluk durumu mahkemece resen göz önüne alınacak bir husustur.<br> İlk derece mahkemesince davalı şirkete ait ilgili karar defteri asıllarını sunmak üzere davalı şirkete süre verilmiş olup, davalı şirket vekili verdiği beyan dilekçesinde; şirketin tüm defter, belgeleri ve kayıtlarının davacı ve onun aile fertlerinde bulunduğunu, müvekkilinde şirkete ait defter ve belgelerin olmadığını beyan etmiştir.  <br>Şirket karar defterinin davalı şirket uhdesinde bulunması gerekmektedir. Bu sebeple davalı şirkete sonuçları da ihtar edilmek suretiyle şirkete ait yönetim kurulu karar defterini sunmak üzere kesin süre verilmesi, yönetim kurulu karar defteri sunulması halinde genel kurul yapılması yönünde geçerli bir şekilde alınmış bir yönetim kurulu kararının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi ve sonucuna göre tüm deliller değerlendirilerek davacının talepleri konusunda karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde olmadığından tarafların istinaf başvuru taleplerinin kabulü ile HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi  yukarıda  açıklandığı üzere;<br>1-Tarafların istinaf başvuru taleplerinin KABULÜ ile; Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/12/2022 tarih, ... Esas - ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,<br>2-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yatırılan 179,90 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, <br>4-İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, <br>5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, <br>6-İstinaf başvurusunda bulunanlar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>7-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4 maddesi gereğince; kararın tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 08/07/2025 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.<br><br><br>     Başkan ...                    Üye ...                     Üye ...                  Katip ...<br>         e-imzalıdır                       e-imzalıdır                       e-imzalıdır                     e-imzalıdır<br><br><br><br><br><br><br>...<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0c95e5d0a59ab707","SID":"36b377bd6b7c50d0"}}