{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2022/2073 <br>KARAR NO: 2025/1192<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 11/02/2022<br>NUMARASI: 2017/844 Esas - 2022/125 Karar<br>DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 10/07/2025<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;    <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkillerinin murisi ...’ın kullanımında olan ... plakalı motosiklet ile davalılardan ...’ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın 22/06/2016 tarihinde Esenler, ... Caddesi ile ... Sokak kesişiminde çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacıların eşi/babası ...’ın vefat ettiğini, kaza nedeniyle davalılardan ... aleyhine Bakırköy 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/481 Esas sayılı dosyasında “taksirle ölüme neden olma suçundan” dolayı ceza davası açıldığını ve ilgili mahkemece sanığın/davalının mahkumiyetine karar verildiğini, davalı sürücü ...’ın kazanın oluşumunda asli kusurlu olduğunu, kazaya karışan ... plakalı aracın ise davalılardan ... adına kayıtlı olduğunu, ...’nın işleten sıfatıyla diğer davalılarla birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, diğer davalı ... Sigorta A.Ş.’nin ise ... plakalı aracın ZMSS sigortacısı olduğunu, kaza nedeniyle ZMSS sigortacısı olan davalı sigorta şirketinden tazminat talebinde bulunduklarını, ancak davalı şirketin taleplerine 25/07/2016 tarihli cevabı yazı ile olumsuz yanıt verildiğini, müteveffanın ölümü ile birlikte müvekkillerinden ...’in eşini kaybetmiş olduğunu, diğer müvekkillerinin ise genç yaşta babasız kaldıklarını, müvekkillerinin maruz kaldığı maddi kayıplar ile manevi acının tarifinin mümkün olmadığını belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava haklarını saklı tutarak şimdilik kaydıyla 1.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, müvekkilleri için toplam 65.000,00-TL manevi tazminatın (davacı eş için 20.000,00 TL, her bir davacı çocuk için ise 15.000,00 TL’den 45.000,00 TL olmak üzere) kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalı ... ve ...’dan tahsiline, 500,00 TL cenaze ve defin giderinin faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun Karayolları Trafik Kanunu ile ZMSS poliçesi Genel Şartları gereğince azami poliçe teminat limiti dahilinde, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve davacıların gerçek zararı ile sınırlı olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kazada kusursuz olduğunu, bu nedenle müvekkili şirketin kaza nedeniyle herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, kazada vefat edenin kaza esnasında kask kullanmadığının tespit edildiğini, müvekkili şirketin aleyhine tazminat hesaplanması halinde hesaplanacak olan tazminat tutarından kusur oranlarına göre %20 oranında indirim yapılması gerektiğini belirterek  davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde kazanın oluşumu ile ilgili olarak net bir bilginin elde edilemediğinin beyan edildiğini, ölümlü/yaralamalı trafik kazalarında olay yeri tutanağının görevli trafik polislerince düzenlenmekte olduğunu, düzenlenmiş bu tutanağa göre kazanın meydana gelmesinde müteveffanın kusurlu bulunduğunu, müvekkiline ait aracın şoförünün ise herhangi bir kusurunun bulunamadığını, müvekkilinin kazayla hiçbir ilgisinin olmadığını, sahibi olduğu aracın şoförünün de  kazanın oluşumunda herhangi bir kusuru olmadığını, dolayısıyla kazanın oluşumunda herhangi bir kusuru olmadığı için maddi ve manevi tazminattan sorumlu tutulamayacağını belirterek  davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"Davacıların maddi tazminat davasının reddine, davacıların manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile;... için 10.000,00-TL, ... için 5.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL olmak üzere toplam 25.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 22/06/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan alınarak davacılara ödenmesine, davacıların fazlaya ilişkin isteminin ise reddine \" karar verilmiştir.  Bu karara karşı davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; maddi tazminat yönünden; SGK tarafından hak sahiplerine bağlanan gelirlerin ilk peşin sermaye değerinin rücu edilebilir kısmının tazminatta indirim yapılabileceğini, mahkemece alınan bilirkişi raporunda ise doğrudan ilk peşin sermaye değerinin tazminattan indirilerek hesaplama yapıldığını, bu hesaplamanın açıkça hatalı olduğunu, hesap bilirkişisi tarafından sunulan raporda özellikle dava konusu olay trafik kazası olarak değerlendirilmesine rağmen SGK tarafından bağlanan PSD değerinin yapılan hesaplamadan düşüldüğünü, olay salt bir trafik kazası olarak değerlendirilecek ise bu durumda SGK tarafından bağlanan gelirin tazminattan indirilmesinin hatalı olduğunu, takdir edilen manevi tazminat miktarlarının  yetersiz olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı eş ... yönünden yeniden evlenme olasılığı olay tarihinde ki yaşına göre değerlendirilmiş ve %12 olarak hesaplandığını ancak dul eşin yeniden evlenme olasılığı saptanırken hüküm tarihine en yakın tarihe göre değerlendirme yapılması gerektiğini, müvekkili ...'in öğrenci olması nedeniyle destek tazminatının da ona göre hesaplanması gerekirken eksik inceleme ile hüküm tesis edildiğini, mahkeme vekille temsil olunan her bir davalı için ayrı ayrı vekalet ücretine karar verdiğini, gelenek, görenek ve dinsel zorunluluklar kapsamında yapılması gereken olağan giderlerin hüküm altına alınması gerekirken mahkemece bu yönde hiçbir araştırma ve yargılama yapılmadan doğrudan reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından, 22/06/2016 günü saat 11:00 sıralarında, müteveffa sürücü ..in sevk ve idaresindeki ... plakalı motosiklet ile 1008. Sokağı takiben seyirle olay mahalli ... Caddesi kesişimi kavşağına geldiğinde aracının sağ ön yan kısımlarına, istikametine göre sağ tarafından ... Caddesini takiben gelip kavşağa giriş yapan davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyonetin sol ön kısımlarıyla çarpması ile meydana gelen trafik kazasında davacıların desteğinin vefat ettiği, eldeki dava ile davacıların destekten yoksun kalma tazminatı ile  manevi tazminat talep ettiği anlaşılmıştır.Dava dilekçesinde cenaze gideri de talep edildiği halde Belediye ile yazışma yapılmadan talebin reddine karar verilmesi eksik incelemeye dayalı olmuştur. Mahkemece hükme alınan aktüerya bilirkişi raporunda;  Müteveffanın gelirinin vefat ettiği tarihte net 2.350,00 TL olduğunun kabulü durumunda ve müteveffanın gelirinin asgari ücret olduğunun kabulü üzerinden olmak üzere iki seçenekli olarak hesaplama yapılmış, asgari ücret üzerinden yapılan hesaplamada da aynı yöntem izlenerek davacıların, davalılardan talep edebileceği maddi zararının bulunmadığı bildirilmiştir. Mahkemece gerekçeli kararda hangi seçeneğin kabul edildiği açıkça belirtilmeden bilirkişi sonuç kısmına göre maddi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 21/4. maddesinde \"İş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücu edilir.\" düzenlemesine yer verilmiştir. Dosya kapsamından SGK'nın hak sahiplerine ödenen rücuya tabi gelirin ilk peşin sermaye değerinin tahsili için dava açtığı anlaşılmaktadır. Bu durumda dava açıldığından açılan dava sonucu bekletici mesele yapılarak sonucuna göre davacılara  bağlanan rücuya tabi gelirin ilk peşin sermaye değeri  5510 sayılı Kanun'un 21/4. maddesi gereği tazminattan düşülmesi suretiyle davacılar tarafın talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken, eksik incelemeyle  peşin sermaye değerinin tamamı tazminattan indirilerek hesaplama içeren rapor hükme esas alınarak karar verilmesi de isabetli olmamıştır. Destekten yoksunluk tazminatı hesaplarında dikkat edilmesi gereken hususlardan biri, dul eşin yeniden evlenme ihtimalinin nazara alınması keyfiyetidir. Hesaplama, bilinmeyen dönem için farazi bazı kriterlere göre yapılmakta ise de evlenme ihtimali belirlemesinde dul eşin hesap tarihi itibari ile evlenip evlenmediği tespit edilebilir bir olgudur. Hükme esas alınan raporda, davacı eşin evlenme ihtimalinin  rapor tarihi yerine kaza tarihine göre belirlenmesi doğru olmamıştır.  Yine Yargıtay 4. ve kapaltılan 17. Hukuk Dairesi'nin yerleşmiş içtihatlarına göre; \"...çocuklar için destekten yoksun kalacakları sürenin belirlenmesinde yaşları, okuldaki eğitim durumları, içinde yaşadıkları sosyal ve ekonomik koşulların ayrı ayrı değerlendirilmesi, yüksek öğrenim yapacaklar ise, 25 yaşının doldurulmasına kadar; yüksek öğrenim yapmamakta ise yerleşik ve kabul gören uygulamaya göre, erkek çocukları için 18 yaşın, kız çocukları için 22 yaşın desteğin sona ereceği yaş olarak kabul edilerek hesaplama yapılması gerekmektedir...\"O halde Mahkemece yapılması gereken, ailenin eğitim, sosyal, ekonomik durumu, yaşam koşulları, içinde yaşadıkları çevre araştırıldıktan sonra  desteğin kızı Rümeysa'nın  davacı Anadolu Üniv. Açıköğretim Fakültesi Yönetim ve Organizsayon Bölümü öğrencisi olduğu açıklandığından öğrenim durumu araştırılarak  destek alacağı yaşı, davacı eşin olay tarihi itibariyle yaşı ve çocuk sayısına göre evlenme ihtimalinin değerlendirilmesi, SGK tarafından olayın iş kazası sayılması ile birlikte bağlanan gelirin işveren ve kazaya sebebiyet veren davalı şoför ...'dan rücuen tahsili için Bakırköy 17. İş Mahkemesi'nin 2018/149 Esas sayılı dosyası ile açtığı dava sonucunu bekletici mesele yapılarak sonucuna göre davacılara  bağlanan rücuya tabi gelirin ilk peşin sermaye değeri  5510 sayılı Kanun'un 21/4. maddesi hükmü gereği tazminattan düşülmesi suretiyle davacılar tarafın talep edebileceği destekten yoksun kalma  tazminat miktarının belirlenmesi;  Belediye ile yazışma yapılarak talep edilebilecek cenaze gideri talebi hakkında karar verilmesi olmalıdır.  İlk Derece Mahkemesince  hükmedilen manevi tazminat miktarları bir miktar düşük olduğundan  TBK’nın 56/2. maddesi ve 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında benimsenen manevi tazminatın belirlenmesine ilişkin ilkeler nazara alınarak  tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacıların uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları  ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde ve meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarda olayda davacılar için bir miktar manevi tazminata hükmedilmelidir. Vekalet ücretine yönelik istinaf talebi bakımından inceleme yapıldığında; Karar tarihinde uygulanması gereken AAÜT'nin 3/2.maddesi gereğince müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana  iadesine,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf aşaması için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda  HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.10/07/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f65bccc329fbb307","SID":"762d4e7940379b19"}}