{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2024/429 - 2025/1222<br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/429 <br>KARAR NO\t: 2025/1222<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>KATİP\t:...\t(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 16/10/2023<br>NUMARASI\t: 2022/385 Esas - 2023/935 Karar<br><br>DAVACI\t:....<br>VEKİLİ\t:....<br>DAVALI\t:....<br>VEKİLİ\t:....<br><br>DAVA\t: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 17/05/2022<br>KARAR TARİHİ\t  : 03/07/2025<br>KR. YAZIM TARİHİ\t  : 03/07/2025<br><br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket ile uzun zamandan beri ticari ilişki içinde olduklarını, davalının ihtiyaç duyduğu makinelerin temini ile nakliye işlerini gerçekleştirdiğini, dava konusu faturaya ilişkin edimin tam ve eksiksiz olarak yapıldığını, bedeli tahsil edemedikleri için Gebze İcra Müdürlüğünde 2021/32411 esas sayı İle 23.971,39 TL üzerinden takip başlattıklarını, davalının ise bu takibe itiraz ettiğini, dava konusu faturanın kesilmesi içi davalıdan puantaj bilgilerini whatsapp üzerinden aklıklarını, ayrıca arabuluculuk görüşmelerinden de sonuç alamadıkları için huzurdaki davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; icra ve davanını yetkisiz mercilerde açıldığını, davacı ile davalı arasında bir işin yapılması ve makinelerin teminine ilişkin bir sözleşmenin bulunmadığını, davacının puantaj bilgilerini whatsapp üzerinden bildirilmiş olduğunu iddia ettiğini ancak; cevap dilekçesi ekinde sunulan e mail çıktısında cari hesabının sıfır olduğunu, dolaysıyla faturaya dayalı bir alacaklarının bulunmadığını, takibe dayanak faturanın davalıya tebliğ #dilmediğini, davacı şirket cari hesap ekstresini davalıya gönderdiğini ve bu cari hesap ekstresini davalının kabul etmediğini, dava konusu fatura içeriği mal ve hizmet davalıya teslim edilmediğini bildirmiş ve huzurdaki davanın  reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"... <br>1-Davanın KISMEN KABUL-KISMEN REDDİNE,<br>Davalı borçlunun Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2021/32411 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın  23.721,02.-TL asıl alacak üzerinden iptaline ve  takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, <br>2-Davalı borçlu itirazında haksız olduğundan takip konusu asıl alacağın %20'si oranında 4.744,20.-TL icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, ...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yetkili icra müdürlüğü ve yetkili mahkemenin Ankara İcra Müdürlüğü ve Mahkemeleri olduğu, yetkiye ilişkin itirazlarının kabulüne karar verilmesi gerektiğini, mahkemenin davalı yanın ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi neticesinde düzenlenen 27/04/2023 tarihli bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğundan bahisle hükme esas alınıp, davalının ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi neticesinde düzenlenen 28/07/2023 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alınmamasının hatalı olduğunu, zira bilirkişi tarafından davalı şirketin ticari defterlerinin incelenmesi sonucunda açık bir şekilde davalı şirketin davacı yana borcunun bulunmadığının tespit edildiğini,<br> davacı yanın faturaya konu mallara ilişkin sözleşmenin varlığı ve faturaya konu malların davalı şirketlere teslim edildiğini ispatla mükellef olduğu, gerek takip dosyasına gerekse de itirazın iptali davasına sözleşmeye veya mal teslimine dair herhangi bir belgenin sunulmadığını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Davacı vekili tarafından istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesi verilmemiştir. <br>DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/10/2023 tarih, 2022/385 Esas -  2023/935 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava faturadan kaynaklanan itirazın iptali talebine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>İlk derece mahkemesi kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosyanın incelenmesinde; davacının dava ve takibe konu edilen 30.11.2021 tarihli 23.721,02 TL bedelli ... numaralı faturaya dayanarak davalıdan alacaklı olduğundan bahisle davalı hakkında takip başlattığı, davalının anılan takibe itirazı üzerine takibin durduğu, bunun üzerine eldeki davanın açıldığı; davalının faturaya konu ticari ilişkiyi inkar ederek davanın reddini talep ettiği, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davalının istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür.<br>Uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasında, itirazın iptali davasının hukuki niteliği üzerinde durulması gerekmektedir.<br>İtirazın iptali davası müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan bir eda davasıdır. Madde metninde de açıkça belirtildiği üzere takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı genel mahkemede açılır ve genel hükümlere göre görülür. Alacaklı bu davada genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava etmektedir.<br>İtirazın iptali davası, itirazın hükümden düşürülmesi ana başlığı altında düzenlenmekle takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı ele alınması gereken, sonucuyla takibin devamına etkili bir dava türü olarak karşımıza çıkmaktadır ve takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır. Öyle ki, genel hükümlere göre harca tabi olan itirazın iptali davasında alacaklı taraf isterse takip talebinde bulunurken yatırmış olduğu binde beş harcı geri alabilir ve itirazın iptali davası harcına mahsubunu isteyebilir (492 sayılı Harçlar Kanunu m. 28/a, 29/I, III).<br>Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır.<br>Diğer taraftan, İİK’nın 67. maddesinin son fıkrasında alacaklının itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davası açmamışsa umumi hükümler dairesinde alacağını dava etme hakkının saklı olduğu ifade edilmiştir. Bu da bir yıllık süre içinde açılan itirazın iptali davası ile süre geçirildikten sonra açılan alacak davaları arasında her ikisi de genel hükümlere tabi olmakla birlikte ispat yöntemleri ve hukuki sonuçları bakımından bir fark olduğunu ortaya koymaktadır. Zira süresi içinde açılan dava itirazın iptali davasıdır ve itirazın iptali davasının kazanılması hâlinde borçlunun itirazı iptal edilmiş olur. Bunun üzerine alacaklı itiraz üzerine durmuş olan icra takibine devam edilmesini isteyebilir. Süresinden sonra açılan davada ise itirazın iptali değil alacağa hükmedilmesi istenecektir ve verilen kararın takibe etkisi bulunmamaktadır. Şu durumda itirazın iptali davasında ispat edilecek olanın takibe ve borçlunun itirazına konu alacak olduğunda ve itirazın iptali davası için bu alacağın sebebinin değiştirilme olanağının bulunmadığında kuşku bulunmamaktadır.<br>Genel hükümlere göre her türlü ispat olanağının varlığı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir. Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır. (HGK 2017/(19)11-1309 e.  2021/377 k. Sayılı ilamı)<br>Dava  konusu  faturalar ve sevk irsaliyelerinin düzenleme tarihi itibariyle somut olay bakımından uygulanması gereken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır.<br>Vergi Usul  Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde \"Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır\" hükmünü haizdir.<br>Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.<br>TTK’nın  21. maddesine  göre fatura  düzenlenmesi  için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.<br>Bu nedenle, bir satış/hizmet ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini/hizmet verdiği, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.<br>Tek  başına  fatura  düzenlenmesi  akdi  ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. (HGK 2017/(19)11-944 e. 2021/197   k. Sayılı ilamı) Yine davalının davacı tarafından gönderilen faturayı alıp kayıtlı olduğu vergi dairesine BA olarak bildirmiş olması halinde de fatura konusu hizmeti aldığının kabulü gerekir. (Benzer yönde Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2017/3854 esas 2019/1521 karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/8630 esas 2023/2818 karar sayılı ilamı)<br>Somut olay yukarıdaki açıklamalar ile birlikte değerlendirilecek olursa; Davacı tarafından tanzim edilen 30.11.2021 tarihli 23.721,02 TL bedelli ... numaralı faturaya dayalı olarak Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2021/32411 esas sayılı ilamsız icra takibi başlatmıştır. Yukarıda detaylandırıldığı üzere; itirazın iptali davaları takibe sıkı sıkıya bağlı davalardan olup, takibe dayanak fatura ile sınırlı bir inceleme yapılmalıdır.<br>Öncelikle davalının icra müdürlüğünün yetkisine ve mahkemenin yetkisine itiraz ettiği görülmüştür. İlamsız takipte icra dairesinin yetkisi 2004 sayılı İİK.'nın 50. maddesinin yollaması ile 6100 sayılı HMK’nın genel hükümlerine göre belirlenecektir. 6100 sayılı HMK'nun10. maddesine göre, sözleşmeden doğan takiplerde, sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairesi de yetkilidir. Takibin konusunun para borcu olduğu durumda, davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 89. maddesine göre, aksi kararlaştırılmadıkça para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edileceğinden ve davacının yerleşim yerinin Gebze olduğu anlaşıldığından mahkemece davalının icra müdürlüğünün ve mahkemenin yetkisine yaptığı itirazın reddine karar verilmesi isabetlidir.<br>Yukarıda detaylandırdığı üzere fatura tanzimi tek başına taraflar arasındaki ticari ilişkinin varlığını göstermez. Ancak davacı tarafından gönderilen faturanın davalı defterlerine kaydedilmiş olması veya davalı tarafından BA olarak bağlı bulunduğu vergi dairesine bildirmiş olması halinde faturanın tebliğ edildiği ve fatura konusu hizmetin davalıya verişmiş olduğu kabul edilecektir. Dosya kapsamında alınan raporlara göre davacı tarafından tanzim edilen faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, davacının defterlerinde kayıtlı olduğu görülmektedir. Dosyaya Cumhuriyet Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından gönderilen 07.02.2023 tarihli yazı cevabında, davalının 2021/11 dönemine ait BA formlarında 19. sırada davacının gönderdiği faturayı davalının vergi dairesine bildirdiği görülmüştür. Yukarıda detaylandırıldığı üzere davacının gönderdiği faturanın davalı tarafından BA olarak vergi dairesine bildirilmesi halinde fatura konusu hizmeti aldığının kabul edileceğinden (Benzer yönde Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2017/3854 esas 2019/1521 karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/8630 esas 2023/2818 karar sayılı ilamı) bu şekilde fatura konusu hizmetin davalıya verildiği, davalının tebliğ aldığı faturaya 6102 sayılı yasanın 21/2.maddesindeki süresi içinde itiraz etmeyerek içeriğini de aynen kabul ettiği anlaşılmış olup, mahkemenin bu yöndeki kabulü isabetlidir.<br>Her ne kadar davalı taraf 2021/11 dönemine ait BA bildiriminin boş olarak verildiğini beyan etmiş ise de, 396 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’nde 543 sıra numaralı tebliğ ile yapılan değişiklikle 1.1.8.maddesine göre elektronik ortamda verilen belgeler yönünden BA bildiriminin ayrıca yapılmasına dair uygulamanın kaldırıldığı, kağıt ortamındaki belgeler yönünden BA bildiriminin ayrıca yapılması uygulamasına devam edildiği, tüm belgelerin elektronik olması halinde aynı tebliğin 3.2.4.maddesi gereği BA bildiriminin boş olarak verileceğinin düzenlendiği, 396 sıra numaralı tebliğin 1.2.4.maddesine göre belgelere konu hizmet veya alımların iade olması halinde bunun bildirimde satış olarak gösterileceğinin düzenlendiği görülmüştür. Dosyaya gelen bilirkişi raporlarında davalının anılan faturayı BA olarak vergi dairesine bildirdiğinin tespit edildiği, dosyaya gelen BA formlarına göre anılan faturanın ve davalının anılan dönemdeki tüm ticari ilişkilerinin elektronik belgeye dayanması nedeniyle davalı tarafından BA bildiriminin tebliğin 3.2.4.maddesine göre boş verilmesinin gerektiği, davalının BS kayıtlarında da anılan fatura için tebliğin 1.2.4.maddesi gereği iade işlemi de yapılmadığı anlaşıldığından davalının bu yöndeki istinaf istemleri de yerinde değildir.<br>Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,<br>3-Alınması gereken 1.620,38-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 427,60-TL'nin mahsubu ile kalan 1.192,78-TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, <br>4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,<br>5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,<br>6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,<br>İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.03/07/2025<br><br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Katip ...<br> ¸e-imzalıdır<br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2b80c860f88c9ec8","SID":"509abdf556cfa82e"}}