{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO:2023/143 <br>KARAR NO:2025/779<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ:15/11/2022<br>NUMARASI:2018/76 E. - 2022/169 K.<br>DAVANIN KONUSU:Marka (Marka İtibarının Kaybı Nedeniyle Tazminat İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:15/05/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin, uzun yıllardır “... Lokantası” olarak bilinen birçok şubesi bulan restoranlar zincirini işlettiklerini, yıllar içinde ... Lokantalarının tanınırlığını artırdığını,  Müvekkilleri ...'ın “... Lokantası” ve “...\" ibareli markalarını, diğer müvekkilleri ...'ın ise “... ... Lokantası” ibareli markanın sahibi olduğunu,  Davalı tarafın ise “... Lokantası” ibaresi ile müvekkilleri ile aynı alanda hizmet sunduğunu, müvekkillerinin tescilli markası olan “... Lokantası” ibaresini ön plana çıkararak kullanım yaptığını, iltibasa sebebiyet verdiğini , markalara tecavüz teşkil ettiğini, Davalının, kesmiş olduğu fişlerde ... lokantası ibaresini kullandığını, kullanımın aynı zamanda  haksız rekabete sebebiyet verdiğini, davalı yanın müvekkillerinin lokantalarının iç ve dış  dizaynını da taklit ettiğini, haksız kazanç elde ettiğini, müvekkillerin itibarından haksız ve hukuka aykırı olarak yararlandığını, Davalıların verdiği hizmetin çok kötü olduğunu, davalı yana ait işyerinde yemek yedikten sonra zehirlenenlerin dahi olduğunu, bu durumun müvekkillerinin itibarını da zedelediğini, Davalıya tebligat yapılmaksızın delil tespiti yapılmasını,marka hakkına  tecavüzün durdurulmasını, önlenmesini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik  SMK 151/2-c kapsamında 1.000,00 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini, tedbir karar verilmesini talep ve  dava etmiştir.<br>CEVAP DİLEKÇESİ:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin “...” ismini kullandığını, yazar kasa fişinde ... isminin çıktığını, kredi kartı kullanımında ise “...” ibaresinin çıktığını, davacıların iddiasının doğru olmadığını,  Müvekkillerinin lokantası ile davacıların lokanlalarının iç ve dış dizaynının benzer olmadığını, davacıların tabelalarının hepsinin aynı olmadığını, farklı kullanımlarının bulunduğunu, müvekkillerinin tabelasının farklı renk ve şekilde olduğunu, Davacıların, müvekkillerinin verdiği hizmetin kötü olduğuna yönelik beyanlarının iftira ve karalama olduğunu,  Davacıların isim hakkının “...” olduğunu, Müvekkillerinin ise ... ibaresini kullandığını, ... ibaresinin coğrafi bölge adı olduğunu, iki ismin tamamen farklı mana ve yorum içerdiğini,  “...” coğrafi bir bölge adı olduğu için yasa gereği marka tescili konusu olamayacağını, ... ve ... ibaresini tescil ettiren çok sayıda kişi ve kuruluş olduğunu, davacılar ile müvekkillerinin müşteri çevresinin farklı olduğunu,  davanın reddine karar verilmesini talep ettikleri anlaşılmıştır. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesin kararıyla; \"Dosyada toplanan deliller, taraflara sunulan görseller, marka tescil belgeleri, bilirkişi raporları, İstanbul BAM 31. Ceza Dairesinin  2021/1901 Esas, 2022/1985 karar ve 7.4.2022 tarihli KESİN nitelikteki ilamı , İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesi’nin 2019/250 ESAS-2021/98 karar ve  30.3.2021 tarihli ilamına ilişkin ceza yargılaması hakiminin gerekçesinde bildirdiği (saptadığı maddi olayların )hukuk hakimini bağlayıcı etkisi , ceza yargılamasında alınan marka hukuki ilkelerine göre düzenlenen 11.11.2019 tarihli bilirkişi ...’HMK 266 madde kapsamında denetim ve hüküm kurmaya elverişli rapor içerikleri ,  emsal yüksek yargı ilamları( BAM 16.HD’nin  2020/2004 Esas, 2022/1710 karar ve 19.10.2022 tarihli ilamları, 2020/1539 Esas, 2022/1512 Karar ve 22.9.2022 tarihli ilamları, Yargıtay 11.HD’nin 2017/3685 esas,2019/797 karar ve 4.2.2019 tarihli ilamları) dikkate alınarak davacının subut bulmayan davasının reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm oluşturulmuştur.\" şeklindeki gerekçeleri ile,Davacının REDDİNE, şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İSTİNAF:Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın dosya kapsamına, kanuna ve yargılama ekonomisine aykırı olduğunu, hukuk ekonomisine uygun yargılama yapılmadığını, mahkemece dört kez keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırıldığını, dosyada toplam on bilirkişi tarafından imzalanan dört rapor olduğunu, dört raporda da en azından müvekkillerinin ... markası ile davalı markası arasında iltibasın olduğunun belirtildiğini, mahkemenin tüm bu bilirkişi raporlarına rağmen delillerin takdir yetkisinin mahkeme hakimine ait olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, bu konuda tereddüt olmasa da mahkeme hakiminin hukuki görüşünü bilirkişi raporlarının değiştirmeyeceği ve bilirkişi raporlarına uymayacağının yargılamanın başından belli olmasına rağmen, davacı aleyhine rapor çıkma ihtimaline binaen dört kez bilirkişi raporu alındığını, bu kadar raporun ardından ceza mahkemesi kararı ve ceza mahkemesinde alınan tek kişilik bilirkişi raporuna dayanılarak davanın reddine karar verildiğini, ceza mahkemesinin tek kişilik ve yetersiz bilirkişi raporunu esas alarak beraat kararı verdiğini, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Ceza Dairesi'nin kararının da gerekçesiz olduğunu, ceza mahkemesi kararının hukuk mahkemesini bağlamayacağını, müvekkili markalarının zayıf marka olmadığını, ... no ile tescilli ... markasının kelime markası olup markanın asli vev tek unsurunun ... ibaresi olduğunu, \"ormanlık ve sarp dağlar\" anlamına geldiği gibi müvekkillerinin soy adı olduğunu, ... ibaresini sadece coğrafi bölge olarak değerlendirmesinin doğru bir yaklaşım olamayacağını, \"... ... LOKANTASI\"nın ve \"... ... LOKANTASI\"nın kelime markası olup asli unsurun ... olduğunu, ... markasının 43.sınıfta yer alan \"yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri\" için SMK'nin 4.maddesi uyarınca ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten\" bir ibare olmadığını, söz konusu hizmetler için ayırt edici niteliğe sahip olduğunu, İstanbul 1. FSHHM 2018/77 Esas 2020/177 Karar sayılı kararı ile... Lokantası ibaresinde ayırt edici unsurun ... olduğu ve iltibasa yol açacağına karar verildiğini, tarafların markalarının esas unsurlarının ve vurgu sözcüklerinin aynı veya benzer olmasının markanın genel görünümüne etkisi az olan diğer unsurlardaki farklılığa rağmen iltibasa yol açabileceğini, ortalama tüketicinin söz konusu iki marka arasında bir bağlantı kurması ve çağrıştırmasının dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmesi gerektiğini, Müvekkil adına tescilli markalardan, ... no ile tescilli olan ... markası ile davalının kullandığı ... LOKANTASI'ndaki ... ibaresinin fonetik, kavramsal ve görsel olarak aynı olduğunu, ... ibaresi öne çıkarılarak kullanıldığını, ayırt edici vasfı haiz olmadığını, dosyada mübrez olan mahkemece yok farz edilen İstanbul 1. FSHHM'nin 2018/77 Esas sayılı dosyasında verilen kararın iddialarını teyit ettiğini, mahkemece müvekkili markasının tanınmış ve maruf olduğu konusunda dosyada delil olmadığını ileri sürdüğünü, müvekkilinin uzun yıllara dayalı 9 şubesi ile restoranlar zinciri işletmesinin tanınmış ve maruf kabul edilmesi gerektiğini, vekalet ücretinin fahiş olduğunu, birden fazla vekalet ücreti takdirinin davalı tarafı zenginleştirecek mahiyette olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAFA CEVAP:Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacıların istinaf başvurusunun hukuki dayanağı olmadığını, davacıların iddialarının gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin ... Lokantası ibaresini öne çıkardığı iddiasının doğru olmadığını, müvekkilinin \"...\" ismini kullandığını, ... Lokantası ibaresini kullanmadığını, ceza dosyasındaki bilirkişi raporunda ifade edildiği gibi ...'ın \"... Lokantası\" tanımlı başvurusunun da TPMK tarafından reddedildiğini, davacıların müvekkilinin ... Lokantası ibaresini kesmiş olduğu yazar kasa fişinde de kullandığını iddia ettiğini, bunun doğru olmadığını, müvekkilinin yazar kasa fişinde ...ismi çıktığını, kredi kartı işlemlerinde ve yemek kartı kullanımında çıkan nüshada \"...\" olarak görüldüğünü, ... kullanımında ise \"... Lokantası ...\" ibaresi çıktığını, müvekkilinin lokantasının iç ve dış dizaynının davacıların lokantası ile benzerlik taşımadığını, tamamen farklı olduğunu, davacıların tabelasının birinde beyaz zemin üzerinde kırmızı yazı, diğerinde gri zemin üzerinde koyu mavi yazı, başka bir yerde gri zemin üzerinde beyaz yazı, gri zemin üzerinde lacivert yazı, bordo zemin üzerinde beyaz yazı olan tabelaları olduğunu, davacıların iddiasının aksine tüm tabelalarının aynı olmadığını, kendi tabelalarının bile birbirine benzemediğini, akılda kalan tek tür bir tabela olmadığını, müvekkilinin tabelasının davacıların tabelasından tamamen farklı olduğunu, bazı lokantalarında amblem olarak ... ibaresi kullandıklarını, müvekkilinin böyle bir kullanımı olmadığını, davacıların tescilli olduğunu söylediği markaları ile müvekkili markası arasında isim benzerliği olmadığını, bilirkişi raporlarındaki ... ismi  ile benzerlik olduğu yönündeki değerlendirmesinin tamamen hatalı ve hukuktan uzak olduğunu, davacıların isim hakkının ..., müvekkilinin ise ... olduğunu, ...ın bir coğrafi bölge adı olduğunu, isim benzerliği olmadığını, davacının 10 ayrı bilirkişinin benzerlik olduğu raporuna rağmen davanın reddedilmesinin hukuki olmadığını savunuyor olsa da, dikkat edilmesi gereken hususun bilirkişilerin yerinde inceleme yapmamış olduğunu, müvekkilinin iş yerine sadece bir kişinin gittiğini, bilirkişilerin yeterli değerlendirme yapmadığını, müvekkili ...'ın dava konusu lokanta ile ilgili 23.07.2019 tarihinde marka tescil başvurusunda bulunduğunu, ... LOKANTASI markasını... numarası ile 35 ve 43 sırasında tescil ettirdiğini, müvekkili markayı tescil ettirdiğinden ve tescil kesinleştiğinden davacı veya başka bir markaya tecavüz iddiasının ortadan kalktığını, davacının az da olsa iki marka birbirine benziyor ise iltibas tehlikesinin kabulünün zorunlu olduğu iddiasının kabul edilemeyeceğini, bu durumda belli isim ve şekillerin sadece belli kişilerin tekelinde kalacağını, ceza mahkemesi kararının hukuk mahkemesi hakimini bağlamayacağı iddiasına ilişkin davacıların sunduğu Yargıtay kararlarının birinin 1959 tarihli, diğerinin 1999 tarihli olduğunu, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 01.07.2020 tarih, E.2018/5956, K.2020/5660 sayılı kararında, \"Hukuk hakimi ceza mahkemesinin beraat kararıyla bağlı değil ise de ceza mahkemesi kararında tespit edilmiş olan maddi vakıalar hukuk hakimini de bağlar\" denilerek ceza mahkemesindeki beraat kararının niteliğinin de dikkate alınması gerektiğini vurguladığını, hükmedilen vekalet ücretinin yerinde olduğunu, davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.  <br>GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava konusu, davacıların tescilli markalarının ... ibaresi içerdiği, davalının ... ibaresini ön plana çıkararak \"... LOKANTASI\" ibaresiyle ticari olarak kullanıldığını, davacıların marka hakkının ihlal edildiği iddiası  kapsamında marka hakkını ihlal nedeniyle tecavüzün durdurulması, önlenmesi, şimdilik fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak SMK 151/2-c (lisans seçeneği tazminat yöntemine göre) 1.000 TL maddi, 10.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili, taleplerine ilişkindir. Davacı taraf 22.2.2020 tarihli ıslah dilekçesiyle maddi tazminat istemini 18.449,34 TL  olarak talep etmiştir.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesi’nin 30/03/2021 gün, 2019/250 Esas-2021/98 Karar sayılı ilamında, sanık ... hakkında marka hakkına tecavüz suçundan açılan ceza davasında, Beraat kararı verildiği, kararın gerekçesinde;.. Bizzat Hakimliğimizce incelenen sanığa ait tabelanın kırmızı ve beyaz fonda, müdahilin tescilli markasından tamamen farklı bir şekilde olduğu, ortalama bir tüketicinin her iki markayı karıştırma ihtimalinin  bulunmadığı, ayrıca \"...\" ibaresinin yanında açıkça \"... Lokantası\" ibaresinin de bulunduğunun görüldüğü,Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2017/3658 esas 2019/1435 karar nolu ilamında da belirtildiği üzere; Örneğin \"...\" markasında \"...\" ibaresinin asli, \"...\" ibaresinin ise coğrafi yer adı olduğu, yine Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2013/1254 esas ...nolu ilamında da  davacı ve davalının markalarında \"...\" dışında ortak hiçbir unsurun bulunmadığına işaret edildiği görülmektedir. Müsnet olayda da, başlı başına \"...\" ibaresi gibi coğrafi yer adının salt bu yönüyle müdahilin kullanabileceği sonucu çıkarılamaz. Sanık bu olayda ... ibaresini farklı bir şekilde \"...\" olarak müdahilin tescilli markasından farklı bir yazım sitili ile tabelasındaki yazılım ve renklerden farklı olarak kullandığı, eyleminin yasada suç olarak tanımlanmadığı kanaatine varıldığından sanığın   Beraatine karar verildiği, İstanbul BAM 31. Ceza Dairesinin 07/04/2022 gün,  2021/1901 Esas,2022/1985 Karar sayılı ilamı ile beraat hükmünü onayladığı ve ilamın 7 07/04/2022  tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.Ceza mahkemesi kararlarının hukuk davasına etkisi, eş söyleyişle; ceza mahkemesinin hangi kararlarının hukuk mahkemelerini bağlayacağı konusu üzerinde durulmasında yarar vardır:Ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesine (davasına) etkisi, hukukumuzda (mülga) 818 sayılı Borçlar Kanununun 53. maddesinde (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.74) düzenlenmiş olup; hukuk hakimi, ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında ilke olarak bağımsız kılınmıştır. Bu ilke, ceza kurallarının kamu yararı yönünden bir yasağın yaptırımını; aynı uyuşmazlığı kapsamına alan hukuk kurallarının ise, kişi ilişkilerinin Medeni Hukuk alanında düzenlenmesi ve özellikle tazmin koşullarını; öngörmesi esasına dayanmaktadır. 818 sayılı Borçlar Kanunu (BK)’nun “Ceza Hukuku ile Medeni Hukuk Arasında Münasebet” başlıklı 53. maddesinde: “Hakim, kusur olup olmadığına yahut haksız fiilin faili temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun mesuliyete dair ahkamiyle bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinde verilen beraat kararıyla da mukayyet değildir. Bundan başka ceza mahkemesi kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarını tayin hususunda dahi hukuk hakimini takyit etmez.” hükmü yer almaktadır (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi hükmü de aynı yönde bir düzenlemeyi içermektedir.).  Bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen, beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır.Hemen belirtilmelidir ki, hukuk hakiminin yukarıda açıklanan bu bağımsızlığı sınırsız değildir.Gerek öğretide ve gerekse Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hakiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hakiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir.Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.1.975 gün ve E:1971/T-406, K:1975/1; HGK'nun 23.1.1985 gün ve E:1983/10-372, K:1985/21; 27.04.2011 gün ve E:2011/17-50, K:2011/231; 03.04.2013 gün ve E:2012/19-873, K:2013/433 sayılı ilamları).Vurgulamakta yarar vardır ki, hukuk usulü bir şekil hukukudur. Davanın açılması, itirazların ileri sürülmesi, tanıkların ve diğer delillerin bildirilmesi belirli süre koşullarına bağlı kılındığı gibi, ikinci tanık listesi verilememesi, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı gibi yargılamanın süratle sonuçlandırılması gayesi ile belirli kısıtlamalar getirilmiştir.Bunun sonucunda, hukuk hakimi şekli gerçeği arayacak, maddi  gerçek öncelikli hedef olmayacaktır. Ancak ceza hakimi bunun tersine öncelikli hedef olarak maddi gerçeğe ulaşmaya çalışacaktır.O halde ceza mahkemesinin maddi nedensellik bağını (illiyet ilişkisi) tespit eden kesinleşmiş hükmünün hukuk hakimini bağlamasına,Borçlar Yasasının 53.maddesi bir engel oluşturmaz (HGK'nun 16.09.1981 gün E:1979/1-131, K:1981/587 sayılı ilamı; Mustafa Çenberci, Hukuk Davalarında Kesin Hüküm, 1965,  s.22 vd.; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.04.2011 gün ve E:2011/17-50, K:2011/231; 03.04.2013 gün ve E:2012/19-873, K:2013/433  sayılı ilamı). Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11.10.1989 gün ve E:1989/11-373, K:472; 27.04.2011 gün ve E:2011/17-50, K:2011/231; 03.04.2013 gün ve E:2012/19-873, K:2013/433 sayılı ilamları).Tüm bu açıklamalar ışığında somut durum değerlendirildiğinde; dava konusunun markaya tecavüz ve tazminat davası olduğu, yukarıda belirtildiği üzere, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlayacağı,İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesi’nin 30/03/2021 gün, 2019/250 Esas-2021/98 Karar sayılı ilamında davalı- sanığın bu olayda ... ibaresini farklı bir şekilde \"...\" olarak müdahilin tescilli markasından farklı bir yazım sitili ile tabelasındaki yazılım ve renklerden farklı olarak kullandığı, eyleminin yasada suç olarak tanımlanmadığının tespit edildiği ve kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği maddi olayların değerlendirilmesine ilişkin ceza hakiminin kararının hukuk hakimini bağlayacağından davanın reddine dair verilen karar dosya kapsamına göre hukuken yerindedir.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla  yapılan inceleme neticesinde davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 15/11/2022 tarih ve 2018/76 E., 2022/169 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,5‬0 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.15/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"206a2f92028b5d01","SID":"ea9896922fe81513"}}