{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2025/656 <br>KARAR NO\t: 2025/1114<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>KATİP\t:...\t(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ        \t: 30/01/2025 tarihli ara karar<br>NUMARASI\t: 2025/52 Esas <br><br>DAVACI\t: ... <br>VEKİLİ\t: Av. ... <br>DAVALI\t: ... <br>VEKİLİ\t: Av. ... <br><br>DAVA \t: Ortaklıktan Çıkma veya Çıkarılmaya İlişkin<br>TALEP\t: İhtiyati Tedbir <br>DAVA TARİHİ\t: 27/01/2025<br>KARAR TARİHİ\t  : 18/06/2025<br>KR. YAZIM TARİHİ  : 18/06/2025<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 29.12.2019 tarihinden itibaren davalı şirkette %10 hisseye sahip bir ortak olduğunu, şirket özel bir diş kliniği olduğunu ve 6 ortağı olduğunu, müvekkilini şirkete ortak olurken ödediği gerçek değerlerin deftere işlenmediğini, müvekkilinin ortaklık payı için 290.000 TL ödediğini, resmi kayıtlarda bu bedel 40.000 TL olarak gösterildiğini, kalan kısmı elden ödendiğini, ayrıca sermaye artırımı için de 75.000 TL ödeme yaptığını, şirketin ortaklık yapısının, ... 5310 pay, ... 5310 pay, ... 5310 pay, ... 4370 pay, ... 400 pay, Müvekkil ... (KÖY) 2300 pay olduğunu, şirket müdürü ..., mesul müdürü ise ... olduğunu, müvekkili 23.10.2023 tarihinde şirketteki hekimlik görevinden istifa ettiğini ve ortaklık hisse süreci için gerekenlerin yapılmasını talep ettiğini, müvekkilinin şirketten ayrılırken güncel gerçek değer üzerinden ayrılma akçesinin ödenmesini istendiğini ancak bu talebin sürüncemede bırakıldığını, müvekkili Kasım 2023'te kamuya diş hekimi olarak atandığını ve mesleki etik kuralları gereği şirket ortaklığını devam ettirmesi mümkün olmadığını, müvekkili defalarca şirket ortaklığından çıkma talebinde bulunduğunu ancak herhangi bir çözüm sağlanmadığını, şirketteki diş hekimliği faaliyetinin sona erdiğine dair genel kurul toplantısı yapılmadığı ve ticaret sicil gazetesine ilan edilmediğini, müvekkilinin noter aracılığıyla şirkete ihtarname gönderdiğini, ayrılma akçesinin ödenmesini, aksi takdirde şirketin feshi davası açacağını bildirdiğini, şirketbu ihtara itiraz ettiğini ancak müvekkilinin taleplerine ilişkin bir çözüm bulunmadığını, şirketin yıllık genel kurul toplantıları yapılmadığını, şirketin mali durumu ve bilanço kayıtlarının müvekkilden gizlendiğini ve gerçek değerler üzerinden gösterilmediğini, şirkette çift kasa uygulaması yapıldığını, şirket müvekkilinin ortak olduğu zamandan beri kar payı dağıtımı yapmadığını, müvekkili, şirketin gerçek kazancının ve gelirinin tespit edilmesini, şirketin banka hesaplarının ve özel sigorta kapsamında aldığı ücretlerin de tespit edilmesini, müvekkili diğer ortaklar tarafından şirket işleyişinden uzak tutulmaya çalışıldığını ve güven ilişkisinin sona erdiğini,  müvekkilinin öncelikli talebinin, haklı sebeplerle şirketten gerçek değeri ödenerek çıkarılması olduğunu, mahkeme aksi kanaatte ise şirketin feshi talep edildiğini, Türk Ticaret Kanunu'na göre ortaklar, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkma veya şirketin feshini talep edebileceğinin düzenlendiğini, Yargıtay kararlarına göre ortaklıktan çıkarılan ortağın payının, karar tarihine en yakın tarihteki şirket aktifinin rayiç değeri üzerinden hesaplanması gerektiğinin belirtildiğini, müvekkili, yasal alacaklarının tahsili için dava açmadan önce arabuluculuğa başvurduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını, müvekkilinin şirketin malvarlığının korunması için tedbiren kayyım atanmasını, netice olarak müvekkili, şirket ortaklığından ayrılmayı, payının gerçek değerini almayı ve şirketin mali usulsüzlüklerini ortaya çıkarılmasını talep ve dava etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"...Davalı ...'ne yönetim veya denetim kayyımı atanması talebinin REDDİNE,...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taleplerinin davacı ortağın, şirketten haklı sebeplerle gerçek değeri ödenerek (ayrılma akçesi) çıkarılması talepli olduğu, mahkeme aksi kanaatte ise şirketin feshi talebinden ibaret olduğun, ihtiyati tedbirin şartları oluşmuş olup bu aşamada taleplerinin reddedilmesinin telafisi olmayan zararlar doğuracağını, bu nedenle ret kararın kaldırılarak, kayyım taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini, davalı şirketin diğer  ortaklarının davalı şirket malvarlığı nezdinde dilediği tasarrufu yaparak kendilerine kazanç sağlamaları, şirket malvarlığını tüketecek ve şirketi zarara uğratacak tasarrufları sebebiyle şirket öz sermayesinin ve davacı ayrılma akçesinin korunmasını teminen davalı şirkete tedbiren yönetim, denetim, ... kayyımı atanmasını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından verilen ihtiyati tedbir talebinin reddine dair kararın, usul ve yasaya uygun olduğunu, zira mahkemenin, ihtiyati tedbir şartlarının somut olayda oluşmadığını tespit ettiğini ve hukuka uygun bir değerlendirme yaptığını belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER:Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/01/2025 tarihli ara karar, 2025/52 Esas sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; ortaklıktan çıkma, ayrılma akçesi alacağı veya şirketin feshi davasıdır.<br>Talep; ihtiyati tedbir istemine ilişkindir. <br>İlk derece mahkemesince; ihtiyati tedbir taleplerinin reddine, karar verilmiş karara karşı ihtiyati tedbir talep eden/davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Derdest dava kapsamında davacı vekilince davalı şirkete tedbiren kayyım atanması, denetim/... kayyımı atanmasına ilişkin talepleri üzerine, İlk derece mahkemesince taleplerin reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>6100 sayılı HMK'nın 389. maddesinde, ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, 1. fıkrasında; \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.\" hükmü düzenlenmiştir. Buna göre şartların mevcut olması durumunda ancak uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir.<br>6100 sayılı HMK'nın 390/3. maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.<br>Şirketlere kayyım (denetim, ... veya yönetim) atanmasına dair 6102 sayılı TTK'da açık bir hüküm bulunmamaktadır. 6102 sayılı TTK'nın 1. maddesinde; TTK'nın 4721 sayılı TMK'nın ayrılmaz bir parçası olduğu hüküm altına alınmakla 4721 sayılı TMK'nın 426. vd. maddelerinin uygun düştüğü ölçüde şirketler için de kıyasen uygulanması gerekir. Nitekim Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemelerince de, şirkette organ boşluğu, şirket ortakların hak ve menfaatlerinin korunması gibi nedenlerle şirketlere yönetim, denetim ve ... kayyımı atanacağı benimsenmiştir.<br>Bu bağlamda, davacının ileri sürdüğü nedenlere yönelik olarak dosya kapsamındaki mevcut delil durumu gözetildiğinde; talebe konu tedbir istemleri  yönünden gerekli olan yaklaşık ispat olgusunun bu aşamada gerçekleşmemesi, davacının haklı sebep olgularına yönelik iddialarının varlığı ve kapsamının yargılamayı gerektirmesi, davalı şirkette organ boşluğu bulunmaması, kayyım atanması talebine ilişkin ihtiyati tedbir şartlarının oluşmadığı, ilk derece mahkemesince verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.<br>Karar başlığında; davacının T.C. kimlik numarasının yazılmaması İİK'nın 260. ve kıyasen uygulanması gereken HMK'nın 391-(2) maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir. <br>Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davacının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,<br>3-Alınması gereken harç peşin alındığından, yeniden harç alınmasına yer olmadığına,<br>4-İstinaf yolu için yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,<br>5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,<br>6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,<br>İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.18/06/2025<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br>¸e-imzalıdır <br>...<br>Üye ...<br>¸e-imzalıdır <br>...<br>Katip ...<br>¸e-imzalıdır <br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1059525ad817b457","SID":"9cb5a6a9810fcd94"}}