{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2023/2225 <br>KARAR NO: 2025/1111<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 07/09/2020<br>NUMARASI: 2018/241 Esas - 2020/349 Karar<br>DAVA: Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)<br>KARAR TARİHİ: 26/06/2025<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının maliki olduğu ... plakalı aracın, müvekkili şirket nezdinde ... nolu ZMSS Poliçesi ile sigortalandığını, sigortalı aracın, 26.04.2012 tarihinde ... plakalı araç ile trafik kazasına karıştığını, bu kazada ... ve ...'un yaralanarak malul kaldığını, kazada sigortalılarına ait  ... plakalı araç sürücüsü ...'ın  % 75  oranında kusurlu olup, kaza anında ehliyetsiz olduğunu, Karayolları Trafik Kanununun sigorta ile ilgili hükümleri ve trafik sigortası poliçe genel şartlarına göre 3. şahıs zararlarını teminat altına alan trafik poliçesi nedeniyle, ...’ün yaralanması ve malul kalması sebebi ile  bakıcı giderleri ve maluliyet tazminatının tahsili talebine ilişkin olarak,Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/211 Esas sayılı dosyası açılan dava neticesinde müvekkili şirket tarafından bakıcı giderleri için  6.675,30 TL, maluliyet tazminatı olarak da 88.686,08 TL, 31.12.2015 tarihinde Görele İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına ödendiğini, ...'un yaralanması ve malul kalması sebebi ile geçici ve sürekli iş görmezlik (maluliyet) tazminatının tahsili talebine ilişkin olarak,Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/212 Esas sayılı dosya numarası ile açılan davanın devamı esnasında sulhen anlaşma yapılarak, müvekkili şirket tarafından 13.10.2016 tarihinde 3.590,00TL, 14.10.2016 tarihinde 86.142,98 TL olmak üzere toplam 89.732,98 TL ... vekili Av... hesabına ödendiğini,  işbu dava ile İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/702 Esas sayılı dosyası ile devam etmekte olan davanın tarafları ve konusunun aynı olması sebebi ile birleştirilmelerine karar verilmesini talep  etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının açtığı ve kazanın gerçekleştirdiği belirtilen iş bu davda kaza tarihinin 26/04/2012 ve kaza tarihinden itibaren zaman aşımı olduğunu husumet yönününden müvekkili şirketin aracın işleteni olmadığını  davada zorunlu dava arkadaşlığı olduğunu kazaya karışan aracın Aşkale Noterliğinin 29/11/2011 tarih ve ... yevmiye sayılı finansal kiralama sözleşmesi ile ... kiracı olduğu sözleşme kapsamında kiracı ile birlikte müşterek ve müteselsilen sorumlu olan ... ve ...'un da müvekkili şirket ile birlikte davalı gösterilmesi gerektiğini, davanın ..., ..., ..., ...'a ihbarını talep ettiğini, müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını  trafik kazası sonucunda oluşan maddi / manevi tazminat davalarında tazminat davası yöneltilirken aracı işleten sıfatının taşıdığı önem, rücuen tazminat taleplerinde de mevcudiyetini muhafaza etmesi gerektiğini, davanın husumet yönünden reddini, davanın zaman aşımı yönünden reddini aksi taktirde davanın ihbarını yargılama neticesinde davanın  esastan reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"177.898,23-TL rücu alacağının 95.361,38-TL'lik kısmının 31/12/2015 tarihi itibaren 82.536,85-TL'lik kısmının da 14.10.2016 tarihi itibari ile ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin rücu isteminin reddine \" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/702 E, 2018/25 K. sayılı ana dosyanın 05.02.2018 tarihli kararında huzurdaki dosya hakkında karar verilmediğini, akabinde 14.03.2018 tarihli tefrik tutanağı ile 2015/702 E. sayılı ana dosyadan tefrik edildiğini, Yargıtay'a göre de Yerel Mahkemece hüküm kurulması unutulduğundan, unutulan davaya yönelik tefrik kararı verilmesi usule ve hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkemece karar verilirken işbu Yargıtay bozma ilamı göz önünde bulundurulmadığını, Yargıtay tarafından dosyaların birleştirilmesi gerektiğinden bahisle bozma kararı verilmiş olup bu karardan sonra birleştirme yapılmadan hüküm kurulması mahkemenin gözünden kaçtığını, her ne kadar aracın maliki müvekkil Şirket olsa da, aracı uzun süreliğine kiraya veren müvekkilin işleten sıfatıyla sorumluluğunun olmadığını dava dışı kiracı işleten sıfatına da haiz olacağından sorumluluk da ona ait olacağını, rücu hakkının doğduğunu kabul anlamına gelmemek kaydıyla, gerekçeli kararda 177.898,23 TL rücu alacağına hükmedildiğini, bu tutarın neye göre belirlendiği açıkça gerekçelendirilmeden, Yerel Mahkeme tarafından alacak miktarının belirlenmesi hususunda sonuç ve vicdani kanaate ulaşıldığını, dosyaya mübrez bilirkişi raporlarına yapılan itirazlar dikkate alınmadan karar verildiğini, dava dışı ... ve ...'un iş geçici ve sürekli iş göremezlik nedeniyle maddi tazminat talebi hesabında tarafların sosyo-ekonomik durumuna dair bir araştırma yapılmamış ve işbu hesaplamada bu durum göz önünde bulundurulmadığını, bu sebeplerle eksik inceleme ile verilen kısmen kabul kararının kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle sigorta şirketi tarafından ödenen hasar bedelinin  istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dairemizin 14/03/2023 tarih ve 2021/386 E; 2023/416 K. sayılı kararı ile \"temyiz incelemesi için Yargıtaya gönderilmek üzere, Mahkemesine iadesine,\" dair  verilen kararımız Yargıtay 4. Hukuk Dairesince dosya hakkında her ne kadar birleştirilmiş olsa da birleşen dosyada karar verilmediği sonradan tefrik tutanağı ile ayrı yukarıdaki esasa kaydedilen dosyanın karar tarihi itibariyle incelemesinin istinaf mahkemesi görevinde olduğundan Dairemize işlemsiz iadesine karar verilmiştir. Dosya kapsamından, iş bu dosyanın ilk olarak İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1119 esas numarasına kaydedildiği ve 16.11.2016 tarihinde İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/702 Esas sayılı dosyası üzerinde birleştirilmesine karar verildiği ancak  birleşen İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1119 Esas sayılı dosyası fiziken farklı bir dosya içerisinde bulunduğundan bu birleşen dosya hakkında karar verilemediğine dair tutanak tutulduğu ve 14.03.2018 tarihinde tefrik  tutanağı ile dosyanın İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin yukarıdaki esasına kaydedildiğini, görülmüştür. Birleştirilme kararı verilen 2015/702 Esas sayılı dosya hakkında Yargıtay bozma ilamı ile\"... Dosyanın incelenmesinden, İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1119 Esas sayılı dosyasının 16/11/2016 tarihinde iş bu dosya ile birleştirilmesine karar verildiği, Mahkemece temyize konu 05/02/2018 tarihli kararda bu dosya hakkında karar verilmediği ve karardan sonra 14/03/2018 tarihli tefrik tutanağı ile dosyanın yeni bir esasa kaydedilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır. Hakim duruşmaya son verip, kararı anlatmakla davadan elini çekmiştir. Artık mahkemece, karardan sonraki dönemde usule ilişkin ayrık haller dışında, dava tekrar ele alınıp, esasa etkili karar verilemeyeceği gibi hüküm kurulması unutulan birleşen dava dosyası hakkında davanın tefriki ile yeni bir esasa kaydedilmesi suretiyle yargılama yapılarak karar verilmesine olanak tanıyan bir usul hükmü  de yoktur. Hakkında tutanak düzenlenen dava hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmediği gibi usûl ve kanuna aykırı olarak hüküm kurulması unutulduğu gerekçesi ile dosyadan el çekildikten sonra bu davaya yönelik tefrik kararı verilmiş olması doğru görülmemiş, dosyaların yeniden birleştirilerek bir karar verilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.\" gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir. İstinafa konu iş bu dosyanın birleştirilmesine karar verilen İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/702 Esas sayılı dosyasının Yargıtay ilamında belirtildiği gibi usulüne uygun birleştirme kararı verilmeden yargılamaya devamla karar verilmesi doğru olmamıştır. Dairemiz kararın kapsamına göre davalı vekilinin diğer istinaf itirazları şimdilik incelenmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana  iadesine,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda  HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.26/06/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"14b23b230aad22c3","SID":"673b49023d435f4c"}}