{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2024/362 <br>KARAR NO: 2025/1196<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 11/07/2023<br>NUMARASI: 2021/723 Esas - 2023/391 Karar<br>DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 10/07/2025<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;    <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde; ...'nın 27/12/2018 Perşembe günü iş çıkışında ...'in kullandığı ... plakalı özel halk otobüsüne bindiğini, yolculuk devam ederken şoförün hakaretlerine maruz kaldığını ve kaldırımın dahi bulunmadığı bir noktada zorla araçtan indirildiğini, mecburen yol kenarında yürümeye başlayan müteveffaya ...in kontrolünde bulunan ve ...'e ait olan ... plakalı aracın çarparak 33,50 metre sürüklediğini, bütün müdahalelere rağmen ...'nın kurtarılamadığını, oluşan zarardan ... plakalı aracın zorunlu sigortacısı olan ... Sigorta'nın da sorumlu olduğunu ileri sürerek ... ve ... için ayrı ayrı 500,00'er TL destekten yoksun kalma tazminatı, 50.000,00'er TL manevi tazminat, diğer davacılar için de 25.000,00'er TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; ...  plaka sayılı aracın müvekkili  ... Sigorta A.Ş. nezdinde ... numaralı Zorunlu Trafik sigortası ile sigortalı olduğunu,  müvekkili şirketin iş bu sigorta poliçesine istinaden sorumluluğunun sakatlanma ve ölüm kişi başına 360.000,00- TL ile sınırlı olduğunu, müvekkili şirketin poliçeye müstenit müşterek müteselsil sorumluluğunun poliçe limitiyle sınırlı olup, keza masraf ve vekalet ücreti sorumluluğunun da bu miktara isabet eden oranlarda olacağını, poliçe limiti üzerindeki zararlardan müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını,  destekten yoksun kalma tazminatının zarar görenin gelecekte gerçekleşmesi muhtemel farazi bir zararının karşılanmasını konu aldığını, bu bağlamda tazminatın hesaplanabilmesi için müteveffa ve destekten yoksun kalanın ömürleri, çalışma hayatları ve gelir düzeyleri ve sair konularda varsayımlarda bulunması gerektiğini, manevi zararların trafik sigortası teminatının dışında kaldığından müvekkilinin manevi tazminat sorumluluğu bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,  \"Davanın reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İstanbul 16.Asliye Ticaret Mahkemesinin “destek şahsın kusuruna denk gelen tazminat taleplerinin sigorta teminatı dışında kaldığı…” kararı isabetsiz olup bozmayı gerektirdiğini, gerekçeli kararda davalı ...  hakkında hüküm kurulmamış olması maddi uyuşmazlık bakımından eksik inceleme yapıldığı anlamına geldiğini, bu nedenle  ilgili kararı bozmayı gerektireceğini, gerekçeli kararda atlanmış olsa da, davalı ... in müteveffaya çarpan ... plakalı aracın işleteni sıfatını haiz olup ... ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, hukuk hâkimi ceza mahkemesinin maddi vakıalara ilişkin tespitleriyle bağlı olmayıp, müteveffanın ailesinin elim kaza sonrasında maruz kaldığı maddi ve manevi zararlar ile alakalı karar verilmesi gerektiğini, ilgili kararda da açıkça belirtildiği üzere hukuk hakimi, ceza mahkemesinin beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, illiyet, kusurun ve zarar miktarının takdiri, kusurluluğa ya da kusursuzluğa ilişkin saptamasına ilişkin durumlarla bağlı olmadığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından, 27/12/2018 tarihinde saat 20.00 sıralarında, davalı sürücü ...'in sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı kamyonet ile D.569 sayılı devlet karayolunu takiben İstanbul istikametinden Çatalca yönüne seyir halinde iken kaza mahalli olan yol bölümüne geldiği esnada aracının sağ ön kısmıyla seyir istikametine göre sağ tarafından kaplamaya giren müteveffa yaya ...'ya sağ şeritte çarpması sonucu ölümü ile neticelenen dava konusu trafik kazasının meydana geldiği anlaşılmıştır. Ceza Mahkemesinden alınan 22/01/2019 havale tarihli bilirkişi raporunda; Sanık sürücü ...'in alt düzeyde hafif oranda kusurlu olduğu, müteveffa yaya ...'nın asli kusurlu, sanık sürücü ...'in tali kusurlu olduğu kanaati belirtilmiştir. 06/03/2020 tarihli keşifli bilirkişi raporunda; sanık sürücü ...'in kusurunun olmadığı, Müteveffa yaya ...'nın birinci derecede kusurlu olduğu, özel halk otobüsü sürücüsü ...'in müteveffayı durak dışında indirdiğinden dolayı trafik kazasına doğrudan etken bir durumunun olmadığı kanaati belirtilmiştir. ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporda, \"Sanık sürücü ... sevk ve idaresindeki kamyonet ile aydınlatması mevcut olmayan meskun dışı mahalde seyri esnasında sağ tarafından kaplamaya giren müteveffa yayaya sağ şerit üzerinde aracının sağ ön köşe kısmıyla çarpması ile meydana gelen kazaya karşı alabileceği bir önlem bulunmadığından olayda atfı kabil bir kusuru bulunmamaktadır. Müteveffa yaya ... kaplamaya girmeden evvel seyir halinde olan araçların seyir durumlarını yeterince kontrol etmesi, ilk geçiş hakkını sanık sürücü sevk ve idaresindeki araca vermesi, gerekli ve yeterli kontroller akabinde geçişini tamamlaması gerekirken tüm bu hususlara riayet etmeyerek dikkatsiz ve kontrolsüz geçişi ile kendi can güvenliğini tehlikeye düşürdüğü anlaşılmakla; anlaşılmakla; kazanın oluşumunda dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışı ile  asli kusurludur. Sanık ... yönetimindeki özel halk otobüsünden indirdiği müteveffa yolcunun daha sonra karıştığı kazanın oluşumuna etki edecek tutum ve davranışı bulunmadığından atfı kabil bir kusuru bulunmamaktadır...\" kanaati belirtilmiştir. Çatalca 1.Asliye Ceza Mahkemesince  2019/119 Esas 2021/518 Karar sayı ile \" olay tarihi olan 27.12.2018 günü 19:52 sıralarında sanık ...’ın sevk ve idaresinde bulunan özel halk otobüsünün durak alanına yakın mesafede durarak müteveffayı indirdiği, müteveffa indikten kısa bir süre sonra sanık ...’nin sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı kamyonet aracın sağ ön kısmının müteveffaya çarparak ölüme neden olduğu, aracın müteveffanın bedeninin sol kısmından müteveffaya çarptığı (müteveffanın bedeninin sol kısmında meydana gelen yaralanmalardan) anlaşılmakla; oluşa ve dosya kapsamına uygun bilirkişi mütalaası ve ATK Trafik ihtisas dairesi tarafından tanzim edilen raporda da belirtildiği üzere gece vakti aydınlatması mevcut olmayan meskun mahal dışı yolun, trafik ışıklarının ileri kısmında meydana gelen trafik kazasında; hız sınırının dışında seyrettiği tespit edilemeyen sanık ...’nin müteveffeya çarpma fiilinde kendisinden insani olarak (duyu organ işlevi, nörolojik tepki) göstermesi beklenen dikkat ve özen yükümlülüğünü ihlal eder mahiyette kusur tespit edilemediğinden sanık ...’nin beraatine, Müteveffayı kaza öncesi durak alanına yakın noktada araçtan indirdiği tespit edilen otobüs şoförü sanık ...’ın ise durak harici yolcu indirmekle kusurlu olduğu anlaşılmış ise de indirdiği alanın durağa mesafesi ile bu kusurun kazanın oluşumuna etkisi yönünden yapılan incelemede kazanın oluşumunda doğrudan illiyet bağı yoksunluğu nazara alınarak sanık ...’ın beraatine ...\" dair karar verilmiştir. Ceza Mahkemesi kararının istinaf edilmesi üzerine İstanbul BAM 19. CD 2022/1261 Esas2022/3762 Karar sayılı kararı ile istinaf isteminin kesin olarak reddine karar vermiştir. Mahkemece kusur yönünden rapor alınmamış, TBK'nın 74.maddesi doğrultusunda \"... davalı ...'in kusuru bulunmadığı hususunun  maddi vakıa kabul edilerek hakkında beraat kararı verilmesi sonrasında, mahkememizce davalının kusuru bulunduğu yönünde yeni bir rapor alınarak  anılan dosyada kesinleşen hususlar ile çelişecek şekilde yeni bir hüküm kurmanın mümkün olmadığı, zira aynı olay nedeniyle bir dosyada kusursuz olan davalının eldeki davada ve aynı olay nedeniyle bu kez kusurlu sayılmasının çelişki arz edeceği, davalı ceza mahkemesince kusurlu bulunmuş olsa idi mahkememizin bu oran ile bağlı olmaksızın yeni bir rapor temin edebileceği, bu aşamada kesinleşen mahkeme kararı ile davalının kusursuz olduğunun sabit olduğu...\" gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2025/3507 Esas 2025/5429 Karar sayılı kararında; \"...6098 sayılı TBK’nun 74. maddesine göre hakim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hakimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hakiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da hukuk hakimini bağlamaz. Buna göre, hukuk hakimi kural olarak ceza hakiminin belirlediği kusur oranı ile bağlı değil ise de, kesinleşen maddi olgu ile bağlıdır. (H.G.K. 06.02.2002 gün 2002/19-16, 2002/47 sayılı kararı). HMK'nın 266.maddesi hükmüne göre ise; hakim çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren konularda bilirkişinin görüşüne başvurur. Somut olayda, Uyuşmazlık ve İtiraz Hakem Heyetlerince,  ceza dosyasında alınan İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nin raporundaki kusur durumlarına göre, dosyada rapor alınmaksızın yayanın %75 oranında, sürücünün %25 oranında kusurlu olduğu kabul edilmiştir. Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince,  ceza dosyası getirtilerek ceza dosyasında alınan kusur raporu, kaza tespit tutanağı da  irdelenerek tüm  dosya  kapsamı  ile  oluş  şekline göre tarafların olaydaki kusur oranlarının duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespiti yönünden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime  açık  rapor  alınması için İTÜ veya Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden seçilecek bilirkişi heyetinden kusur raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken,  yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli olmayıp bozmayı gerektirmiştir...\" belirlemesinde bulunmuştur. O halde Mahkemece yapılması gereken, ceza dosyası getirtilerek ceza dosyasında alınan kusur raporu, kaza tespit tutanağı da  irdelenerek tüm  dosya  kapsamı  ile  oluş  şekline göre tarafların olaydaki kusur oranlarının duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespiti yönünden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime  açık  rapor  alınması için İTÜ veya Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden seçilecek bilirkişi heyetinden kusur raporu alınarak sonucuna göre karar vermekten ibarettir. Açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana  iadesine, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda  HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.10/07/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ca959ccaa726415d","SID":"3a505b261c145eea"}}