{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/2122 <br>KARAR NO:2025/650<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:24/12/2020<br>NUMARASI:2018/895 Esas -  2020/940 Karar<br>DAVA:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:15/05/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İran İslam Cumhuriyetinde mukim davacı ile davalı şirketin bir kısım malların alım satımı konusunda anlaştıklarını, bu anlaşma gereği olarak davalının akü ve benzeri bir kısım malın davacıya satışım kabul ettiğini, davalı şirketin satış teklifini içeren 27.07.2017 tarihli proforma faturayı düzenleyerek davacıya gönderdiğini, davacının da icabı kabul ederek 28.08.2017 tarihinde kararlaştırılan bedeli eksiksiz olarak (757.297,44 TL) davalının banka hesaplarına gönderdiğini, ancak davacının bir yılı aşkın süre beklemesine rağmen hiçbir mal sevkiyatı yapılmadığını ve fatura da düzenlenmediğini, bu konuda davalıya yöneltilen tüm şifahi taleplerin de sonuçsuz kaldığını, taraflar arasında ticari ilişki mevcut olup davacının işbu ticari ilişki gereği yerine getirmesi gereken yükümlülüklerini ve taahhütlerini eksiksiz bir şekilde ifa ettiğini, davalı şirketin işbu ticari ilişkiden doğan edimini ifa etmediğini ve davacıya anlaşma konusu mallan göndermediği gibi banka yolu ile tahsil ettiği bedeli de iade etmediğini, bunun üzerine davalı şirkete hitaben Beşiktaş ... Noterliğinin 28 Mayıs 2018 tarih ve ... yevmiye tıo’lu ihtarnamesi keşide edildiğini, davalı şirketin bu İhtarnameye de olumsuz yanıt verdiğini, davacının alacağını tahsil için icra takibi başlatması gerektiğini,Bu defa davacı tarafından davalı şirket aleyhine... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin, vekili aracılığı İle sunmuş olduğu dilekçesine takip konusu asıl borca, faize, faiz oranına ve borcun tüm ferilerine ayn ayn itiraz edildiğini vc böylece takibin durduğunu, davacının alacağım tahsil edebilmesi için huzurdaki İtirazın iptali için bu davasını açma zarureti hasıl olduğunu, davacının alacağının likit ve muaccel olduğundan davalının icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesini de talep ettiklerini, Davalı şirketin borcunun dayanağı 27,07.2017 tarihli profontıa fatura karşılığı yapılan ödeme olup davalı şirketin davacıya takip tarihi itibari ile760.938.69-TL borcu bulunduğunu,Davacı ile davalı şirket arasında bir kısım malların satışı konusunda anlaşma yapıldığım, davalı tarafından 27.07.2017 tarihli ve 757,297,44-TL bedelli proforma fatura düzenlendiğini ve davacıya gönderildiğini, taraflar arasında bahse konu anlaşmadan kaynaklanan ticari ilişki sebebiyle davacının davalı şirketten satın almış olduğu malların satış bedeli İşbu proforma faturaya istinaden davalı şirket hesaplarına ödendiğini, davalı şirketin de bu ticari ilişki kapsamında bankadan parayı tahsil ettiğini,Tarafların mutabakatına binaen davacının üzerine düşen yükümlülüklerini eksiksiz olarak yerine getirdiğini, bu bağlamda 28.08.2017 tarihinden bu yana davacının talep etmiş olduğu mallar gönderilmediği gibi bedel iadesinin de söz konusu olmadığını,Davalı şirket ile yürütülen şifahi görüşmelerden de hiçbir sonuç elde edilemediğini, davacının davalı şirket ile yapmış olduğu anlaşma konusu mallara ihtiyacı kalmadığından bedelin iadesinin talebi için davalı şirkete 28 Mayıs 2018 tarihinde Beşiktaş ... Noterliği ... yevmiye numaralı ihtarname keşide edildiğini ve davalının temerrüde düşürüldüğünü, buna rağmen davalı şirket tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, ttlm bunların ve ayrıca somut olarak banka kayıtlarının davalı şirketin borçlu olmadığına yönelik itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunun açıkça göstergesi olduğunu,Davalı şirket aleyhine davacının alacağından dolayı ... sayılı dosyası ile İcra takibi yapıldığını ve vaki itiraz üzerine takibin durduğunu, Davacının, konusu alacağın tahsili amacıyla ... sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlattığım, ancak davalı şirketin süresinde ve asıl borcun tamamına ve faize vaki olan haksız ve mesnetsiz itirazından ötürü söz konusu takibin yasa gereği durduğunu, davacının, davalı şirketten alacağının mevcut ve sabit olup, davalı şirketin mezkur alacağı ödememekle birlikte, davacı tarafından başlatılmış olan icra takibine de haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, taraflara ait ticari defter ve belgeler üzerinde yapılacak incelemede de işbu durumun tespit edileceğini, bu iddialar doğrultusunda haksız itirazın asıl alacak yönünden bertaraf edilmesini, takibin asıl alacak yönünden devamı ile davalı şirketin asıl alacak üzerinden ve %20 oranından aşağı olmamak üzere İcra inkar tazminatına hükmedilmesini vekaleten talep ettiklerini, Davacının davalı şirketten takip tarihi itibariyle 757.297,44-TL tutarında alacağı mevcut olduğunu, söz konusu alacağın likit olup, davalı tarafın alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere İcra İnkar tazminatı ödemesine karar verilmesi gerektiğini,Davalı şirket borcunun muayyen ve likit olmasına rağmen davacının başlatmış olduğu İcra takibini sürüncemede bırakmak ve ödemeyi geciktirmek için kötü niyetli ve haksız olarak itiraz ettiğini, bu bağlamda, davacıya ait ticari deflerler incelendiğinde de açıkça görüleceği üzere davacının alacağının likit ve muayyen olduğunu, muhtacı muhakeme olmadığını, taraflar arasında düzenlenen proforma fatura ile dava konusu alacak sabit yani likit olduğunu, bu sebeple davalı şirketin sırf ödemeyi geciktirmek adına tamamen kötü niyetli ve haksız olarak yapmış olduğu itirazın iptal edilmesi gerektiğini,Yargıtay 19. Hukuk Daİresi'nin 16.10.2008 tarihli 2008/5580E. 2008/9672 K. sayılı İlamı Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2005/17720 E. ve 2006/4045 K. sayılı 20.03.2006 tarihli kararı Yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan nedenlerle ve Yargıtay kararlan ışığında Sayın Mahkemeye müracaatla işbu davayı ikame ederek itirazın iptali ile takibin devamına ve davalı şirket aleyhine %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini vekaleten talep ettiklerini, fazlaya ilişkin haklan saklı kalmak kaydıyla, davanın kabulü ile, davalı şirketin ... sayılı icra takibine yapmış olduğu haksız ve hukuki mesnetten yoksun itirazının İptaline ve takibin devamına, davalı şirket aleyhine, asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri, harçlar ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletil meşine karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının davanın esasına yönelik dava dilekçesinde belirttiği delillerin taraflarına tebliğ edilmediğini, bu durumun usul ve yasaya aykırı olup davacının delilleri taraflarına tebliğ edildiğinde tüm yasal haklan bu aşamada saklı tutulduğunu,6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (“HMK”) bükümleri gereğince davacı tarafından dayandığı delillerin bir liste eki halinde davalı sayısından bir fazla olarak düzenlenmiş örnekleri ile birlikte Mahkemeye sunulması ve davalı şirkete tebliğ ettirilmesi iktiza etmekteyken, davacı şirket tarafından dava konusu hadise ile ilgili olarak delillerin taraflarına tebliğ edilmediğini,Bu davranışın açıkça usul ve yasaya aykırı olduğundan, davacı tarafından somut uyuşmazlık ile ilgili olarak deliller sunulduğunda ve taraflarına tebliğ edildiğinde işbu dilekçede yer alan savunmaları genişletme ve değiştirme hakkının delillerin incelenmesi akabinde anlaşılacak ilk itirazları ve mukabil delil sunma baklan saklı tutulduğunun ifade edilmesi zarureti hasıl olduğunu,Davacının, huzurda görülmekte olan dava açısından aktif taraf sıfatım haiz olmadığından (husumet yokluğu) Sayın Mahkemece davanın usulen reddine karar verilmesini talep ettiklerini,Davalı ile Şirket-i Sanayi Taban Battery Sehami ('Taban”) Has arasında işbu dilekçe ekinde sunulan 28.10.2015 tarihinde Satış Sözleşmesi akdedildiğini, davacının dava dilekçesinde belirttiği ticari ilişkinin muhatabının davacı olmayıp Taban olduğunu, bu itibarla, davalı şirket ile davacı arasında herhangi bir surette ticari ilişki bulunmadığından aktif taraf sıfatı (husumet) yokluğu nedeniyle Sayın Mahkemece davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini,Sayın Mahkemece de takdir edileceği üzere, dilekçe ekinde sunulan tüm belgeler incelendiğinde davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların hiçbirisinde muhatabın davacı olmadığı gibi, gerek laraflar arasında akdedilen Protokol ve Ek Protokol gerekse cari hesap İlişkisi bakımından davalı şirketin muhatabının davacı olmayıp ... şirketi olduğunun dosyaya sunulan tüm bilgi ve belgelerle sabit olduğunu,Huzurda görülmekte olan dava açısından, Sayın Mahkemenin yetkisiz olup taraflar arasında akdedilen sözleşme gereğince Tahran Mahkemelerinin yetkili olduğunu,Hiçbir surette kabul anlamına gelmemek kaydıyla, biran için davacının huzurda görülmekte olan dava açısından aktif taraf sıfatını haiz olduğu varsayımında dahi, davalı ile Taban arasında imzalanan Satış Sözleşmesinin “İhtilafların Çözümü ve Salahiyet başlıklı 5. maddesinde \"İşbu sözleşmenin uygulanmasında veya yorumlanmasında uyuşmazlıklar çıktığında, iki taraf iyi niyetle ve karşılıklı görüşmelerle bir çözüm bulmaya çabalar. Bu görüşmelerle taraflar arasında bir çözüm ve anlaşma sağlanamadığı takdirde, anlaşmazlıkların çözümünde Tahran Mahkemeleri yetkilidir,\" hükmünü içerdiğini, tarafların belirlediği yetki sözleşmesi gereğince davacının İleri sürdüğü uyuşmazlık açısından Sayın Mahkemenin yetkili olmayıp huzurda görülmekte olan uyuşmazlık bakımından Tahran Mahkemelerinin yetkili olduğundan Sayın Mahkemece yetkisizlik karan verilmesinin talep edilmesi zorunluluğu doğduğunu,Yukarıda açıklanan sebeplerle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davacı tarafından ikame edilen haksız/hukukİ mesnetten yoksun/kötü niyetli davanın reddine, davacı aleyhine toplam dava değerinin %20’sinden az olamamak üzere kötü niyet tazminatı hükmedilmesine, vekalet ücreti de dahil olmak üzere bütün yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"Tüm dosya ve deliller birlikte değerlendirildiğinde açılan dava, itirazın iptali davası olup davacı taraf mal alımı hususunda davalı şirketle anlaştıklarını, kendilerine gönderilen proforma faturayı kabul edilerek 28.08.2017 tarihinde 757.297,44 TL ödeme yaptığını fakat mallar gönderilmediğinden ödemenin istirdatını sağlamak amacıyla icra takibi yaptığı ve takibe itiraz edildiğini, bu nedenle icra takibine vaki itirazın iptalini talep etmektedir. Davalı taraf ise davacı ile aralarında ticari ilişki olmadığı, proforma faturanın sahte olduğunu iddia etmektedir. Öncelikle belirtmek gerekirse davacı taraf 28.08.2017 tarihinde davalı tarafın ...bankası nezdindeki hesabına \"...\" açıklamalı 757.297,44 TL ödeme yapmıştır. Bu husus dosyaya mübrez delillerle sabittir fakat davacı taraf, bu ödemeye dayanak olarak ... A.Ş. Tarafından düzenlendiğini iddia ettiği 27.07.2017 tarihli ... numaralı 757.297,44 TL bedelli proforma faturayı delil olarak göstermekte ise de fatura da davalının kaşe ve imzası yoktur. Yani mal alım-satımı konusunda taraflar arasında anlaşma olup olmadığı veya proforma faturanın kim tarafından düzenlendiği veya ödemenin neye istinaden yapıldığı ispata muhtaç durumdadır.Davacı taraf mallar gönderilmediğinden yapılan ödemeyi geri istemekte olup ispat yükü davacı taraftadır. Çünkü davalı taraf proforma faturanın sahte olduğunu iddia ederken ayrıca dosyaya ... A.Ş. Tarafından düzenlenen ... adına 27.07.2017 tarihli \"...-...\" no'lu 655.189,92 TL bedelli proforma faturayı ibraz etmiş ve faturanın davalının kaşe ve imzasını taşıdığı anlaşılmıştır. Her iki faturanın da \"...-...\" açıklamalı olarak düzenlendiği ve buna ek olarak ödemenin de yine  \"...\" açıklamasıyla yapıldığı görülmektedir. Davacı tarafın davalı şirketle anlaşma sağladığını hangi mallara ilişkin akit yapıldığını, buna ilişkin davalı şirketin kaşe ve imzasını taşıyan faturayı delil olarak ibraz etmesi ve bu hususları ispatlaması gerekmekte ise de davacı taraf kendisine düşen ispat yükünü yerine getirememiş olup ispatlanamayan davanın reddine, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ödemenin davacı tarafından davalı hesaplarına gönderildiği tüm dosya içeriği ile sabit olup ilk derece mahkemesi kararının gerekçesi borçlar kanunun amir hükümlerine ve muhasebe tekniklerine tümden aykırı olduğunu, davalının çalışanı ...'un proforma faturanın düzenlenme tarihinde İran İslam Cumhuriyetinde olduğunu ve proforma faturayı davacıya elden verdiğini, davacının İran İslam Cumhuriyeti yetkili makamlarından ithalat izni aldığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı yapılan ödeme karşılığında mal teslim edilmemesi nedeniyle yapılan ödemenin istirdatı için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, taraflar arasında sözleşmesel ilişki bulunup bulunmadığı, yapılan ödemenin mal teslimi için yapılıp yapılmadığı noktasındadır.Davacının dayandığı proforma fatura, ... A.Ş tarafından ... adına 27.07.2017 tarihli ... numara ve 757.297,44 TL bedelli olarak düzenlenmiştir. Bu proforma faturada davalı tarafa ait kaşe ve imza bulunmamaktadır.Dosyada bulunan swift kaydına göre, davacı tarafından 28.08.2017 tarihinde davalının ...bankası ... IBAN numaralı hesabına ... açıklaması ile 757.297,44 TL ödeme yapılmıştır.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, \"28/08/2017 tarihli swift dekontundan kaynaklanan alacak\" sebebine dayalı olarak 757.297,44 TL asıl alacağın 3.641,25 TL işlemiş faiziyle birlikte tahsili istemiyle 19/06/2018 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur. Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı tarafından sunulan sözleşmeye göre, davalı ile dava dışı Şirket-i ...(Taban) arasında 28/10/2015 tarihinde 17 Tır ile sevk edilecek toplam 374 palet akünün satışı konusunda sözleşme imzalanmıştır. Daha sonraki süreçte davalı ile Taban arasında 14.07.2017 tarihli Ek Protokol imzalanarak 28.10.2015 tarihli Satış Sözleşmesi’ne, TABAN’ın 253.332,48 USD borcunu ek protokol’ün imzasından itibaren iki hafta içinde İnci’nin hesabına ödemesi halinde ilave olarak yürürlüğe girmesi kararlaştırılmıştır. Davalının sunduğu proforma fatura, ... A.Ş tarafından ... adına 27.07.2017 tarihli, ...-... numara ve 655.189,92 TL bedelli olarak düzenlenmiştir. Bu proforma faturada davalıya atfen kaşe ve imza bulunmaktadır. Davalı tarafça, davacının sunduğu proforma faturanın kendileri tarafından düzenlenmediği, ek protokol gereğince karalaştırılan 253.332,48 $ alacağa karşılık Taban şirketi tarafından 216.642,00 $ (757.297,00 TL) bir ödeme yapıldığı, davacının dava dilekçesinde iddia ettiği 757.297,44 TL’lik ödemenin aslında Taban şirketinin Ek Protokol gereğince davalı şirket’e olan borcunu kapatmaya yönelik bir ödeme olduğu savunulmuştur. Kanunda aksine özel bir düzenleme olmadıkça; taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü (TMK 6), diğer bir ifadeyle, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükü altında (HMK 190) olup, bu temel kuralların da sonucu olarak herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. İspat yükü kendisinde olmayan diğer taraf da ispat yükünü taşıyan tarafın iddiasının doğru olmadığı hakkında delil sunabilir. Karşı ispat faaliyeti için delil sunan taraf, ispat yükünü üzerine almış sayılmaz (HMK 191). Bu durumda davacının, davalı ile aralarında satış sözleşmesi bulunduğunu ve dava konusu ödemenin satış sözleşmesi kapsamında teslim edilecek mallara ilişkin satış bedeli olarak ödendiğini ispat etmesi gerekir. Davalının savunması vasıflı ikrar niteliğinde olup bölünemeyeceğinden ispat yükünü değiştirir mahiyette değildir.Davacının sunduğu proforma faturada, davalının kaşe ve imzasının bulunmadığı ve davalı tarafça bu proforma faturanın inkar edildiği nazara alındığında davacının dayandığı deliller iddialarını ispatlar nitelikte değildir. Bir davalı çalışanının davacının dayandığı proforma faturanın düzenlendiği tarihte İran'da olmasının ya da davalının dava konusu ödemeyi kendi ticari defterlerinde dava dışı ... cari hesabına kaydetmesinin sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. Havale, bir borcun ödenmesine karine teşkil ettiğinden davalının sebepsiz zenginleştiğinin de kabulü mümkün değildir. Bu nedenlerle, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 15/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"38b4ef16015cf837","SID":"e650cd68f6368f09"}}