{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/116 <br>KARAR NO: 2025/820<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 21/09/2021<br>NUMARASI: 2020/706 Esas -  2021/586 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali <br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/06/2025<br>Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı arasında Acentelik Sözleşmesinden doğan ticari bir ilişki olduğunu, müvekkilinin 02/03/2019 tarihinden 04/06/2020 tarihine kadar ... Kargo yerel acentelik hizmeti verdiğini, bu ticari ilişkinin 04/06/2020 tarihinde sona erdiğini, ticari ilişkinin sona ermesi ile birlikte davalıya düzenlenen faturalardan ... numaralı, 30/06/2020 tarihli faturadan kalan bakiye olan 40.000.-TL nin ödenmediğini, söz konusu faturadan kalan bakiyenin ödenmemesi üzerine davalı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası ile icra takibine girişildiğini, davalının itirazları üzerine takibin durdurulduğunu beyanla neticeten itirazın iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine ve yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin cari hesapları kapsamında davacı yana bir borcu bulunmadığını, davacı tarafından icra takibine konu faturalarda yer alan alınan hizmet ile ilgili cari hesapların incelenmesi neticesinde vadesi gelen herhangi bir fatura borcu tespit edilmediğini, davacı yanın icra inkar tazminatı talebinde de haksız olduğunu beyanla neticeten davanın reddine, davacı aleyhine %20 den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ..Tarafların bildirmiş olduğu delillerin toplanmasının ardından Mahkememizin 30/04/2021 tarihli ara kararı gereğince dosya rapor hazırlanmak üzere  mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiş,  bilirkişi tarafından ibraz edilen 09/07/2021 tarihli raporda özetle;\"a.) Taraflar arasında akdedilmiş bir sözleşmeye dosyanın tetkikinde rastlanılmadığı, ancak taraflar arasındaki ticari ilişkinin her iki yanında kabulünde olduğu,  b.) Davacının takip tarihi itibariyle kendi defterlerinde davalıdan 291.042,33.-TL ALACAKLI durumda olduğu, ancak davacı takip talebine 30/06/2020 tarihli, ... numaralı, \"... Acente Komisyon Bedeli\" açıklamalı 73.198,16.-TL lik faturayı ve 1.055,34-TL lik İşlemiş faiz tutarını konu ettiği, c.) Davalının ticari defterlerinde ise takip tarihi itibariyle davacıya 33.201,20.-TL BORÇLU durumda olduğu, takipten sonra davalı tarafından da icra takibine 37.658,85.-TL ödeme yapılarak bu sefer davacıdan 4.457,65.-TL ALACAKLI duruma geçtiği, d.) Davalı ticari defterlerinde takibe ve davaya konu faturanın kayıtlı olduğu,ancak ticari ilişkinin önceki yıllarda da devam ettiği ve bu tarihlerde her iki tarafın kayıtlarında olan diğer tarafın kayıtlarında mevcut olmayan birçok kayda rastlanıldığından (acente adına yapılan masraflar, isim hakkı bedeli, virman kayıtları, vadesi dolan süspan/kargo, vs..) ve davacı ile davalının iki kargo şubesini (..., ...) tek hesapta takip etmiş olduğundan, sunulan BA – BS Formlarında da uyuşmazlık olduğundan taraflar arasındaki farkın hangi kayıtlardan (faturalardan) kaynaklandığı ve dava konu faturanın ödenip ödenmediğinin tespit edilmediği, e.) Davacının işlemiş faiz talebine ilişkin olarak ihtarnamenin tebliğ şerhine ve taraflar arasında akdedilen yazılı bir sözleşmeye dosyada rastlanılmadığından herhangi bir hesaplama yapmanın mümkün olmadığı\" yönünde görüş ve tespitlerde bulunulmuştur. Kural olarak itirazın iptali davalarında ispat yükü, alacaklı olduğunu iddia eden davacı taraf üzerinde ise de ileri sürülen savunmaya göre ispat yükünün yer değiştirmesi söz konusu olabilmektedir. Eldeki davada da davacının iddia ettiği alacağa ilişkin hizmetin verildiği ve alacağın varlığına ilişkin ispat yükü davacı üzerinde bulunmaktadır. 6100 sayılı HMK'nın \"Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması\" başlıklı 222/2,3.maddesi, \"(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.\" hükmünü içermektedir. Eldeki davada,  taraflar arasındaki ticari ilişki hususunda herhangi bir ihtilafın bulunmadığı, mali müşavir bilirkişi tarafından tarafların defterleri incelendiğinde, davacı ve davalı tarafın defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu, lehe ve aleyhe delil vasfını haiz olduğu, takibe konu faturaların tamamının hem davacı hem de davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, kayıtlar arasında ortaya çıkan farkın ise ticari ilişkinin önceki yıllarda da devam etmesi ve bu tarihlerde her iki tarafın kayıtlarında olan diğer tarafın kayıtlarında mevcut olmayan birçok kayda rastlanılması (acente adına yapılan masraflar, isim hakkı bedeli, virman kayıtları, iadesi dolan süspan/kargo, vs..) ve davacı ile davalının iki kargo şubesini (Keşan, Tunca) tek hesapta takip etmiş olması nedeniyle, ve ayrıca sunulan BA - BS Formlarında da uyuşmazlık olduğu görüldüğünden taraflar arasındaki farkın hangi kayıtlardan (faturalardan) kaynaklandığının tam olarak tespit edilemediği belirlenmiştir. Bu doğrultuda tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, ispat yükü üzerinde olan davacının takip konusu faturalar nedeniyle davalıdan alacaklı olduğu yönündeki iddiasının HMK'nın 222. Maddesi ile davacının dava dilekçesinde yemin deliline dayanmadığı nazara alındığında ispata muhtaç kaldığı ve davanın reddi gerektiği kanaatine ulaşılmış, davalının kötüniyet tazminat talebinin yasal şartları oluşmadığından reddine\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda takibe konu faturaların tamamının davalı borçlunun ticari defterlerinde kayıtlı olduğunun tespit edildiğini, davalı borçlunun bunlara ilişkin olarak ödemede bulunduğunu ispat edilmediğini, takip konusu alacağın 1 adet faturaya dayandığını, davaya konu fatura borcunun ödenip ödenmediğinin ispatının davalıya ait olduğunu,Gelir İdaresi Başkanlığının e-arşiv fatura sorgulama ekranından bakıldığında faturaların tamamının sistemde kayıtlı olduğunu, davalı borçlunun takibe konu faturaları vergi dairesine bildirmiş olduğunu, müvekkili ile davalı borçlu arasında 02.03.2019-04.06.2020 tarihleri arasında yürürlükte olan sözleşmeye göre müvekkil alacaklının davalı borçluya verdiği hizmete ilişkin ilgili faturalar düzenlendikten sonra davalı borçlu tarafından müvekkiline ilgili ödemelerin söz konusu faturaların teslim alındığı tarihten itibaren 5 gün içerisinde yapılmakta olduğunu, buna uygun olarak müvekkilinin takibe konu faturayı davalı borçluya ibraz ettiğini  ancak müvekkili  ile davalı borçlu arasındaki ilişkinin sona ermesiyle birlikte bahsi geçen faturaya ilişkin ödemenin müvekkiline yapılmadığını, 09.07.2021 tarihli bilirkişi raporuna bakıldığında incelemenin takibe konu faturalarla sınırlı olarak değil de tüm ticari ilişki bakımından yapıldığının görüldüğünü somut olayda inceleme yanlış bir şekilde tüm ticari ilişki bakımından yapıldığından sonuç olarak davalı borçlunun takibe konu faturalara dayalı borcunu ödeyip ödemediğinin değerlendirilmediğini, vergi dairesine bu faturayla ilgili olarak bildirimde bulunmak suretiyle borçlu olduğunu resmi olarak kabul ve ikrar ettiğini, dava dilekçesinde hukuki deliller başlığı altında yemin deliline dayanıldığını beyanla usul ve esas yönünden maddi vakıalara ve hukuka aykırı olan İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/706 E. ve 2021/586 K. sayılı kararının  kaldırılmasına, dosyadaki mevcut  delil ve belgelere göre davaları  sabit olduğundan talepleri  gibi davanın kabulü ile borçlunun icra takibine yaptığı itirazının iptaline, takip konusu alacak belirli ve likit olduğundan takip konusu alacağın %20 'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı yana tahmiline  karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava; fatura alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince  istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı alacaklı  tarafından, davalı hakkında, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası esas sayılı takip dosyasında \"30.06.2020 tarihli 73.198,16 TL faturadan kalan bakiye, Tunca acente komisyon bedeli\" sebebine dayalı olarak 40.000 TL asıl alacak ve 1.055,34 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 41.055,34 TL alacağın tahsili istemiyle 22.10.2020 tarihinde ilamsız takip başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur. Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)'nun 67. maddesi uyarınca başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı taraf, icra takibine konu faturada yer alan hizmet ile ilgili cari hesapların incelenmesi neticesinde vadesi gelen herhangi bir fatura borcu tespit edilmediğini, davanın reddi gerektiğini  savunmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davacının takibe dayanak faturaya dayalı olarak  bakiye alacağının bulunup bulunmadığı noktasındadır.Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.Ticarî defterlerin ibrazı ve delil niteliği, HMK’nın 222. maddesinde düzenlenmiş olup maddenin 1. fıkrasında mahkemenin, ticarî davalarda tarafların ticarî defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceği ve aynı maddenin 2. fıkrasında ise ticarî defterlerin, ticarî davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması gerektiği düzenlenmiştir. Ticarî defter kayıtları ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan tarafın, ticarî defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticarî defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticarî defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir (HMK m. 222/3). Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticarî defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olurlar. (HMK m. 222/4). Tarafların ticari defterlerinde yaptırılan inceleme sonucunda bilirkişi tarafından, usulüne uygun tutulan ticari defterlerine göre davacının takibe ve davaya konu faturayı davalı hakkında takip ettiği hesabın borcuna davalı tarafından yapılan ödemeleri, düzenlenen faturaları ise bu hesabın alacağına kaydetmiş olduğu, takip tarihi itibariyle bu hesabın 291.042,33 TL borç bakiyesi verdiği, davacının takip tarihinde kendi defterlerine göre davalıdan 291.042,33 TL alacaklı olduğu, davalının, takibe ve davaya konu faturayı davacı hakkında takip ettiği  hesabın alacağına kaydetmiş olduğu, takip tarihi itibariyle davalının davacıya 33.201,20 TL borçlu durumda olduğu, davalı tarafından da icra takibine 37.658,85 TL ödeme yapılarak davalının davacıdan 4.457,65 TL alacaklı duruma geçtiği, davalı ticari defterlerinde takibe konu faturaların tamamının kayıtlı olduğu belirtilmiş ve devamında  ticari ilişkinin önceki yıllarda devam etmiş ise de her iki tarafın kayıtlarında olan, diğer tarafın kayıtlarında mevcut olmayan birçok kayıt bulunduğu, davalının iki kargo şubesini (Keşan, Tunca) tek hesapta takip ettiği, sunulan BA- BS Formlarında uyuşmazlık olduğu kanaati bildirilmiştir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda taraf defterleri arasındaki farklılığın neden kaynaklandığının tespit edilemediği belirtilmiş ise de takip konusu faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu tespit edilmiştir. Bu durumda tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yeniden bilirkişi incelemesi yapılarak taraf defterleri arasındaki farklılığın nedeni, hangi kayda itibar edileceği ve davacının takibe konu faturadan bakiye kalan alacak nedeniyle alacaklı olup olmadığı konularında uzman bir bilirkişiden taraf ve yargı denetimine elverişli bilirkişi raporu alınarak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken mahkemece hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporu esas alınarak davanın reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca  kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.12/06/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b27dcbdb4c1a027a","SID":"3f12a3f2e8ac2582"}}