{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A K A R A R <br>ESAS NO:2022/1996 <br>KARAR NO:2025/1055<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ:12/05/2022<br>NUMARASI:2017/1117 Esas - 2022/372 Karar<br>DAVA:Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)<br>KARAR TARİHİ:19/06/2025<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;    <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davalı sigorta şirketinin ... keşide ettiği, ...'un sahibi olduğu ve ... tarafından kullanılan ... plakalı araç 09/03/2016 tarihinde, yaya olan müvekkiline çarpması nedeniyle yaralandığını, gerçekleşen kaza ile ilgili sürücü ... hakkında İstanbul Anadolu 15. Asliye Ceza Mahkemesinde 2016/267 Esas sayılı dosyada müvekkilinin şikayetçi olmaması nedeniyle davanın düştüğünü, zararının tazmini için ... A.Ş. ye 2017 Nisan ayında başvuru yapıldığını fakat sonuç alınamadığını, kazada  sakat kalmasından müvekkiline geçici iş göremezlik nedeniyle şimdilik 100,00 TL sürekli iş göremezlik nedeniyle şimdilik 900,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ... A.Ş. bakımından poliçe kapsamıyla sınırlı olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, manevi zararların tazmini için 50.000,00 TLnin manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte sadece davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: ... plakalı aracın müvekkili şirket tarafından tanzim edilen, 17/10/2015-2016 vadeli ZMSS poliçesi ile sigortalı olduğunu, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini talep ettiklerini, kaza sırasında sigortalı aracın işleteninin sigorta ettiren olup olmadığının araştırılmasını talep ettiklerini, işletenin sorumluluğunu teminat altına alan müvekkili şirketin işletenin sorumluluğu bulunmaması karşısında sorumluluğu bulunmayacağını, davalı tarafın davanın açıldığı tarihteki yerleşim sebebiyle davanın yetki yönünden reddi ile dosyanın yetkili İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesini, davacı yanın müterafik kusurunun nazara alınması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"Davanın maddi tazminat talebi yönünden kısmen kabulü ile, 30.874,34TL sürekli iş göremezlik, 4.788,50TLgeçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere 35.662,84TL tazminatın davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 21/04/2017 tarihinden itibaren, diğer davalılar ... ve ... yönünden kaza tarihi olan 09/03/2016 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ..., ... Sigorta Şirketin'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile birlikte davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davanın manevi tazminat talebi yönünden kısmen kabulü ile, 5.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 09/03/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili, davalı ..., davalı ... istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İş göremezlik tazminatına esas ücretin tespiti hatalı olduğunu,  müvekkilinin gelinlik dikim ustası olduğunu, dava açtıkları tarihte gelinlik üzerine kendisine ait iş yeri bulunduğu bildirildiği halde  mahkemece hatalı şekilde asgari ücrete göre yapılan hesaplama dikkate alınarak hüküm kurulduğunu, müvekkili açısından yapılan sosyal ve ekonomik durum araştırmasında müvekkilin gelinlikçi dükkanı işlettiğini, aylık gelirinin 2019 yılı için 4.500-5.000 TL civarı olduğunu, İstanbul Gelinlik Sanayicileri ve İhracatçıları Derneğinden alınan 27.04.2021 tarihli müzekkere cevabında aylık emsal kazancın 12.000-15.000 TL arasında değişebileceği bildirildiğini, aktif bir işletmesi olan davacının sadece bir yıllık gelir-gider hesap dökümü üzerinden geliri değerlendirilerek zarar etmesi nedeniyle asgari ücretin baz alınması hatalı olduğunu, eğer gerçek kazançları belgelere yansımışsa belgelere bakılarak, belgeler gerçek kazançları yansıtmıyorsa, gerçek kazançlar nesnel ölçüler içerisinde araştırılıp saptanarak tazminat hesabı yapılması gerektiğini, müvekkilin kaza öncesi aktif bir işletmesi var olup, bu hususa ilişkin belgeler gerek kendi tarafının gerekse de dosyaya sunulan müzekkere cevaplarıyla ispatlanmış durumda olduğunu, tanıkların bildirildiğini mahkemece tanıklar dinlenmeden, gerekli araştırma ve inceleme yapılmadan eksik şekilde hüküm tesis edildiğini, hükmedilen manevi tazminat tutarı çok düşük olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı ... istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İstinaf talebinde bulundukları bu dosyada yerel mahkemece usul ve hukuka aykırı karar verildiğini, anılan nedenle dosyayı incelenmesi üzere istinaf talebinde bulunma sorumluluğu oluştuğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ... istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İstinaf talebinde bulundukları bu dosyada yerel mahkemece usul ve hukuka aykırı karar verildiğini, anılan nedenle dosyayı incelenmesi üzere istinaf talebinde bulunma sorumluluğu oluştuğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından, 09/03/2016 tarihinde, davalı ... tarafından kullanılan ... plakalı aracın yaya olan davacıya çarpması  nedeniyle meydana gelen kazada davacının yaralanması nedeniyle aracın  işleten, sürücü ve  zorunlu trafik poliçesini düzenleyen davalılardan tazminat talep edildiği anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan aktüerya raporunda davalı sürücü tam kusuru, davacının %4 sürekli iş göremezlik ve 4 aya kadar iyileşir maluliyet raporuna, davacının geliri  asgari ücret kabul edilerek tazminat hesaplamıştır. Benzer nitelikte Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2019/4293 E- 2020/5447K sayılı ilamında;\".... Desteğin hizmet akdiyle değil de davacı eşe ait işletmeyi herhangi bir hizmet akdi olmaksızın fiilen işlettiği kabul edilecek olursa da, işletmenin kazadan önceki net kazancının vergi dairesi kayıtları ve işletme ticari defterlerine göre belirlenmesinden sonra, bu kazancın elde edilmesinde desteğin şahsi katkısı kadar olan gelirin (asgari ücret altında kalmamak kaydıyla) tazminat hesaplamasına esas alınması gerekir. Bu itibarla; resmi kurumlar nezdinde bir gelir araştırması yapılmadan, sadece emsal araştırmasıyla tespit edilen gelire göre hesap yapan rapor, hükme esas almaya elverişli değildir.\" açıklamasında bulunulmuştur.Somut uyuşmazlıkta, davacıya ait işletmenin kazadan önceki 1 yıla ait net kazançlarını içeren vergi kayıtlarının ilgili vergi dairesinden getirtilmesi ve gerektiğinde işletmenin ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılıp işletme net geliri ile bu gelirin elde edilmesine davacının şahsi katkısının saptanmasından sonra, rapor düzenleyen bilirkişiden ek rapor alınıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi;( davacının gelirinin dava dilekçesinde 6.000 TL ile sınırladığından usulü kazanılmış haklar da dikkate alınarak) yapılan araştırmalar sonucu gerçek gelirin saptanamadığı durumda ise, kamu düzenine ilişkin olan asgari ücret üzerinden hesaplama yapan rapora göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamıştır. TBK'nın \"manevi tazminat\" başlıklı 56/1.maddesine göre, \"Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir.\".Bu yasal hüküm gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır.Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir.O halde, tazminatın miktarı onun amacına göre belirlenmelidir.Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerektiği kadar olmalıdır. Hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminat takdir edilirken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmedilmesi gerekmektedir. Bu açıklamalar çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yarlanmasının mahiyeti, maluliyet oranı, iyileşme süresi ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, yukarıda açıklanan ilkelerle birlikte dikkate alındığında mahkemece  manevi tazminat miktarının bir miktar düşük belirlendiği anlaşılmakla davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazı yerinde görülmüştür. HMK'nın 352/1-d bendine göre istinaf dilekçesinde, başvuru sebeplerinin veya gerekçesinin  gösterilmesinin gerektiği belirtilmiştir. Davalıların ayrı ayrı verdikleri istinaf dilekçelerinin yüzeysel ve genel ifade içerdiği, açıkça istinaf sebep ve gerekçesi  belirtilmediği anlaşıldığından  HMK'nın 352/1-d maddesi gereğince bu yöne değinen  istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Bu nedenlerle; davalı ..., davalı ...'un  istinaf başvurusunun HMK'nın 352/1-d maddesi gereğince reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.<br>KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :1-a)1-Davalı ..., davalı ...'un İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun,  HMK'nın 352/1-d maddesi gereğince REDDİNE, b-)Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-a-)İstinaf incelemesi esastan yapılmadığından davalılar ...,  ...'un yatırdığı istinaf karar harçlarının İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine,b-)İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatıran davacıya  iadesine,3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-a-)Davacı vekili tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,b-)İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan masrafların istinaf edenler üzerinde bırakılmasına, artan gider avansının İlk Derece Mahkemesince istinaf talebinde bulunana iadesine,6-İstinaf aşaması için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda  HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.19/06/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"52914b4fd131862d","SID":"b2244905c8cc45f8"}}