{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A K A R A R <br>ESAS NO:2022/1995 <br>KARAR NO:2025/1054<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ:08/04/2022<br>NUMARASI:2021/237 Esas - 2022/243 Karar<br>DAVA:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:19/06/2025<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;     <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacıya ait ... plaka sayılı aracına davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanmış ...plaka sayılı aracın 01.10.2018 tarihinde çarpması neticesinde hasarlandığı, araçta oluşan hasarın bağımsız eksper tarafından yapılan incelemeye göre 18.134,55 TL olarak tespit edildiği, araçta oluşan hasar eksper tarafından tespit edilmiş ise de yargılama esnasında yapılacak bilirkişi incelemesi sonrasında hasar miktarı değişebileceğinden alacağın belirsiz olduğu, hasar alacağı ile ilgili olarak davalı sigortacıya ihbar ve talep edilen hasarın davalı sigortacı tarafından KTK nun 97. maddesi gereğince 15 gün süre içerisinde ödenmediği, davacının aracında meydana gelen hasar miktarının fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere şimdilik 100,00 TL nin ve değer kaybının şimdilik 10,00 TL'nin kaza tarihinden aksi halde ihbar tarihinden geçerli olmak üzere ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı Sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davalı sigortacının sorumluluğunun kusurla orantılı olduğundan kusur durumunun tespit edilmesinin gerektiği, davacının aracının vaki kaza tarihi olan 01.10.2018 tarihinden önce de hasarı olup olmadığının tespit edilmesinin gerektiği ve daha önceden hasarı var ise değer kaybı taleplerinin reddi gerektiği, sigortacı tarafından davacıya 19.10.2018 tarihinde yapılan 4.505 TL hasar ödemesi, onarım yapan firmaya 21.01.2019 tarihinde yapılan 1.343,00 TL hasar ödemesi ve yine davacıya 25.01.2019 tarihinde yapılan değer kaybı ödemesi ile davacının hasarının davalı sigortacı tarafından tazmin edilmiş olduğu ve davalı sigortacının sorumluluğunun kalmadığını, davacının hasarının sigortacı tarafından açılan hasar dosyası kapsamında yapılan eksper incelemesi ile tespit edilerek tazmin edildiği, ödemelerin üzerinden 2 yıl geçtiği için KTK nın 111. maddesi gereğince hak düşürücü sürenin sona erdiği, davacı yan tarafından talep edilen değer kaybı tutarının fahiş olduğu, davacı aracında meydana gelen değer kaybının yargı ve eksperler tarafından kabul gören ve sadece rayiç değer değil hasarlı parça, kilometre gibi kriterlerinde hesaba katıldığı formüller ile tespit edilmesinin gerektiğini  belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"Davanın kabulü ile, hasar ve değer kaybı tazminat talebine ilişkin 11.335,32 TL nin temerrüt tarihi olan 11/08/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, faize ilişkin fazla talebin reddine,\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili  istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Huzurdaki dava müvekkilii şirket tarafından trafik poliçesi yapılan ...  plakalı araç ile davacı yana ait olduğu iddia edilen ... plakalı aracın 01.10.2018  tarihinde çarpışması sonucu maddi hasar talepli olarak 13.04.2021 tarihinde ikame edildiğini, dava konusu talebin iki yıllık zamanaşımına uğradığı ileri sürülmüş ise de mahkemece bu konuda değerlendirme yapılmamış olması, taleplerinin reddine ilişkin de bir hüküm kurulmamış olması hatalı olduğunu, davaya konu talep zamanaşımına uğradığını,TBK çerçevesinde zamanaşımının kesilmesi ya da durması söz konusu olmadığını, 2918 sy Karayolları Trafik Kanunu md 109'da dava konusu talebin 2 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu düzenlendiğini, mala zarar verme fiili ancak kasten işlenebileceğinden ve huzurdaki dava konusu kaza taksirle meydana geldiğinden cezayı gerektirir bir fiil söz konusu olmadığını, davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerekirken aksi yöndeki hüküm bozmayı gerektirdiğini, öncelikle belirlenmesi gereken dava konusu kazada kusur durumu olduğunu, bilirkişi raporunda yalnızca davacı yanın tek yanlı beyanlarına değinilmiş olup kusur araştırması yapılmadığını,Yargıtay'ın yerleşik görüşlerinde de sabit olduğu üzere kusur durumunun uzman kişilerce tespit edilmesi gerektiğini, nitekim sigortalı araç sürücünün dava konusu kazada kusuru bulunmadığını, dosyanın kusur tespiti yapılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulmuş olup kararın bu yönüyle de bozulması gerektiğini, bir diğer yandan aracın rayiç bedeli olması gerekenin üzerinde hesaplandığını, aynı zamanda sovtaj bedelinin de olması gerekenden daha düşük hesaplanması sebebiyle hasar olması gerekenin çok üzerinde olduğunu,Türkiye'de araç fiyatlarındaki fahiş artış su götürmez bir gerçek olduğunu, dava konusu kaza 2016 yılında meydana  geldiği için aracın rayiç ve sovtaj bedelinin 2016 yılındaki verilere göre tespit edilmesi gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporu bu yönüyle de hatalı olduğunu, Yerel mahkemece hükmedilen faiz tarihi de hatalı olup temerrüt süresi, dava tarihinden itibaren değil; delillerin (tamamlanmış olması halinde) tümünün müvekkil şirkete tebliği tarihinden itibaren 8 iş günü geçmesi ile başlayacağını, zira Yargıtay yerleşik içtihatları ve Trafik Sigortası Genel Şartları B.2 maddesi gereği, hasarın sigorta tazminatı kapsamında yer alıp almadığının, kusur durumunun yani ödemeye esas alınabilecek tüm belgelerin toplanmasından önce Sigorta şirketinin temerrütü gerçekleşmeyeceğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat  istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.2918 sayılı KTK.nun 109/4. maddesinde \"Motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar.\" hükmüne yer verilmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 154. maddesi zamanaşımının kesilmesi durumlarını belirtilmiştir. TBK'nın 156. maddesine göre zamanaşımının kesilmesi ile yeni bir süre işlemeye başlar. Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 7226 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesi (1)Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla; a) Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12.1.2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler 13.03.2020 (bu tarih dâhil) tarihinden  itibaren 30.4.2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durur. Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılır. Salgının devam etmesi halinde Cumhurbaşkanı durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabilir ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltabilir. Bu kararlar Resmî Gazete’de yayımlanır.”  hükmünü haizdir. 2480 Sayılı Yargı Alanındaki Hak Kayıplarının Önlenmesi Amacıyla Getirilen Durma Süresinin Uzatılmasına Dair Karar, 30 Nisan 2020 tarihli ve 31114 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olup; yayımı tarihinde yürürlüğe giren 7226 Sayılı Kanunun Geçici 1. maddesi 1. fıkrası a bendi kapsamında 13.03.2020 tarihinden itibaren duran sürelerin 15.06.2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar durmasına karar verildiği anlaşılmıştır.Somut uyuşmazlıkta; Eldeki uyuşmazlıkta tazminata konu trafik kazası  01/10/2018  tarihinde meydana gelmiş, olayın, maddi hasarlı trafik kazası olması nedeniyle, uzamış ceza zamanaşımı süresinin uygulanmasını gerektirir bir durumun bulunmadığı, bu sebeple , davaya konu talep yönünden 2 yıllık zamanaşımı süresi geçerli olduğu, davalı tarafından 21/01/2019 ve 25/01/2019 tarihinde davacıya ödeme yapıldığı her iki tarafında kabulünde olup zaman aşımı kesilmiş yeniden 2 yıllık süre işlemeye başlamıştır Cumhurbaşkanlığı Kararı uyarınca durma süresi 15.06.2020 tarihine kadar uzatılmıştır.  Durma süresi olan 95  günlük süre de eklendiğinde zamanaşımı dolmamıştır. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/2324  E. - 2022/15206 K., 2021/13827 E.- 2022/10766 K.  sayılı kararları).Hükme esas alınan kusur ve hesap raporunun ayrıntılı, ekspertiz raporu, daha önceki kaza, fotoğraflar hasarlı parçalar, kaza tespit tutanağı ve kazaya karışan tüm sürücülerin beyanları, fark yöntemi kullanılarak ve dikkate alınarak yapılan ödeme de düşülerek yöntemince hesaplandığı anlaşılmakla davalı vekilinin kusur ve hasara yönelik istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. KTK'nın 99.maddesine göre, ZMSS Genel Şartları ile belirlenen belgeler ile birlikte sigorta kuruluşuna başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüdün gerçekleştiği ve davalının temerrüt faizinden sorumlu olduğunun kabulü gerekir.Somut olayda; davacı tarafından dosyaya sunulan, davalı sigorta şirketinin hasar görüntüleme ekran çıktısı örneğine göre, davalıya 29/07/2020 tarihinde başvuruda bulunulmuş olup bu tarihten sonraki 8. işgününün sonu olan 11/08/2020  itibariyle davalı sigorta şirketi temerrüde düşmüştür. Sigortacı yönünden bu tarihten itibaren temerrüt faizine hükmedilmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığından istinaf talebi yerinde değildir.Bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.  <br>KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 774,32 TL harçtan peşin alınan 194,00 TL harcın mahsubu ile bakiye  580,32 TL harcın davalıdan  tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.19/06/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dc2e04f97b9e5c31","SID":"9308e4c55d6ca113"}}