{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO:2025/875 <br>KARAR NO:2025/1027<br>İNCELENEN ARA KARARLARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ:29/04/2025 ve 08/05/2025<br>NUMARASI:2024/709 E. <br>DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Tarafların İddia ve Savunmaları:Davacı vekili 25/04/2025 tarihli dilekçesinde özetle, huzurdaki menfi tespit davalarında daha önceki tedbir talepleri reddedildiğinden ve bu sebeple müvekkilinin telafisi imkansız zararları meydana geldiğinden imza incelemesi için ekte sunulan raporun düzenlenmesinin talep edildiğini ve bilirkişilerce ekte sunulan raporun tanzim edildiğini, 07.04.2025 tarihli uzman bilirkişi heyet raporunda müvekkili ... aleyhine ... sayılı dosyasından başlatılan kambiyo senedine dayalı icra takibine konu senette lehtar ... adına atılan imzanın lehtar ...'a ait olmadığı, imzanın aktarılmış olduğunun tespit edildiğinden bahisle müvekkilinin telafisi imkansız zararlarının önüne geçilebilmesi adına icra takipleri ve satışların teminatsız olarak tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece 29/04/2025 tarihli ara karar ile; Eldeki davada davacı tarafın bonodaki imzanın kendisine ait olmadığından bahisle menfi tespit talebinde bulunduğu, işbu 25/04/2025 tarihli tedbir talebinde ise bonodaki lehtar imzasının lehtara ait olmadığından bahisle tedbir talep ettiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 677. maddesinde düzenlenen imzaların istiklali prensibi uyarınca dava konusu bonodaki lehtar ... imzasının geçersizliğinin diğer imzaların geçerliliğini etkilemediği anlaşıldığından \"Davacı vekilinin yargılamanın sonuna kadar teminatsız ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE,\" karar verilmiştir. Davacı vekili 07/05/2025 tarihli duruşmadaki beyanında özetle, geçici olarak satışların durdurulması için ara karar oluşturulmasını, İİK 72'ye göre talepleri olmadığını, sahtecilik iddialarının bulunduğunu beyan etmiştir.Mahkemece 08/05/2025 tarihli ara karar ile; Dosya kapsamında bulunan İstanbul Anadolu 2. İcra Hukuk Mahkemesi'nin kesinleşmiş 22/02/2024 tarih ve 2023/788 Esas - 2024/114 Karar sayılı kararına göre, dava konusu bonodaki keşideci imzasının davacı eli ürünü olduğu anlaşıldığından davacı taraf haklılığını yaklaşık olarak ispat edemediğinden \"Davacı vekilinin 07/05/2025 tarihli duruşmada talep ettiği ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE,\" karar verilmiştir. <br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:Davacı vekili tarafından 29/04/2025 tarihli karara karşı süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle;  icra hukuk mahkemesi kararlarının kaziye-i muhkem teşkil etmediğini, mahkemenin sahtecilik nedeniyle HMK m.209 gereğince ihtiyati tedbir kararı vermemesinin hakimin hukuku ilkesi gereğince telafisi mümkün olmayan zararlar doğmasının önünü kestiğini, HMK madde 209 gereğince tedbir kararının verilmesi adına dosyaya ibraz ettikleri teknik bilirkişi raporu ile ilk hamil birinci ciranta imzasının cirantaya ait olmadığının ispatlandığını, bu belge ile mahkemenin ihtiyati tedbir kararı vermemesinin geriye dönülmesi mümkün olmayan sonuçlar doğuracağını,  şeklen alacaklı görünen şahsın hayatı boyunca hiçbir mal varlığı olmadığı gibi hayatını idame ettirecek bir iş sahibi olmadığını, satışa çıkartılan taşınmazların üçüncü şahıslar tarafından satın alınması halinde telafisi mümkün olmayan zararları hasıl olacağını, talep ettikleri hukuki yararın satışının geçici olarak durdurulması olduğunu, HMK madde 389 gereğince hakim ihtiyati tedbir kararı verileceği sabit olduğu halde bu taleplerinin mahkemece reddedildiğini, kesinleşen taikp üzerine sundukları farklı raporlar ile alacaklı ve ciranta imzasının sahte olduğunun kanıtlandığını, mahkemenin hukuki değerlendirmede hataya düştüğünü, ekte sundukları Yargıtay kararıyla da sabit ilk cirantanın imzasının sahte olmasının tek başına senedin kambiyo vasfını kaybetmesi sonucunu doğurmakta olup senedin kambiyo vasfını kaybetmesi sebebiyle takibin iptal edilmesi gerektiğini, ihtiyati tedbir kararı ile talep ettikleri hukuki yararın taşınmazların satışının geçici olarak durdurulması olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili tarafından 08/05/2025 tarihli karara karşı süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle;  icra hukuk mahkemesi kararlarının kaziye-i muhkem teşkil etmediğini, mahkemenin sahtecilik nedeniyle HMK m.209 gereğince ihtiyati tedbir kararı vermemesinin hakimin hukuku ilkesi gereğince telafisi mümkün olmayan zararlar doğmasının önünü kestiğini, HMK madde 209 gereğince tedbir kararının verilmesi adına dosyaya ibraz ettikleri teknik bilirkişi raporu ile ilk hamil birinci ciranta imzasının cirantaya ait olmadığının ispatlandığını, bu belge ile mahkemenin ihtiyati tedbir kararı vermemesinin geriye dönülmesi mümkün olmayan sonuçlar doğuracağını,  şeklen alacaklı görünen şahsın hayatı boyunca hiçbir mal varlığı olmadığı gibi hayatını idame ettirecek bir iş sahibi olmadığını, satışa çıkartılan taşınmazların üçüncü şahıslar tarafından satın alınması halinde telafisi mümkün olmayan zararları hasıl olacağını, talep ettikleri hukuki yararın satışının geçici olarak durdurulması olduğunu, HMK madde 389 gereğince hakim ihtiyati tedbir kararı verileceği sabit olduğu halde bu taleplerinin mahkemece reddedildiğini, kesinleşen taikp üzerine sundukları farklı raporlar ile alacaklı ve ciranta imzasının sahte olduğunun kanıtlandığını, mahkemenin hukuki değerlendirmede hataya düştüğünü, ekte sundukları Yargıtay kararıyla da sabit ilk cirantanın imzasının sahte olmasının tek başına senedin kambiyo vasfını kaybetmesi sonucunu doğurmakta olup senedin kambiyo vasfını kaybetmesi sebebiyle takibin iptal edilmesi gerektiğini, ihtiyati tedbir kararı ile talep ettikleri hukuki yararın taşınmazların satışının geçici olarak durdurulması olduğunu, ilk derece mahkemesinin dava konusu senedin sadece ... imzasının sahteliği durumunda kambiyo vasfını kaybedeceği görüşüyle hukuki aykırı bir karar verdiğini, kambiyo senetlerinin sebepten mücerret olmaları sebebiyle sıkı şekil şartlarına bağlı olup bu şartlardan birinin dahi olmayışının senedin kambiyo vasfını kaybetmesi sonucunu doğuracağını, dava konusu senette icra hukuk mahkemesi yargılamasında alınan rapora göre imzanın ... el ürünü olduğu kanaatine varılmışsa da bu konuda ek bir rapor alınmadığını ve bahsi geçen raporun gerekçesiz ve uygunluk üzerinden kanaat bildirdiğini, taleplerinin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, kambiyo senetleri ve kambiyo icra takiplerinde imza silsilesinin bozulmamasının amir hüküm olduğunu, imzaların istiklali ilkesine dayanılarak sadece asıl borçlunun imzası ile hüküm kurulmasının kıymetli evrak hukuku, BK ve TTK genel ilke ve prensiplerine aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İstinafa Cevap:Davalı vekili 29/04/2025 tarihli ara karara karşı yapılan istinafa cevap dilekçesinde özetle; dava dosyası kapsamında işbu menfi tespit davası icra takibinden sonra açıldığından 2004 sayılı İİK m.72/3 gereği ihtiyati tedbir kararı ile takibin durdurulmasına karar verilmesinin mümkün olmadığını, davaya konu bono üzerindeki imza ve yazıların davacı ...'ya ait olduğu İstanbul Anadolu 2. İcra Hukuk Mahkemesince ve Cumhuriyet Başsavcılığında yaptırılan imza incelemeleri neticesinde kesinleştiğini, davacının sunduğu rapor değeri dahi taşımayan evrakın herhangi bir geçerliliği bulunmamakla birlikte mahkemece değerlendirilmesinin mümkün olmadığını,Yargıtay kararlarına göre evrak asılları olmadan fotoğraf ve fotokopi belge üzerinden hazırlanan raporların geçerli olmadığını ve hükme esas alınamayacağını, davacı tarafın stinaf başvurusunda dayanak yapmış olduğu sözde lehtarın imzasının sahte olduğuna ilişkin başka bir evrakın da  18/03/2025 tarihli İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Adli Tıp ve Adli Bilimler Enstitüsü Kurumu tarafından hazırlanan uzman görüşü raporu olduğunu, bu raporun fotokopi evraklar üzerinden hazırlandığından geçerliliği bulunmamakla beraber mahkemece hükme esas alınamayacağını, ... tarafından hazırlanan 05/02/2025 tarihli uzman görüşü raporunun da fotokopi evraklar üzerinde inceleme yapılmadığından hükme esas alınamayacağını, mahkemenin ara karara dayanak yaptığı TTK m.677'ye bağlı imzaların istiklali prensibine ilişkin olarak vermiş olduğu kararda davacı tarafın yerel mahkemece yanılgıya düşülerek yanlış karar verdiği iddialarının kabul edilemeyeceğini, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesi ara kararının hukuka uygun olduğunu, davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili 08/05/2025 tarihli ara karara karşı yapılan istinafa cevap dilekçesinde özetle; dava dosyası kapsamında menfi tespit davası için icra takibinden sonra açıldığından 2004 sayılı İİK 3.fıkrası gereği ihtiyati tedbir kararı ile takibin durdurulmasına karar verilmesinin mümkün olmadığını, HMK 209, 389 ve devamı maddeler kapsamında lehtar imzasının sahte olduğu iddiası ile takibin teminatsız olarak durdurulmasının da mümkün olmadığını, davacının HMK 209 maddesi kapsamında sahtecilik iddiasının gerçeği yansıtmadığını, sahte bir bononun söz konusu olmayıp dava konusu bono üzerindeki imza ve yazıların davacı ...'ya ait olduğunun İstanbul Anadolu 2. İcra Hukuk Mahkemesince ve Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan incelemeler neticesinde kesinleştiğini, evrak asılları olmadan fotoğraf ve fotokopi belge üzerinden hazırlanan raporların geçerli olmadığını ve hükme esas alınamayacağını, davacı tarafın istinaf başvurusunda dayanak yapmış olduğu sözde lehtarın imzasının sahte olduğuna ilişkin başka bir evrakın da fotokopi evraklar üzerinden hazırlandığından geçerliliği bulunmamakla beraber mahkemece hükme esas alınamayacağını, ... tarafından hazırlanan uzman görüşü raporununraporunun da fotokopi evraklar üzerinde inceleme yapılmadığından hükme esas alınamayacağını, davacı tarafça lehtar imzasının sahte olduğundan bahisle ciro silsilesinin bozulduğu buna bağlı olarak da borca konu bononun kambiyo vasfını yitirdiği ve TTK'nin 677.maddesi kapsamında imzaların istikbali ilkesinin uygulanamayacağı iddiasının doğru olmadığını, davacının HMK 389. Ve devamı maddeler kapsamında yaklaşık ispatı sağlayamadığı konusunda yerel mahkemesinin hatalı değerlendirme yaptığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin kambiyo üzerinde bulunan imzanın davacıya ait olduğunu kesin bir delille ispatladığını, tüm bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Gerekçe ve Sonuç:HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava, icra takibinden sonra bonoda  imza inkarına dayalı açılan menfi tespit ve istirdat istemlerine ilişkindir.Dosya kapsamına göre, davalı tarafından, davacı aleyhine 13.01.2021 düzenleme, 13.08.2023 ödeme tarihli 1.200.000 USD bedelli, lehtarı ... borçlusu ... olan, arkasında davalının cirosu bulunan senet için  İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/774 D. İş sayılı dosyası üzerinden 34.000-USD miktarlı ihtiyati haciz kararı alındığı, İstanbul Anadolu 4. İcra Dairesi ... sayılı dosyası üzerinden söz konusu senede dayalı kambiyo senetlerine özgü  takibe geçildiği görülmektedir. Davacı tarafından davaya konu bono üzerinde ki imza ve yazıların kendisine ait olmadığı iddiası ile takibe  itiraz edildiği İstanbul Anadolu 2. İcra Hukuk Mahkemesince  imza incelemesi yapıldığı, alınan raporda  imzanın ...'ya ait olduğu tespiti üzerine davanın reddine karar verildiği, istinaf üzerine İstanbul BAM 21. Hukuk Dairesi'nin 2024/1343 E., 2024/2758 K. sayılı kararı ile esastan reddedildiği,İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2023/305858 Sor. sayılı dosyasında resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçundan yürütülen soruşturma kapsamında , imza incelemesi yapılmış Jandarma  Kriminal Daire Başkanlığından alınan  raporda senet üzerinde ki imzaların kuvvetle  davacı ...'ya ait olduğu tespit edilmiş, davalı hakkında KYOK kararı verilmiş ve itirazı İstanbul Anadolu 10. Sulh Ceza Hakimliği'nin 2024/5886 D.İş sayılı  dosyası üzerinden 03.09.2024 tarihinde  reddedilerek  kesinleştiği görülmektedir.İİK 72/3 maddesi gereği,  İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir.Menfi tespit davalarında ihtiyati tedbir koşulları değerlendirilirken İİK 72 maddesi yanında, HMK 389 vd. maddelerinin de gözönünde bulundurulması gerekir. HMK'nın 389. m.; \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. \"düzenlemesini, aynı yasanın 390/3 maddesi; 'Tedbir talep eden taraf,  dilekçesinde  dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden  kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir. Somut olayda,  menfi tespit talepli dava, bonoya dayanılarak başlatılan icra takibinden sonra açılmış olup,  İİK 72/3. maddesindeki  yasal düzenleme karşısında  takibin durdurulmasına yasal olanak bulunmadığı,teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesi yönünde bir tedbir talebinin ise ilk derece nezdinde ileri sürülmediği, teminatsız olarak HMK 209 maddesine göre takibin durdurulması yönünde  tedbir  talebinin reddi yönündeki kararlara karşı istinaf taleplerinin daha önce reddedildiği halde aynı gerekçelerle talebin  yinelendiği  görülmektedir. (Dairemizin  30/04/2025  tarih 2025/543 - 2025/706  Sayılı kararı.) 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, İcra ve İflas Kanunu'nda bir hüküm olmayan hallerde ve  ancak İcra ve İflas Kanunu'nda açıkça gönderme olması (İİK 50, 68/a-4 gibi) veya bu kanunun özel veya genel hükümlerine aykırı olmaması hallerinde uygulanabilir. HMK'nun 209/1. Maddesine  göre “adi bir senetteki yazı veya imza inkar edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz.” Bu maddenin icra takiplerinde uygulanması gerektiğine ilişkin olarak İcra ve İflas Kanununda bir hüküm bulunmamaktadır.Kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile yapılan takipte, takibe konu kambiyo senedi altındaki imzaya itiraz, İİK'nun 170. maddesinde özel olarak düzenlendiğinden, imza inkarı nedenine dayalı sahtelik iddiası hakkında, sonraki genel kanun olan HMK'nun 209. maddesi uygulanamaz.  İmza itirazı dışındaki sahtelik iddiaları ise borca itiraz niteliğinde olduğundan İİK'nun 169/a maddesindeki  düzenleme karşısında yine HMK'nun 209. maddesinin  uygulama yerinin olmadığı yargısal kararlarla benimsemiştir. (Yargıtay HGK 2017/12-364-2021/384, Yargıtay 12. HD 2024/1256 -2024/6264 ).Dava konusu bonoda keşideci imzasının davacıya ait olduğunun kesinleşmiş olduğu,  yukarıda özetlenen aşamalara göre  tedbir talebinin reddine karar verildiği ve dairemiz kararı ile istinaf talebinin esastan reddine dair karar verilmesinden sonra dosyada takibin durdurulmasına yönelik  tedbir kararı verilmesini gerektiren yeni bir delil bulunmadığı, davacı vekili  sahtecilik nedeni ile HMK madde 209 gereğince ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini HMK madde 209 gereğince tedbir kararının verilmesi adına dosyaya teknik bilirkişi raporu ibraz ettiklerini buna göre tedbir kararın verilmesi gerektiğini ileri sürmüş olup,   dosyaya  imza incelemesine esas teknik mütalaalar sunulmuş ise de; 18.03.2025 tarihli teknik mütalaada senet fotokopisi üzerinden inceleme yapıldığı, 07.04.2025 tarihli teknik heyet mütalaasında ise icra dairesi kasasında bulunan senet aslı üzerinde imza incelemesi yapıldığı ve lehtara ait 1. Ciro imzasının lehtarın  hakiki imzası  model alınarak dijital ortamda bulunduğu yere aktarıldığı kanaatinin  belirtildiği,davacı vekili tarafından 07.04.2025 tarihli teknik heyet mütalaası dayanak yapılarak 25.04.2025 tarihinde tedbir kararı verilmesi için  ilk derece mahkemesi nezdinde yeniden talepte bulunulduğu , 29.04.2025 tarihli  ara karar  ile  talebin reddedildiği, keşideci imzasının davacıya ait olduğuna dair mevcut delil durumu karşısında verilen kararın dosya kapsamı ve hukuka uygun olduğu, aynı şekilde davacı vekilinin 07/05/2025 tarihli duruşmada geçici olarak satışların durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir talebinin mevcut delil durumuna göre  tedbir için  yaklaşık ispat bulunmadığından ihtiyati tedbir talebinin reddi kararında bir isabetsizlik bulunmadığı menfi tespit talepli davada , davacının teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesi yönünde bir tedbir talebinin de  bulunmadığı, icra takibinden sonra  HMK 209 maddesine dayalı tedbir talebinin yasal dayanağının bulunmadığı,bu nedenlerle mahkemece yasal şartları bulunmayan 25/04/2025 tarihli ve 07/05/2025 tarihli tedbir taleplerinin  ayrı ayrı reddi kararlarına yönelik davacı vekilinin istinaf taleplerinin ayrı ayrı  reddi gerektiği   anlaşılmıştır.Davacı vekilinin 29/04/2025 tarihli ve 08/05/2025 tarihli ara kararlara yönelik  istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/04/2025 tarih ve 08/05/2025 tarih ve 2024/709 E. Sayılı ara kararlarına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf taleplerinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE,2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince iki ayrı ara karar yönünden alınması gereken 615,40 TL + 615,40TL olmak üzere toplam 1.230,8‬0 TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/(1)-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 10/07/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"147b0011e459b188","SID":"8b4ff3e626bb7dd8"}}