{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2025/540 <br>KARAR NO: 2025/1207<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ: 12/12/2024<br>NUMARASI: 2024/304 Esas - 2024/917 Karar<br>DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 10/07/2025<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;     <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 13/08/2015 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalının sigortacısı olduğu ... plakalı aracın müvekkiline çarpması sonucunda müvekkilinin yaralandığını, araç sürücüsü ... ile aracın ruhsat sahibi ...Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine İstanbul Anadolu 23. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/243 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, yargılama sonunda maddi manevi tazminata hükmedildiğini, yargılama devam ederken davanın 23/08/2023 tarihinde davalı sigorta şirketine ihbar edildiğini, müvekkiline çarpan... plaka sayılı aracın kaza tarihi itibari ile davalı sigorta tarafından sigortalı olduğunu, poliçe limitleri dahilinde davalının sigortacı sıfatı ile maddi tazminattan sorumlu olduğunu bildirdiğinden 242.043,86 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı taleplerinin hak düşürücü süre sebebi ile reddinin gerektiğini, taleplerin zamanaşımına uğradığını, müvekkili şirket tarafından davacıya 02/09/2020 tarihinde 47.956,14 TL ödeme yapıldığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,  \"Hak düşürücü süre nedeni ile davanın reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; iki yıllık hak düşürücü sürenin işlemesi için tazminat miktarlarına ilişkin anlaşmaların yetersiz veya fahiş olduğunun açıkça belli olması gerektiğini, kanun maddesi tersinden yorumlandığında, tazminat miktarlarına ilişkin anlaşmaların yetersiz veya fahiş olduğunun açıkça belli olmadığı durumlarda iki yıllık hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceğini, kanun lafzı hak düşürücü süreyi şarta bağlamış olup şartların oluşmadığı durumda iki yıllık hak düşürücü süreden bahsedilmesi yasaya ve hukuka aykırı olduğunu, davalı sigorta şirketi tarafından müvekkile ödeme yapıldığı tarih itibari ile müvekkilin yapılan ödemenin yetersiz veya fahiş olduğunu bilebilecek teknik bir bilgisi bulunmadığını, bu bakımdan sigorta firması ile yapılan ibraname, yetersiz veya fahiş olduğunu, 06.04.2021 tarihli bu beyanlarının, ibranamenin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması olduğunu, bilirkişi tarafından hazırlanan 20/08/2023 tarihli rapor ile müvekkilinin zararı ve sigorta tarafından yapılan ödemenin yetersiz olduğunun açık bir şekilde ortaya çıktığını, mahkemenin bile aktüerya bilirkişi vasıtasıyla hesaplayabildiği tazminat miktarının, yetersiz veya fahiş olduğunun davalı sigorta tarafından ödeme yapılan tarih itibari ile müvekkilce bilinmesinin beklenmesi hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davaya konu alacak, ceza zamanaşımı ve pandemide duran süreler dikkate alındığında zamanaşımına da uğramadığını, davalı sigorta tarafından yapılan ödemenin yetersiz veya fahiş olup olmadığının bilinmemesi sebebiyle toplam tazminatın hesaplanması için dosyanın bilirkişiye gönderilmesi talep edildiğini, mahkeme tarafından bu irade beyanının dikkate alınmamasının hukuka ve yüksek yargı kararlarına aykırı olduğunu, red kararının yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. 2918 sayılı KTK’nin \"sorumluluğa ilişkin anlaşmalar\" başlığını taşıyan 111. maddesi gereği, \"Karayolları Trafik Kanunu ile  öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir\". Bu madde hükmü gereğince, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler. Yasadaki bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması da yeterlidir. Yasada belirtilen 2 yıllık süre hak düşürücü süre olup, mahkemece res'en dikkate alınması gerekir. Somut uyuşmazlıkta dava konusu 13/08/2015 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeni ile davalı sigorta şirketi ile davacı arasında 02/09/2020 tarihli ibraname düzenlendiği, ödeme yapıldığı anlaşılmakla ibraname tarihinden itibaren iki yıl içinde ödemenin yetersiz olduğuna ilişkin bir talepte bulunulduğu ispatlanamamış olduğu, ibraname tarihinin pandemi nedeniyle uygulanan durma süreleri dahilinde bulunmadığı ve bu nedenle takip tarihi olan 30/10/2023 tarihi itibari ile hak düşürücü süre geçmiş olduğundan Mahkemece verilen kararda isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.  <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,2-Peşin alınan harç yeterli olduğundan başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan  inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın  tebliğ tarihinden  itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.10/07/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cc2576f9dcd4e454","SID":"a9387b540fd3112f"}}