{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL BAM<br>8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2025/1143 <br>KARAR NO: 2025/1144<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 04/03/2025<br>NUMARASI: 2024/284 Esas - 2025/170 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasına Bağlı Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/07/2025<br>İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R Davacı vekili dava açan dilekçesinde;  28/07/2019 tarihinde, plakası tespit edilemeyen bir aracın asli ve tam kusurlu olarak müvekkilinin sürücüsü olduğu motorsikleti sıkıştırması sonucunda müvekkilinin dengesini kaybedip yere düşerek yaralandığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla  5.500-TL  maddi tazminatın  (belirsiz alacağın) davalıya başvuru tarihi olan 16.12.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal  faizi ile birlikte davalıdan tahsiline  karar verilmesini talep ve dava etmiş;  03/01/2021 tarihli dilekçesi ile talebini toplam 246.055,25-TL olarak  artırmıştır. Davalı  vekili cevap dilekçesinde özetle;  kazanın plakası ve sürücüsü tespite dilemeyen bir araç nedeni ile meydana geldiğinin davacı tarafça ispatı gerektiğini, kaza tespit tutanağında kusur dağılımında davacının %100 kusurlu olduğunun tespit edildiğini, davacı tarafça tek taraflı olarak sunulan maluliyet raporunu kabul etmediklerini, kusur ve maluliyet durumunun uzman bilirkişilerce tespiti gerektiğini, davacının koruyucu tertibat kullanmaması nedeniyle müterafik kusurunun dikkate alınmasının icap ettiğini, müvekkili kurumun temerrüde düşürülmediğini, belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulüne dair kararına karşı, davacı vekili ve  davalı  vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması  neticesinde, Dairenin 03/04/2024 tarih, 2022/1175 Esas, 2024/498 Karar sayılı kararı ile; \".1-) Kaza tespit tutanağındaki anlatımla, itiraza uğrayan bilirkişi raporu arasında çelişki meydana gelmiş olup, yerel mahkemece iş bu  çelişki giderilmeden karar verilmesi doğru görülmediği, yerel mahkemece yapılacak işin,  İTÜ'de veya Karayolları Genel Müdürlüğü'nde görevli trafik (kusur) konusunda uzman 3 kişilik bilirkişi heyetinden, kaza tespit tutanağı, krokisi ve  30.11.2021 tarihli rapor irdelenmek ve gerektiği takdirde kaza mahallinde bilirkişi heyetinin katılımı ile keşfen inceleme yapılmak suretiyle  kazanın meydana geldiği kavşağın niteliği, mevcut kavşağa göre araçların durumu, araçların özellikleri ve manevra kaabiliyetleri hususları tespit edilip  değerlendirilerek tarafların kusur durumlarının belirlenmesi ve kaza tespit tutanağı ile 30.11.2021 tarihli rapor arasındaki kusur konusunda çelişkinin giderilmesi için açıklayıcı, ayrıntılı, taraf ve yargı denetimine açık rapor aldırılması, tarafların iddia ve savunmaları, itirazları göz önüne alınarak, işin esası ile ilgili deliller toplanıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği,2-) Kaza tarihi olan 28/07/2019  itibari ile yürürlükte olan \"Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik\" hükümleri esas alınması gerekirken kaza tarihinde yürürlükte olmayan yönetmeliğe göre düzenlenen raporun karara dayanak yapılmasının  doğru olmadığı, yerel mahkemece yapılacak iş, Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalından \"Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik\" hükümlerine göre dosya kapsamındaki tüm tedavi evrakları ve diğer sağlık kurulu raporları irdelenmek suretiyle, usulüne uygun, denetime ve karar vermeye elverişli olacak şekilde davacının maluliyet derecesi ve oranının belirlenmesi amacıyla yeni bir rapor alınıp  taraflar lehine usuli kazanılmış haklar da gözetilmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği.3-)Somut olayda davacı sürücünün motosiklet kullandığı ve kaza nedeniyle  sol  skapula (omuz) kemiği, sol patella (diz) kemiği, ve sol tibia ( alt bacak kemiği) kırığı oluşacak şekilde yaralandığı anlaşılmakla, davalı vekilince davacının koruyucu tertibat kullanmadığı ileri sürülerek müterafik kusur indirimi yapılmasının istendiği, kaldı ki müterafik kusur değerlendirmesi, hatır taşımasından farklı olarak taraflarca ileri sürülmese dahi yerel mahkemece resen nazara alınması gereken bir husus olduğu, bu nedenle yerel mahkemece, kaza tespit tutanağı, davacının yaralanmasının niteliği ve tüm dosya kapsamına göre davacının koruyucu tertibat kullanıp kullanmadığı, kullanmıyor ise bunun kaza nedeniyle oluşan yaralanmasında etkisi olup olmadığı, başka bir deyişle davacının kendi yaralanmasında müterafik  kusuru bulunup bulunmadığı araştırılıp bu hususun değerlendirilmesi gerekirken bu husus üzerinde durulmadan karar verilmesinin doğru olmadığı'' gerekçesi ile, davacı vekilinin tüm,  davalı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile kararın  HMK 353/1.a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, kararın kaldırma sebep ve şekline göre  davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, karar verilmiş, Kaldırma kararı sonrasında yapılan yargılama neticesinde; ' 28/07/2019 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalı güvence hesabının sorumluluğu bulunduğunun iddia edildiği, mahkememizce tarafların tüm delillerinin toplandığı, Adli Tıp Kurumundan maluliyete ilişkin rapor alındığı, kaza tarihinde yürürlükte olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğine göre davacının tüm vücut engellilik oranının % 6 olduğunun tespit edildiği, mahkememizce istinaf bozma ilamı öncesi alınan kusura ilişkin bilirkişi raporu ile  kaza tespit tutanağındaki anlatım arasında çelişki oluştuğundan çelişkinin giderilmesi amacıyla İTÜ makina kürsüsünde görevli alanında yetkin 3 kişilik bilirkişi heyetinden tarafların kusur durumunun tespitine ilişkin rapor aldırılmış, alınan bilirkişi raporu ile kazanın ne şekilde oluştuğuna ilişkin tespit yapılamayacağının belirtildiği, davaya konu kazada olduğu belirtilen taşıt ile temas gerçekleştirilmediğinden, plakası tespit edilemeyen aracın şerit ihlali yapıp yapmadığının dosya kapsamında tespitinin mümkün olmadığının tespit edildiği, nitekim kaza tespit tutanağına göre kazanın tek taraflı trafik kazası olduğu belirtilmiş olup, kazaya plakası tespit edilemeyen aracın kazaya neden olduğuna ilişkin davacının soyut kolluk ifadesi dışında hiçbir delillin bulunmadığı, dolayısıyla bu yönde bir ispatın olmadığı, ispat yükü üzerinde bulunan davacının meydana gelen trafik kazasında, gerek plakası tespit edilemeyen aracın varlığını ispat edememiş olması, gerekse de plakası tespit edilemeyen aracın şerit ihlalinde bulunduğunu kanıtlayamamış olaması dikkate alındığında plakası tespit edilemeyen aracın kusurlu olduğu tespit edilemeyeceğinden davalının sorumluluğunun bulunmadığı' kanaati ile; davanın reddine karar verilmiş, karara karşı  davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinaf nedenleri: Davacı vekili, kaza gerçekleştikten sonra müvekkilinin ifade verdiğini, kazaya ilişkin tüm bilgileri yetkili makamlara bildirdiğini, hal böyle iken kazaya karışan başka bir araç olmadığı gerekçesi ile davanın reddinin hatalı olduğunu, plakası tespit edilmeyen araç sürücüsünün müvekkilini sıkıştırması nedeniyle motosikletin kontrolünü kaybeden müvekkilinin bariyerlere çarparak yaralandığını, kaldırma kararından sonra alınan İTÜ heyet raporunda kazaya sebep olan aracın %75 oranında, müvekkilinin ise %25 oranında kusurlu olduğunun açıklandığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir. Somut olayda, davacının kaza nedeniyle yaralandığı belirgin olup, kaza tespit tutanağının davacı sürücünün yokluğunda tanzim edildiği, davacının  06.08.2019  tarihli kolluk ifadesinde plakası ve sürücüsünü tespit edemediği ve yan tarafında seyreden  bir aracın kendisini sıkıştırması nedeniyle virajlı yolda direksiyon hakimiyetini kaybederek bariyerlere çarptığını belirtmiş olup, bu hususta savcılıkça daimi arama kararı verilmiştir. Kaza tespit tutanağında kazanın tek taraflı olarak gerçekleştiği, davacı sürücünün araç hakimiyetini kaybederek soldaki bariyerlere çarptığı ve kazanın meydana gelmesinde  kusurlu olduğu belirtilmiş; dosya kapsamında kaldırma kararından önce alınan ve  1 kusur- 1 aktüer bilirkişi tarafından hazırlanan 30.11.2021 tarihli raporda, kazanın çarpışma nedeniyle meydana gelmediği, kaza tespit tutanağının tek taraflı kaza olarak düzenlendiği, kaza tespit tutanağına katılmanın mümkün olmadığı, davacı sürücü ...'ın viraja girerken tedbirli davranıp araç hızını azaltıp gerekli tedbirleri almadığından, yanına aşırı derecede yaklaşan araç ile arasında güvenli  mesafe bırakmayıp ani doğrultu değiştirdiğinden %50 oranında, plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün  ise davacı sürücüye virajda aşırı yaklaşması nedeniyle %50 oranında kusurlu olduğu açıklanmıştır. Dosya kapsamından, Dairenin kaldırma kararı sonrasında yerel mahkemece aldırılan 28.06.2024 tarihli ATK raporunda, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğine göre davacının yaralanmasına göre ( sol skapula, sol femur , sol patella ve fibula kırığı) tüm vücut engellilik oranının % 6 olduğu  tespit edilmiş, yine kaldırma kararı doğrultusunda aldırılan ve  İTÜ 3 kişilik bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 04.12.2024 tarihli raporda ise taşıtın kaldığı konum, yaralanma durumu ve kazanın oluşumunun çarpışmaya bağlı diğer taşıtın varlığı hususununda bir kanaat oluşturmaya imkan vermediği, ikinci bir taşıtın varlığının kabulü halinde plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen araç sürücünün şerit tecavüzü nedeniyle  %75 oranında, davacı motosiklet sürücünün ise viraja girerken araç hızını azalmadığından %25 tali kusurlu olacağı, diğer taşıtın varlığının kabul edilmemesi halinde kazanın meydana gelmesinde davacı sürücünün %100 kusurlu olacağı, davacının sol omuz, kol ve bacak bölgesinden yaralandığı nazara alındığında sol şeritte bulunan davacı sürücünün solundaki bariyerlere çarpması ile uyumlu olduğu belirtilmiştir.Toplanan delillerin ilk derece mahkemesinin kararı ve gerekçesi ile birlikte istinaf başvuru sebepleri de göz önüne alınarak incelenmesi ve değerlendirilmesi neticesinde; Dosyadaki bilgi ve belgelere göre ilk derece mahkemesince delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile çıkarılan sonuç ve oluşturulan hükümde usul ve yasaya aykırılık olmamasına, trafik kazası tespit tutanağı, olayın oluş biçimi, İTÜ öğretim üyeleri tarafından düzenlenen raporun içeriği göz önüne alındığında; trafik kazasının oluşumunda davacının tam kusurlu olmasına, kazaya ikinci bir aracın sebep olduğunun ve kusurlu olduğunun davacı tarafça duraksamaya yer bırakmayacak şekilde ispat edilememiş olmasına, bu suretle davacının tam kusurlu olduğu ve davalının meydana gelen sonuçtan sorumlu olmadığı yönündeki ilk derece mahkemesinin tespiti ve bu tespite bağlı verdiği davanın reddi yönündeki kararında isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1.maddesi hükmü gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1/Usul ve yasaya uygun olan ve bilgileri yukarıdaki başlıkta yazılı bulunan ilk derece mahkemesinin kararına yönelik olarak davaca vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü gereğince ESASTAN REDDİNE,2/İstinaf yasa yoluna başvuran davacıdan karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu hükümleri uyarınca alınması gereken 615,40-TL harcın tamamı peşin alındığından, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 3/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 4/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerin üzerinde  bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde; HMK'nın 361. madde hükmü uyarınca; gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.10/07/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d0258d59ffbb37f0","SID":"b94c91bace0d320b"}}