{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2024/3666 <br>KARAR NO: 2025/1792<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 09/10/2024<br>NUMARASI: 2024/127 E - 2024/708 K<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 03/07/2025<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle, dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkiline ait aracın arızalanması neticesinde 27/05/2023 tarihinde davalı şirketin Bostancı şubesine getirildiğini, yapılan muayeneler sonucu aracın katalizatör sisteminde arıza olduğu ve arızanın 20-25 günde tamir edilebileceğinin söylendiğini, aracın çalışır durumda olmaması nedeniyle aynı gün servise bırakıldığını, servise bırakıldıktan sonraki sürede parçaların temin edilemediğini, davalı tarafça defalarca görüşüldüğünü, aracın tamir edilemediği gibi ikame bir aracın da teslim  edilmediğini, müvekkiline ait aracın vaat edilen tarihte değil 02/11/2023 tarihinde teslim edildiğini, aracın şirketin pazarlama ve faaliyet yönetim faaliyetlerinde kullanıldığını, tamirde olduğu sürece müvekkilinin araçsız kaldığını ve işlerin yürütülmesi için araç kiralamak zorunda kaldığını, bu kiralama sebebiyle 83.100TL masraf yaptığını, yapılan masrafın taraflarına ödenmesi için davalıya ihtarname gönderdiklerini, ihtara rağmen borcun ödenmediğini, akabinde davalının, müvekkiline ait aracın onarımının kararlaştırtılan sürede yapmaması üzerine müvekkilinin uğradığı zararın davalı tarafça ödenmediğini, bu nedenle İstanbul ... İcra  Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının haksız olarak takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davalı tarafından icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden devamına, davalının  %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın 1 yıllık hak düşürücü süreden sonra açıldığını, alacağın zamanaşımına uğradığını, davanın usulden reddinin gerektiğini, davacı yanın iddialarının kabulü anlamına gelmemekle birlikte talep edilen ve öne sürülen iddiaların müvekkili şirkete değil de aracı üretenin/ithalatçının sorumluluğunda olduğunu, bu kapsamda husumet yokluğundan reddine karar verilmesini, davacıya  ait ... şasi numaralı ... plakalı aracın  29.05.2023 tarihinde \"seyir halinde iken araç gaz kesti, seyir halinde iken araç beyaz duman attı\" şikayetleri ile müvekkili şirket servisine giriş yaptığını,  aracın onarımında kullanılması planlanan parçalar, Almanya menşeli, sıfır ve orijinal parçalar olduğunu, söz konusu parçaların ihbar olunan ...'den sipariş edilerek tedariklerinin sağlandığını, somut olayda da parçaların siparişinin verildiğini,  parçaların müvekkili şirket servisine ulaşmasını müteakiben aracın  kısa sürede onarımı tamamlanarak davacı yana teslim edilmek istendiğini,  ancak taraflar arasında getirtilen yedek parçaların bedellerinde -müvekkil şirket tarafından iyi niyet göstergesi olarak indirim yapılmasına rağmen- davacı yan aracı almak istemediğini,  müvekkili servis tarafından araç üzerinde gerekli incelemelerin yapıldığını, ihtiyaç olunan parçaların yurt dışından temini davacının da rızası doğrultusunda yapıldığını, parçaların şirket bünyesine ulaşması ile birlikte araç 3 gün gibi kısa bir sürede seri bir şekilde onarılarak davacı yana teslim  edildiğini,  davacı yanın  aracın onarım süreci boyunca ne müvekkili şirketten ne de üretici/ithakatçı firmadan araç talebinde bulunmadıklarını, dolayısıyla ikame araç için herhangi bir başvuruda bulunulmadan davacı tarafından kiralanan aracın kira bedelinin müvekkili şirketten talep edilmesinin mümkün olmadığını, talep edilen araç ikam bedelinin üretici/ithalatçı firmadan talep edilmesi gerektiğinden davanın ... A.Ş.'yer ihbarını talep ettiklerini, davanın öncelikle usulden reddine, aksi kanaatte olunması halinde esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İhbar olunan vekili cevap dilekçesinde özetle; satış sonrası hizmetler yönetmeliğinden doğan ikame araç bedeli talep hakkının yalnızca tüketicilere tanınmış olduğunu, tacir olan ve aracını ticari faaliyetlere özgüleyen, tüketici sıfatı taşımayan davacının ikame araç bedelini talep hakkı bulunmadığını, söz konusu yönetmelikte yalnızca devam eden garantisi bulunan araç sahibi tüketicilere hak tanındığını oysa ki dava konusu aracın devam eden garantisi bulunmadığını, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; \" Her ne kadar davacı tarafından Satış Sonrası Hizmetler Yönetmeliğine dayanılarak davalıdan hak talebinde bulunulmuşsa da aynı yönetmelikte, yönetmeliğin 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun dikkate alınarak hazırlandığı, oysa tarafların tüketici sıfatına haiz olmadığı her ikisinin de tacir oldukları, aracın ruhsat kaydının davacı şirket adına kayıtlı olduğu, dava dilekçesinde aracın pazarlama ve yönetim faaliyetlerinde kullanıldığının belirtildiği, araç şirket adına kayıtlı olsa da kişisel kullanıma özgülenmediğinin bu haliyle anlaşıldığı, taraflar arasında malın tamirine ve tamir sürecindeki olası çıkacak sorunların gözetilmesi amacıyla herhangi bir yazılı sözleşme bulunmadığı, davalının da tacir olduğu basiretli davranması gerektiği anlaşılmakla davacı şirketin uzayan tamir nedeniyle yukarıda belirtilen sebepler muvacehesinde araç kiralamasından kaynaklı masrafları davalıdan talep edemeyeceği\" gerekçeleriyle  davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı vekil istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak;  müvekkilinin uğradığı zararları talep etme hakkının, tüketici sıfatına bakılmaksızın genel hükümlere ve haksız fiil sorumluluğuna dayalı olduğunu, garanti süresinin sona ermesi, tamir işlemi sırasında meydana gelen kusurlu davranış veya gecikmeden doğan zararların tazmin edilmesini engellemeyeceğini, bu durumda, davalı tarafın kusuru ile müvekkilinin talep ettiği zarar arasında bir illiyet bağı bulunduğundan -ki bu dosyadan alınan rapor ile de sabittir- müvekkilinin zararın tazmininin mümkün olduğunu, davalının aracın onarımını makul bir süre içinde tamamlamadığını, garanti süresi dolmuş olsa bile, 157 gün gibi aşırı bir süre tamirat için kabul edilebilir bir süre  olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Dava, makul tamir süresinin aşılması nedeniyle uğranılan zararın tahsili talebine ilişkindir. Davacı, aracın arızalanması neticesinde 27/05/2023 tarihinde davalı şirketin Bostancı şubesine getirildiğini, yapılan muayeneler sonucu aracın katalizatör sisteminde arıza olduğu ve arızanın 20-25 günde tamir edilebileceğinin söylendiğini, aracın çalışır durumda olmaması nedeniyle aynı gün servise bırakıldığını, servise bırakıldıktan sonraki sürede parçaların temin edilemediğini, aracın vaat edilen tarihte değil 02/11/2023 tarihinde teslim edildiğini, aracın şirketin pazarlama ve faaliyet yönetim faaliyetlerinde kullanıldığını, tamirde kaldığı süre içinde zarara uğradığını ileri sürmektedir. Davalı ise, davacıya ait aracın 29.05.2023 tarihinde \"seyir halinde iken araç gaz kesti, seyir halinde iken araç beyaz duman attı\" şikayetleri ile  servise giriş yaptığını, aracın onarımında kullanılması planlanan parçaların, Almanya menşeli, sıfır ve orijinal parçalar olduğunu, ihbar olunan ...'den sipariş edilerek tedariklerinin sağlandığını, parçaların siparişi verildiğini, parçaların müvekkili şirket servisine ulaşmasını müteakiben araç kısa sürede onarımı tamamlanarak davacı yana teslim edilmek istendiğini, ancak getirtilen yedek parçaların bedelleri nedeniyle davanını aracı almak istemediğini, müvekkili  servis tarafından araç üzerinde gerekli incelemeler yapıldığını  ihtiyaç olunan parçaların yurt dışından temini davacının da rızası doğrultusunda yapıldığını, parçaların şirket bünyesine ulaşması ile birlikte araç 3 gün gibi kısa bir sürede seri bir şekilde onarılarak davacı yana teslim  edildiğini, ikame araç talep edilmediğini savunmuştur. Taraflar arasındaki akdi ilişki, TBK'nın 470  ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı taraf, iş-eser sahibi; davalı taraf ise yüklenicidir. Eser sözleşmesinde, işin uzmanı sayılan yüklenici, yapımını yüklendiği işi, özen borcu gereği olarak fen ve sanat kurallarına, sözleşme hükümlerine, kendisine duyulan güvene ve beklenen amaca uygun şekilde yapmakla ödevlidir. Eser sözleşmesini diğer iş görme sözleşmelerinden ayıran önemli özelliklerinden birisi sonuç sorumluluğu, yani tarafların iradeleri doğrultusunda yüklenici tarafından bir sonucun meydana getirilmesi taahhüdüdür. Zira; eser sözleşmesinde bir eserin yaratılıp teslim edilmesi borcu altına girilmektedir. Bu borcun altına giren taraf yani yüklenici, işin mahiyeti gereği işi sadakat ve özenle yerine getirmek zorundadır. Sadakat borcu, yüklenicinin iş sahibinin yararına olacak şeyleri yapması ve ona zarar verecek her türlü eylemden kaçınmasıdır. Somut olayda, davacıya ait aracın  29.05.2023 tarihinde servise geldiği , 01.11.2023 tarihinde ise davacıya teslim edildiği,  aracın 157 gün serviste kaldığı sabittir. Mahkemesince bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Makine mühendisi ve mali müşavirden oluşan bilirkişi heyeti kök ve ek raporlarında özetle, \"  Satış Sonrası Hizmetler Yönetmeliğinde, otomobillerin azami onarım süresinin 10 yıl süre ile 45 iş günü olduğu, dolayısıyla dava konusu aracın en geç 20.07.2023 tarihinde davacı şirkete onarılıp teslim edilmesi gerektiği, Davacının kalan toplam hak mahrumiyeti süresinin 100 gün olduğu ve toplam hak mahrumiyeti bedelinin. KDV Hariç 76.833 TL. olduğu , hak kazandığı mütalaa edilen (KDV Hariç) hak mahrumiyeti için takip tarihine kadar geçen sürede 3.325,70.-TL fâiz talep edebileceği\" yönünde ğgörüş bildirilmiştir. Hal böyleyken, davalının davacıya ait aracın tamirinde kullanılacak yedek parçaların ...'den sipariş edilerek tedariklerinin sağlandığını, parçaların siparişinin verildiğini, geldikten sonra aracın üç gün içinde onarılarak teslim edildiğini ileri sürdüğüne göre, arızanın onarılması için gerekli parça teminin bu kadar süre alıp alamayacağı, yurt dışından gelecek parçanın normal temin süreci, davalının siparişi hangi tarihte verdiği ve parçaların geliş tarihi de dikkate alınarak üçlü bilirkişi heyetinden, yurt dışından gelecek parça da gözetilerek makul tamir süresi konusunda rapor alınarak  araç hasarının onarımı için gerekli makul tamir süresi ve serbest piyasa koşullarına göre ikame araç için ödenmesi gereken günlük kira bedelinin tespitiyle hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.  Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, HMK 353/1-a-6 md gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yukarıda belirtilen şekilde yargılama yapılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmek üzere  dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.<br>K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, kararın, HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasıyla,yukarıda izah edilen şekilde, yeniden yargılama yapılıp bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine, Peşin alınan istinaf karar harcının istinaf edene isteği halinde iadesine, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"316d754697a4a758","SID":"93417382bc205f38"}}