{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. KONYA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: .....-.....<br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: .....<br>KARAR NO\t: .....<br>KARAR TARİHİ\t: 11/07/2025<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>BAŞKAN\t: .....  (...)<br>ÜYE\t\t: .....  (...)<br>ÜYE\t\t: .....  (...)<br>KATİP\t\t: .....  (...)<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ\t: 31/10/2024<br>NUMARASI\t: ... Esas ... Karar<br>DAVACI \t: ........ <br>VEKİLİ\t: Av.....<br>DAVALI\t: 1- ........  <br>VEKİLİ\t: Av.....<br>DAVALI\t: 2- ........   <br>DAVA\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ\t: 11/07/2025<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ\t: 11/07/2025<br>Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :<br>Davacı vekili 04/12/2023 tarihli dilekçesiyle; 18/08/2023 tarihinde müvekkilinin elektrik bisiklet ile seyir halinde iken aracının ön kısımlarıyla sürücü ........  sevk ve idaresindeki ........ plakalı aracı ile ... sokak üzerinden ... caddesi istikametine seyir halinde iken aracının sağ yan kısımlarına çarpması neticesinde iki araçlı yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, sürücü ........ 'in sebebiyet verdiği işbu trafik kazası neticesinde müvekkilin ağır şekilde yaralandığını, geçici ve kalıcı iş göremezliğe maruz kaldığını, kazada müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, arabuluculuğa başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını, müvekkili ile davalı ........  arasında Ereğli.....Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dava dosyası bulunduğunu, müvekkilinin kaza sonucunda ağır yaralı olarak Ereğli Devlet Hastanesine kaldırıldığını, daha sonra Konya Şehir Hastanesine sevkinin yapıldığını, müvekkilinin yatarak tedavi gördüğünü ve cerrahi operasyonlar geçirdiğini, müvekkilinde oluşan klavikula kırığı çok geç iyileşmesi sebebiyle müvekkilinin iyileşmesinin aylar aldığını, kaza sonucu müvekkilinin elektrikli bisikleti kullanılamaz hale geldiğini ve bu nedenle maddi zarara uğradığını, taksi şoförlüğü yaparak geçimini sağladığını kazadan dolayı mesleğini yapamadığını ve normal süreçte elde etmesi gereken kazançtan mahrum kaldığını, müvekkilinin tedavisinin halen devam ettiğini, trafik kazası sonucu kalıcı hasar ve sakatlığın yarattığı ruhsal ve yaşamsal olumsuzluklar ve karşı tarafın asli kusurlu olduğu da gözetilerek müvekkiline manevi tazminat ödenmesi gerektiğini, müvekkilinin kazanın meydana getirdiği iz ve emareleri halen daha atlatamadığını, açıklanan nedenlerle davanın kabulüne, dava konusu araca ihtiyati tedbir konulmasını, şimdilik 100,00 TL maddi tazminat, 200.000,00 TL manevi tazminatın trafik kazasının meydana geldiği 18/08/2023 tarihinden işleyecek değişen oranlarda avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, yargılamanın adli yardımlı yapılmasını talep etmiştir.<br>Davalı ........  vekili cevap dilekçesinde özet olarak; dava konusu kazada kendisinin kusurunun olmadığını, kural ihlali yapmadığını, kaza tespit tutanağında yapılan değerlendirmeleri kabul etmediğini, kendi aracının sigortasının mevcut olduğunu, davacı tarafın usulünce sigorta şirketine başvuru yapmadan iş bu davayı açtığını, talep edilen manevi tazminat miktarının fahiş miktarda olduğunu, maddi tazminatın ise kusur oranları ve maddi zarar oranı hesaplandıktan sonra davayı  kabul anlamına gelmemekle birlikte kusuru oranında takdir edilmesi gerektiğini, bu sebeplerle davacının tüm iddia talep ve beyanlarını kabul etmemekle davalı hakkında açılan maddi ve manive tazminat istemlerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :<br>İlk derece mahkemesinin kararı ile; \"Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde;  Dava konusu olayda; ........ plaka Sayılı araç ( Kamyonet)sürücüsü ........ ; 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunun 57/c-2, 84/h maddelerini ihlal ettiğinden bu kazanın oluşumunda %75 ( Yüzde yetmiş beş) oranında kusurlu olduğu, Elektrikli Bisiklet sürücüsü ........ 'ın ise 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunun 52/a maddesini ihlal ettiğinden bu kazanın oluşumunda %25 ( Yüzde yirmi beş) oranında kusurlu olduğu, dosya kapsamında alınan 27/07/2024 tarihli raporun bu doğrultuda olduğu ve hüküm kurmaya elverişli olduğu kanaatine ulaşılmıştır. <br>Davacı ........'ın dava konusu kaza neticesi yaşadığı yaralanmada sol omuz eklem hareket kısıtlılığı arızasına bağlı sürekli iş göremezlik oranının %3 olduğu, iyileşme sürecinin 3 ay olduğu ve bu sürenin geçici iş göremezlik süresi olarak değerlendirilerek kişinin bu dönemde %100 malul olduğu, dosya kapsamında alınan Necmettin Erbakan Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim  Dalı Başkanlığının 27/03/2024 tarihli maluliyet raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu kanaatine ulaşılmıştır.<br>6098 sayılı TBK'nın 52. Maddesine göre; Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir. Anılan yasal düzenlemede de belirtildiği üzere zarar görenin zararın oluşmasında ya da zararın artmasında bir ihmali varsa bu hususun tazminatın belirlenmesinde dikkate alınması gerekir. Bir başka deyişle zararın oluşumunda zarar görenin de müterafik kusurunun bulunması halinde tazminattan indirim yapılması gerekmektedir. Müterafik kusurun dikkate alınması için bu yönde yapılan bir savunmaya gerek olmayıp Mahkemece müterafik kusurun resen dikkate alınması gerekmektedir. Nitekim bu husus Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/3135 E 2018/11955 K sayılı ilamında da vurgulanmıştır. Ayrıca müterafik kusur indirimi nedeniyle kısmen reddedilen tutar üzerinden davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmeyeceği noktasında da duraksama bulunmamaktadır.<br>Somut olayda, davacının kaza esnasında kaskının takılı olup olmadığı konusunda kaza tespit tutanağında bir belirleme bulunmamaktadır. Yine ceza dosyası içeriğinde de bu yönde herhangi bir tespit bulunmamaktadır. Bu nedenle, hesaplanan tutardan müterafik kusur indirimi yapılamayacağı kabul edilmiştir.<br>Yukarıda ayrıntıları izah edildiği üzere Mahkememizce hükme esas alınan maluliyet ve aktüerya bilirkişi raporları dikkate alınarak, davacının sürekli iş göremezliği, geçici iş göremezliği, iyileşme süresinde bakıcı gideri, kaçınılmaz tedavi giderinden doğan maddi zararları yönünden, talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.<br>Davacının manevi tazminat talebine yönelik yapılan incelemede; <br> \"6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 56.maddesi gereğince; cismani zarara uğrayana, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hakkaniyete uygun bir miktar paraya hükmetmesi gerekir. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde, takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.\" 17.HD.kararları<br>Somut olayımızda dosya kapsamında alınan kusur raporuna göre davacının %25 kusurlu olduğu, olay nedeni ile davacının sürekli maluliyetinin %3 oranında olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda  davacının yaralanması nedeniyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla; tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde değerlendirme yapılmış, davacının davalı ........ 'e yönelik manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>Davacının davalı sigorta şirketine yönelik manevi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise; davalı sigorta şirketinin poliçesinde manevi tazminattan sorumlu olduğu hususunda bir belirtme olmadığından davalı sigorta şirketinin manevi tazminattan sorumlu olmadığı kanaatine ulaşılmış ve aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.<br>Davanın KISMEN KABULÜ ile;<br>72.771,67 TL sürekli iş göremezlik zararı tazminatı, 25.655,22 TL geçici iş göremezlik zararı tazminatı, 10.060,50 TL bakıcı gideri zararı tazminatı, 4.500,00 TL  tedavi gideri zararı tazminatı olmak üzere toplam 112.987,39TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketinin olay tarihi itibariyle geçerli olan kaza başına ölüm ve sakatlık teminatı ile tedavi giderleri teminat klozu limiti ile sınırlı olarak, davalı ........ Sigorta Şirketin A.Ş.'den 15/09/2023' den itibaren işleyecek ticari (avans) faiziyle birlikte, davalı ........ 'ten kaza tarihi olan 18/08/2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari (avans) faiziyle birlikte olmak üzere, davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,<br>Davacının manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ İLE; 25.000 TL’nin davalı davalı ........ 'ten kaza tarihi olan 18/08/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsili ile DAVACIYA VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemin reddine,<br>Davacının davalı ........ Sigorta Şirketin A.Ş.'ye yönelik manevi tazminat davasının REDDİNE\" şeklinde hükmün kurulduğu anlaşılmıştır.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davalı ........ Sigorta A.Ş. vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece hükme esas alınan kusur raporunun hatalı olduğunu, kusur raporuna itirazları dikkate alınmadan ve kusur oranları arasındaki çelişki giderilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, sigortalı aracın kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusuru olmadığını, kusur oranlarının tespiti için dosyanın Adli Tıp Kurumu'na gönderilmesi gerektiğini, Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 ve 29.12.2022 tarihli kararları ile iptal edilen maddelerin işbu uyuşmazlık bakımından dikkate alınmaması gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemek üzere yeniden bir tazminat hesaplaması yapılması halinde bu hesapta asgari ücretin baz alınarak TRH 2010 mortalite tablosu ile 1,8 teknik faizin kullanılması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı, geçici bakıcı gideri ve diğer tüm tedavi giderleri tedavi teminatı kapsamında olduğundan ilgili mevzuat kapsamında SGK tarafından karşılanması gerekli işbu giderlerden davalı müvekkilinin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, hesaplanacak tazminattan müterafik kusur nedeniyle indirim yapılıp yapılmayacağı açısından değerlendirme yapılması gerektiğini, asıl alacağa dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiğini, gerekçe belirtilmeksizin avans faizine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve itirazları doğrultusunda yeniden hüküm tesis edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davacı vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkemece hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarının fahiş miktarda eksik, yetersiz ve hatalı olduğunu, kazada müvekkilinin herhangi bir kusuru bulunmadığını, kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olduğunu, delillerin toplanmadığını, eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğini, tanıkların dinlenmediğini, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının müvekkili lehine kaldırılmasına, davanın tam kabulüne, müvekkili lehine hüküm kurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca  ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. <br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca  ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. <br>Dava, trafik kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olup, mahkemece yazılı şekilde verilen karara karşı davacı ve davalı sigorta şirketince istinaf isteminde bulunulmuştur.<br>1- Kusura itirazın incelenmesinde;<br>18.08.2023 tarihinde davacı, sürücüsü olduğu elektrikli bisiklet ile seyir halinde iken davalı ........'ın sürücüsü olduğu ........ plakalı araç ile çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacı yaralanmıştır.<br>Kaza tarihinde düzenlenen Ölümlü/Yaralanmalı Trafik Kazası Tespit tutanağında, kazanın oluşumunda, ........ plakalı araç sürücüsü ........ 'in 2918 sayılı KTK'nın 84/H kuralını ihlal ettiği, elektrikli bisiklet sürücünün kural ihlali olmadığı görüşünün bildirildiği, mahkemece adli trafik bilirkişinden alınan 13.05.2024 tarihli raporda, ........ plakalı kamyonet sürücüsü ........ 'in KTK'nın 57/1-c-2 maddesi ve 84/h (kavşaklarda geçiş önceliğine uymama kuralını ihlal ettiğinden dolayı %75 oranında kusurlu olduğu, davacı elektrikli bisiklet sürücünün aynı yasanın 52/1-a maddesini ihlal ettiği kazanın oluşumunda %25 oranında kusurlu olduğu görüş ve kanaatinin bildirildiği, mahkeme, ceza dosyasından ve eldeki dosyadan alınan raporlar arasında oluşan çelişkinin giderilmesi için Karayolları Fen Heyetinde görevli bilirkişilerden alınan 27.07.2024 tarihli raporda, ........ plakalı kamyonet sürücünün olay mahalli kontrolsüz kavşağa geldiğinde sokak üzerinden olay mahalli kavşağa sağından gelen araca ilk geçiş hakkını vermesi gerekirken kural ihlali yaparak kontrolsüz kavşağa girdiği için kazanın oluşumunda %75 oranında  kusurlu olduğu,  elektrikli bisiklet sürücüsü davacının kavşağa yaklaşırken hızını azaltmadığı, yola gereken dikkate ve özeni göstermediği,, kazanın oluşumunda %25 oranında kusurlu olduğu görüş ve kanaatinin bildirildiği, raporun önceki raporlar ve kaza tespit tutanağı arasında oluşan çelişkiyi giderir mahiyette, açıklayıcı, enetime elverişli ve olayla uyumlu olduğu anlaşılmakla, itirazın reddi gerekmiştir.  <br>2-Maluliyete ve aktüeryaya itiraz ve Kamu düzeni yönünden yapılan incelemede;\t<br> AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı  kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, \"Trafik Sigortası Genel Şartları\" ifadelerini iptal ettiği anlaşılmakta olup bu iptal kararının somut davada uygulanabilirliğinin tespiti gerekmektedir.<br>Anayasa'nın 153.maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir.Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama,yürütme ve yargı organları,idari makamlar,gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır.<br>Diğer taraftan HMK 33 maddesinde “Hakim Türk hukukunu resen uygulanır.” şeklinde ifadesini bulan yasal ilke gözetildiğinde; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının bu gibi kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.<br>Zira, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler.<br>T.C. Anayasası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve 2011/2546 E., 2011/3384 K. sayılı kararı).<br>Bu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararında;“Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, \"Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.\" yolundaki 153. Maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir.<br>Yine, 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da;“Sonradan çıkan içtihattı birleştirme kararının, Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan işlere tatbiki gereklidir. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında da aynı ilke geçerlidir.” şeklinde açıklama yapılmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli ve 2011/1-421 Esas, 2011/524 K. Sayılı kararında da “Eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden o davaya uygulanabilecek olan yasa metni Anayasa Mahkemesince iptal edilip, yürürlüğün durdurulmasına karar verildiğine göre, iptal kararı sonucu oluşan durumun 05.09.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK'da da belirtildiği üzere maddi anlamda kesinleşmemiş olup, derdest olan eldeki davaya da uygulanması zorunludur.” denilmiş, aynı yöndeki içtihat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E., 2012/232 K. sayılı kararında da oy birliği ile kabul edilmiştir. Keza 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır.<br>Görüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve bu durumun da bozma kararına uyulmakla meydana gelen usulî müktesep hakkın istisnası olduğu ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.<br>Anayasa’nın 153. maddesinin birinci fıkrasında herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, beşinci fıkrada  \"İptal kararları geriye yürümez\" kuralına yer verilmiştir.<br>Türk Anayasal sisteminde, \"Devlete güven\" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Bir kural işlemle kurulan statünün Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ya da bir başka kural işlemle kaldırılması durumunda, bu statüye bağlı öznel (sübjektif) işlemlerin de geçersiz duruma düşmesi doğaldır. Dolayısıyla bu öznel işlemlerle, ortadan kalkan statüye dayanarak ileriye dönük haklar elde edilemez. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının zaman içerisindeki etkisi böylece çıkmakta ve \"İptal kararlan geriye yürümez\" kuralı belirtilen anlamı taşıyarak geçerli olmaktadır. Anayasa’nın 153. maddesindeki “İptal kararları geriye yürümez” kuralının, geriye yürümezlik kuralının, yalnız lafza bağlı kalınarak yorumlanması hukuk devleti ilkesine ve bu ilke içinde var olan adalet ve eşitlik ilkelerine aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi itiraz yoluyla yapılacak denetimin amacına da ters olduğu aşikârdır. Ayrıca iptal kararının geriye yürümezliği kuralı çoğu zaman iptal kararlarını işlevini ve etkinliğini azaltmaktadır.<br>Yukarıda yapılan tespit, açıklama ve değinilen uyulması zorunlu yargısal içtihatlara göre somut uyuşmazlık ele alındığında;<br>AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı  kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, \"Trafik Sigortası Genel Şartları\" ifadelerini iptal ettiği,iptal kararı içerine göre  sigorta şirketlerinin trafik kazalarından doğan tazminat sorumluluğunun öncelikle Karayolları Trafik Kanunu,Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı,dolayısıyla trafik sigortası kapsamındaki tazminatların belirlenmesinde artık 'Genel Şartlar'ın kural olarak belirleyici olmayacağı, genel Şartlar\"ın sadece Karayolları Trafik Kanunu ve Borçlar Kanunu'na aykırı olmayan hükümlerinin uygulanabileceği, dolayısıyla bu karardan sonra sigorta şirketlerinin tazminat sorumluluğunu azaltan 'Genel Şartlar'ın birçok hükmünün uygulanamaz hale geldiği görülmektedir.<br>Zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin konusu, karayolunda motorlu taşıt işletenin, motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin uğrayabileceği destekten yoksun kalma zararını, bedensel zararı ve/veya eşya zararını tazmin yükümlülüğünü teminat altına almaktır. Başka bir ifadeyle sigorta şirketinin bu  sözleşme ile yüklendiği borç, işletenin motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilere zarar vermesi hâlinde doğacak tazminat borcunu sigorta teminat limiti dâhilinde ödeme borcudur.  Sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğan sorumluluğunun kapsamı düzenlenmemiş olup bu kapsamın idarenin düzenleyici nitelikte işlemi olan genel şartlar ile belirlenmesi öngörülmüştür. Böylece sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğacak borcu, idare tarafından her zaman değiştirilebilir nitelikteki kurallar olan genel şartlara göre belirlenecektir. Borcun kapsamının tespiti hususunda temel çerçeve ve ilkelerin kanunda belirlenmediği, idareye geniş bir takdir yetkisinin tanındığı anlaşılmaktadır.<br>Mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin içeriğine ilişkin düzenleme öngören itiraz konusu kuralların, sözleşmenin tarafları olarak motorlu taşıt işleten ile sigorta şirketinin yanında motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle zarara uğrama riskine maruz kalan üçüncü kişilerin menfaatleri arasındaki dengenin dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin zarara uğraması hâlinde işletenin tazminat borcunun kapsamı 6098 sayılı Kanun’un gerçek zararın tazminini öngören kurallarına göre belirlenmektedir. Bu tazminat borcunun ödenmesini teminat altına almak amacıyla zorunlu kılınan mali sorumluluk sigortası uyarınca sigorta şirketinin borcunun kapsamı ise itiraz konusu kurallarda atıf yapılan genel şartlara göre belirlenmektedir. Bu da zarar gören üçüncü kişi ve işleten aleyhine buna karşılık sigorta şirketi lehine menfaat dengesinin bozulmasına yol açabileceği gibi aksi durum da söz konusu olabilecektir. İşleten sorumluluk sigortası yaptırmış olmasına rağmen sigorta şirketi tarafından ödenen tazminat ile gerçek zarara karşılık gelen tazminat arasındaki farktan zarar görene karşı sorumlu olmaya devam edecektir. Zarar görenin sigorta şirketi tarafından tazmin edilmeyen zararı ise ancak işletenin ekonomik durumunun bu zararın karşılanması için yeterli olması hâlinde tazmin edilebilecektir. Şeklinde tezahür eden AYM İPTAL GEREKÇESİNDE VURGULANDIĞI ÜZERE  Aynı kaza ile ilgili olmak üzere   İŞLETEN VE FİİLİ YAPAN KİŞİYE YÖNELİK AÇILAN DAVA İLE SİGORTANIN DAVALI OLMASI DURUMUNDA  UYGULANACAK Yönetmelik ve hesaplama tablolarındaki farklılık sorumlular arasında eşitsizliğe ve idarenin tek taraflı olarak düzenleyici olan işlemlerin sonucunda sorumlu olacak tazminat miktarlarında farklılık oluşturacaktır.<br>Bu kapsamda açılan davalarda TBK nın haksız fiile ilişkin hükümleri,KTK kanunu hükümleri ile genel şartların bunlara aykırı olmayan hükümleri ile  bu doğrultuda yeni genel şartlarla çeliştiği durumda Yargıtay'ın genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki  yerleşmiş içtihatları doğrultusunda uygulama yapılması gerekecektir.<br>Bu halde Aym'ce verilen  iptal kararı sonrası düzenlenecek maluliyet raporlarında 01/06/2015 tarihinden itibaren uygulanan genel şartların ve  bu  genel şartlarla belirlenen Özürlülük ölçütü yönetmeliği ile Engelliler yönetmeliğinin uygulanma imkanı kalmadığından<br>Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlardan, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan hükümlere göre ,haksız fiil tarihi 11/10/2008 tarihinde önce ise Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği  hükümlerine  uygun olarak düzenlenmesi gerekir.<br>Kökleşmiş Yargıtay 17. HD uygulaması ve içtihatlarına göre maluliyet raporlarının düzenlenmesinde  haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik ve yasa hükümlerine göre değerlendirme  yapılması gerekmektedir.<br>Nitekim Yargıtay 17 HD nin  2016/16240 esas 2019/7273 karar 2016/15369 esas  2019/6853 karar sayılı ilamları.<br>Bu halde  Söz konusu belirlemenin  Adli Tıp/Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlar tarafından (çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak) uzmanlık alanlarına göre, HMK'nun 275 inci maddesi gereğince  oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan çalışma gücü ve maluliyet oranının belirlenmesine ilişkin mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.<br>O halde mahkemece, yukarıda verilen hukuksal bilgiler dikkate alınarak Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Kurulu'ndan veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Ana Bilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarından davacının maluliyeti olup olmadığı, yaralanmasının niteliği, iş güçten kalma süresinin tespiti bakımından Aym' ce verilen  iptal kararı sonrası düzenlenecek maluliyet raporlarında 01/06/2015 tarihinden itibaren uygulanan genel şartların bu halde genel şartlarla belirlenen özürlülük ölçütü yönetmeliği ile engelliler yönetmeliğinin  uygulanma imkanı kalmadığından  Her ne kadar somut olayda kaza tarihi 01/09/2013 tarihinden sonra ise ve Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümleri uygulanması gerekmekte ise de;<br>Adli Tıp Kurumunca düzenlenen raporlarda da belirtildiği üzere;<br>11 Ekim 2018 tarih ve 27021 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği özellikle trafik kazalarına bağlı olmak üzere tazminat davalarında mahkemelerce bilhassa istenilen ve bu konu ile ilgili değerlendirmelerde tüm bilirkişi kurumlarca kullanılan bir cetveldir. Bu cetvelde vücuttaki her bir sisteme ait hastalık veya arızalar için puanlar yer almakta olup, bu sayede çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybına bağlı bir oran verilebilmektedir.<br>Malulen emekli olma işlemleri ile ilgili olan 3 Ağustos 2013 tarih ve 28727 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği ise yönetmelikteki tanımıyla kişinin \"çalışma gücünün veya iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az %60'ını kaybedip kaybetmediğinin\" değerlendirilmesi için düzenlenmiştir. Yönetmelik ekindeki listelerde hangi hastalık veya arızaların bu kapsamda sayılabileceği listelenmiş, kapsama girmeyenler için ise herhangi bir oran belirtilmemiştir. Bu bağlamda belli bir tarihteki bir olaya bağlı çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybı oranının değerlendirilmesinde Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin kullanılması teknik olarak mümkün değildir. Zira 2013 tarihli yönetmelik  malulen emeklilik ile ilgili baremleri içermekte olup maluliyet oranının tespitine yönelik belgeleri ve cetvelleri içermemektedir.<br>Bu nedenle, söz konusu yönetmelik yukarıda açıklandığı gibi maluliyet tespiti için uygun olmadığından \"11 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği\"ne göre KARAR VERİLMESİ GEREKİRKEN YANLIŞ YÖNETMELİĞE GÖRE KARAR VERİLDİĞİ ANLAŞILMAKLA  Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine GÖRE RAPOR ALINIP BU RAPORUN SONUCUNA  RAPORA GÖRE KARAR VERİLMESİ GEREKİR<br>KEZA<br> AYM'ce verilen iptal kararı sonrası düzenlenecek aktüerya raporlarına ilişkin olarak 01/06/2015 tarihli genel şartlar ile getirilen TRH 2010 ve 1,8 teknik faizin ve bu genel şartlarla belirlenen  vergilendirilmiş  belgeli gelir, olmadığı takdirde asgari ücretin kazanç olarak nazara alınacağı düzenlemesinin uygulanma ihtimali kalmadığı gözetilerek ;<br>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1989/4-586 Esas,1990/199 K sayılı kararı ve Yargıtay 17. Hukuk ve 4 Hukuk  dairesinin yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın  muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi; davacının veya müteveffanın muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek dönem tazminat hesabı yapılması, davacının veya müteveffanın asgari ücret üstünde kazancı olduğunun iddia edilmesi durumunda kaza tarihindeki gelirine dair delillerini ibrazının sağlanması, varsa; ilgili meslek odaları ve meslek kuruluşlarından,vergi dairesinden, işyerinden kaza tarihindeki sürekli ve net kazanç durumunun sorulması, geriye doğru maaş bordrosu ve sosyal güvenlik kayıtlarının getirtilmesi, davacının veya müteveffanın kaza tarihinde fiili olarak çalışmadığının belirlenmesi halinde asgari ücretin gözönüne alınacağının düşünülmesi gerekmektedir.<br>Somut olayda, kaza tarihi 18.08.2023 olup,  dosyaya sunulu NEÜ Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından tanzim edilen 27.03.2024  tarihli raporda, Erişkinler için Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre  maluliyet oran belirlemesi yapıldığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince, 11 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğe göre denetime ve karar vermeye elverişli olacak şekilde davacının maluliyet derecesi ve oranının belirlenmesi amacıyla yeni bir rapor alınarak, sonrasında AYM iptal kararı doğrultusunda belirlenen esaslara  göre,  aktüer bilirkişisinden PMF yaşam tablosu ve Progresif Rant esas alınarak, sürekli iş görememezlik tazminatı yönünden yapılacak hesaba göre karar verilmesi gerekirken, yanlış yönetmelik ve yaşam tablosuna göre karar verilmesi hatalı olup, bu sebeple tarafların  itirazları, kamu düzeni ve istinaf sebebi nedeniyle kabulüne karar verilmiş olup buna yönelik  kararın kaldırılarak, belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.<br>               3- Davalı vekilinin geçici iş göremezliğin, bakıcı gideri ve tedavi giderlerinin  teminat dışı olduğuna ilişkin yapılan istinaf incelemesinde:<br>01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.5 maddesinin \"Sağlık Giderleri teminatı\" başlıklı (b) maddesinde \" Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamındadır. Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve Güvence Hesabının sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesi hükmü gereğince sona ermiştir.\" ifadesi ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkanı bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamında saymıştır. Bir başka ifade ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar,<br>1-Tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, <br>2-Tedaviyle ilgili diğer giderler,<br>3-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler,<br>Sağlık giderleri kapsamında sayılarak Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğu düzenlenmiştir.<br>Oysa 6111 sayılı kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğu üniversite hastaneleri ile resmi ve özel sağlık kurumları tarafından trafik kazası sonucu yaralanan kişilerin tıbbi tedavi ile sınırlı sağlık hizmeti giderleri ile sınırlandırılmıştır.<br>Bu düzenleme gereği ZMSS Genel Şartlar A.5 (b) maddesi ile yaralının tedavisine başlanmasından maluliyet raporu alınıncaya kadarki süre içindeki; <br>1-Bakıcı giderleri<br>2-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler (geçici iş göremezlik kayıpları)<br>3-Sağlık hizmeti giderleri kapsamında sayılarak 6111 sayılı torba Kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesi ile sınırları belirlenen sağlık giderleri teminatı kapsamını genişletmiştir.<br>Bu nedenle bir kanun maddesinin kapsamı idarenin bir düzenlemesi olan genel şartlar ile genişletmesi ve daraltması düşünülemez.<br>Böyle bir durum varsa kanuna aykırı genel şart maddesi, tebliğ vs uygulanması kanunun ilgili maddesine aykırılık teşkil eder. (Trafik kazalarından doğan cismani zararlar ve tazmini- Konya barosu yayınları. Shf 7-8 ,Yargıtay üyesi: Hüseyin TUZTAŞ)<br>Yine taraflar arasında düzenlenmiş olan 30/03/2020 tanzim tarihli Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası poliçesinin bir anlamda mütemmim cüzü olan eki niteliğindeki genel şartların, hazırlanma ve bağıtlanmada taraf olmayan  Sosyal Güvenlik Kurumu'na İdari bir düzenleme ile kanuni düzenlemesinin aksine bir sorumluluk yüklenmesi de  düşünülemez.<br>ZMMS SÖZLEŞMESİNDEKİ ŞARTLARIN DAVACI AÇISINDAN BAĞLAYICI OLMAMASI VE ANAYASA MAHKEMESİNİN 09/10/2020 TARİHLİ RESMİ GAZETDE YAYINLANA 17/07/2020 TARİHLİ VE 2019/40 E 2019/40 K SAYILI KARARINA GÖRE 6704 SAYILI KANUNU 3.MADDESİYLE DEĞİŞTİRİLEN 90. MADDESİNN BİRİNCİ CÜMLESİNDE YERALAN \"VE BU KANUN ÇERÇEVESİNDE HAZIRLANAN GENEL ŞARTLARDA \" İBARESİNİN VE İKİNCİ CÜMLESİNDE YERALAN \"VE GENEL ŞARTLARDA \" İBARESİNİN İPTAL EDİLMİŞ OLMASI SEBEBİYLE UYGULANMAYACAKTIR.<br>Bu halde davalı vekilinin geçici işgörmezlik, tedavi  ve bakıcı giderlerinin teminat dışı olduğuna yönelik istinaf itirazları yerine değildir.<br>4-Davalının faiz türüne yönelik itirazında;<br>Kazaya konu davalı sigortalı aracın sürücüsünün kullandığı ........ plakalı araç ticari kamyonet olup dava dilekçesinde hükmedilecek maddi tazminatlara avans faiz uygulanması talep edilmiş bulunup, avans faizine hükmedilmesinde bir yanlışlık bulunmadığından, buna yönelik itirazın reddi gerekmiştir.<br>5-Davalının faiz başlangıç tarihine itirazında;<br>2918 sayılı KTK.’nun 99/1. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın  uyarınca, rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde  sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Sigortaya başvurulmadan dava açılması veya icra takibi başlatılması halinde ise bu tarihlerde temerrüt gerçekleşir.<br>Aynı zamanda zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak temerrüt tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir.<br>Somut olayda uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Buna göre davalı sigorta şirketi de  dava dilekçesi ile talep edilen ve ıslaha konu edilen miktarlar yönünden daha önce kendisine başvurulduğu ve temerrüde düştüğü için sigorta şirketi yönünden faiz başlangıcının temerrüt tarihi olan 15/09/2023 tarihten itibaren faiz işletilmesi doğru olmasına göre, itiraz yersizdir.<br>6-Davalı Sigortanın, müterafik kusura ilişkin itirazında; <br>Trafik Tespit Tutanağı'nda davacının kaskının takılı  olup olmadığı belirsizdir.  Mahkemece maluliyete ilişkin alınan uzman Necmettin Erbakan Üniversitesi Adli Tıp Heyet Raporu'nda kaza nedeniyle davacının sol diz ve sol kavikula kemiklerinde hasar ve kırıkların meydana geldiği, kafa bölgesinde maluliyet oluşturacak biçimde bir yaralanma olmaması nedeniyle kask ve koruyucu ekipman takılmamasının yaralanmada etken olmadığı  anlaşıldığından, buna ilişkin itirazların reddi gerekmiştir.<br>Bunun dışında, kaldırma nedenine göre, maluliyet oranı belli olmadığından, davacının manevi tazminatın miktarına yönelik istinafının incelenmesine şimdilik gerek bulunmamaktadır.<br>Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin ve davalı ........ Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1.a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, belirtilen eksikliklerin ikmalinden sonra delillerin esastan değerlendirilip hüküm tesis etmek üzere dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br><br>H Ü K Ü M \t\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin ve davalı ........ Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan sebeplerle KABULÜ ile Yerel Mahkeme kararının HMK.m.353/1-a/6 hükmü uyarınca KALDIRILMASINA,<br>2-Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf yasa yoluna başvuran taraflarca peşin olarak yatırılan, başvuru harcı dışında kalan istinaf karar harçlarının talep halinde taraflara iadesine,<br>4-İstinaf yasa yoluna başvuranlar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,<br>5-Dosya üzerinde inceleme yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,<br>7-Ereğli (Konya) İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasına davalı ........ Sigorta A.Ş. tarafından sunulan; ..... Bankası A.S. / Eregli/Konya, 13/12/2024 tarihli, ........ numaralı 400.000,00 TL bedelli teminat mektubunun İİK 36/5 maddesi gereğince talep halinde ilgilisine iadesine,<br>HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle KESİN olarak karar verildi. <br>11/07/2025<br><br>\t\t\t\t<br>.....<br>Başkan<br>...<br> e-imzalı<br>.....<br>Üye<br>...<br> e-imzalı <br>.....<br>Üye<br>...<br>  e-imzalı<br>.....<br>Katip<br>...<br>  e-imzalı<br><br><br><br><br><br>Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br><br> <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"55a5b1c011ea61f2","SID":"f2b9100931936e25"}}