{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/938 <br>KARAR NO: 2025/807<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 23/05/2025<br>NUMARASI: 2025/365 Esas  <br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 09/07/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili  ihtiyati haciz talepli dava dilekçesi ile;  müvekkili şirketin otel işletmeciliğini yaptığını, davalının ise otelz olarak bilinen internet sitesinde kayıtlı olan otellerden  konaklama satın almalarına aracılık ettiğini, davalının internet sitesi üzerinden rezervasyon ve konaklama hizmeti bedeli + komisyon + vergiler dahil olmak üzere ödemelerin tamamını davalı şirkete gerçekleştirildiğini, davalının tahsil etmiş olduğu konaklama hizmeti bedelini ve vergilerini müvekkili şirkete ödenmediğini, bu yüzden  İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... Esas  sayılı dosyası ile takibe geçildiğini belirterek davalı şirketin araç, taşınır mal ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki ve bankalardaki hak ve alacakları üzerine takip çıkış miktarı olan  64.984,88 TL  TL ile sınırlı olarak ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesinin, 23/05/2025 tarihli ara kararı ile, \"... Davacı tarafından sunulan sulh ve ibra protokolünde ıslak imzanın bulunmadığı, taraf vekillerinin e-imzaları ile onaylanıp onaylanmadığının mahkememizce tespit edilmediği, bu nedenle iş bu belgenin taraflarca düzenlendiğine ilişkin mahkememizce kanaat oluşmadığı\" gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir. Verilen ara karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinaf nedenleri olarak; müvekkil şirketin sunduğu rezervasyon hizmetlerine ilişkin olarak, borçlu şirket tarafından yapılan ödemelerin eksik kaldığı, yapılan şifahi ve yazılı tüm başvurulara rağmen alacakların tahsil edilemediği, bu sebeple ilamsız icra takibine geçildiğini, bu sürecin devamında, taraflar alacak miktarı ve ödeme koşulları konusunda anlaşmaya vardıklarını ve 22.02.2025 tarihinde “Sulh ve İbra Protokolü” başlıklı bir ödeme mutabakatı imzalandığını, taraflar arasında imzalanan bu belge, ticari nitelikteki borcun varlığını ve vadesini yaklaşık değil, doğrudan ve açık biçimde ortaya koyan, borçlunun edimini üstlendiğini yazılı şekilde teyit eden güçlü bir irade beyanı olduğunu, ihtiyati haciz talebimize dayanak sulh ve ibra protokolü, 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca geçerli bir güvenli elektronik imza ile oluşturulduğunu,  ilgili madde açıkça, “güvenli elektronik imza, elle atılan imza ile aynı hukuki sonucu doğurur.” hükmünü içerdiğini, bu protokol, taraf vekilleri tarafından UDF formatında güvenli e-imza ile imzalanarak mahkemeye sunulduğunu, bu haliyle, belge geçerli bir yazılı delil olup ayrıca fiziki imza aranmaksızın tüm hukukî sonuçlarını doğuracak nitelikte olduğunu, kaldı ki, yargı uygulamasında ıslak imza taşıyan belgelerde dahi zaman zaman imzanın aidiyeti inkâr edilmekte ve grafoloji (imza incelemesi) yoluyla belgenin geçerliliği tartışma konusu olabildiğini, başka bir deyişle, sırf fiziki ortamda imzalanmış olması, bir belgenin güvenilirliğini mutlaklaştırmayacağını, oysa güvenli elektronik imza, sadece belirli bir kişiye tanımlı olup bu imzanın ilgili belgeye atıldığı teknik olarak kesin olarak ispatlanabildiğini, mahkemece söz konusu protokolde ıslak imza bulunmadığı ve e-imzaların onaylanıp onaylanmadığının tespit edilemediği şeklindeki gerekçe, teknik ve hukuki olarak dayanaksız olduğunu, zira güvenli elektronik imzaya sahip bir belgeye UYAP sistemine UDF formatında yüklendiğinden üzerine tıklandığında, sertifika detayları otomatik olarak görüntülenebildiğini, tüm bu veriler, imzalanmış belgenin sadece bir imzalama işlemiyle değil, güvenli ve denetlenebilir bir elektronik altyapı üzerinden oluşturulduğunu gösterdiğini, dolayısıyla mahkemenin “taraflarca düzenlenmediği kanaatine ulaşılamadığı” yönündeki yorumu, teknik gerçekliğe, BTK denetimli elektronik imza sistemine ve 5070 sayılı Kanuna açıkça aykırı olduğunu beyan ederek  ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin ara kararının kaldırılmasını, davalı-borçlu şirketin araç, taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki ve bankalardaki hak ve alacakları üzerine İİK 257 ve devamı maddeler uyarınca ihtiyati haciz konulmasını talep etmiştir. İcra ve İflas Kanunu'nun 257/1 maddesinde yer alan \"Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.\" hükmüne göre, rehinle temin edilmemiş bir para alacağının vadesinin gelmesi halinde alacaklı ihtiyati haciz talebinde bulunabilecektir. İİK'nın 258/1 maddesinde yer alan \"…Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur….\" hükmüne göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için, kesin bir ispat aranmamaktadır, özellikle hukuki bir işlem söz konusu olduğunda, alacağın varlığının ve muaccel olduğunun yazılı bir belgeye veya belgeler zincirine dayanmasının tercih edilmesi gereken bir seçenektir. (Yargıtay 19.Hukuk Dairesi 23/01/2014 tarih 2023/18723 E.2014/1804 K.) İhtiyati haciz, alacaklının para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için mahkeme kararıyla borçlunun mallarına önceden geçici olarak el konulmasıdır ve ihtiyati haciz kararı, geçici hukuki koruma tedbirlerinden olduğu için bazen karşı taraf dinlenmeden ve tüm deliller toplanmadan yaklaşık ispat şartı yeterli görüldüğünde mahkemece verilebilir. Yasal düzenleme gereğince ihtiyati haciz talep eden, İİK'nın 257/1. maddesi kapsamında bir para borcunun alacaklısı olduğunu, borcun rehinle temin edilmediğini ve borcun vadesinin gelmiş olduğunu yaklaşık olarak mahkemeye kanaat getirecek tarzda ispat etmek durumundadır. Geçici hukuki koruma yargılamasını, asıl yargılamadan ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. Geçiçi hukuki koruma yargılamasında yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Yaklaşık ispat durumunda ise; hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Dosya kapsamına göre, talebe konu alacağın, davacı şirkete ait otellerde, davalı şirkete ait internet sitesi veya sair platformlar üzerinden belirli bir komisyon karşılığında satın alınması suretiyle verilen konaklama hizmet bedelinin davalı şirkete ödenmesi nedeniyle hizmet bedeline dayalı fatura alacağına ilişkindir. Somut olayda; davacı taraf, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında, farklı tarihlerde davalı - borçlu şirkete ait otelz.com üzerinden davacı şirkete ait otel için rezervasyon yaptıran ve konaklama hizmet bedeli + komisyon + vergiler dahil olmak üzere ödemelerinin tamamını davalı şirkete gerçekleştiren müşterilere, davacı şirket tarafından konaklama hizmeti verildiğini, bu sebeple davacı şirket tarafından davalı şirkete takip dayanağı ticari faturalar düzenlendiğini ve teslim edildiğini ancak davalı şirket müşterilerden tahsil etmiş olduğu konaklama hizmet bedelini ve vergilerini davacı şirkete ödemediğinden bahisle huzurdaki davayı açmış olup alacak miktarı ile sınırlı olmak üzere ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir. Dosyaya ibraz edilen davalı  borçlu şirket vekili Av. ... ile davacı alacaklı vekili Av. ... tarafından elektronik imza ile oluşturulan 22/02/2025 tarihli Sulh ve İbra Protokolü başlıklı  belge içeriğine göre; \" İstanbul ... İcra Daire'sinin ... Esas sayılı dosyası  asıl alacak ve icra takibinin ferilerinin ödenmesi husunda, aşağıdaki şartlarla mutabık kalarak sulh oldukları, icra dosyasından kaynaklanan asıl alacak 64.984,88 TL, 10.397 TL icra vekalet ücreti, 850  TL icra dosya masrafları, 1475 TL %2.27 tahsil harcı olmak üzere toplam 77.706 TL'nin   borçlu şirket tarafından ahzu kabz yetkisine haiz alacaklı vekili Av. ...'ın ... hesabına 02.04.2025 tarihinde 25.902  TL,  24.04.2025 tarihinde  25.902  TL,  02.05.2025 tarihinde  25.902  TL olmak üzere toplam 77.706,00 TL  yatırılması halinde, anılan icra dosyasından ve protokol tarihi  itibari ile cari hesap alacağından  kaynaklanan tüm asli ve fer-i borçları yönünden borçlu  şirket ibra edilmiş olacağı\" kararlaştırılmış olduğu, sunulan belgede taraf vekillerinin imza sertifikaların bulunduğu, bu aşamada alacak talebinin İİK 258 maddesi anlamında, yaklaşık ispata yönelik yeterli delil olarak görülebileceği gibi, alacağın muacceliyetine de bir karine olduğunun kabulü ile dava esa değeri olarak harçlandırılan takip tutarı olan 64.984,88 TL  ile sınırlı olmak üzere uygun teminat mukabilinde ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yukarıda yazılı gerekçeyle verilen karar isabetli görülmemiştir.  İİK'nın 261/1.maddesinde; \"Alacaklı, ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki icra dairesinden kararın infazını istemeye mecburdur. Aksi halde ihtiyati haciz kararı kendiliğinden kalkar. \"hükmü yer almaktadır. Alacaklının ihtiyati haciz kararının icrasını (infazını) istemesi bir süreye tabi kılınmıştır. Alacaklı, ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde, yetkili icra dairesine başvurarak ihtiyati haciz kararının icrasını istemek zorundadır. Alacaklı, icra takibinde bulunduktan sonra ihtiyati haciz talep etmişse, ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde icra takibinin derdest olduğu icra dairesine başvurarak ihtiyati haciz kararının icrasını istemek zorundadır. Alacaklı ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde yetkili icra dairesinden (veya derdest icra takibinin bulunduğu icra dairesinden) ihtiyati haciz kararının icrasını istemezse, ihtiyati haciz kararı kendiliğinden kalkar (Kuru, B.: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, İkinci Baskı, Ankara 2013, s.1047 vd.).İlk derece mahkemesindeki işleyiş dikkate alındığında, ihtiyati haciz talebinin aynı gün içinde yada ertesi gün, kabul veya red yönünde sonuçlandırılarak karara çıkartıldığı ve talep eden tarafından sürecin takip edilerek kararın yine aynı gün elden tebliğ alınıp infazının talep edildiği bilinmektedir.  Ancak Bölge Adliye Mahkemelerinde süreç aynı şekilde işlemediğinden İİK'nın 261/1.maddesinde yer alan \"...ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten...\" ibaresinin nasıl yorumlanacağı hususunun tartışılması gerekmiştir. Zira ilgili hüküm gerek 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu'nun gerekse 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev Ve Yetkileri Hakkında Kanun'un yürürlüğünden önceki tarihli olup, değişen koşullara yönelik herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. 5070 sayılı Kanun'un 5/1.maddesinde; \"Güvenli elektronik imza, elle atılan imza ile aynı hukuki sonucu doğurur.\" hükmü gereği kararlar UYAP sistemi üzerinden e-imza ile imzalanmakta ve fiziki olarak imzalanmamaktadır. Ve aynı Kanun'un \"Tanımlar\" başlıklı 3.maddesinin h bendinde; \"Zaman damgası: Bir elektronik verinin, üretildiği, değiştirildiği, gönderildiği, alındığı ve/veya kaydedildiği zamanın tespit edilmesi amacıyla, elektronik sertifika hizmet sağlayıcısı tarafından elektronik imzayla doğrulanan kaydı\" olarak tanımlanmıştır.  Dairemizin kararında, karar tarihi olarak 02/07/2025 tarihi yazılacak ise de, bu tarih dosyanın karara bağlanmasının müzakere edildiği ve UYAP sistemi üzerinden karar numarasının alındığı tarihtir. Yani bu tarih itibariyle henüz yazılan bir karar olmadığı için infazı da mümkün değildir. Kararın infazının talep edilebilmesi ise ancak gerekçeli kararın Dairemizin başkan ve üyeleri ile zabıt katibi tarafından UYAP sistemi üzerinden \"e-imza\" ile onaylanarak, davanın tarafları ve ilk derece mahkemesi tarafından görülebildiği yani karar içeriğine vakıf olunduğu tarih itibariyle mümkündür.  Bu nedenle İİK'nın 261/1.maddesinde yer alan \"...ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde...\" ibaresindeki \"kararın verildiği tarihin\", UYAP sistemi üzerinden onaylanarak, infazının talep edilmesinin mümkün olduğu tarih olarak yorumlanması ve 10 günlük sürenin bu tarihten itibaren başlatılması gerektiği Dairemizce kabul edilmiştir. Zira aksinin kabulü halinde yani dosyanın karara bağlanmasının müzakere edildiği ve UYAP sistemi üzerinden karar numarasının alındığı tarihin \"kararın verildiği tarih\" olarak kabulü halinde ihtiyati haciz isteyen taraf, henüz yazılmayan bir karardan haberdar olamayacağı için infazını da talep edemeyecektir. Dairemizin kabul ettiği görüş yukarıda açıklandığı gibi karar numarasının alındığı tarih olmayıp kararın UYAP sistemi üzerinden verildiği tarih olmakla birlikte, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nin 23/06/2022 tarihli 2021/3272 E. 2022/2356 K. sayılı kararı ile; \"...İİK'nın 261/1. maddesi uyarınca; alacaklının ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki icra dairesinde kararın infazını istemeye mecbur olduğu, aksi halde ihtiyati haciz kararının kendiliğinden kalkacağı, ihtiyati haciz kararının günlük takip edilmesi mümkün olmadığından, Bölge Adliye Mahkemesince verilen ihtiyati haciz kararlarında, ihtiyati haczin infazının istenmesine ilişkin sürenin kararın tebliğ tarihinden itibaren başlatılması gerektiği...\" yönünde verilen kararın Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 10/05/2023 tarihli 2022/10553 E. 2023/3259 K. sayılı ilamı ile onanmış olması da infazın istenmesi tarihi açısından UYAP sistemi üzerinden karar numarasının alındığı tarihin esas alınmaması gerektiği yönündeki Dairemiz görüşünü desteklemektedir.  Açıklanan nedenlerle ihtiyati haciz talep eden vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.2 bendi gereğince % 15 teminat karşılığında ihtiyati haciz isteminin kabulüne, İİK'nın 261/1. maddesi gereğince kararın verildiği tarihin, dairemizin gerekçeli kararının UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile onaylandığı tarih olarak kabulüne ve 10 gün içinde kararın infazının talep edilmemesi halinde ihtiyati haciz kararının kendiliğinden kalkacağının bilinmesine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İhtiyati haciz talep eden  vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul  14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  2025/365 E.  Sayılı 23/05/2025 tarihli ara kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.2 bendi uyarınca KALDIRILMASINA ve YENİDEN KARAR VERİLMESİNE, 2-İhtiyati haciz talep eden davacı şirketin İHTİYATİ HACİZ TALEBİNİN İİK'nın 257. maddesi uyarınca KABULÜ ile 64.984,88 TL'nin % 15'i oranında hesap edilen 9.747,00 TL teminat tutarı, talep tarafça nakit olarak yatırıldığında yada kesin ve süresiz nitelikteki banka teminat mektubu ibraz edildiğinde, 64.984,88  TL alacakla sınırlı olmak kaydıyla karşı taraf ... Turizm A.Ş.'nin taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının İHTİYATEN HACZİNE, 3-İİK'nın 261/1. maddesi gereğince, Dairemizin gerekçeli kararının UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile onaylandığı tarihten itibaren 10 gün içinde infazının talep edilmemesi halinde ihtiyati haciz kararının kendiliğinden kalkacağının BİLİNMESİNE, 4-Kararın tebliği ve teminat alınmasına ilişkin işlemlerin İlk Derce Mahkemesince yerine getirilmesine ve kararın ilgili icra dairesince infazının sağlanmasına, 5-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının ve istinaf karar harcının Hazineye gelir kaydına, 6-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin, İlk Derece Mahkemesince esasa ilişkin verilecek kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.f bendi gereğince kesin olmak üzere, İİK'nın 261/1.maddesi yönünden oyçokluğu, esasa yönelik ve sair yönlerden oybirliği ile karar verildi.09/07/2025<br>MUHALEFET ŞERHİ İİK'nin 261. maddesinde (Değişik:538 s.K. M. 101) \"Alacaklı, ihtiyati haciz kararınının verildiği tarihten itibaren on gün içinde kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki icra dairesinden kararın infazını istemeye mecburdur. Aksi halde ihtiyati haciz kararı kendiliğinden kalkar'' hükmü yer almaktadır.  Alacaklının ihtiyati haciz kararının icrasını (infazını) istemesi bir süreye tabi kılınmıştır. Alacaklı, ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde, yetkili icra dairesine başvurarak ihtiyati haciz kararının icrasını istemek zorundadır. Alacaklı, icra takibinde bulunduktan sonra ihtiyati haciz talep etmişse, ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde icra takibinin derdest olduğu icra dairesine başvurarak ihtiyati haciz kararının icrasını istemek zorundadır. Alacaklı ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde yetkili icra dairesinden (veya derdest icra takibinin bulunduğu icra dairesinden) ihtiyati haciz kararının icrasını istemezse, ihtiyati haciz kararı kendiliğinden kalkar (Kuru, B.: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, İkinci Baskı, Ankara 2013, s.1047 vd.). HGK'nin 28.03.2019 tarih ve 2018/12-884;363 sayılı kararında, İİK'nin 261/1 maddesi uyarınca verilen ihtiyati haciz kararının infazının karar tarihinden on gün içinde istenebileceği, idari nitelikte işlemlerinin buna gerekçe gösterilerek yasanın amir hükmünün yerine getirilmesinin engellenemeyeceği belirtilmiştir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 13.09.2021 T. 2021/18175 E. 2021/4530 K. sayılı ilamında ise; \"... 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 'İhtiyati haciz kararının icrası' başlıklı 261. maddesinin 1. fıkrası; 'Alacaklı, ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki icra dairesinden kararın infazını istemeye mecburdur. Aksi halde ihtiyati haciz kendiliğinden kalkar.' hükmünü içermektedir.  Buna göre; alacaklı, ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde yetkili icra dairesine başvurarak ihtiyati haciz kararının icrasını istemek zorundadır, istemezse ihtiyati haciz kararı kendiliğinden kalkar.'' yer almaktadır. Yukarıda yer alan bilgiler ve İİK'nin 161. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, yasanın amir hükmü uyarınca alacaklının, ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki icra dairesinden kararın infazını istemesi gerektiği anlaşıldığından,  sayın heyetin on günlük sürenin başlangıcı olarak  dairemiz kararının Uyap sistemi üzerinden elektronik imza ile onaylandığı tarihin dikkate alınması yönündeki kararına iştirak edilmemiştir. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4dccbed924ae6a04","SID":"479f98668227f5d1"}}