{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/573 <br>KARAR NO: 2025/821<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2024/709 <br>KARAR NO: 2025/150<br>KARAR TARİHİ: 03/03/2025<br>DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 09/07/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının adına kayıtlı araçlarla müvekkiline ait köprü ve otoyollardan 04/09/2016-12/06/2020 tarihleri arasında ihlalli geçişler yaptığını, geçiş ücretlerinin ödenmediğini, bunun üzerine davalı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile ödenmeyen geçiş ücretleri ve 4 katı tutarındaki gecikme cezası alacağının tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığını, davalıya ödeme emrinin tebliğ edildiğini, ancak davalının borca, ödeme emrine, işlemiş ve işleyecek tüm faizlere ve faiz oranları ile KDV alacak kalemi olarak belirtilen tutara ve borcun tüm fer'ilerine itiraz ettiğini, davalının itirazlarının zaman kazanma amacı ile haksız ve kötüniyetle yapıldığını, arabuluculuk başvurularının olumsuz sonuçlandığını belirterek; davanın kabulünü, davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası kapsamında yapılan itirazın iptalini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarının hukuki dayanaktan yoksun ve mesnetsiz olduğunu, davaya ilişkin arabuluculuk son tutanağının tanzim tarihinin 27/10/2023 olup huzurdaki davanın ise 21/11/2024 tarihinde açıldığını, davanın bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde ikame edilmediğini, hak düşürücü sürenin gerçekleşmiş olması sebebiyle davanın reddinin gerektiğini, alacağın zamanaşımına uğradığını, müvekkili şirketin geçiş bakiyesini her zaman yüksek tuttuğunu ve hesabına belli aralıklar ile fazladan yüklemeler yaptığını, faaliyet alanı kapsamında düzenli ve sürekli olarak köprülerden geçiş gerçekleştiren müvekkili şirketin bu denli önemli bir hususu göz ardı etmesi ve bu denli düşük bedeldeki temel bir masraftan kaçınmasının anlamsız olduğunu, asıl alacağa karşı yapılan itirazlar baki kalmak kaydıyla davacının faiz talebinin fahiş olduğunu beyan ederek davanın reddini ve davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece ''... Somut olayda, borçlu davalının takibe itiraz dilekçesi davacı alacaklıya tebliğ edilmemiş ise de davacı alacaklının itirazın iptali davası açmadan önce arabuluculuk başvurusunda bulunduğu ve söz konusu takibe konu alacak nedeniyle tarafların anlaşamadıklarının 27.10.2023 tarihli arabuluculuk son tutanağı ile belirlenmekle davacı alacaklının davalının takibe itirazından arabuluculuk son tutanak imza tarihi  itibarıyla haberdar olduğu kabul edilmeli ve itirazın iptali davasının  1 yıllık hak düşürücü süresinin de bu tarihten itibaren başlaması gerektiği kabul edilmelidir.  Buna göre, davanın  21.11.2024 tarihinde açıldığı düşünüldüğünde arabuluculuk son tutanağının düzenlenmesinden itibaren 1 yılık sürede açılmadığı...\" gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; dava şartı arabuluculuk görüşmelerinin \"tebliğ\" yerine geçeceğinin kabulü ve bu kabul uyarınca hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddi kararının yasaya aykırı olduğunu, hak düşürücü sürelerin kanunla düzenlendiğini ve başlangıç tarihinin itiraz dilekçesinin tebliğ tarihi olarak kabul edildiğini, işbu davaya konu icra dosyasından, davalı/borçlu tarafın borca itiraz dilekçesi tebliğ edilmediğinden davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığını, mahkeme kararının hatalı olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki \"İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz\" kuralı nazara alınmıştır.Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.Mahkemece; davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir. Hak düşürücü sürenin ödeme emrine itiraz dilekçesinin davacıya tebliğ tarihinden itibaren mi yoksa arabuluculuk son imza tarihinden itibaren mi başlayacağı hususunda uyuşmazlık bulunmaktadır. İtirazın iptali davası İİK'nın 67.maddesinde düzenlenmiştir. İİK 67.maddesinde \"Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.\" hükmü yer almaktadır. İtirazın iptali davasının açılması için kanun koyucu bir yıllık hak düşürücü süre öngörmüştür. Bu süre ödeme emrine itirazın alacaklıya veya vekiline tebliğinden itibaren başlar ve tebliğ işlemi ise Tebligat Kanunu hükümleri çerçevesinde sağlanır. Ödeme emrine itiraz Tebligat Kanunu'nun düzenlediği şekilde alacaklı veya vekiline tebliğ edilmemişse, sair suretlerle itirazdan haberdar olunduğu ileri sürülse dahi hak düşürücü sürenin başlamayacağı kabul edilmektedir.Bu hususta Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21/10/2015 tarihli, 2013/19-2415 E., 2015/2335 K. sayılı kararında; \"...İİK’nın 67. maddesinde gösterilmiş olan süre hak düşürücü süredir. Hak düşürücü süre hak sahibinin hakkın korunması için kanun veya sözleşme ile belirlenen süre içerisinde belirlenen eylem veya işlemleri yapmaması nedeniyle hakkın sona ermesi sonucunu doğuran süredir. Hak düşürücü sürelerin kanunla düzenlenmesi asıldır. Tarafların sözleşme ile hak düşürücü süreleri belirlemeleri, bu süreleri değiştirmeleri veya ortadan kaldırmaları mümkün değildir Hak düşürücü süreler hakkı tamamen sona erdiren, yok eden, düşüren sürelerdir. Hak sahibi alacaklı kanunla veya sözleşme ile belirlenen süre içerisinde öngörülen eylem veya işlemleri yapmadığı takdirde o hak tamamen ortadan kalkmakta, silinmekte düşmektedir. Artık o hakkın istenmesi, dava ve takip edilmesi mümkün değildir. Hak düşürücü sürenin sonunda hakkın sona ermesi için karşı tarafın borçlunun bir eylem veya işlem yapmasına gerek yoktur. Hak, düşürücü süre geçmekle kendiliğinden son bulur (TEKİNAY, Selahattin Sulhi/AKMAN, Sermet/BURCUOĞLU, Haluk/ALTOP, Atilla: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 5. Bası, C. 2, İstanbul, 1985-1988, s. 1385 vd., REİSOĞLU, Safa: Genel Hükümler, 15. Bası, İstanbul 2002, s. 348). Hak düşürücü süreler itiraz niteliği taşırlar. Taraflar hak düşürücü süreyi davanın her aşamasında hatta kararın bozulmasından sonra da ileri sürülebilirler. Ayrıca hak düşürücü sürelerin incelenmesi tarafların iradelerine bırakılmamıştır. Hakim tarafından kendiliğinden gözönünde tutulması, araştırma ve inceleme konusu yapılması gerekmektedir  (FEYZİOĞLU, N. Feyzi: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, C. 1-2, İstanbul 1976, s. 521). ....... Davalı borçluların itiraz dilekçelerinin, davacı alacaklıya daha önce tebliğ edilmediği hususunda uyuşmazlık bulunmayan somut olayda, davacı alacaklı vekilinin 27.07.2009 tarihinde bir kısım borçlular hakkında araç ve taşınmaz haczi istemesi nedeniyle bu tarihte itirazı ve itirazdan kısmen vazgeçmeyi öğrendiğinin kabulü mümkün bulunmadığından aksi düşünceyle İİK’nın 67. maddesinin tebligatı şart koşan açık hükmüne aykırı şekilde itirazın alacaklı tarafından öğrenildiğinin kabulü de mümkün değildir...\" gerekçesiyle ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Ayrıca eldeki dava dosyasında olduğu gibi icra takibine itiraz dilekçesinin tebliğ edilmediği ancak davacı tarafından arabuluculuğa başvurulduğu takdirde, itirazın iptali davası yönünden hak düşürücü sürenin hangi tarihten itibaren başlaması gerektiği hususunda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12, 13 ve 43. Hukuk Daireleri arasında çıkan uyuşmazlığa ilişkin, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu'nun 19/04/2024 tarihli ve 2024/15 E. Sayılı kararıyla uyuşmazlığın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13 ve 43. Hukuk Dairelerinin kararları doğrultusunda giderilmesi için dosyanın Yargıtay 11. Hukuk Dairesine gönderilmesine karar verilmiş, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 16/09/2024 tarihli 2024/3074 E. 2024/6421 K sayılı ile; \"...Uyuşmazlık, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davasında, icra dosyasında borçlu tarafından yapılan itirazın davacı-alacaklıya tebliğ edilmediği bir durumda, zorunlu arabuluculuğa başvurulmuş ise dava açmak için kanunda öngörülen bir yıllık hak düşürücü sürenin arabuluculuk anlaşamama tutanağının imza tarihinden itibaren başlayıp başlamayacağı noktasında toplanmaktadır. .... Kanun hükmünde gösterilen bir yıllık süre, hak düşürücü süredir. Hak düşürücü süre, sahibinin hakkın korunması için kanun veya sözleşme ile öngörülen süre içerisinde belirlenen eylem veya işlemleri yapmaması nedeniyle hakkının sona ermesi sonucunu doğuran süredir. Hak düşürücü sürelerin kanunla düzenlenmesi asıldır. Tarafların sözleşme ile hak düşürücü süreleri belirlemeleri, bu süreleri değiştirmeleri veya ortadan kaldırmaları mümkün değildir. Hak düşürücü süreler, hakkı tamamen sona erdiren, yok eden, düşüren sürelerdir. Hak sahibi alacaklı, kanunla veya sözleşme ile belirlenen süre içerisinde öngörülen eylem veya işlemleri yapmadığı takdirde o hak tamamen ortadan kalkmakta, silinmekte, düşmektedir.  2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesinin birinci fıkrasında açıkça itirazın iptali davasının, itirazın tebliğ tarihinden itibaren bir yıl içinde açılması gerektiği düzenlenmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere hak düşürücü süre niteliğinde olan bu bir yıllık sürenin başlangıcını, genişletici yoruma tabi tutarak alacaklı aleyhine, anlaşamama tutanağının imzalandığı tarih olarak tespit etmek isabetli değildir. Dava açma süresi, itirazın tebliği ile başlar. İtirazın tebliğ edilmediği bir durumda, dava açma süresi işlemeye başlamayacağından talep olunan konuda aşağıda açıklandığı şekilde uyuşmazlığın giderilmesine karar vermek gerekmiştir. 2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davasında, icra takip dosyasında borçlu tarafından yapılan itirazın davacı-alacaklıya tebliğ edilmediği bir durumda, zorunlu arabuluculuğa başvurulmuş ise dava açmak için Kanunda öngörülen bir yıllık hak düşürücü sürenin arabuluculuk anlaşamama tutanağının imza tarihinden itibaren başlamayacağına, itirazın davacı-alacaklıya tebliğ edildiği tarihte başlayacağına, uyuşmazlığın bu şekilde giderilmesine...\" karar verilmiştir. İİK'nın 67.maddesi uyarınca, hak düşürücü sürenin başlaması için itiraz dilekçesinin tebliği zorunludur. Zira yasa öğrenmeyi değil tebliği şart koşmuştur. Yine emsal nitelikte kararlarda da hak düşürücü sürenin başlaması için itiraz dilekçenin tebliğ edilmesi gerektiğinde işaret edilmiştir. Somut olayda itiraz dilekçesi tebliğ edilmediğine göre \"...alacaklının davalının takibe itirazından arabuluculuk son tutanak imza tarihi itibarıyla haberdar olduğu kabul edilmeli...\" gerekçesi yasal düzenlemeye aykırıdır. Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf istemi kabul edilerek, kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince dosyanın mahkemesine iadesine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/709 E. 2025/150 K. Sayılı 03/03/2025 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Davacı tarafça yatırılan  istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine, 5-Davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 09/07/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3bde3fea4a1667f1","SID":"021d7571f9303870"}}