{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/793 <br>KARAR NO: 2025/803<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 28/01/2025<br>NUMARASI: 2024/909  Esas - 2025/74 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 09/07/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 352. Maddesi uyarınca dosya incelendi ;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; Müvekkil firma davalı şirket ile anlaşması gereği olarak davalı şirketin talebine istinaden, davalı şirketlere iş sağlığı ve iş güvenliği alanında hizmet verdiğini, müvekkil firmanın davalı şirkete vermiş olduğu hizmet karşılığı olarak  icra takibine konu asıl alacağı oluşturan 30/06/2024 tarihli 155.516,00-TL bedelli fatura  ile yine 30/06/2024 tarihli 167.834,00-TL bedelli fatura düzenlenerek toplam 323.350,00-TL bedelli faturala davalı şirkete iletildiğini, davalı şirketin almış oldukları iş sağlığı ve iş güvenliği hizmetleri karşılığı olarak düzenlenen faturalara yasal süresi içerisinde bir itirazları olmadığını, ancak davalı şirket tarafından müvekkil firmanın hak ettiği hizmetlerin bedeli süresinde ödenmediğinden davalı şirket hakkında icra takibi başlatıldığını, davalının itiraz etmesi nedeniyle takibin durduğunu, bu nedenle davalının haksız itirazını iptali ile  takibin devamına ve davalının %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı  vekili cevap dilekçesi ile; Taraflar arasında imzalanan 01.05.2022 tarihli Hizmet Sözleşmesi'nin \"Yetkili Mahkeme ve Uygulanacak Hukuk\" başlıklı 14. Maddesinde \"Bu sözleşmenin uygulanmasından ve yorumlanmasından doğabilecek ihtilaflarda İSTANBUL Ticaret ve Sanayi Odası Tahkim Kurulu'nun yetkili olacağını kabul etmişlerdir.\" klozu ile taraflar arasındaki ihtilafların tahkim yolu ile çözüleceği hükme bağlandığını, huzurdaki davada taraflar arasındaki uyuşmazlığın, işbu sözleşmenin uygulanmasından kaynaklandığı açık olup bu sebeple taraflar arasında geçerli tahkim sözleşmesinin mevcudiyetine rağmen genel mahkemelerde dava açılmasına itiraz ettiklerine, ilk itiraz olarak tahkim itirazımızın kabulü ile 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 413. Maddesi uyarınca davanın usulden reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, \" ...Tahkim iradesinin tahkim sözleşmesinin kurucu unsuru olduğu; tahkim iradesinin bulunmadığı uyuşmazlıkların tahkime elverişli olduğunun kabul edebilmesinin mümkün olmadığı; tahkim şartının geçerli olabilmesi için uyuşmazlığın belirli olmasının gerektiği;  taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 14. maddesi ile sözleşmenin uygulanmasından ve yorumundan doğabilecek ihtilafların çözümünün açık ve net bir şekilde tahkim koşuluna bağlandığı; somut olay bakımından tahkim için gerekli tüm şartların gerçekleşmiş olduğu mahkememizce kabul edilmiştir. Her ne kadar davacı vekili tarafından tahkime ilişkin 14. maddenin madde başlığı ile içeriğinin birbiri ile uyumsuz olduğu iddia edilmiş ise de madde başlığında salt \"yetkili mahkeme\" ibaresinin bulunmasının tahkim şartının açık ve net olmasına etki etmeyeceği; tacir olan davacının söz konusu maddenin yanıltıcı olarak oluşturulduğunu iddia edemeyeceği anlaşıldığından davacının aksi yöndeki savunmalarına mahkememizce itibar edilmemiştir. Açıklanan nedenlerle huzurda görülen uyuşmazlığın tahkim yolu ile çözülmesi gerektiği   \" gerekçesiyle açılan davanın HMK'nın 116/1-b. maddesi yollamasıyla aynı yasanın 117/3. maddesi gereğince usulden reddine  karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Yargıtay emsal kararları uyarınca tahkim şartının açık ve net olması gerektiği, aksi halde tahkim şartının geçersiz olduğu ifade edildiğini,  sözleşmenin ilgili madde başlığının ''Yetkili Mahkeme ve Uygulanacak Hukuk'' olup madde içeriğinde ise; ''Taraflar, Sözleşme’nin uygulanmasından ve yorumundan doğabilecek ihtilaflarda İSTANBUL Ticaret ve Sanayi Odası Tahkim Kurulunun yetkili olacağını kabul etmişlerdir.'' şeklinde düzenlendiğini, madde başlığı ile madde içeriğinin birbiri ile uyumsuz olması olduğunu bu açıdan da ilgili sözleşme hükmü açık, net ve anlaşılır olmayıp  hukuken de geçersiz olduğunu ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;  Dava, hizmet alım sözleşmesinden kaynaklanan faturaya dayalı başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davalı, taraflar arasında düzenlenen sözleşmeden kaynaklı ihtilaflarda İSTANBUL Ticaret ve Sanayi Odası Tahkim Kurulu yetkili olduğunu belirterek tahkim ilk itirazında bulunmuştur.Dosya kapsamına göre; taraflar arasında, davalıya ait işyerinde iş sağlığı ve güvenliği hizmeti verilmesi konusunda 01/05/2022 tarihli hizmet sözleşmesi imzalanmış olup, \"Yetkili Mahkeme ve Uygulanacak Hukuk\" başlıklı sözleşmenin 14. Maddesinde \"Taraflar, sözleşmenin uygulanmasından ve yorumundan doğabilecek ihtilaflarda İstanbul Ticaret ve Sanayi Odası Tahkim Kurulunun yetkili olacağı\" kararlaştırılmıştır. 6100 sayılı HMK.'nın 116. maddesinde; \"(1) İlk itirazlar aşağıdakilerden ibarettir:a) Kesin yetki kuralının bulunmadığı hâllerde yetki itirazı. b) Uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözümlenmesi gerektiği itirazı. c) İş bölümü itirazı. 117. maddesinde; \"(1) İlk itirazların hepsi cevap dilekçesinde ileri sürülmek zorundadır; aksi hâlde dinlenemez. (2) İlk itirazlar, dava şartlarından sonra incelenir. (3) İlk itirazlar, ön sorunlar gibi incelenir ve karara bağlanır.\" hükümleri yer almaktadır.Tarafların sözleşme veya sözleşme dışı bir hukuki ilişkiden doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıkların tamamının veya birkısmının çözümünü hakem veya hakem kuruluna bırakılması hususunda yaptıkları anlaşmalar tahkim sözleşmesi olarak adlandırılmakta olup yalnızca iki tarafın iradeleriyle tasarrufta bulunabilecekleri konularda tahkim sözleşmesi yapılabilir. İster bağımsız bir tahkim sözleşmesi şeklinde isterse bir tahkim şartı şaklinde yapılsın tahkim sözleşmesinin geçerliliği için aranan temel unsurlar geçerli bir tahkim iradesinin varlığı ve yazılı şekil şartıdır.  Kural olarak tahkim yargısı istisnai nitelikte olup, tarafların bu husustaki iradelerini açık ve kesin bir şekilde bildirmiş olmaları gerekir. Başka bir ifadeyle, tahkim sözleşmesi veya şartının, uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözümlenmesi yolundaki taraf iradesini tereddüte yol açmayacak şekilde içermesi gerekmektedir. Nitekim bu husus Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2016/4735 Esas 2017/259 Karar sayılı ilamında \"...Tahkim şartı veya anlaşmasının geçerli olabilmesi için yanların tahkim iradesini açıkladıkları tahkim şartı ya da sözleşmede tartışma ve karışıklığa neden olmayacak biçimde açık ve kesin olarak belirtmiş olmaları zorunludur. Dairemiz ve yerleşik Yargıtay içtihatlarında geçerli bir tahkim şartı varlığı veya tahkim anlaşmasının geçerli sayılabilmesi için uyuşmazlığın kesin olarak hakemde çözüleceğinin kararlaştırmış olması gerektiği kesin iradeyi ortadan kaldıran ya da zayıflatan kayıtların tahkim sözleşmesi veya şartını geçersiz-hükümsüz kılacağı kabul edilmektedir.\" şeklinde ifade edilmektedir. Somut olayda; uyuşmazlığın, tarafların serbest iradeleri ile tasarrufta bulunduğu İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmet sözleşmesinden kaynaklandığı, her ne kadar sözleşmenin başlığında salt \"yetkili mahkeme\" ibaresi kullanılmış ise de işbu sözleşmeden doğabilecek tüm ihtilaflarda, kesin olarak  İstanbul Ticaret ve Sanayi Odası Tahkim Kurulu'nun yetkilendirildiği, bu itibarla tarafların iradesini ortadan kaldıran yada zayıflatan bir durum bulunmadığı, dolayısıyla  tacir olan tarafların  uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözümlenmesi yolundaki  iradelerini tereddüte yol açmayacak şekilde göstermeleri nedeniyle tahkim şartının geçerli olduğu, davalının yasal süresi içinde uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözümlenmesi gerektiğine dair ilk itirazda bulunması nedeniyle açılan davanın usulden reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle  ilk derece mahkemesinin kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, HMK 353/1.b.1 bendi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının hazineye gelir kaydına, yatırılan 615,40 TL harcın mahsubuna yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.09/07/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"35bf7d4a182efcc9","SID":"480f99d50f119b4c"}}