{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/345 <br>KARAR NO:2025/1185<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:02/12/2021<br>NUMARASI:2018/1016 E -  2021/894 K. <br>DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Şirket ortaklığından kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;  müvekkili ve dava dışı...'ün davalı şirketin ortak ve münferit yetkili temsilcileri olduğunu, müvekkilince şirketin diğer müdürü ... aleyhine, şirketin zarara uğrattığı gerekçesiyle İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/888 Esas sayılı dosyasıyla müdürlükten azli davası, İstanbul Anadolu 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/899 Esas sayılı dosyasında da ortaklıktan çıkarılması davası açtığını, her iki davanın derdest olduğunu,  İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesindeki davada alınan kayyım  raporunda, müvekkilinin davalı şirkete 361.275,07 TL borçlu görüldüğünü, ancak müvekkilinin gerçekte böyle bir borcu bulunmadığını, sahte ve hatalı  kayıtlar nedeniyle müvekkilinin borçlu göründüğünü, diğer müdür tarafından atanan mali müşavir ...'in göreve geldikten sonra önceki mizana göre işlem yapması gerekirken sahte evraklar ve muhasebe kayıtları ile müvekkilini borçlu yaptığını, suç duyurusu üzerine ...'in soruşturma makamlarına verdiği beyanlarında işlemlerin hatalı olduğunu beyan etmesine rağmen hesaplarda düzeltme yapılmadığını, müvekkilini borçlu göstermek için sahte faturalar düzenlendiğini, sahte  ve geçmişe dönük düzenlenen faturalar için düzeltme beyanları verildiğini, şirketin önceki mali müşavirinin müvekkilinin borçlandırılması taleplerinin kabul edilmemesi nedeniyle azledildiğini, müvekkilinin şirketin kredi kartı ile şirket için yaptığı harcamaların şahsi harcama gibi işleme alındığını, müvekkilinin şirket hesabından çektiği paraların da şirket için harcandığını, müvekkilinin şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığını ileri sürerek, müvekkilinin davalı şirkete borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının, dava dışı ...'ü şikayet ettiğini, yapılan soruşturma sonucunda kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiğini, davacı aleyhine yapılan suç duyurularının bir kısmının devam ettiğini, İstanbul Anadolu 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/549 Esas sayılı dosyanda davacının yargılandığını, buna rağmen soruşturmalardan bahsedilip sonuçlardan bahsedilmeyerek mahkemenin yanıltıldığını, davacının açtığı azil ve çıkarma davalarının halen derdest olduğunu, azil davasında atanan denetçi kayımın aylık düzenli rapor sunduğunu ve anılan dosyaların bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacının davalı şirket ile benzer unvanlı ve aynı alanda faaliyet gösteren bir şirket kurduğunu, kuruluş aşamasında düzenlenen sahte kira sözleşmesi ile her iki şirketin aynı yerde gösterilmesi nedeniyle davacının İstanbul Anadolu 36.Asliye Ceza Mahkemesinde yargılandığını, yeni şirketin açılması ile davacının artık davalı şirkete uğramadığını, davacının, davalı şirketten aldığı demirbaşları ve stok malları yeni şirkette kullandığını, ayrıca davalı şirkete ait iki adet aracın da davacının şirketinde kullanıldığını, davacının şirket giderlerine katılmadığını, davacı iddiasının aksine şirket kayıtlarının doğru olduğunu, borcun davacının zimmetine geçirdiği mallardan, demirbaşlardan ve şirkete ödettiği şahsi harcamalarından kaynaklandığını, bunlar için kesilen faturalardaki malların davacı tarafından alınmış olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Dava, İİK'nun 72. Madde gereğince açılan menfi tespit davasıdır. İş bu menfi tespit davası icra takibinden önce açılmış olup, davacı aleyhine herhangi bir icra takibi söz konusu değildir. Görülmekte olan İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde alınan bilirkişi raporunda davacının davalı şirkete 361.275,07 TL bir borcunun bulunduğu hususundaki tespit üzerine iş bu dava açılmıştır. Ancak, şirket kayıtlarında bu borç yer aldığı için davacının iş bu davayı açmakta hukuki menfaati bulunduğu belirlenmiştir.Mahkememizce, taraf delilleri toplanmış, davalı şirketin kayıtları üzerinde inceleme yapılmış, alınan raporlara yapılan itirazlar irdelenmiş, tüm deliller değerlendirilmek suretiyle sonuca gidilmiştir.  Davacı ve dava dışı ... davalı şirketin yegane iki ortağı ve münferit temsilcileridir. Bu husus getirtilen şirket kayıtlarıyla kayden sabittir. Davacının, davalı şirketin ortağı ve yöneticisi iken, bir başka şirkete de ortak olduğu dosya kapsamına nazaran anlaşılmıştır.Davalı şirketin ticari defter ve kayıtları incelenmiş olup, bizzat davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarından davacının davalı şirkete ticari kayıtlara göre 361.275,07 TL borçlu olduğu kayıtlıdır.Mahkememizce önce mali müşavir ...'den bir rapor alınmış, sonra bu rapora itirazlar üzerine davacıdan ödeme belgeleri istenmiş, faturalara ilişkin bilgi alınmış; mahkememizce davalının iddia ettiği ve listesini sunduğu davacı tarafından alınan demirbaş ve stok malzemeleri' yönünden ve şahsi harcamaları yönünden davacı vekili 6. celsede beyanda bulunmuş olup, 'Davalı şirket kayıtlarına göre müvekkilimin şirketin kredi kartıyla yaptığı harcamalar, müvekkilime ödenen para ( 3.000,00 TL ) ... ödenen ve dayanaksız olduğu iddia edilen para 1.180,00 TL  müvekkilimin belgesiz şahsi harcaması olduğu iddia edilen para 9.958,18 TL  müvekkilimin yapmış olduğu gereksiz havaleler 5.345,00 TL  ve kasa hesabı olarak ileriye sürülen 3.110,29 TL  yönünden bunların müvekkilim tarafından yapılıp yapılmadığını ve yapılmışsa şirket lehine olup olmadığını, lehineyse de şirket lehine olan hangi işlem için yapıldığını yazılı olarak bildirelim diğer bildirilen 318.459,83 TL'lik stoklardan alınan malzemeye ilişkin iddiayı zaten kabul etmiyoruz' demiştir. Daha sonra 14/10/2020 havale tarihli yazılı beyanda bulunarak, 5 adet kalem yönünden davalı iddiasını kabul ettiğini, onun dışındaki stok mallar ve demirbaşlar yönünden iddiayı kabul etmediklerini yazılı olarak bildirmiştir.Mahkememizce, bu aşamadan sonra davalı şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde uzman bilirkişi ... görevlendirilmiş, inceleme yaptırılıp iddia ve savunmaya nazaran rapor alınmış olup; Bilirkişi raporunda, davalı şirket tarafından davacı adına düzenlenen 4 adet fatura muhteviyatı ticari mallara ait 299.265,08 TL'nin ve 1 adet fatura içeriği demirbaşlara ait 19.194,75 TL olmak üzere bu iki kalem yönünden 318.459,83 TL için yapılan inceleme sonunda;Davacı adına düzenlenen 30/12/2016 tarih ... nolu ve KDV dahil 80.672,29 TL tutarlı fatura muhteviyatı olan bir adet .. ve bir adet  ... isimli ticari malların şirketin 30/09/2016 tarihli fiziki envanter listesinde bulunmadığı, böyle olunca fatura bedeli olan 80.672,29 TL'nin, Davacı adına düzenlenen 30/12/2016 tarihli ... nolu faturada 5. Sırada yer alan.. 732gb isimli KDV dahil 3.249,00 TL tutarlı demirbaşın da 30/12/2016 tarihinde görülmediği, Bu nedenle 80.672,29 + 3.249,00 TL = 83,921,29 TL'nin 4 adet fatura muhteviyatı ticari malların bedeli 318.459,83 TL'den mahsubuyla davacının davalı şirkete 234.538,54 TL borçlu olduğunun belirlendiği;Davalı şirket tarafından davacının şahsi harcamaları nedeniyle cari hesabına borç kaydedilen 42.815,24 TL tutarındaki hesap hareketlerinden ise, hesap düzeltme işleminden kaynaklanan 9.958,18 TL'nin tenziliyle davacının davalı şirkete şahsi harcamalarından kaynaklı olarak ödettiği bedelin 32.857,06 TL olduğu; hal böyle olunca, davacının davalı şirket kayıtlarında gözüken 361.257,07 TL'den toplam 93.879,97 TL borçlu olmadığı; bu yönden menfi tespit talebinin kabulü gerektiği; Ancak, kalan 267.395,60 TL yönünden davanın reddi gerektiği bilirkişi raporundan anlaşılmıştır.Davalı şirketin iki ortağı olup, bunlar davacı dava dışı ...'tür.Bu nedenle şirketin genel kurulları toplansa yıl sonu mizanlarına şirket kayıtlarındaki bu durum geçse ve her iki tarafta özellikle davacımız imzalasa şirket mizanlarının davacıyı bağlayacağı, mizanlarda geçen rakam kadar davacının şirkete borçlu olduğunun bilirkişi incelemesine de gerek kalmaksızın kabul edileceği şüphesizdir. Ancak, her iki tarafında kabulünde olduğu gibi şirket limited şirketi olup, genel kurul toplantıları yapılmamış, yıl sonu mizanları hazırlanmış ancak iki ortağın da imzasını taşımamaktadır. Ancak, tarafların kabulünde ve dosyaya yansıdığı gibi, şirketin ticari kayıtları mali müşaviri tarafından tutulmakta olup, yıl sonu finansal tablolar ve yıl sonu mizanları şirketin mali müşaviri tarafından hazırlanmaktadır. Davacı ile mali müşavir arasında herhangi bir husumet iddiası ileriye sürülmemiştir. Ayrıca bizzat davacı vekilinin son celse açıklaması alınmış olup, bu açıklamada, 2014 yılından itibaren 2021 yılının 9. ayına kadar davacımızın ... ile birlikte şirketin yetkili müdürü olduğu, davacı ve ...'ün arasına ihtilaf girmeden önce tarafların bir arada oldukları, şirket işlerini birlikte yürüttükleri, 4 yıl önceye kadar şirket işlerini birlikte yürüttükleri belirlenmiş olup; davaya konu olan faturalar ve şahsi harcamalar 2015 - 2016 tarihlidir. Bu nedenle davacının da o yıllar dahil ve daha sonra şirketin münferit temsilcisi olduğu nazara alınarak en azından yıl sonlarında mizanların düzenlendiği, bilançoların düzenlendiği, bunlarda şirket kayıtlarının aynen yer aldığı, davacı tarafça da bu durumun açıkça bilindiği karşısında; davacının söz konusu mizanlardan, şirketin ticari kayıtlarından bir haber olamayacağı; dinlenen davalı tanıklarının ağırlıklı beyanlarından da bu kanaatin doğrulandığı; davacının münferiden yöneticisi bulunduğu şirketin adına kestiği faturalarda, mizanlarda yer almayan demirbaş ve ticari malların nerede olduğunu açıklayamadığı, ne yaptığını açıklayamadığı, söz konusu olan faturaların onun adına kesildiği; her ne kadar dava dilekçesiyle sahte fatura iddiası varsa da, faturaların sahte olduğunun kanıtlanamadığı; stok ve demirbaşların kayıtlarına ilişkin dinlenen tanık beyanları nazara alınarak, 22/09/2021 tarihli ikinci bilirkişi raporu kabule şayan bulunmuş, bu bilirkişi raporuna göre ticari ürün ve demirbaş kayıtları yönünden davacının şirketine 234.538,54 TL borçlu olduğu, şahsi harcamalar yönünden de 32.857,06 TL borçlu olduğu böylece toplam borcunun 267.395,60 TL olduğu, bu miktarın kayıtlara göre mevcut 361.275,07 TL'den düşümü ile de bu miktarın 93.879,97 TL borçlu olmadığ ..\"  gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davacının dava konusu olan 361.275,07 TL'nin 93.879,97 TL'lik kısmı bakımından davalıya borçlu olmadığının tespitine, bakiye 267.395,60 TL yönünden davanın reddine, karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Dosya içeriğinde malların teslim edildiğine ilişkin irsaliye ve teslime ilişkin her hangi bir belge ve kayıt bulunmadığını, yazılı belgeyle ispat kuralının göz ardı edildiğini, müvekkilinin herhangi bir borcu bulunmadığını, bilirkişinin hatalı şekilde davalı şirketin ticari defterlerini delil olarak incelediğini, davanın da esasen davalı şirketin gerçek dışı defter kayıtları ve buna bağlı fatura alacakları nedeniyle menfi tespit istemine ilişkin olduğunu, mahkemece hatalı gerekçe ile şirketin muhasebesinin mali müşavirce tutulduğu ve müvekkilinin de yönetici olarak bu kayıtlardan bilgi sahibi olduğu ve eski kayıtlar nedeniyle müvekkilinin borçlu olduğunun kabul edildiğini,Oysa alacağa konu bu faturaların 21.01.2017 tarihinde kesilip 23 gün geriye dönük olarak  30.12.2016 tarihli olarak düzenlendiğini, bu işlem için diğer ortak tarafından yeni fatura koçanın 2017 yılında bastırıldığını, koçanın 21.01.2017 tarihinde ... tarafından teslim alındığını, bu durumda faturaların 21.01.2017 tarihinde düzenlendiğini, ancak 30.12.2016 tarihinin atıldığını, 23 gün geriye dönük tarihli faturanın sahte olacağını, faturanın 8 günde düzenlenmesi gerektiğini, bilirkişi raporunda, davacı adına düzenlenen 5 adet faturanın davalı şirket merkezinden davalı şirket merkezine iadeli taahhütlü posta ile gönderildiğinin belirtildiğini ve yapılan tebligatın usulsüz olduğunu, davalı şirketin “...Kadıköy/İstanbul” adresinde bulunduğunu, raporda belirtilen 5 adet faturanın ise iadeli taahhütlü posta ile aynı adrese gönderildiğini, aynı adresler arasında iadeli taahhütlü posta gönderilemeyeceğini, davacının mernis adresine usulüne uygun bir tebligat yapılmadığını, davalı tanığı ...'in 01.10.2010 tarihli 6. celsede,bu tebligatların usulsüz şekilde kendisi tarafından alındığını beyan ettiğini, faturaların şirket merkezine gönderildiğinin müvekkilinden ve mahkemeden saklandığını,Gerekçeli kararda davaya konu olan faturaların ve harcamaların 2015-2016 yıllarına ait olduğu ve davacı ile mali müşavir arasında herhangi bir husumet olmadığının belirtildiğini, oysa şirketin 2015 ve  2016 yılları arasında mali müşavirlerinin ... ve ... olduğunu, sahte işlemlerin ise diğer ortak tarafından 12.01.2017 tarihinde vekalet verilen ... tarafından yapıldığını, önceki mali müşavirlerin tüm muhasebe evraklarını ve defterlerinini diğer ortak ...’e 12.01.2017 tarihinde teslim ettiklerini, bununla 2016 yılı muhasebe döneminin kapatılması gerektiğini, 2016 yılı sonu itibariyle müvekkilinin borç hesabının sıfır olduğunu, diğer ortağın mali müşavir ...'dan müvekkilini borçlandırmasını istediğini, ancak bu hukuksuz talebin ... tarafından kabul edilmemesi nedeniyle mali müşavirin diğer ortakça 12.01.2017 tarihinde azledildiğini, diğer ortağın şirket avukatına gönderdiği 01.02.2017 tarihli elektronik pasta ile müvekkili ile hiç bir stok, maliyet, muhasebe bilgisi paylaşılmayacağını bildirdiğini, müvekkilinin talep ettiği 2016 yılı mizanının yeni mali müşavirce müvekkiline verilmediğini, oysa bu kayıtların ... tarafından 2016 yılı sonunda kapatılarak mizanın oluşturulduğunu, yeni mali müşavir ... tarafından davacıya bilgi verilmediğinden, müvekkilinin 13.03.2017 tarihli işlemi ile anılan mali müşavirin azledilerek yerine mali müşavir ...'ın getirildiğini, ... tarafından davalı firma düzeltme beyannamelerinin müvekkiline iletildiğini, bu sırada müvekkilinin davalı şirkete borçlandırıldığının öğrenildiğini, sahte faturalar nedeniyle önceki mali müşavir ve diğer ortağın şikayet edildiğini, diğer ortak ...'ün de ...’ı azledip tekrar borçlandırma işlemlerini yapan ...’e vekalet verdiğini, müvekkili ile mali müşavir arasında savcılığı ve mali müşavirler odasına yapılan şikayetler nedeniyle husumet bulunduğunu,  2016 ve 2015 yıları için davacı adına yapılan borçlandırmaların 2017 yılında 12.01.2017 tarihi itibariyle davalı firmaya vekalet ile atanan ... ve diğer ortağın usulsüz işlemleri ile yapıldığını, ...'in 17.03.2017 ve 20.03.2017 tarihinde düzenlediği düzeltme beyanameleri ile 2016 yılı Ekim, Kasım ve Aralık ayıda müvekkilinin masraf fişlerini kayıtlardan çıkardığını ve ortaklar hesabından müvekkiline borç yazdığını, müvekkilinden saklanan 2016 yılı mali tablolarının daha önce tasdik ettirilmesine rağmen  müvekkiline verilmediğini,Davacının münferiden yöneticisi olduğu şirket adına kestiği faturalarda, mizanlarda yer almayan demirbaş ve ticari malların nerede olduğunu açıklayamadığı, bu faturaların onun adına kesildiğinin mahkemece kabul edildiğini, oysa ilgili sahte faturalarda bulunan malların alındığını iddia eden ve buna istinaden sahte faturalar düzenleyenin diğer ortak olduğunu, bilirkişi raporunda bu emtiaların alındığı veya çalındığı ile ilgili bir suç duyurusu bulunmadığının belirlendiğini, bilirkişi ... ve ...’in raporunda, davacı adına kesilen faturlardan 30/12/2016 tarih 12004 nolu ve 80.672,29 TL fatura muhteviyatı olan bir adet  ... ve bir adet  ... isimli ticari malların şirketin 30.09.2016 tarihli fiziki envanter listesinde bulunmadığının tespit edilmesine rağmen, gerekçeli kararda bu kalemin tenzil edildiğini, diğer fatura içeriğinin ispatının davacıdan beklendiğini, fiziki envarterde olmayan malların faturalandırılmasın dahi  davalı iddialarının doğru olmadığının ve davalının kötü niyetli olduğunu kanıtladığını,Bilirkişi A...’in raporunda 31.12.2016 tarihi itibariyle fiziki envanter sonuçlarının tablo olarak sunulduğunu, buna göre diğer ortağın sahte faturalar ile fiziki stokta olan filmleri davacıya fatura ettiğini, kararda tanık beyanlarının dikkate alındığını, ispat yükü davalıda olmasına rağmen ve borcun kesin delille ispatlanması gerekirken husumetli tanığın beyanın dikkate alınarak karar verildiğini, tanıklardan birinin sahte faturaların iadeli taahhütlü posta ile gönderildiği adreste bulunan ...olduğunu, tanıkların stok listelerini davacıdan gizledikleri ve bunun ile ilgili ...’ten talimat aldıklarının e- mail yazışmaları ile sabit olduğunu, tanıkların duyuma dayalı bilgilerinin dikkate alınarak karar verildiğini, Kısaca davalının 2017 yılında bastırdığı ve davacının artık şirketle fiili olarak ilişkisini kestiği tarihten öncesine ait sahte ve gerçek dışı  faturalar düzenlendiğini, faturaların 2017 yılında basılmasına rağmen 2016 yılı için düzenlendiklerini, stoktan çıktığı  iddia edilen  malın stoktan ne şekilde ve kimin marifeti ile çıktığının ispat edilmediğini, bu konuda bir inceleme yapılmadan duyuma dayalı ifade veren husumetli tanık beyanı ile hüküm kurulduğunu, müvekkilinin husumetli olduğu mali müşavir eliyle aleyhin delil olarak düzenlenen makbuzların hükme esas alındığını, mahkeme gerekçesi doğru kabul edilse dahi davacının yokluğunda ve aleyhine düzenlenen bu faturalar için başvuracağı tek yolun bu dava olduğunu, davalının savunmasını belge ve ticari kayıtlarla kanıtlaması gerekirken ispat külfetinin tanıkla yerine getirildiğinin kabul edilmesinin hatalı olduğunu,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, davalı şirketin ortağı olan davacının, şirket kayıt ve mizanında gösterilen miktarda davalı şirkete borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı ve dava dışı ..., davalı şirketin iki ortağı ve münferit temsilcileridir. Davacının, davalı şirketin ortağı ve yöneticisiyken, aynı adreste başka .bir şirket kurduğu ve şirket merkezinin kiralanması sırasında düzenlenen kira kontratının sahteliği nedeniyle İstanbul Anadolu 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 202017/549 esas sayılı dosyasında açılan kamu davası sonucunda, davacınını/ sanığın TCK'nın 207/1 ve 59.maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezanın ertelenmesine karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. Ancak somut olayda, uyuşmazlık davacının, ortağı olduğu davalı şirkete olan borçlarından kaynaklandığından, davalı şirket ile davacının ortağı olduğu dava dışı şirket arasındaki borç alacak miktarının incelenmesine gerek bulunmamaktadır. Mahkemece davalı şirketin ticari defter ve kayıtları incelenmiştir. Ticari defterler üzerinde inceleme yapılarak düzenlenen bilirkişi raporlarına göre davacının, şirket kredi kartı ile yaptığı harcamalar, şirketten aldığı paralar ve bunlara ilişkin düzeltme beyanları ile şirkete ait demirbaşlara ilişkin davacı adına düzenlenen 5 adet fatura nedeniyle davacının 361.275,07 TL borçlu olduğu belirlenmiştir. Davacı, davalı şirketin ortağı ve münferit yetkili temsilcisidir. İki ortaklı limited şirkette her iki ortak şirketini temsile yetkilidir. Davacı, diğer davalı ortağın, şirket muhasebecisine, müvekkili adına fatura düzenlemesini istediğini, bu isteğin yerine getirilmemesi üzerine şirket muhasebecisi olan ...'ın işten çıkarıldığını ve yerine şirket mali müşavirliğine getirilen ...tarafından sahte belgelerle düzenlenen faturalardan borç oluşturulduğunu, faturaların 2016 tarihli olmasına rağmen fatura koçanının 2017 yılında alındığını, geriye dönük olarak sahte fatura düzenlenerek şirket adresine tevdi edildiğini ve davacının borçlandırıldığını ileri sürmektedir.İlk derece mahkemesi, alınan raporlara göre davalı şirketçe davacı adına düzenlenen 4 adet fatura muhteviyatı ticari mallara ilişkin 299.265,08 TL'nin ve 1 adet fatura içeriği demirbaşlara ilişkin 19.194,75 TL olmak üzere  318.459,83 TL için yapılan incelemede, davacı adına düzenlenen 30.12.2016 tarih 12004 nolu ve 80.672,29 TL tutarlı fatura muhteviyatı olan bir adet ...,.... ve bir adet ...-.. setin şirketin 30.09.2016 tarihli fiziki envanter listesinde bulunmadığı, ayrıca davacı adına düzenlenen 30.12.2016 tarihli 012005 nolu faturada 5. sırada yer alan ... 732 gb isimli 3.249,00 TL tutarlı demirbaşın da 30.12.2016 tarihli demirbsaş listeminde görülmediği, bu nedenle 80.672,29 + 3.249,00 TL = 83,921,29 TL'nin 4 adet fatura muhteviyatı olan 318.459,83 TL'den mahsubuyla davacının davalı şirkete 234.538,54 TL borçlu olduğu;  davacının şirket kartıyla yaptığı harcamalar ve diğer borçlardan kaynaklanan  42.815,24 TL yönünden ise hesap düzeltme işleminden kaynaklanan 9.958,18 TL'nin mahsubu ile şirket kaynaklarından 32.857,06 TL kullanıldığı ve davacının davalı şirket kayıtlarında gözüken 361.257,07 TL'den toplam 93.879,97 TL borçlu olmadığı kabul edilerek karar verilmiştir.Öncelikle davacı, davalı şirketin müdürü ve yetkilisidir.Dosyadaki sicil kaydına göre, davalı halen de şirketin münferit yetkili müdürüdür.Şirket kredi kartı ile yapılan harcamalar ile şirket kasasından temin edilen diğer menfaatler yönünden bu harcamaların şirket için yapıldığının davacı tarafından kanıtlanması gerekir. HMK'nın 190 ve TMK'nın 6.maddesine göre bir vakıadan kendi lehine hak çıkaran taraf dayandığı vakıayı ispatla yükümlüdür.Davacı şirket hesaplarından ve kartından yaptığı harcamaları şirket için yaptığını ileri sürdüğünü, bu vakıaları ispatla yükümlüdür. Ancak davacı adına düzenlenen fatura içeriklerinin doğru olup olmadığı ve emtianın teslim edilip edilmediğinin davalı tarafından kanıtlanması gerekmektedir.Her iki şirket ortağının karşılıklı olarak birbirlerini şikayet ettikleri dosya kapsamındaki takipsizlik kararlarından anlaşılmaktadır.Davacı tarafından şirketin diğer ortağı ve ... aleyhineİstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/59739   Soruşturma sayılı dosyasından yapılan suç duyurusu üzerine 21.01.2017 tarihinde düzenlenen ancak 30.12.2016 tarihli olan ..., ..., ..., ... ve ... seri numaralı faturaların şirketin diğer müdürü ... tarafından düzenlendiği, 05.04.2017 tarihinde ...'ın bildirdiği beyanname ve BA, BS formlarından öğrenildiği, şüphelilerden...'in 21.01.2017 tarihinde düzenlediği BS formu ile davacı adına düzenlenen faturaların sehven düzenlendiğinin gelir idaresine bildirildiği tespit edilerek kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir.Bu durumda mahkemece dosyada bulunan başta İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/59739 soruşturma numaralı dosyası ile dosya içinde bulunan aynı yerin 2018/14584 Soruşturma, 2018/184 Soruşturma sayılı dosyalarının getirtilerek, dosya içindeki beyan ve tesitlerin dikkate alınarak,Gelir İdaresi Başkanlığından düzeltme beyannamesi de getirtilerek ve dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirilerek, davacının o tarihte davalı ortaklığın ticari defterlerinin davacının denetim ve gözetimi altında tutulup tutulmadığının değerlendirilerek karar verilmesi gerekmektedir.Karar verilirken, davalının ticari defterlerinin davacı ortağın gözetim ve denetiminde tutulmadığının belirlenmesi hâlinde, düzenlenen ve mahkemece içeriği kabul edilen faturaların davacıya usulüne uygun şekilde tebliğ edilip edilmediği, yapılan tebliğ işlemi ile tebliğ alan ile davacı arasındaki ilişkiler değerlendirilerek belirlenmeli ve buna göre fatura konusu emtiaların da davacıya teslim edilip edilmediğinin değerlendirilmeden eksik inceleme ile karar verilmesi nedeniyle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,4-Yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,5-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi.03.07.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e55ee70e4be97d23","SID":"8fda6048fb14ea49"}}