{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    <br>T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/1891 <br>KARAR NO\t\t: 2025/864<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 21/05/2021 (Dava) - 07/07/2022 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2021/347 Esas - 2022/714 Karar<br>DAVA\t\t: Manevi Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 28/05/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 28/05/2025<br><br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/347 Esas-2022/714 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 10.12.2016 tarihinde sürücü ... yönetimindeki ... plakalı aracın Ata Caddesi istikametine sol tarafa doğru hatalı bir şekilde dönüş yaptığı sırada Ekonomi Üniversitesi’ne doğru gitmekte olan müvekkili ...’nın aniden yola çıkan ... plakalı araca çarptığını, bu nedenle müvekkili ...’nın motosikletinin devrilmesi sonucu hayati tehlike geçirdiğini ve vücut fonksiyonlarında sürekli kayba yol açacak şekilde yaralandığını, kaza neticesinde, İzmir 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2017/669 Esas sayılı dosyası ile sürücü ... aleyhine dava açılmış olup Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nin sunmuş olduğu 25/02/2019 tarihli raporda; “Sanığın olay yeri olan kavşaktan sol tarafa dönüşü, araçların seyir durumlarını kontrol ettikten sonra kontrollü bir şekilde yapması, ilk geçiş hakkını sol tarafından cadde üzerinden gelip kavşaktan düz geçiş yapmak isteyen mağdur sürücünün idaresindeki motosiklete vermesi gerekirken bu hususlara riayet etmediği, asli kusurlu olduğu, mağdur sürücünün de motosikletin hızını mahal şartları ve olay yeri kavşağını dikkate almadan azaltıp müteyakkız bir şekilde seyretmesi, otomobile karşı etkin tedbir alması gerekirken bu hususlara riayet etmeyip olayda tali derecede kusurlu olduğu…” şeklinde belirtilmiş olup mahkeme tarafından “…sanığın taksirle bir kişinin nitelikli yaralanmasına neden olup, bilinçli taksir halinin bulunmadığı 5237 sayılı TCK'nun 89/1,3-b maddesi gereğince cezalandırılmasına, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermek gerektiği kanaatine varılmıştır” şeklinde karar verildiğini, yine ceza dosyasına sunulan ,, Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Medikolegal Değerlendirme raporuna göre; yaralanmanın şahsın yaşamında tehlikeye neden olduğunun, dalak fonksiyonlarında sürekli kayba yol açacak nitelikte olduğunun belirtildiğini, müvekkilinin psikolojik olarak ruhsal çöküntülerinin meydana geldiğini, kazadan önce en basit eylem olan koşmanın bile kaza sonrası zorlandığı bir eyleme dönüştüğünü, tüm bu nedenlerden ötürü kasko kapsamında bulunan manevi tazminat klozu sebebi ile manevi tazminat taleplerinin hasıl olduğunu ve bu hususta sigorta şirketine 22.12.2020 tarihinde mail aracılığı ile dilekçe gönderildiğini, sigorta şirketinin \"mahkeme kararı gerektiğinden değerlendirmeye alınmadığı\" şeklinde 05.02.2021 tarihinde cevap verdiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 50.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 10.12.2016'dan itibaren işleyecek reeskont avans faiziyle müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP:<br>\tDavalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; kaza ile ilgili İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2017/21296 numaralı iddianamesine esas hazırlık soruşturması yapıldığını, soruşturma esnasınca alınan ve somut olayla en iyi şekilde özdeşleştiğini düşündükleri 07.03.2017 tarihli bilirkişi raporunda davacı ...'ya, kavşak kollarını ve geçiş önceliğini (2918s.k. md.84/h) önemsememesi, bu kavşaklardan her an bir araç çıkışı olabileceğini öngörmeden motosikletinin hızını durabileceği bir hızın çok daha fazlasıyla kullanarak ve md.52/a-b ve md.78' deki koruyucu ekipman kullanma zorunluluğu kuralını da ihlal etmek suretiyle kusur isnat edildiğini, müvekkili ...’ın trafik kurallarına ve nizamlara uygun bir şekilde kavşağa gelerek, kontrollerini yapıp, makul seyir ve hızda sola dönüşe geçip, dönüşünü tamamlamak üzere iken tamamen mağdurun hızı ve kusuru sebebiyle istemeden bu kazaya sebebiyet verdiğini, burada nazara alınması gereken bir hususun da kaza tarihinde kaza mahallinde yol düzenlemesi olduğu, anayol kapatılarak trafiğin tali yola verildiği, trafik ışık ve işaretlerinin uygulamada olmadığı, cadde üzerinde çok sayıda araç park etmiş olmakla sürücülerin görüş mesafelerini etkilemiş olduğunu, kusur durum ve dağılımları değerlendirilirken bu parametrenin de nazara alınmamış olmasının bir eksiklik olduğunu, yol düzenlemesi esnasında trafiğin olağan akışında seyretmesi ve gerçekleşebilecek kazaların önlenmesi amacıyla gerekli düzenlemeyi yapmayan idarenin de kazada kusuru bulunduğunu, ilgili idari birimlere davanın ihbarını talep ettiklerini, trafik kazalarında hangi davranışın zararı doğurduğu üzerinde durulması gerektiğini, zarar bu eylemin sonucu değilse, kurallara aykırı davrananın zarardan sorumlu tutulamayacağını, davacının aşırı hızlı olması sebebiyle çarpışmadan sonra savrularak park halindeki bir aracın altına motoruyla sıkıştığını, bu nedenle davacı tarafından müvekkilinden fahiş miktarda tazminat talep edilmesinin hakkaniyete uygun düşmediğini, ... plakalı aracın ,,,, A.Ş’nin Genişletilmiş Kasko Sigortası teminatı kapsamında olduğunu, \"İhtiyari Mali Sorumluluk Klozu\" başlığı altında yer alan; “...manevi tazminat talepleri aynı sigortanın maddi ve bedeni ayrımı yapmaksızın verilen limiti ile sınırlı olmak üzere teminat kapsamına alınmıştır” şeklindeki düzenlemeye göre işbu tazminat talebinin muhatabının müvekkili değil, sigorta şirketi olduğunu, müvekkili ancak ,,,,Sigorta A.Ş'nin yanında fer'i müdahil olabilecekken, davalı sıfatıyla manevi tazminat istenmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini, yine kazanın meydana gelmesinde açık kusuru bulunduğu düşünüldüğünden kazaların önlenmesi amacıyla gerekli düzenlemeyi yapmamış olan UKOME -,,,,, Ulaşım Koordinasyon Merkezi’ne izafeten ,,,,’na ileride rücu edilmek suretiyle işbu davanın ihbar edilmesini talep ettiklerini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Diğer davalılara usulüne uygun olarak tebligat çıkarıldığı, ancak davaya cevap vermedikleri anlaşılmıştır.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>Mahkemece; \"...Tüm dosya kapsamına göre; ... yönetimindeki ... plakalı araç ile Timurlenk Sokaktan gelerek sola doğru Sakarya Caddesi Ata Caddesi istikametine dönmek istediği esnada aracının sol arka kısımlarına, Ata Caddesi istikametinden Sakarya Caddesini takiben Teleferik istikametine seyir halinde olan ... yönetimindeki ,,,, plakalı motosikletin ön kısımlarıyla çarpması, akabinde motosikletin sürüklenerek park halinde bulunan ,,,, plakalı aracın arka kısımlarına çarparak altına girmesi sonucu, yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği, Karayolları Fen Heyetince düzenlenen 07/02/2022 tarihli rapordaki gerekçelerle  davalı sürücü ...’ın %75 kusurlu olduğu, davacı sürücü ...’nın %25 kusurlu bulunduğu, olayda başka kusurlunun bulunmadığı, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi tarafından düzenlenen 06/05/2022 tarihli raporda, 'Engellilik Ölçütü Sınıflandırılması ve Engellilere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik'  dikkate alınarak değerlendirildiğinde; şahısta olaya bağlı gelişen splenektomi (dalak alınması) nedeniyle engellilik oranının %10 olarak bulunduğu, ortalama fizyolojik tıbbi iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 1 ay olarak belirlendiği, TBK' nın 56/2. maddesindeki; 'Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.' şeklindeki yasal düzenleme gereğince, davacının manevi tazminat talep etme hakkı olduğu, davacının sürekli maluliyeti ile sonuçlanan kazanın meydana geliş şekli, davaya konu trafik kazasında davalı sürücünün  kusur oranı, davacının %10 oranında maluliyeti oluşacak şekilde yaralanması, olay tarihindeki paranın alım gücü, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, davacının, yaralanması nedeniyle çektiği elem ve ızdırap nazara alınarak, davacının, davalı sürücü, ve araç maliki ve kasko sigortacısı hakkındaki manevi tazminat talebine dair DAVASININ KISMEN KABULÜNE, 20.000,00-TL manevi tazminatın davalı ... ve ,,,, Ltd. Şti' nden kaza tarihi 10.02.2016 tarihinden, davalı ,,,,,Sigorta A.Ş.' den dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine ...\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN; \"...Davanın kabul edilmesi gerekirken kısmen kabulünün hatalı olduğunu, mahkemeye sunulan sağlık kurulu raporunda olaya bağlı olarak gelişen fonksiyon kısıtlılıkları ve arazları başlığı altında 3 husus belirtilirken raporda kişinin engellilik oranının sadece ‘dalak alınması’ belirtilerek %10 hesaplama yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi tarafından düzenlenen raporda fonksiyon kaybı oranı %17 iken, Ege Üniversitesi Sağlık Kurulunca hazırlanan raporda %10 olarak belirlenmesinin hukuka aykırı olduğunu, kaldı ki mahkemeden İl Sağlık Müdürlüğü’ne müzekkere yazılarak farklı bir özürlü sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastanenin görevlendirilmesi istenmesine rağmen talepleri değerlendirilmeksizin düşük manevi tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu, yine müvekkilinin olay tarihinden itibaren iyileşme süresinin 1 ay olduğu belirtilmişse de bu tespite de itiraz ettiklerini, dinlenen tanık ifadeleriyle bu sürenin kesinlikle 1 ay kadar kısa olmadığının, hala daha müvekkilinin manevi yönden kazaya bağlı sıkıntılarının devam ettiğinin tespit edildiğini, kaldı ki işbu davanın manevi tazminata yönelik olup özürlülük raporunda belirtilen orandan ziyade kazaya bağlı olarak müvekkili üzerinde psikolojik ve manevi yönden oluşan hasarlara odaklanılması gerektiğini...\" beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.<br>DAVALI ... VEKİLİ TARAFINDAN; \"...Karara kısmen kabule ilişkin kısmı yönünden katılmadıklarını, manevi tazminatın belirlenmesi yönünden yeterli  inceleme yapılmaksızın karar verildiğini, 07.02.2022 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığını, kazada kusuru bulunan,,,,'nin kusuruna ilişkin inceleme yapılmadığını, somut olaya ilişkin olarak soruşturma aşamasında alınan 07.03.2017 tarihli raporda, ceza aşamasında alınan 01.02.2018 ve 18.07.2018 tarihli raporlarda ilgililerin kazada kusuru bulunduğunun tespit edildiğini, ancak mahkemece dosya kusur incelemesine gönderilmeden önce ihbar taleplerinin değerlendirilmediğini, bu durumun bir sonraki celsede dile getirilerek ... dosyaya ihbar olunan olarak eklenmiş ise de dosyanın yeniden bilirkişiye gönderilmediğini, bu durumun, belediyenin sorumluluğunun incelenmemesi ve böylece müvekkilinin de kusur oranının hesabında hataya düşülmesi sonucuna yol açıldığını, her ne kadar 08.03.2022 tarihli dilekçelerinde detaylı açıklamalara yer verilmiş ise de özetlemek gerekirse;  ilgili raporda, 2020 yılında olay yerine ilişkin görüntülerde görülen ‘DUR’ uyarı levhasının olay tarihinde olmadığı, daha sonra lüzum üzerine konulduğunun tespit edildiğini, ne var ki dur levhasını olay tarihinde kavşağa koymayan belediyenin kusuruna ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, keza belediyenin sorumluluğu ile ilgili tek somut delilin ‘DUR’ uyarı levhasının konulmamış olması da olmadığını, ilgili kavşakta trafik yoğunluğu bakımından farklılığı belirten işaret de bulunmamakta olup bu hususun gerek soruşturma aşamasında alınan 07.03.2017 tarihli rapor gerek ceza aşamasında alınan 01.02.2018 ve 18.07.2018 tarihli raporlarla da sabit olduğunu, zira ilgili raporlarda kavşağın, kontrolsüz kavşak olarak değerlendirilerek meydana gelen kazada belediyenin eksikliğinin etkili olduğunun tespit edildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yapılan tespitlerin mevzuat hükümlerine aykırı olduğunu, Karayolları Trafik Kanunu'nun 57.madde (c)-2.hükmü ile motorlu araçlardan soldakinin, sağdan gelen araca ilk geçiş hakkını vermek zorunda olduğunun hükme bağlandığını, somut olayın gerçekleştiği kavşakta, kavşak kollarının trafik yoğunluğu bakımından farklı olduklarının işaretlerle belirlenmemiş olduğu göz önüne alındığında ilgili maddenin somut olayla doğrudan ilgili olduğunun izahtan vareste olduğunu, dolayısıyla eldeki açık kanun hükmüne rağmen müvekkili ...'ın değil motorlu araç sürücüsü davacının geçiş önceliği olduğu şeklindeki görüşe katılmak mümkün olmamakla, bu kanaatin mevzuat hükmüne açıkça aykırı olduğunu, müvekkiline yüklenen %75 kusur oranı da bu değerlendirmelere istinaden hesaplandığından hatalı olduğunu, asli kusurlu olan tarafın motorlu araç sürücüsü davacı olduğunu, tüm bu eksikliklerin yanı sıra  raporlar arasında açık bir çelişki bulunmasının da, raporun denetime elverişli olmadığına ilişkin şüphe yaratır nitelikte olduğunu, manevi tazminatın belirlenmesinde değerlendirilecek unsurlardan olan sürücünün kusur oranı açığa çıkarılmadan karar verildiğini, hükmedilen manevi tazminat miktarının, müvekkilinin neredeyse hiç kusuru bulunmaması ve karşı tarafın uğradığı zararın bu derecede büyük olmadığı düşünüldüğünde oldukça fahiş olduğunu, son olarak tarafların ekonomik ve sosyal durumlarının da yeterince incelenmediğini, hükmedilen manevi tazminat miktarının müvekkilinin alım gücüne oranla oldukça yüksek kaldığını...\" beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, trafik kazasına dayalı cismani zarar nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; mahkemece hükme esas alınan Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp ABD tarafından düzenlenen maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte olan \"Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik\" hükümlerine uygun şekilde düzenlendiği, davacının kaza sebebiyle %10 maluliyeti ve 1 aylık geçici işgöremezliği olduğunun usulünce belirlenmiş olduğu, kusura ilişkin olarak; her ne kadar ceza dosyasında farklı yönde kusur raporları mevcut ise de, ceza mahkemesince verilen kararda otomobil sürücüsü davalı ,,,,'nın asli kusurlu olduğuna dair raporun esas alındığı, kaldı ki ceza mahkemesi kararının HAGB niteliğinde olduğundan kesin nitelikte olmadığı gibi yasa gereği ceza mahkemesince belirlenen kusur oranlarının hukuk hakimini bağlayıcı da olmadığı, ayrıca ceza mahkemesince son olarak alınan ve hükme de esas alınan kusur raporunun İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınmış heyet raporu olduğu ve bu raporda davalı sürücünün asli kusurlu kabul edildiği, eldeki davada da mahkemece kusur raporu alınmış olup, Karayolları Fen Heyetinden alınan raporda davacının %25 (KTK 52) ve davalı ,,,,'nın ise %75 kusurlu (KTK 84) bulunduğu, dosyada mevcut ve hükme esas alınan heyet raporlarının daha ayrıntılı, gerekçeli ve olayın oluşumuna uygun olduğu, kaza tespit tutanağı ile de uyumlu olduğu, yine raporda başkaca kusur atfedilecek taraf olmadığı da açıkça belirtilmiş olduğu gibi, kaldı ki bu hususun zarardan müteselsilen sorumlu olan sorumlular bakımından iç ilişki olup, davacıya karşı ileri sürülemeyeceği anlaşılmakla, bu yönlerdeki itirazların reddi gerekmiş, yine dosyada tarafların sosyal ve ekonomik durum araştırmalarının da yapıldığı görülmekle bu itirazın da reddine karar verilmiştir.<br>Bununla birlikte, davacı tarafın istinaf itirazları bakımından yapılan değerlendirmede; davacının %25 kusurlu olmasına, %10 maluliyeti ve 1 ay geçici işgöremezliğinin bulunmasına, olay tarihinde 17 yaşında olup lise son sınıf öğrencisi olmasına, dalağının alınmış olup askere alınmamış olmasına, yine tanık beyanlarına göre vücudundaki ameliyat izinden dolayı psikolojik ve sosyal anlamda yaşadığı olumsuzluklara, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına ve tüm dosya kapsamına göre, mahkemece hükmedilen manevi tazminatın somut olayın özelliklerine göre az kaldığı anlaşılmakla, HMK 353/1-b-2.madde uyarınca mahkeme kararının kaldırılarak Dairemizce 40.000-TL manevi tazminat olarak yeniden hüküm tesisine karar verilmiştir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı ... vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine, davacı vekilinin istinaf itirazlarının ise kısmen kabulü ile, kararın kaldırılarak HMK’nın 353/1-b-2. maddesi gereğince Dairemizce yeniden hüküm tesisine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>I-Davalı ... vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>II-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜ ile, İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/347 Esas - 2022/714 Karar sayılı kararının HMK’nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, KALDIRILAN KARARIN YERİNE GEÇMEK ÜZERE;<br>\"1-DAVANIN KISMEN KABULÜ ile, 40.000,00 TL manevi tazminatın davalı ... ve,,,, Ltd. Şti'nden kaza tarihi olan 10.02.2016 tarihinden, davalı ,,,, Sigorta A.Ş'den dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,<br>2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 2.732,4‬‬0 TL harçtan peşin alınan 170,78-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.561,62 ‬TLharcın davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına,<br>3-Kabul edilen manevi tazminat davasında hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca davacı yararına takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ..., davalı ,,,, Ltd. Şti. ve davalı ,,, Sigorta A.Ş'den müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,<br>4-Reddedilen kısım için hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca davalı ,,,, Sigorta A.Ş ve ... yararına takdir olunan 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalılara verilmesine,<br>5-Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL'nin davada haksız çıkan davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına,<br>6-Dava kısmen kabul edildiğinden davacı tarafın yaptığı 496,70 TL davetiye ve posta gideri, 1.950,00 TL bilirkişi ücreti, 50,00 TL tanıklık ücreti olmak üzere 2.496,7‬0 TL yargılama giderinden kabul-red oranı nazara alınarak 1.997,36 TL'lik yargılama giderinin ve bu tutara davacı tarafın karşıladığı anlaşılan 59,30 TL başvurma harcı, 170,78 TL peşin alınan harcın ilavesiyle, toplamda 2.227,44 TL'nin davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>7-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan avanstan kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine\",<br>ŞEKLİNDE YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,<br>III-Davacı vekilinin SAİR İSTİNAF İTİRAZLARININ REDDİNE,<br>IV-İSTİNAF AŞAMASINDA;<br>a-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının istek halinde davacı tarafa iadesine,<br>b-Davalı ...'tan alınması gereken 1.366,2‬0 TL istinaf karar harcından yatırılan 298,86‬ TL harcın mahsubu ile kalan 1.067,34‬ TL harcın bu davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>V-a-Davacı tarafından karşılanan 189,00 TL posta masrafı ve 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcına ilişkin toplam 409,70 TL istinaf yargılama giderinin tüm davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, <br>b-Davalı ... tarafından karşılanan istinaf yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, <br>VI-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>VII-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç, teminat ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  28/05/2025<br><br>\t\t\t\t<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e8d0a88dc3840e7a","SID":"b933668194efc4d1"}}