{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1989 Esas<br>KARAR NO:2025/1020 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2016/119 Esas-2022/369 Karar<br>TARİHİ:11/04/2022<br>DAVA:Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:19/06/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davalı şirket ...ve ... ile müvekkili  arasında yapılan 20.02.2008 tarihli Sözleşme  ve 21.04.2008 tarihli Ek Protokol  gereğince ...Şti.'nin hisselerinin devri sureti ile sözleşme konusu maden ruhsatlarının devrinin  gerçekleştirildiğini, Sözleşme konusu bedel ile ilgili olarak davalı tarafça ödeme yapılmaktan imtina edilmesi üzerine müvekkilce İstanbul 49.Asliye Ticaret Mahkemesi'nde dava açıldığını  ve mahkemece 2011/515 E., 2014/169 K. Sayılı kararı  ile müvekkilin davasını kısmen  kabul edildiğini, davalı tarafça müvekkile 2.411.547,97 —USD ödenmesine karar verildiğini, davalı tarafça açılan karşı davanın ise  mahkemece reddedildiğini ve kararın  temyiz edildiğini, temyiz sonucunda Yargıtay diğer bütün temyiz itirazlarını redderek madenin rezervi ile ilgili olarak son bir  bilirkişi incelemesi yapılmasını önererek kararı bu yönü ile bozduğunu, Netice itibari ile sözleşmenin geçerliliği ve bu sözleşmedeki müvekkilinin  haklılığının mahkeme kararı ve Yargıtay kararı ile kesinleştiğini, bütün bu süreçte akdi inkâr etmeye çalışan ...AŞ ve ... AŞ ve devam eden aşamada şirket hisselerine sahip olan ... Holding, dava konusu maden ruhsatı sahibi ...Şti'ndeki hisselerini ... AŞ'ye Beyoğlu ...Noterliğinin 25.04,2014 tarih ... Yevmiye nolu Hisse Devir Sözleşmesi ile devrettiğini, bu devirle değişen ortaklık yapısı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin 16.07.2014-tatih ... yevmiye nolu sayısı ile ilan edildiğinin  taraflarınca  öğrenilince değişen bu ortaklıkla yeni malik ... AŞ'ye ve sözleşme ile muhatap oldukları 1ve 2 nolu davalılara Konya ... Noterliğinin 07.09.2014 tarih...Yevmiye nolu ihtarla  dava konusu edilen  hususları ihtar ettiklerini, gönderilen ihtarnamede ...'na ilişkin hisselerin  müvekkilce devredilirken 1 ve 2 nolu davalılarla imzalanan 20.02.2008 tarihli sözleşmede Maden Ruhsatlarındaki Dekapaj ve Kömür üretimi ile ilgili piyasa koşullarında “İlk Ret Hakkı' müvekkilce saklı bırakıldığı, maddenin gayet açık olduğu, buna riayet edilmez ise gerekli davaların açılacağının bildirildiğini, davanın  temelini teşkil eden sözleşmenin 3.4 maddesinin  aynen şu şekildedir: “Madde 3.2 ve 3.3 te tarif edilen işlemlerin tamamlanması sonrasında madencilerin bakiye kalan ödeme dışında dekapaj ve kömür üretimi teklifi ile ilgili alınan tekliflerde ilk red hakkının dışında arama ruhsatı üzerinde herhangi bir hakkı olmayacaktır.” bu maddenin  Madencilik sektöründe çok iyi bilinen bir hak olduğunu, Sözleşmenin iş bu maddesinin gereğince müvekkil Dekapaj ve Kömür üretimi ile ilgili olarak bu sahadaki işleri piyasa koşullarında ve piyasa şartlarında yapmak isterse bu hakkı verenin bunu başka birine yaptırma hakkının olmadığını, Yani Dekapaj ve Kömür  üretimi ile ilgili olarak taşeronluk hakkının  müvekkiline verildiğini, müvekkilinin bu hakkı saklı tutarak çok daha değerli olan bu madendeki haklarını uygun  bir fiyata devrettiğini, Davalılardan 1 ve 2 nolu davalıların  işbu sahadaki müvekkilin hakkını vermek zorunda olan, devrettiğinde dahi ya bu hakkı hisseleri devralana iletmek ve saklı tutturmak, ya da bunu yapmadığı için sözleşme ile yükümlendiği bu edimi yerine getirmediği için müvekkilinin yoksun kaldığı kârı ödemek zorunda olduğunu, diğer davalı şirket hisselerini devralan ... A.Ş. ise şirketin bu yükümlülüğünü bilmek ve araştırmak ve herhalükarda devraldığı bu işletmenin  borçlarından ve yükümlülüklerinden sorumlu olmak  durumunda olduğunu, davalılara çektilen ihtarnameye 1 ve 2 nolu davalıların  Ankara ... Noterliği 02.10.2014 tarih, ... yevmiye nolu ihtarname ile İstanbul 49. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/515 E., 2014/169 K. Sayılı dosyasının kesinleşmediği gerekçesi ile ihtarnamenin haksız olduğunu belirterek itiraz ettiğini, ... A.Ş.'ise cevabi İhtarnamesinde; sözleşme ve ek protokole hiçbir şekilde taraf olmadıklarını ve bu koşuldarı Konya ... Noterliği'ncel17,09.2014 tarih ve ... Yevmiye numatası ile keşide edilmiş olan ihbarname vasıtasıyla haberdar olduklarını bildirdiklerini,  sözleşmenin  gayet açık olduğunu,  1 ve 2 nolu davalıların  sözleşmeye uymak ile mükellef olduğunu, diğer davalının ise ticari işletmeyi devraldığı için devredenin borçlarından sorumlu olduğunu,  Türk Ticaret Kanunu 11/3 maddesi gereğince, doğan hukuki ilişkide haklar ve borçlar bir bütün halinde yeni muhatap ... A.Ş.'ye geçtiğini,  İşletmenin devrini TTK ile birlikte düzenleyen Türk Borçlar Kanunu işletmenin devrinde devralanla devredeni müteselsil  borçlu kabul etmiş ve devralanın işletmeyi aldığını  bildirme ve duyurma tarihinden itibaren 2 yıl süreyle devreden borçlu ile müteselsilen sorumlu tutulduğunu, ... A.Ş, her ne kadar cevabi ihtamamesinde haberi olmadığını idea etse bile Türk Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunun en temel kuralı olan işletmenin devri halinde mevcut yükümlülükleri üsttendiği hususunun değişmediğini, netice itibari ile davalılardan 1 ve 2 nolu davalılarla imzalanan 20.02.2008 tarihli sözleşmenin 3.4 maddesi gereğince dava konusu maden işletmesi ile ilgili olarak müvekkile verilen Dekapaj ve Kömür üretimi ile ilgili taşeronluk hakkının verilmemesi nedeni ile maden işlelme sahasının rezervinin İstanbul 49 İstanbul 49. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/515 E, 2014/169 K. Sayılı dosyasındaki bilirkişi raporları da nazara alınarak; dekopaj ve kömür üretimi ile ilgili olarak toplam çalışma hacmi hesaplanarak; yapılacak masraflar çıktıktan sonra müvekkilinin elde edeceği kârın müvekkile verilmesini talep ettiklerini belirterek, belirsiz alacak davası olarak açtıkları  davada fazlaya dair haklarımız saklı  kalmak kaydı ile şimdilik 10.000-TL nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  müvekkili ...' şirketinin  işbu dilekçenin düzenlendiği tarih itibariyle ... Şti'nin tüm hisselerinin sahibi olduğunu, Müvekkilinin  bu hisselerin tümünü ... Holding A.Ş. ve ... A.Ş. (“... Danışmanlık”) arasında düzenlenen 25 Nisan 2014 tarihinde Beyoğlu ... Noterliği'nce tasdik edilen... sy Hisse Devir Sözleşmesi ile devir aldığını,Dava dilekçesinde de iddia edilen hususların  yine Davacı tarafından Konya ...Noterliği'nce 17.09.2014 tarih ve ... yevmiye numarası ile tanzim edilen ihtarname ile Müvekkil Şirket'çe tebellüğ edildiğini,  Tebliğ edilen ihtarnameye, işbu dilekçede de tekrar edilecek hususlar kapsamında itiraz edilerek Davacı'nın iddiaları reddedildiği  ve Davacı'nın taleplerinin diğer Davalılar ile arasında imzalanan 20.02.2008 tarihli sözleşme ve ekleri kapsamında diğer Davalılar'ı bağladığının beyan edildiğini,  Cevabi ihtarnamenin Beyoğlu ... Noterliği'nce keşide edilmiş 08.12.2016 tarihli ... yevmiye numaralı olup işbu dilekçe  ekinde sunduklarını, davacı'ya gönderilen ihtarnameye yanıt metnine Davacının başkaca bir yanıt vermediğini, bilahare huzurdaki davayı ikame ettiğini, Başkent Gölbaşı Hisselerinin Diğer Davalılar'dan Müvekkili ...'e devri sürecinde de herhangi bir belgede veya bilgi notunda veya Hisse Devir Sözleşmesi'nde hükme bağlanmadığını, bu anlamda Müvekkil ...'ün yaptığı tüm incelemelere ve bir basiretli tacir olarak gerçekleştirdiği değerlendirme ve eylemler kapsamında Davacı ile Diğer Davalılar arasındaki uyuşmazlık hakkında bilgisinin olmasının mümkün olmadığının beyan edildiğini, diğer davalılar da Davacı'ya gönderdikleri cevabi ihtarnamede Davacı'nın iddialarını reddettiğini, ayrıca Davacı'nın dava konusu olarak iddia ettiği “maden dekapaj ve kömür üretimi ile ilgili ilk red hakkı” nın dayandığını iddia ettiği Davacı'nın diğer Davalılar ile imzalandığı ifade edilen 20.02.2008 tarihli sözleşmenin de geçerli bir sözleşme olmadığını beyan etiklerini,Dava konusu olan ve Davacı'nın ileri sürdüğü “maden dekapaj ve kömür üretimi ile ilgili ilk red hakkı”nın hükme bağlandığı sözleşme Davacı ... ile diğer davalılar ...ve ... Danışmanlık arasında imzalandığını,  Müvekkili  Şirket veya Müvekkil Şirket'in tüm hisselerine sahip olduğu (maden ruhsatı sahibi) ... Şirketi bu sözleşmenin tarafı olmadığını, Davacı'nın dilekçesinde değindiği soyut ifadeler ile Müvekkili Şirket ile Davacı arasında bir hukuki ilişki olduğu yönündeki algı oluşturma çabası karşısında Davacı tarafından gerek EK-1de gönderdiği ihtarnamede gerek dava dilekçesinde somut, hukuken kabul edilebilecek bir delil mevcut  olmadığını, Zira böyle bir hukuki ilişki de mevcut olmadığını, Müvekkili Şirket'in Davacı ile arasında bir taahhüt veya sözleşme bulunmadığı izahtan varestedir. Bu nedenle, Müvekkil'in Davacı'ya karşı bir taahhüdü de bulunmamakla huzurda görülen davada taraf olması Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre bir dava şartı olan “husumet”in işbu davada müvekkil şirket açısında mevcut olmadığına karar verilerek davanın müvekkil açısından husumet yokluğundan dolayı reddine karar verilmesini talep ettiklerini,  “...” hisselerinin Müvekkil “...” tarafından ... A.Ş. ve ... A.Ş.'den satın alınması sürecinde, Davalılar ... A.Ş. ve... Danışmanlık ve ... A.Ş. tarafından ...'e, Davacı ile Davalılar ...Holding A.Ş. (eki unvanı:”... A.Ş.”) ve ... Danışmanlık ve ... A.Ş. arasında münakit 20.02.2008 tarihli Sözleşme ve 21.04.2008 tarihli Ek Protokol'den hiçbir şekilde söz edilmediğini,Müvekkili Şirket bu sözleşme ve ek sözleşmeden haberdar olmadığını, Yine Davacı ile Davalılar arasında İstanbul 49. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülmekte olduğu anlaşılan 2011/515 E. sayılı davadan da Davacı'nın Müvekkil'e göndermiş olduğu (EK-1)de sunulan Konya ... Noterliği'nce 17.09.2014 tarih ve ... yevmiye numarası ile keşide edilmiş olan ihtarname vasıtasıyla ilk defa haberdar olunduğunu,  ...A.Ş. ve ... A.Ş. Arasında akdedilmiş olan ... hisselerinin satın alınmasına ilişkin hisse alım (devir) sözleşmesi müzakere ve imza süreci kapsamında da söz konusu davaya, Sözleşme ve Ek Protokol'e ve ihtarname kapsamında belirtilmiş olan iddialara ilişkin hiçbir bilgi aktarılmadığını, atıfta dahi bulunulmadığını, her ne kadar Davacı tarafından keşide edilen (Ek-1de sunulan) ihtarnamede ...'nın hisselerinin devri esnasında Davacı tarafından bir kısım hakların saklı tutulmuş  olduğu belirtilmiş ise de Davacı tarafından iddia edilen konulara ve haklara ilişkin ... şirketinin ana sözleşmesinde, yönetim kurulu kararlarında veya diğer şirket kayıtlarında yer alan bir bilgi ve/veya belge de bulunmadığını, Müvekkili Şirketin  yapmış olduğu hukuki-mali-teknik inceleme akabinde tamamen iyi niyetle ve Davacı'nın gerek Ek-ideki ihtarnamesinde gerek dava dilekçesinde belirtilen hususlardan habersiz şekilde ... hisselerini ... Grubu şirketlerinden devraldığını, Müvekkili ... Şirketi ne Sözleşme'de ne de Ek Sözleşme'de taraf olmadığı gibi bir başka belgede de Davacı ...'a herhangi bir şekilde bir hak tanımadığını,  Müvekkili ... Şirketi ne de Müvekkil'in hisselerini devraldığı ... şirketi taraf olmadığı için Davacı'ya diğer Davalılarca verilen (varsa) hak Müvekkil'e karşı ileri sürülemeyeceğini, Davacı ise, Müvekkil Şirket'i de bu uyuşmazlığın bir tarafı haline getirerek diğer Davalılar yanında Müvekkil'in de uyuşmazlık nedeniyle Davalılar ile arasındaki hak ve yükümlülüklerden dolayı menfaat teminat etme amacında olduğunu, Bu nedenle, arasında Sözleşmesel bir hak bulunmayan Müvekkil Şirketi de uyuşmazlığın bir tarafı gibi göstermeyi amaçlandığını, bir an için davalılar tarafından davacıya tanındığı iddia edilen ve dava konusu olarak iddia ettiği “maden dekapaj ve kömür üretimi ile ilgili ilk red hakkı”nın varlığı ve Müvekkil Şirketi de bağladığına dair bir hükme varılması halinde, Müvekkil'in ... hisselerini devir aldığı diğer Davalılar'a bu husus ve huzurdaki davadan dolayı uğrayabileceği her türlü zarar, yargılama gideri, faiz, harç, vergi, ücreti vekâlet ve bunların her türlü fer'ilerini rücu etme hakkımızı saklı tuttuklarını belirterek, dava konusunu değiştirme-genişletme (HMK md 141) hakkı  ile davaya cevap ve delil ileri sürme hakkımız başta olmak üzere tüm savunma hakları saklı kalmak kaydı ile; Davanın Müvekkili Şirket açısından Husumet yönünden reddine karar verilmesini, Husumet itirazının davanın yukarıdaki gerekçelerimiz kapsamında izah edilen nedenlerle reddine karar verilmesini,  dava dilekçesinde Sayın Hakimliğiniz tarafından tespit edilebilecek eksiklerin varlığı halinde eksikliğin ikamesi için HMK md 119/2 kapsamında ara karar alınması, eksikliğin süresi içinde giderilmemesi halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini, dava nedeniyle Müvekkili  tarafından yapılan masraf ve bilcümle harcın davacıya tahmiline karar verilmesi ve ücreti vekâletin davacıdan tahsil edilerek Müvekkil Şirket'e ödenmesini talep etmiştir.Davalılar ...ve ... vekillerinin cevap dilekçesinde özetle; Müvekkillerİ ile madenciler diye tabir edilen ..., ... ve  ... arasında 20.02.2003 tarihli sözleşme akdedildiğini, Sözleşme gereğince madenciler sahibi oldukları .... Şti. hisselerini müvekkile devretmeyi taahhüt ettiklerini, sözkonusu sözleşmede aynı zamanda ... Enerjinin sahibi olduğu Ankara İli, Gölbaşı İlçesi Karagedik Köyü sınırları içerisinde yer alan ... ruhsat numaralı 1286,71 hektar ve .... ruhsat numaralı 1805,51 hektar ve Balikesir İli Bandırma İlçesi ...Küyü sınırları içinde yer alan 868,94 hektar arama ruhsatlarının da yine ... firmasına ait olması sebebiyle hisseler ile birlikte devredileceği kararlaştırıldığını, müvekkillere de karşılığında bedel ödemeyi kabul ettiklerini, Davacı ... Ankara ... Noterliğinin 24 Nisan 2008 tarih ve ... yevmiye nolu Limited Şirket Hisse Devri Sözleşmesi ile 300.000-TL bedcl karşılığında sahibi olduğu ... firması hisselerini müvekkillerden ... Enerjiye, ...Ankara .., Noterliğinin 24 Nisan 2008 tarih ve ... yevmiye nolu Limited Şirket Hisse Devri Sözleşmesi ile 500.000-TL bedel karşılığında hisselerini müvekkillerden ... Enerjiye, ... Ankara ...Noterliğinin 24 Nisan 2008 tarih ve ... yevmiye nolu Limited Şirket Hisse Devri Sözleşmesi ile 1.000-TI. bedel karşılığında hisselerini müvekkillerden ...'e, ... Ankara ... Noterliğinin 24 Nisan 2008 tarih ve ... yevmiye nolu Limited Şirket Hisse Devri Sözleşmesi ile 199.000-TL. bedel karşılığında hisselerini müvekkillerden ... Enerjiye devrettiğini, Madencilerin hisselere karşılık aldıkları bedelleri noter huzurunda bildirdiklerini  ve başkaca hak ve alacaklarının  kalmadığını beyan ettiklerini,  ancak, 20.02.2008 tarihli sözleşmeye konu edilen ruhsatların madencilere veyahut ... firmasına ait olmayan  hisseleri devralındıktan sonra öğrenildiğini, yani davacı kendisine ait olmayan ruhsatları satım konusu ettiğini ve müvekkillerini yanılttığını, ruhsatların  davacı tarafından müvekkillere devredilmediğini, Ruhsatların ... firması tarafından 24.12.2008 tarihinde ... firmasına devredildiğini, ... firması tarafından ... firması aleyhine Ankara 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/615 Esas sayılı dosyası dava açıldığını, Sözkonusu davada ... firmasının  kendisinc ait olan ruhsatların ... firmasına deyredilmesine rağmen devir  ücretinin ödenmemesi sebebiyle alacak iddiasında bulunduğunu, Madencilerden davacı ... tarafından ise 20.02.2008 tarihli sözleşmeye istinaden ruhsatların devredildiği ve devir ücretinin  tahsili amacıyla İslanbul 49. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/515 esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, her ne kadar davacı tarafından bu dava sonucunda bozma ilamına konu edilmeyen hususlar yönünden kararın kesinleştiği iddia edilmiş ise de Yargıtay  bozma ilamına karşı karar düzeltme yoluna başvurulduğunu ve henüz kesinleşen bir hüküm bulunmadığını, madencilerden ... bu kez işbu davayı açmak suretiyle 20.02.2008 tarihli sözleşmenin 3.4. maddesine istinaden dekapaj ve kömür ürelimi ile ilgili  olarak taşeronluk hakkının kendisine verildiğini iddia etmiş ve kendisine bu hakkın verilmemiş olması sebebiyle kar kaybı talebinde bulunmak suretiyle belirsiz alacak davası açtığını, Açılan  davanın reddi gerektiğini, davaya bakmaya İstanbul mahkemeleri yetkili olmayıp kesin yetki kuralı gereği davaya bakmakla gölbaşı mahkemelerinin yetkili olduğunu,  davacının talepleri zamanaşımına uğradığını,Tacir olan davacının HMK 107.Maddesine dayanarak zararını/kar kaybını hesap edemediği yönündeki iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, Davacının bu madde arkasına saklanmaya çalışmasının temel nedeninin zamanaşımı def'ilerini ekarte etmek olduğunu, bu nedenle şimdiden  davacının ileride yapacağı ıslah veyahut  alacağın artırılması yoluyla bedel artımı yönündeki beyan ve dilekçelerine muvafakatlerinin  bulunmadığını,  müvekkillerine  husumet yöneltilmesinin  yerinde olmadığını, 20.02.2008 tarihli sözleşmenin taraflarının  madenciler diye tabir edilen ..., ...ve ... ve müvekkilleri olduğunu,  Sözleşmenin konusu ise esasen  madencilerin hissedarı olduğu ... Şti. hisselerinin müvekkile devredilmesi olduğunu,  Sözleşme yapılırken madencilerin, ... Şti.nin 3 adet maden ruhsatına sahip olduğunu beyan ettiklerini,Müvekkilinin  amacının rusatların sahibi olan ... firmasının sahibi olmak olduğunu, Şirket hisselerinin  devralındıktan sonra şirketin ruhsat sahibi olmadığının  haricen öğrenildiğini,  20.02.2008 tarihli sözleşmenin yapıldığı tarihte ruhsatların  ...firmasına değil...A.Ş. firmasına ait olduğunu,  ... firmasına ruhsatların .. firması tarafından devredilmiş olup bu firma da devir nedeniyle firma aleyhine alacak davası açtığını,Davanın  derdest olduğunu,  her ne kadar 20.02.2008 tarihli sözleşmenin  müvekkiller ile davacı arasında akdedilmiş olsa da ruhsat sahibi ... firması olup  ve ayrı bir tüzel kişiliğe sahip olduğunu, Müvekkillerinin , ... firmasındaki hisselerinin tamamını diğer davalı... firmasına devrettiğini,  Müvekkillerin  hiçbir zaman ruhsat sahibi olmadıklarını, Şu an için ... Firmasının ortağı da  olmadığını,O nedenle her ne şekilde adlandırılırsa adlandırılsın davacının müvekkile husumet yöneltmesinin hiçbir hukuki dayanağı bulunmadığını, öncelikle davanın husumet nedeniyle reddi gerektiğini,  20.02.2008 tarihli sözleşmenin geçersiz olduğunu, 20.02.2008 tarihli sözleşmenin  iki farklı konuya ilişkin olduğunu, Sözleşmenin konusunun ; ilk olarak madencilere ait olan ...firna hisselerinin müvekkillere devri ikinci olarak da ... firmasının sahibi olduğu 3 adet ruhsatın devri olduğunu,  limited şirket hisse devir işlemlerinin  resmi şekle tabi olup hem devir hem de devir vaadi sözleşmelerinin noter huzurunda yapılması gerektiğini,  aksi halde geçerlilik şeklinden yoksun  olan sözleşmelerin  hükümsüz olacağını, Dava konusu edilen 20.02.2008 tarihli sözleşme değerlendirildiğinde sözleşmenin hisse devir vaadi sözleşmesi olduğu ve bu nedenle de TTK 520. Maddesi gereğince notor tasdikine haiz olması gerektiğini oysaki 20.02.2008 tarihli sözleşme adi şekilde taraflar arasında düzenlenmiş olup sözleşmenin TTK 520. Maddesi anlamında geçerli bir sözleşme olmadığını, sözleşme konusu edilen ruhsatların sözleşme tarihi olan 20.02.2008 tarihinde ...veya dayacıya ait olmaması sebebiyle sözleşmenin konusunda objektif imkansızlık mevcut olup sözleşmenin batıl olduğunu,  20.02.2008 tarihli sözleşmenin geçerli olduğunu kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için geçerli olduğu düşünülse dahi bu sözleşme ile davacıya verilen/ devredilen/tanınan bir hak bulunmadığını,  aksini kabul anlamına gelmemekle birlikte sözleşme hükmünün bir ön sözleşme (şözleşme yapma vaadi) olduğu düşünülse dahi bu sözleşmenin,esaslı unsurlara sahip bulunmadığını, davacının her ne ad altında olursa olsun müvekkillerden bir talepte bulunmasının  mümkün olmadığını, müvekkilinin  temerrüde düşmediğini veyahut  temerrüde düşürülmediğini, şirket hisse devri işlemi yapılmış olup, ticari işletme devri hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığını, madencilerin 2009 yılında yapmış oldukları protokol ile 20.02.2008 tarihli sözleşmeden kaynaklanan hiçbir hak  ve alacaklarının kalmadığını beyan kabul ve taahhüt ettiklerini belirterek, hukuki dayanağı bulunmayan davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacının üzerinde bırakılımasına karar verilmesini talep etmişlerdir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 11/04/2022 tarih ve 2016/119 Esas-2022/369 Karar sayılı kararında;\"...Davalı ... şirketleri sözleşme gereği, işbu sahadaki davacının bu hakkını kullandırmak, devrettiğinde de bu hakkı hisseleri devralan diğer davalı... AŞ'ye bildirmek ve ona da kabul ettirmek zorunda olduğundan, bu hususları yerine getirmediği için ve dava konusu ilk red hakkının yer aldığı sözleşmenin doğrudan tarafı olduklarından davacı taleplerinden sorumlu tutulmuşlardır.Diğer davalı ... AŞ, ilk red hakkının yer aldığı sözleşmenin tarafı olmayıp,  dava konusu maden sahasının (dava dışı....şirketinde bulunan) hisselerini davalılardan ... AŞ ye devredilmesi aşamasında, diğer davalı ... şirketleri tarafından davacının ilk red hakkı ile ilgili olarak kendisine bildirildiğine dair bir iddia ve bilgi, belgeye rastlanılmadığından, dava konusu olan bu hakkın bu davalıya karşı ileri sürülemeyeceği, dolayısıyla bu haktan kaynaklanan zarardan da sorumlu tutulamayacağı kanaati ile, davanın davalı... A.Ş yönünden husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmiştir...\"gerekçesi ile,  ''1-Davanın davalı ... A.Ş yönünden husumet yokluğu sebebiyle reddine, 2-Davanın diğer davalılar yönünden kabulü ile, 7.596.558,00 TL'lik kısmı kömür üretiminin- taşıması işi için, 106.329.486,00 TL lik kısmı Dekapaj işi için olmak üzere toplam 113.926,044,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar ...A.Ş. ve ... Holding A.Ş'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalılardan...Şirketler vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Diğer davalının bir işletmeyi devraldığını ve müştereken/müteselsilen sorumlu tutulması gerektiğini, bu davalı hakkındaki husumetten davanın reddi kararının haksız olduğunu ve kaldırılması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ....Şirketler  vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının gerekçesiz olduğunu, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, somut olayda davacının, dava dilekçesinin son sayfasının 2. Paragrafında; maden sahasındaki rezervin İstanbul 49. ATM'nin 2011/515 Esas ve 2014/169 Karar sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda tespit edildiğini belirttiğini, söz konusu rapordaki tespit dikkate alınarak dekapaj ve kömür üretimi ile ilgili olarak toplam çalışma hacminin hesaplanmasını talep ettiğini, yine 21/02/2020 tarihli dilekçesi ekinde sunmuş olduğu mütalaada kendi elinde bulunan bilgi ve belgelere istinaden yapılan hesaplamaları dosyaya ibraz etmiştir, keza İstanbul 49. ATM'nin 2011/515 Esas ve 2014/169 Karar sayılı dosyasında tespit edilen rezerv miktarı üzerinden yapılan hesaplamalara itibar edilerek hüküm kurulduğunu, davacının bu beyanı ve mahkemenin kabulü karşısında davacının bu davadaki taleplerinin dava tarihi itibariyle kendisi yönünden belirsiz nitelikte olduğundan söz edilemeyeceğini, belirlenebilir nitelikte bir alacak için davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki bir menfaatinin bulunmadığını,Davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, ilk derece mahkemesince zamanaşımı itirazlarının dikkate alınmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin 20/02/2008 tarihinde akdedildiğini, davacının eser sözleşmesine konu alacak talebiyle ilgili zamanaşımı süresinin 20/02/2013 tarihinde dolduğunu, 24/04/2008 tarihli hisse devir sözleşmesi ile şirkete ait hisselerin devralındığını, zamanaşımı süresinin bu tarihten itibaren işlemeye başladığı düşünülse dahi 24/04/2013 tarihinde zamanaşımı süresinin dolmuş olacağını,Davacının tek başına işbu davayı açmakta aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, sözleşmenin taraflarının düzenlenme biçimi ve sözleşme içeriği birlikte değerlendirildiğinde, müvekkil şirketlerin alıcılar tarafında, davacı ve adı geçen diğer iki kişinin de madenciler tarafında yer aldığını, sözleşmenin 3.4 maddesinde davacıya tanındığı iddia edilen hakkın tek başına davacıya tanınan bir hak olmadığını, madencilere tanınan bir hak olduğunu, davacının bu hakkı tek başına kullanmasının mümkün olmadığını, ayrıca davayı dayanak yapılan sözleşmenin ... ile Madenciler arasında akdedildiğni, ancak sözleşme ile maden ruhsatlarının ...'a değil, sözleşmede hisse devrine konu edilen ... Firmasına devredildiğini, yani müvekkil ... ile Madenciler arasında ... firmasının hisselerinin devralınmasına ilişkin sözleşme akdedildiğini, devir işlemi gerçekleştirildikten sonra ve sahada işlem yapılmasın aşamasında müvekkil ile değil, ... ile Madenciler arasında dekapaj ve kömür üretimi işi ile ilgili taşeron sözleşmesi akdedilmesinin gündeme geleceğini, nitekim müvekkiller ruhsat sahibi firma olmadığından, müvekkiller ile madenciler arasında bir sözleşme akdedilmesinin ve müvekkil şirketlerin böyle bir sözleşmeye taraf olmasının hukuken mümkün olamayacağını,İlk derece mahkemesi tarafından sözleşmenin bir ön sözleşme olduğu tespit edilmişse de, karar içeriğinde ön sözleşme ifadesinin kullanılmadığını ve adeta asıl sözleşme akdedilmiş ve asıl sözleşme ifa edilmemiş gibi sonuca gidildiğini, oysa ki tarafların henüz ön sözleşme aşamasında kaldıklarını, böyle bir durumda müspet zararın koşullarının oluştuğundan söz edilmesinin mümkün olmadığını,Müvekkiller ... tarafından dekapaj ve kömür üretimi işinin ...firmasına verildiğine ilişkin beyanları ve buna yönelik sunduğu belgeler dikkate alınarak müvekkil aleyhine hüküm kurulmasının temelde hatalı olduğunu, müvekkillerin saha üzerinde hiçbir işlem yapmadıklarını, sözlşmeler incelendiğinde davalı müvekkillerin ortak olduğu döneme ilişkin dekapaj ve kömür üretim faaliyeti yapılmadığını, müvekkiller tarafından hisselerin 25/04/2014 tarihinde devredildiğini, ... ile ilk sözleşmenin 10/10/2014 tarihinde yapıldığını, bu tarihte davalı müvekkil firmaların ... firmasının hissedarları olmadığını, davacının beyanlarına itibar edilerek dekapaj ve kömür üretiminin müvekkiller tarafından ... firmasına verildiğinin belirtilmesinin hatalı olduğunu, kendi beyanarının dikkate alınamadığını, taraf şirketlerin ve ayrıca maden ruhsatlarını bünyesinde bulunduran ... firmasının ticari defter ve belgelerinin incelenmediğini,Taraflar arasında 20/02/2008 tarihli sözleşme akdedildiğini, ... firmasına ait hisslerin 24/04/2008 tarihinde müvekkillerin devrettiğini ve maden sahasına ait ruhsatların da bu tarihten sonra 24/12/2008 tarihinde ... firmasına devredildiğini, müvekkil şirketler tarafından, sahaların değerlendirilmesi neticesinde ekonomik olarak işletilemeyeceği kanaatine varıldığını ve sahaların işletmeye hiçbir zaman açılmadığını, bu nedenle ... firmasına ait hisselerin yine ruhsatlar ile birlikte diğer davalı ... A.Ş'ye devredildiğini, müvekkillerin ... firmasının sahibi olduğu 24/04/2008 ve 25/04/2014 tarihleri arasında beş yıl süreyle hiçbir iş ve işlem yapılmadığını,Maden İşleri Genel Müdürlüğünden verilen bilirkişi raporunda, bilirkişiler tarafından sahadaki faaliyetin 2014 yılı itibariyle tespit edildiğini, 2014 yılı öncesinde Maden İşleri Genel Müdürlüğüne bildirilen herhangi bir iş ve işlem bulunmadığını, ilk derece mahkemesi tarafından söz konusu verilerin sahada faaliyet gösterilip gösterilmediği konusunda dikkate dahi alınmamasına rağmen hesap aşamasında dikkate alınmış olmasının kendi içerisinde çelişki yarattığını, ...'den maden sicil dosyasının getirtildiğnii ancak bu bilgi ve belgelerin hem bilirkişiler hem de mahkeme heyeti tarafından yok sayıldığını, Davacı tarafından 21/02/2020 tarihli dilekçe ekisnde sunulan ... firmasına ait bilgiler incelendiğinde; işin başlama tarihinin 10/10/2014 ve bitim tarihinin 31/12/2019 tarihi olduğunu, yani müvekkiller tarafından 25/04/2014 tarihinde hisselerin devredilmesinden 6 ay sonra ... firması ile ... firması arasında 10/10/2014 tarihinde sözleşme akdedildiğini, müvekkillerin hiçbir şekilde ... firması ile ilişkisinin bulunmadığını, ilk derece mahkemesince ... Firmasının müvekkilin taşeronu olduğuna ilişkin değerlendirmesinin ve aleyhe tazminata hükmetmesinin hatalı olduğunu, Davacının dosyaya sunduğu beyan ile işbu dava ile müspet zararının tazminini talep ettiğini, kurulma aşamasında kalan sözleşmeye dayanılarak müspet zararın talep edilmesinin mümkün olmaması karşısında davanın reddinin gerektiğini,Davacının bu sözleşmeye güvenerek başka sözleşme yapma fırsatını kaçırdığını ve bu sözleşmenin akdedileceğine güveneke yaptığı masrafları istap etmesi gerektiğini, ancak davacı tarafından herhangi bir talep olmadığı gibi bu hususları ispata yönelik de herhangi bir delil ve beyan da sunmadığını, ispat edilemeyen davanın reddinin gerektiğini,İlk derece mahkemesinin hükme esas aldığı bilirkişi raporundaki tespitler ve yapılan hesaplamaların hatalı olduğunu, ilk derece mahkemesi tarafından İstanbul 2. ATM'nin 2016/1174 Esas sayılı dosyasında tespit edilen toplam rezerv sahası üzerinden zarar hesabı kabul edildiğini, oysa ki bilirkişi raporu içeriğinde dava tarihine kadar uğranılan zararın 2014 - 2018 tarihleri arasında yapılan üretime istinaden uğranılan zarar ve tüm saha için hesap edilen zararın bulunduğunu, mahkeme tarafından dava tarihine kadar yapılan zarar hesabına veya fiilen tespit edilen zarara neden itibar edilmediğinin açıklanmadığını ve gerekçelendirilmediğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte; davanın açıldığı tarih itibariyle değerlendirilmesi ve bu tarihe kadar oluşan zarara hükmetmesi gerekirken 245 yıllık bir zarara hükmetmesinin hatalı olduğunu,  Faize ilişkin hükmün hukuka aykırı olduğunu, davacının dava dilekçesinde talep etmediği bir hususu ıslah ile davaya dahil etmesinin mümkün olmadığını, mahkemece davacının faiz talebi kabul edilerek karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, aksi kabul edilse dahi faiz başlangıç tarihi olarak dava tarihinin dikkate alınmasının da hatalı olacağını, faiz başlangıç tarihinin de ıslah tarihi olarak kabul edilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, ... Şti.'ndeki madencilere ait payların tamamının ve ... Enerji'nin sahibi olduğu maden arama ruhsatının davalı .... Şirketlerine devredilmesine yönelik sözleşmenin 3.4. Maddesinden kaynaklı alacak davasıdır. Mahkemece, davalı... A.Ş yönünden davanın husumet yokluğu sebebiyle reddine, Diğer davalılar yönünden davanın kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalılardan...Şirketler vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı ... ile birlikte dava dışı ... ve ...'ün dava dışı ...Ltd.Şti'nin ortakları oldukları,20/02/2008 tarihli sözleşmenin 1 maddesine göre davalı ... ....Şirketlerinin alıcılar olarak, davacı ... ile birlikte dava dışı ... ve ...'ün ise madenciler olarak anıldığı, sözleşmenin konusu başlıklı 2. Maddesinde; '' İş bu sözleşme, MADENCİLERİN ortağı oldukları toplam 1.000.000 YTL sermayeli ... Bulvarı ... sok ... Adresinde kain ... ticaret Sicil numarasında kayıtlı ... Şti.(sözleşmede ... olarak anılacaktır.) ' ndeki madencilere ait payların tamamının ve ... Enerji'nin sahibi olduğu maden arama ruhsatlarının Alıcıya (davalı ....Şirketlerine) iş bu sözleşmede yazılı şartlar dahilinde devredilmesi ve madencilere pay bedeli olarak sözleşmede kararlaştırılan bedellerin ödenmesine ilişkin karşılıklı hak ve yükümlülükleri ile, Alıcının saha incelemeleri ruhsat süresinin gerekliliği ortaya çıkması durumunda uzatma yükümlülüğü madencilere aittir.'' hükmü düzenlendiği, 2. Maddenin devamında ...'ın şirketteki 500 adet payının tamamını ... Enerji'ye, ...'ın şirketteki 300 adet payının tamamını ... Enerji'ye, ...'ün şirketteki 200 adet payının 199 adedini ... Enerji'ye, 1 adedini ise ...'e iş bu sözleşmedeki şartlar dahilinde devretmeyi beyan,kabul ve taahhüt ettiklerinin düzenlendiği, sözleşme bedeli ve devir şartlarının sözleşmenin 3. Maddesinde düzenlendiği, sözleşmenin 3.4. Maddesinde ise;'' 3.2. ve 3.3.'de tarif edilen işlemlerin tamamlanması sonrasında MADENCİLERİN bakiye kalan ödeme dışında dekapaj ve kömür üretimi teklifi ile ilgili alınan tekliflerde ilk red hakkının dışında arama ruhsatları Üzerinde herhangi bir  hakkı olmayacaktır.'' Hükmü düzenlenmiş olup, davacı taraf,sözleşmenin 3.4 maddesi gereğince dava konusu maden işletmesi ile ilgili olarak verilen Dekapaj ve Kömür üretimi ile ilgili taşeronluk hakkının verilmemesi nedeni ile kar payının (varsa) ödenmesini talep etmiştir.Davalı ... ...Şirketler Vekili cevap dilekçesi ile; dilekçesinde açılanan sebeplerle sözleşmenin geçersizliğini ileri sürdüğü, ıslah dilekçesine karşı verdiği beyan dilekçesi ile de, davacının dava dilekçesi ile faiz talebi olmadığı, ıslah ile faiz talebinde bulunulamayacağı, işbu davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olmadığı, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığı, taraflarına husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, davacının tek başına bu davayı açma ehliyetinin bulunmadığını, davacı tarafından kömür ve dekapaj işinin kendisine verilmemesi ve yaptırılmaması sebebiyle kar kaybı talep edildiği, davacı tarafından talep edilen zararın  müspet zarar kalemi içerisinde kaldığından hiç akdedilmeyen bir sözleşmeye, hiç var olmayan bir taahhüde istinaden müspet zarar ve kar kaybı talep edilmesi mümkün olmadığını, davacı tarafından menfi zarar talep edilmemiş olup taleple bağlılık kuralı gereği bu yönde değerlendirme ve inceleme yapılmasının da mümkün olmadığını ileri sürüp itiraz edildiği, mahkemece 05/01/2017 tarihli duruşmanın ara kararı  ve gerekçeli karar da, davalı vekillerinin yerinde görülmeyen zamanaşımı, husumet ve yetki itirazlarının reddine karar verildiği belirtildiği halde, gerekçesinin yazılmadığı ve istinafa konu gerekçeli kararda da gerekçesinin yazılmadığı, davalı ... Şirketler vekilinin   davacının dava dilekçesi ile faiz talebi olmadığı, ıslah ile faiz talebinde bulunulamayacağı, İşbu davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olmadığı, davacının tek başına bu davayı açma ehliyetinin bulunmadığı, davacının talebinin müspet zarar talebi olup hiç akdedilmeyen bir sözleşmeye, hiç var olmayan bir taahhüde istinaden müspet zarar ve kar kaybı talep edilmesinin mümkün olmadığına yönelik itirazları konusunda ise olumlu/ olumsuz hiç bir değerlendirme yapılmadığı, bu itirazların istinaf sebebi olarak ileri sürüldüğü görülmüştür.Davacı vekili ise, dava dilekçesinde davalılardan ... A.Ş.'nin diğer davalılardan işletmeyi devraldığını, TBK. 202 Maddesi uyarınca dava konusu borçtan müştereken/müteselsilen sorumlu tutulması gerektiği ileri sürdüğü halde mahkemece, davalılardan ...A.Ş.'nin TBK. 202 Maddesi uyarınca diğer davalılarla müştereken/müteselsilen sorumlu olup olmadığı yönünde değerlendirme yapılmadığı, davacı vekilinin bu iddiasını istinaf sebebi olarak ileri sürdüğü görülmüştür.HMK' nın 297/2 maddesine göre mahkemenin tarafların taleplerinin her biri hakkında karar vereceği düzenlenmiş olup, yine 297/1-c. fıkrasına göre gerekçe yazılması zorunlu bulunmaktadır. HMK' nın 297. maddesine uygun olarak verilmeyen kararın istinaf aşamasında denetlenmesine imkan bulunmamaktadır.Davada taraf sıfatı (husumet) def'i değil itiraz mahiyetinde bulunduğundan, yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen araştırılmalıdır.Buna göre Mahkemece, yukarıda belirtildiği üzere davalı ... ...Şirketler Vekilinin gerek cevap dilekçesi, gerekse ıslah dilekçesine karşı verdiği beyan dilekçesindeki itirazlar gözetilerek taraflar arasındaki 20/02/2008 tarihli sözleşmenin 3.4 madde hükmü de gözetilerek davacı ile dava dışı madenciler arasında zorunlu dava arkadaşlığı olup olmadığı, davacının iş bu davayı tek başına açıp açamayacağı ve davacının aktif husumet ehliyetinin olup olmadığının değerlendirilmesi, aktif husumetinin olduğu kabul edildiği taktirde davalı tarafın husumet itirazının değerlendirilip gerekçesi yazılarak karar verilmesi, davalı tarafın pasif husumet ehliyetinin olduğu kabul edildiği taktirde ise yukarıda yazıldığı üzere davalı tarafın cevap dilekçesinde ileri sürdüğü davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağına yönelik itirazı ile zamanaşımı defi konusunda istinaf denetimine elverişli gerekçesi yazılarak karar verilmesi, mahkemece dava şartlarının olduğu ve davanın zamanaşımına uğramadığı kabul edildiği taktirde ise, dava dışı...Şirketinin ilgili döneme ait ticari defter ve kayıtları da uzman bilirkişiye inceletilip davalı tarafın bilirkişi raporlarına karşı verdiği itirazlarını içerir beyan dilekçesindeki itirazlarda değerlendirilip bilirkişi heyetinden iddia ve savunma doğrultusunda dosya kapsamına göre, davacının  20/02/2008 tarihli sözleşmenin 3.4 maddesi kapsamında madencilerin davalılardan alacaklı olup olmadığı ve davacı tarafın sözleşmedeki devrettiği  hisse oranı da gözetilerek, davacı tarafın talep edebileceği alacak miktarının ne kadar olduğu hususlarında istinaf denetimine elverişli  rapor alınıp ve davalı tarafın sözleşmenin geçersizliği iddiası da değerlendirilip  yukarıdaki açıklamalarda gözetilerek istinaf denetimine elverişli gerekçesi yazılmak suretiyle karar verilmesi gerekmektedir.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin ve Davalı ... ...Şirketler vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 297, 353/1-a-6 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin ve davalı .... Şirketler vekilinin istinaf başvurularının KABULÜ ile; İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/04/2022 Tarih ve  2016/119 Esas - 2022/369 Karar sayılı kararının HMK'nın 297,353/1-a6 maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep edenler tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde yatıran tarafa iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminatın talep halinde teminatı yatıran ilgili tarafa iadesine,6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 19/06/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"274394bcd37b9ce1","SID":"a41139b4ba6b7063"}}