{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/112 <br>KARAR NO: 2025/883<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 13/11/2024<br>NUMARASI: 2023/614 Esas -  2024/874 Karar<br>DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 26/06/2025<br>Taraflar arasındaki Ticari Şirket  davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Aile şirketi olan davalı şirketin müvekkilinin babası merhum ... tarafından kurulduğunu, diğer ortakların yıllardır müvekkilini dışlayıp kendi menfaatleri doğrultusunda yönettiklerini, müvekkilinin huzur hakkı almasını engellediklerini, şirketin fesih ve tasfiyesi için de dava açıldığını, atanan denetim kayyımının usulsüz işlemler olduğunu tespit ettiğini, davalı şirketin tek gelir kaynağının taşınmazlardan aldığı kira gelirleri olduğunu, ancak kira kontratları sunulmadığından kiraların rayiç değerleri yansıtıp yansıtmadığının tespit edilemediğini, 04/05/2023 tarihinde yapılan 2022 senesine ilişkin genel kurul toplantısının detaylı incelemelerin yapılması için 05/06/2023 tarihine ertelendiğini, dava konusu olan 05/06/2023 tarihli toplantıya müvekkilinin vekilinin katıldığını, alınan kararlarda olumsuz oy kullandığını ancak diğer hissedarların şirketin zarara uğramasını göz ardı ederek Kanun'a ve afaki iyi niyet kurallarına aykırı şekilde kararlar aldıklarını, şüpheli alacaklar ve ticari alacaklar için detaylı açıklamalar yapılmadığını , icra takiplerine ilişkin bilgi verilmediğini, ihtiyaç olmadığı halde istihdam edilen işçiler için 2022 yılında 407.223,87 TL'lik maliyet oluşturulduğunu, bu kişilerin ne iş yaptıklarının belirtilmediğini,  kira geliri elde eden şirketin stoklarının nedeninin açıklanmadığını, sipariş avansları hesabının neden devam ettiğinin belli olmadığını, giderlerinin açıklığa kavuşturulmadığını, merkez adresi değiştirilen şirketin depo kiralamasının nedeninin anlaşılamadığını, faaliyet raporu ile ilgili 3 numaralı kararın ve mali tablolar ile ilgili 4 numaralı kararın iptal edilmesi gerektiğini, kira geliri elde eden bir şirketin aylık 25.000 TL'si huzur hakkı ödemesinin fahiş olduğunu, buna rağmen 6 numarada böyle bir karar alındığını, müvekkilinin bila bedel bu işi yapabileceğini, 7 numaralı kararda yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullandıklarını, Kanun'a aykırı olarak alınan bu kararın da iptalinin gerektiğini, şirketin 3.766.982,74 TL 'lik dağıtılabilir karı olduğu halde bunun 2.000.000 TL'lik kısmını dağıtmasının haklı bir gerekçesinin bulunmadığını, dolayısıyla 5 numaralı kararın da iptal edilmesi gerektiğini iddia ederek, davalı şirketin 05/06/2023 tarihli genel kurul toplantısında alınan 3,4, 5, 6 ve 7 numaralı kararlarının iptalini, kararların icrasının geri bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı vekilinin dava dilekçesinde bildirdiği hususların sırf dava konusu yapmak için oryada atılmış bir iddialar olduğunu, 2023 yılında ödenecek olan 25.000 TL 'lik huzur hakkının asgari ücretin 2,19 katına karşılık geldiğini, müvekkili şirketin bir çok taşınmazının bulunduğunu, bunların bir kısmının İstanbul'da olduğunu, davacının şirket gelirlerinin sadece kiralardan ibaret olduğunu iddia ettiğini, oysaki şirketin asıl faaliyet alanlarının içinde gayrimenkul alım satımının da bulunduğunu, ayrıca taşınmazlardaki tadilat işlerinin kat karşılığı sözleşmelerin inşaat işlerinin ve kamulaştırmaların da önemli ölçüde zaman ve ilgi gerektirdiğini, davacının kardeşlerine müşkülat çıkardığını, oy hakkından yoksun pay sahiplerinin de genel kurula katılıp düşüncelerini açıklayabileceğini, davacının şirketin 3.766.982,74 TL'si dağıtılabilir kârı olduğu halde bunun 2.000.000 TL'lik kısmının dağıtılmasını eleştirdiğini, oysa şirketin  mali yapısının sağlam olması gerektiğini, tüm kârın dağıtılması halinde şirketin acze düşebileceğini savunarak, davacının yürütmenin durdurulması talebinin ve ayrıca dava konusu yaptığı tüm istemlerin reddine yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ...TTK'nın 436/2 maddesi gereğince yönetim kurulu üyeleri, kendilerinin ve birbirlerinin ibrasına ilişkin kararlarda oy hakkını haiz değillerdir. Bu hüküm emredici nitelikte olduğundan, bu madde hükmüne aykırı hareket edilmesi halinde kullanılan oylar geçersiz olduğundan, bu oylar ile alınan genel kurul kararları da geçersizdir. Bu nedenle iptal isteyen ortağın bu tür kararlara karşı ayrıca muhalefet şerhi yazdırmasına da gerek yoktur. Somut olayda davalı şirketin yönetim kurulu üyeleri, kendi ibralarında ve  bir diğer yönetim kurulu üyesinin ibrasında oy kullanmışlardır. İbra kararı oylamaya katılan yönetim kurulu üyelerinin (... 25.500, ... 29.750, ...  25.250) toplam80.750 olumlu oyu ile alınmıştır.21.500 pay sahibi davacı oylamada olumsuz oy kullanmıştır, bu durumda gerekli oy çoğunluğu bulunmadığından yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin  7 nolu kararın geçersiz olduğunun kabulü ve butlanla malul olduğunun tespitine ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece Mahkemesinin 05.06.2023 tarihli genel kurulun 4 No'lu gündem maddesi kapsamında alınan bir kararın söz konusu olmadığını, dolayısıyla iptali kabil bir kararın da bulunmadığı kanaati ile kurduğu karara da bir itirazları bulunmadığını, müvekkilinin  05.06.2023 tarihinde yapılan genel kurul toplantısına vekili marifeti ile katılmış, yetkilendirdiği vekili yasaya, afaki iyi niyet kurallarına aykırı gördüğü 3 ve 5 numaralı gündemle görüşülen kararlara karşı olumsuz oy kullandığını ve kapsamlı bir şekilde muhalefetini de bildirdiğini,  toplantı tutanakları oy yazmanı tarafından kaleme alındığını, iş bu tutanaklar tutulduktan sonra toplantıya katılanların imzasına açılmadığından, katılanların varsa yanlışlığı görme ve düzeltme imkânı da olmadığını,  tutanakta yer alan beyanlardan; ret oyu kullanıldığı muhalefet edilerek muhalefet şerhinin de detaylı bir şekilde yazdırıldığı da görüldüğünü, buna rağmen mahkemenin müvekkilinden sadır olmayan bu durumu, yasanın lafzına uygun olmayan ve hukuki güvenlik ilkesini zedeleyen dar bir yorumla, 3 ve 5 numaralı kararlarla ilgili iptal talebimizi dava şartı bulunmadığı gerekçesi ile reddettiğini, mahkemenin kurduğu bu ret kararı hukuki olmadığı kadar adil de olmadığını, iş bu maddelere ilişkin ret kararının kaldırılarak esasa girilmesi gerektiğini,  şirket adresinin değiştirildiğine yeni muttali olunduğundan, şirket adresinin kimden kiralandığı, ne kadar kira ödendiği, şirketin hangi amaçla depo kiraladığı, depo için ne kadar kira ödendiği hususlarının açıklanmadığını, şirketin ticari faaliyeti olmamasına rağmen neden 2 ayrı kişinin istihdam edildiği ve ne iş yaptıkları taleplerine  rağmen ısrarla açıklanmadığını, şirketin ticari alacaklar hesabının neden kaynaklandığının, iki yıldır neden tahsilat yapılmadığının, bilançodaki şirket ortaklarından alacak gösterilmesine rağmen adat uygulanıp uygulanmadığının açıklanmadığını, sadece kira geliri elde eden şirkette stok hesabının bulunma sebebinin açıklanmadığını, yine bilançodaki sipariş avans hesabında yer alan tutarların mahiyetinin açıklanmadığını,  şirket kiracılarından rayiç bedel üzerinden kira alınıp alınmadığı, şirket aktifinde yer alan arazi ve sair taşınmazların değerlemeye tabi tutulup tutulmadığının belirtilmediğini, bu durumun gelir gider tablolarının, bilançoların dolayısıyla da faaliyet raporlarının doğru ve gerçek olmadığını gösterdiğini, şirketin hazırlanan kâr payı dağıtım tablosunda, gerçekçi olmayan bilanço ve faaliyet raporları nedeniyle şirket kârının düşük kaldığını,  bilirkişilerin raporlarında da açıkça belirtildiği üzere; bilançoda dağıtılabilir kar olarak 4.076.252,83 TL gösterilmiş olmasına rağmen hiçbir finansal gereklilik olmadığı ve herhangi bir yatırım yapılacağı veya paraya ihtiyaç olduğuna dair bir belge sunulmadan ve hukuki gerekçe göstermeden kar payı olarak 2.000.000 TL'nin dağıtılmasına karar verildiğini, kâr payı dağıtımındaki kısıtlamanın müvekkilinin  haklarını minilize etmeye ve mağdur etmeye yönelik olduğundan, dürüstlük kurallarına ve hakkın suiistimali niteliğinde olduğunun açık olduğunu, gerçek olmayan mali tablolara dayanarak onaylanan; şirketin 2022 yılına ait yönetim kurulu faaliyet raporunun okunması ve onaylanmasına dair 3 No'lu kararın; bilirkişi raporu ile de finansal tablolara ve mali yapıya uygun olmayacak şekilde düşük olduğu tespit edilen tutardaki, kar dağıtımına dair alınan 5 No'lu kararın iptali gerektiğini, hiçbir ticari faaliyeti bulunmayan şirkette 2 ayrı kişinin istihdam edildiğini, dolayısıyla yönetim kurulu başkanın sarf ettiği bir emek ve harcanan bir mesai bulunmadığını, şirketin mali yapısının  ise tüm hissedarlara yansıtılması gereken kazançlar için gözetilmesi , salt bir kişinin kazanç kapısı olarak görülmemesi  ve yönetim kurulunun bu iş için harcadığı emek ve mesai ile orantılı olması gerektiğini, diğer ortağın kâr payı alma hakkının ihlal eder nitelikteki bu kararın da, eşitlik ve dürüstlük kurallarına da aykırı olduğunu beyanla ilk derece Mahkemesinin, 05.06.2023 tarihli genel kurul toplantısında alınan 3, 5 ve 6 numaralı kararı yönünden verdiği ret kararlarının kaldırılmasını, sundukları yasal gerekçeler kapsamında yeni bir değerlendirme yapılması sonucunda, şirketin 05.06.2023 tarihli genel kurul toplantısında alınan 3, 5 ve 6 numaralı kararlarının iptaline karar verilmesini, müvekkilinin hak ve menfaatlerinin zarar görmemesi için iptalini talep ettikleri maddeler yönünden icranın geri bırakılmasına karar verilmesini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalıdan tahsil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava, anonim şirket genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir. Dosya kapsamından, davalı şirketin dört ortaklı bir şirket olduğu, sermayesinin 102.000 TL olup, hisse adedinin 102.000.000 olduğu,  80.750.000 hissenin  dava dışı ortaklar ..., ..., ...'e, 21.250.000 hissenin de davacıya ait olduğu,  04.05.2023 tarihinde yapılan 2022 yılına ait genel kurulun ertelenmesi nedeniyle davaya konu genel kurulun 05.06.2023 tarihinde yapıldığı,  05.06.2023 tarihli genel kurulun 3 nolu maddesinde 2022 yılına ait yönetim kurulu faaliyet raporunun kabulüne, 4 nolu maddesinde 2022 yılına ait bilanço ve gelir tablolarının okunmasına, 5 nolu maddesinde şirket bilançosunda yer alan dağıtılabilir kârın 2.000.000,00 TL'sinin ortakların hissesi oranında dağıtılmasına, 6 nolu maddesinde yönetim kurulu başkanına  01.06.2023 tarihinden itibaren her ay 25.000 TL net huzur hakkı ödenmesine, 7 nolu maddesinde yönetim kurulu üyelerinin 2022 yılında yapmış oldukları faaliyetlerden dolayı ibra edilmelerine karar verildiği, 3,5,6 ve 7 nolu kararların oyçokluğuyla  alındığı,  davacının vekili aracılığıyla, diğer ortakların asaleten toplantıya katıldıkları anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin 05.06.2023 tarihli 2022 yılına ait olağan genel kurul toplantısında alınan 7 nolu kararın batıl olduğunun tespitine, diğer kararların iptali talebinin reddine karar verilmiş, davacı vekilince 3,5 ve 6 nolu kararların iptali isteminin reddi kararı yönünden istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinafa konu uyuşmazlık temelde, 3 ve 5 nolu genel kurul kararlarına karşı davacının muhalefetinin bulunup bulunmadığı, 6 nolu yönetim kurulu başkanına huzur hakkı ödenmesine ilişkin genel kurul kararının iptal isteminin yerinde olup olmadığı noktasındadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 445. Maddesinde, toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten kişilerin, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabileceği düzenlenmiştir. TTK'nın 447. Maddesine göre de genel kurulun, özellikle; pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararlarının batıl olduğu hüküm altına alınmıştır. Davaya konu genel kurul kararlarında ise anılan madde kapsamında alınmış herhangi bir karar bulunmamaktadır. Bunun dışında başkaca bir butlan sebebinin bulunduğu da iddia ve ispat edilmiş değildir.Davanın, iptal davası için aranan üç aylık hak düşürücü süre içinde 04.09.2023 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. Davalı ...’nin 05.06.2023 tarihinde yapılan 2022 yılı genel kurul toplantı tutanağının;3.maddesi  2022 yılına ait yönetim kurulu faaliyet raporunun kabulüne ilişkin olup, 21.250.000 olumsuz oya karşılık 80.750.000 olumlu oyla faaliyet raporunun kabulüne karar verilmiştir. 5.maddesi  kar dağıtımına ilişkin olup, 21.250.000 olumsuz oya karşılık 80.750.000 olumlu oyla, şirket bilançosunda yer alan dağıtılabilir kârın 2.000.000,00 TL'sinin ortakların hissesi oranında dağıtılmasına karar verilmiştir. İptal davası açılabilmesi için olumsuz oy kullanılması tek başına yeterli olmayıp, ayrıca karşı oy kullanan ortağın oylamadan sonra muhalefetini tutanağa geçirmesi veya bu hususta ayrı bir dilekçe vermesi dava şartıdır. Oylamadan önce muhalefet dilekçesinin  sunulması veya muhalefet beyanının tutanağa yazılması halinde, bu durum daha  karar  alınmadan  önce  karşı çıkma  şeklinde olduğu, karara karşı peşin muhalefette bulunulduğu, bu şekildeki muhalefetin öneriye karşı çıkma mahiyetinde olup, kararın alınmasından sonra yapılmış bir karşı çıkmanın, muhalefetin bulunmadığı, bu durumda iptal davası açabilmek için kanunun aradığı “alınan kararlara muhalif kalma” koşulunun yerine getirilmediği açıktır (Yargıtay 11. HD'nin 2015/6729 E. - 2016/3366 K., 2019/2841 E. - 6994 K.,  2018/2156 E.- 2019/4580 K., 2010/5250 E. -  2012/4756 K. sayılı ilamları).Somut olayda davacı genel kurulun 3. ve 5. Maddesi yönünden oylamadan sonra muhalefetini tutanağa şerh etmek veya tutanağa eklenmek üzere yazılı olarak sunmak suretiyle bildirmediğinden davacının 05.06.2023 tarihli genel kurulda alınan 3 ve 5 nolu kararların iptalini istemesi mümkün değildir. Buna göre mahkemece 3 ve 5 nolu genel kurul kararları bakımından dava şartı niteliğindeki muhalefetin bulunmaması nedeniyle iptal isteminin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Davalı ...’nin 05.06.2023 tarihinde yapılan 2022 yılı genel kurul toplantı tutanağının;6.maddesi huzur hakkına ilişkin olup, 21.250.000 olumsuz oya karşılık, 51.000.000 olumlu oyla ile yönetim kurulu başkanına 01.06.2023 tarihinden itibaren her ay 25.000 TL net huzur hakkı ödenmesine karar verilmiş, 29.750.000 oranına sahip yönetim kurulu başkanı oylamaya katılmamıştır. Davacı, iptalini istediği bu karara karşı muhalefetini bildirmiştir.TTK'nın 394/1. Maddesinde, yönetim kurulu üyelerine, tutarı esas sözleşmeyle veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla huzur hakkı, ücret, ikramiye, prim ve yıllık kârdan pay ödenebileceği düzenlenmiştir.TTK'nın 408/2-b maddesine göre de yönetim kurulu üyelerinin seçimi, süreleri, ücretleri ile huzur hakkı, ikramiye ve prim gibi haklarının belirlenmesi, ibraları hakkında karar verilmesi ve görevden alınmaları genel kurulun münhasır yetkilerindendir.Huzur hakkı, yöneticilerin, şirkete harcadıkları emek ve mesailerine karşılık, esas sözleşme veya genel kurul kararları ile ödenmesi kararlaştırılan paradır. Huzur hakkı her toplantı için ayrı ayrı belirlenebileceği gibi aylık olarak belirli bir ücret biçiminde de tespit edilebilir. Bu konuda alınmış bir karar olmasa bile yönetim kurulu üyeleri için uygun bir ücret verilmelidir. (Yargıtay 11. HD.'nin 04.03.1991 tarih 1991/9421E., 1464 K.  ve 17.11.2008 tarih, 2007/9664 E., 2008/12866 K. Sayılı kararları) Ücretin miktarı ise şirketin mali yapısı, şirketin bu yöndeki uygulaması, yönetim kurulunun bu iş için harcadığı emek ve mesai ile orantılı olmalıdır. Yönetim kurulu üyeleri için belirlenen ücretlerin fahiş olup olmadığı değerlendirilirken genel kurulun yapıldığı dönemde şirketin ortaklık yapısı, finansal durumu, şirketin geçmiş uygulamaları, ortaklık yapısı ve mali durum açısından davacı şirketle aynı-benzer durumda bulunan şirketlerin yöneticilerinin aldığı emsal ücretler göz önünde bulundurulup karşılaştırılmak suretiyle yönetim kurulunun harcadığı emek ve mesai ile orantılı, pay sahiplerinin vazgeçilmez nitelikteki kârdan pay alma haklarını da ihlal etmeyecek şekilde tespiti gerekmektedir. Somut olayda davacı tarafça, yönetim kurulu başkanının emek ve mesai harcamasına gerektiren bir durum bulunmadığı, huzur hakkı ödenmesine ilişkin kararın davacının şirketten alacağı kar payını azaltmaya ve kendilerine haksız kazanç sağlamaya yönelik olduğu iddiasıyla söz konusu kararın iptali talep edilmiştir. Dosya kapsamına alınan bilirkişi raporunda, şirketin işlemleri ve mali yapısının  genel kurulda ödenmesi kararlaştırılan huzur hakkı ücretini ödemeye müsait olduğu, tutarın emsallerine uygun olduğu belirtilmiş olup, davalı şirketin tespit edilen 2022 yılı kârına göre  yönetim kurulu başkanına yıllık 300.000 TL ücret ödemesi yapılmasının, pay sahibinin vazgeçilmez haklarından biri olan kâr payı alacağını zedeleyici nitelikte olmadığı açıktır. Buna göre yönetim kurulu başkanı için kararlaştırılan huzur hakkı, fahiş sayılabilecek bir tutar olmayıp, şirketin mali durumu gözetildiğinde huzur hakkı ödenmesine ilişkin kararın kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve dürüstlük kurallarına aykırı olmadığı anlaşılmakla mahkemece genel kurulda alınan 6 nolu kararın iptali isteminin reddine karar verilmesinde de isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi 26/06/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3e32bff85d7a3133","SID":"4eb7057f6d01d3d0"}}