{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ:11/11/2021<br>DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit <br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ:23/06/2025<br><br>İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili;  aslen ... vatandaşı olan müvekkili ... ile davalı ...'ın 12/09/2013 tarihinde evlendiklerini, bu evlilikten müşterek bir çocukları bulunduğunu, müvekkilinin evlilik süresi boyunca davalı taraftan fiziksel ve psikolojik şiddet gördüğünü, 06.11.2018 tarihli dava dilekçesi ile boşanma davası açtığını, Antalya 7. Aile Mahkemesi'nin ... E. ... K. sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde davalı ile boşandıklarını, davalıdan gördüğü şiddet nedeniyle müvekkilinin davalıdan şikayetçi olduğunu ve Antalya 25. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... E. ... K. sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde davalının yaralama suçundan ceza aldığını, davalının müvekkilini hem evlilik süresi boyunca hem boşandıktan sonra sürekli tehdit ettiğini ve kandırdığını, özellikle de dediklerini yapmadığı takdirde Türk vatandaşı olamayacağını, olsa bile kendisini ihbar edeceğini, ihbar ettiği takdirde de Türk vatandaşlığının iptal edileceğini söyleyerek istediklerini yaptırmaya çalıştığını, davalının boşanma davası devam ederken elinde evrakla müvekkilinin yanına geldiğini, belgeleri imzalaması gerektiğini, bu belgelerin hem boşanma davası hem de vatandaşlığının kesinleşmesi için gerekli olduğunu, imzalamazsa evliliğin geçersiz olacağını ve vatandaşlığının iptal edileceğini söyleyerek müvekkilini kandırdığını ve elinde bulunan belgeleri kendisine imzalattığını, müvekkilinin aslen ... vatandaşı olması ve okuma yazmasının iyi olmamasından faydalanan davalının müvekkiline belgeleri okuyamadan ve ne olduğunu anlayamadan imzalattığını, boşanma davası bittikten sonra müvekkiline Antalya Genel İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasından ödeme emri geldiğini, söz konusu ödeme emrinde alacaklının eski eşi davalı ... olduğunu, ... keşide tarihli 31.12.2019 vadeli 142.500,00.-TL bedelli bir senede ilişkin takip başlatıldığını, müvekkilinin ... vatandaşı olması ve bilgisizliğinden faydalanan davalı yan tarafından hile yoluyla aldatılarak iradesi fesada uğratılmak suretiyle alınan senet ve senede dayalı icra takibinin hükümsüz olduğunu belirterek müvekkilinin icra takibine konulan senet nedeniyle davalıya 155.651,97.-TL borçlu olmadığının tespitine, davalının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı vekili; müvekkili ...'ın 08/08/2019 tarihinde davacı borçlu ...'a borç para verdiğini, borçlu ...'in bu parayı 31/12/2019 tarihinde ödeyeceğini vaat ettiğini, davacının şu an Türk vatandaşı olup, okuma yazmasının olduğunu, tarafların 6 sene evli kaldıklarını ve bu evlilikten bir müşterek çocukları bulunduğunu, davacının bir ev satın alarak çocuğu ile aynı şehirde yaşayacağını ve müvekkilinin çocuğu sık sık görme fırsatı olacağını yoksa Bursa'ya gideceğini söylediğini, müvekkilinin de müşterek çocuğun psikolojisinin etkilenmemesi ve aile kavramından uzak olmaması adına borç para verdiğini, müvekkilinden para alan davacının aynı tarihte babası üzerine ev satın aldığını, davacının müvekkilinin kendisine karşı olası bir icra takibi yapması halini göz önünde bulundurarak müvekkilinden aldığı paranın tahsil edilmemesi için kötü niyetli davrandığını ve evi babası adına kaydettirdiğini, davacı borçlunun müvekkilinden aldığı parayla ev aldıktan sonra evi sattığını, parasını da alarak Bursa iline taşındığını ancak müvekkilinin parasını geri vermediğini ve işbu davayı açarak da borçtan kurtulmak istediğini beyanla haksız davanın reddine, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>Mahkemece, \"Davacı, takibe konu olan senedin davalı tarafından iradesinin fesada uğratılması neticesinde hile ile alındığını, hile olgusunu icra ödeme emrinin tebliği ile öğrendiğini, bu nedenle borçlu olmadığını iddia etmektedir. İcra ödeme emrinin davacıya 05/10/2020 tarihinde tebliğ edildiği dolayısıyla davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Davalı taraf savunmasında, senedin ihdas nedenini talil eder nitelikte bir beyanda bulunmamıştır. İspat yükü davacı/borçlu taraftadır. Zira icra takibine konu senedin hileyle alındığının ispat yükü altındadır. Hata veya hile ile iradenin fesada uğratıldığı iddiasının her türlü delille ispatı mümkündür. Hile iddiasına ilişkin herhangi bir soruşturma veya ceza dosyası bulunmamakta olup davacı bu iddiasına ilişkin tanık deliline dayanmıştır. Dinlenen davacı tanıklarından ... ve ...'nün görgüye dayalı bilgilerinin bulunmadığı, tanık ... ise, davacının annesi olduğunu, davalının, kızı olan davacıya seni Türk vatandaşı yapacağım diyerek bir takım evraklar imzalattığını, bunların içerisinde senedin de olduğunu beyan etmesine rağmen davacı dava dilekçesinde, belgeleri okumadan ve ne olduğunu bilmeden imzaladığını, senedin ne olduğunu takip sırasında öğrendiğini belirtmesi, imza sırasında yanlarında başkasının da bulunduğuna ilişkin bir beyanının bulunmaması, nitekim dinlenen diğer iki tanığın beyanlarının duyuma dayalı olması ve olaya ilişkin herhangi bir şikayetinin de bulunmaması karşısında tanık annenin davacıyı borçtan kurtarmaya yönelik ve hayatın olağan akışına aykırı beyanlarına itibar edilmemiştir. <br>Sonuç olarak, davacının dava konusu bononun hile sonucu alınmış olduğu iddiasını usulüne uygun yasal delillerle ispatlayamadığı, yemin deliline de dayanmadığı sonuç ve kanaatine varılmakla, davanın reddine karar vermek gerekmiş, yargılama sırasında İİK'nın 72 maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilmiş ve uygulandığı anlaşılmış olmakla, İİK'nın 72/4 maddesi uyarınca davalı lehine tazminata hükmedilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı ile olan evliliğinde sürekli olarak fiziksel ve psikolojik şiddet gördüğünü, bu durumun dava dilekçesinde  sunmuş oldukları boşanma dosyası ve ceza dava dosyasıyla sabit olduğunu, davalının, müvekkilini hem evlilik süresi boyunca hem de boşandıktan sonra sürekli tehdit ettiğini ve kandırdığını, özellikle de dediklerini yapmadığı takdirde Türk vatandaşı olamayacağını, olsa bile kendisini ihbar edeceğini, ihbar ettiği takdirde de Türk vatandaşlığının iptal edileceğini söyleyerek istediklerini yaptırmaya çalıştığını, davalı yanın \"vatandaşlık başvurunu iptal ediyorum\" yazılı ve ağır hakaret içeren mesajlarının dosyaya ibraz edildiğini, bu mesajın dahi müvekkilinin baskı ile senetleri imzaladığının göstergesi olduğunu, davalının çekişmeli boşanma davası devam ederken elinde evrakla müvekkilinin yanına geldiğini, bu belgeleri imzalaması gerektiğini, bu belgelerin hem boşanma davası hem de vatandaşlığının kesinleşmesi için gerekli olduğunu, imzalamazsa evliliğin geçersiz olacağını ve vatandaşlığının iptal edileceğini söyleyerek müvekkilini kandırdığını, elinde bulunan belgeleri kendisine imzalattığını, müvekkilinin aslen ... vatandaşı olması, okuma yazmasının iyi olmamasından faydalanan davalının belgeleri okuyamadan ve ne olduğunu anlayamadan imzalattığını, müvekkilinin senet imzaladığını ve kandırıldığını dava konusu takiple öğrendiğini, davalı vekilinın cevap dilekçesinde müvekkilinin davacıya ev alması için para verdiğini, bu para ile de davacının babası ... adına ev aldığını, çocuğunun psikolojisinin etkilenmemesi, davacı müvekkilin kötü evlerde yaşaması nedeniyle söz konusu evin alındığını iddia ettiğini, öncelikle söz konusu ev için davalının para verdiği iddiasının tamamen asılsız olduğunu, davalı vekilinin bahsetmiş olduğu evi müvekkilinin babasının aldığını, ev için müvekkilinin babası ...'un ... A.Ş.'den 100.000,00 TL konut kredisi çektiğini, ev üzerinde ipotek tesis edildiğini, kredi ödeme planının dosyada bulunduğunu, kredi harici kalan kısım için de müvekkilinin babasının davalıya ...'dan göndermiş olduğu paraların eklendiğini, babasının davalı ...'a göndermiş olduğu paralara ilişkin dekontların dosyaya ibraz edildiğini, davalı yanın iddia ettiği gibi söz konusu ev için davalının müvekkilime para vermesinin tamamen gerçek dışı olduğunu, söz konusu paranın verildiğine dair dosyaya dekont veya yazılı bir delil de sunulamadığını, davalının bu iddiasını ispatlayamadığını, davalı vekilinin dilekçe ekinde mahkemeye ibraz ettiği kredilerin söz konusu ev veya huzurdaki davayla hiçbir ilgili olmayıp, kredilerin tüketici ve ihtiyaç kredileri olduğunu, Mahkemece müvekkilinin babası tarafından gönderilen paraların tespiti için davalının hesap hareketlerinin istenilmesine dair yaptıkları talebin reddedildiğini, Mahkemece bu konuda yeterli araştırma yapılmadığını, kredi miktarı, müvekkilinin babası tarafından davalıya gönderilen paralar ve evin o dönemdeki fiyatı dikkate alındığında borç olarak verildiği iddia edilen tutarın evin fiyatını aştığını, davalı dilekçesinde çocuğunu düşündüğü için müvekkiline ev parası verildiğini iddia etmişse de boşanma davası sonrasında velayetin babaya verildiğini, annesiyle yaşamayan bir çocuk için anneye ev alınması amacıyla para verilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu iddiaları kesinlikle kabul etmediklerini, davalının senedin ihdas nedenine dair yapmış olduğu açıklamaların gerçeği yansıtmadığını, dosya kapsamında dinlenilen tanık beyanlarının davanın haklılığını ispatlar nitelikte olduğunu. tanık anlatımlarından anlaşılacağı üzere dava konusu senedin hile ve baskı ile alındığını, fakat mahkemece bu hususun göz ardı edilerek karar verildiğini, müvekkilinin herhangi bir ticari faaliyetle uğraşmadığını, sigortalı bir işte dahi çalışmadığını, davalıyla arasında herhangi bir ticari faaliyete dayalı bir münasebet söz konusu olmadığını, çalışmayan ve hiçbir geliri olmayan, menkul ve gayrimenkul hiçbir mal varlığı bulunmayan, ticari faaliyeti bulunmayan birinin eşine bu kadar yüklü bir senedi imzalayıp vermesinin hayatın olağan akışını aykırı olduğunu beyanla İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca  ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dairemizce de istinaf incelemesi bu çerçevede yapılmıştır.<br>Yargılamada ileri sürülen iddia ve cevaplar, mevcut deliller ve tüm dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde;<br>Dava; İİK'nın 72/3. maddesi uyarınca kambiyo senedinden kaynaklı icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır. <br>Mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle, davanın reddine karar verilmiştir. <br>6100 sayılı HMK'nın 359/3. maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgiler, yasaya uygun gerektirici nedenler, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davanın kambiyo senedinden kaynaklandığı, dava konusu senedin 08/08/2019 tarihli olduğu, davacının senedin davalı tarafından boşanma aşamasında kendisine imzalatıldığını iddia ettiği, tarafların anlaşmalı olarak boşandıkları ve boşanma davası sonucunda verilen kararın 19/06/2019 tarihinde kesinleştiği, davacı tarafın delil olarak ileri sürdüğü mesajların boşanma davası açılmadan önceye ilişkin olduğu, dava konusu senedin nakden kaydını içerdiği, davalının senedin ihdas nedenini talil eder nitelikte bir beyanda da bulunmadığı, ispat yükünün davacı borçluda olduğu, davacı senedin davalı tarafından hile ile imzalatıldığını ileri sürmüş ise de hile iddiasına ilişkin herhangi bir soruşturma veya ceza dosyasının mevcut olmadığı, dosya kapsamında dinlenen davacı tanıklarından ... ve ...'nün görgüye dayalı bilgilerinin bulunmadığı, tanık ...'un ise davacının annesi olduğu, tek başına bu tanığın davacıyı borçtan kurtarmaya yönelik beyanlarının hükme esas alınamayacağı, davacının yemin deliline de dayanmadığı, sonuç olarak davacı tarafça hile iddiasının usulünce ispat edilemediği anlaşıldığından Yerel Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, HMK'nın 355/1. maddesi gereği inceleme istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmakla, re'sen gözetilmesi gereken kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu, bu itibarla davacı vekilinin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı anlaşıldığından davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacının İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Dosya adli yardımlı olduğundan Harçlar Kanunu ve bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf başvuru harcı ve 615,40 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,<br>3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine istinaf vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın Dairemizce taraflara TEBLİĞİNE,<br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 04/06/2025 tarih 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına  Dair Kanun'un 20. maddesi uyarınca dava tarihindeki miktarı itibariyle 6100 sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz yasa yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 23/06/2025<br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"65351a6a6bd77754","SID":"8dfb23eefa26a508"}}