{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1981 Esas<br>KARAR NO:2025/873 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2017/687 Esas- 2020/687 Karar<br>TARİH:07/10/2020<br>DAVA:Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:22/05/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  taraflar arasında 2014 yılında kurulan ticari ilişki çerçevesinde davalıya gönderilen ticari emtialar sebebiyle oluşan müvekkili şirketin alacaklarının ödenmediğini, cari hesap alacağı olarak müvekkili şirketin 74.634,40 TL alacağının davalı nezdinde bulunmadığını, alacağın ödenmemesi üzerine... sayılı dosyası ile açtığı takibe davalı tarafından yetki itirazında bulunduğunu, ... giden dosyaya borçlu olmadıklarına dair itiraz ettiklerini, icra takibinin durduğunu ileri sürerek, davanın kabulüne, 74.634,40 TL alacağın temerrüt tarihinden itibaren ticari faizi ile tahsiline, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı dava dilekçesi ile, daha önceden de icra takibine konu ettiğini beyan ve kabul ettiği bir faturaya dayalı olarak davalı hakkında alacak davası açtığını, davacının dava dayanağı faturasının davalının şirket kayıt ve belgelerinde yer almadığını, davacıdan davalı dava konusu fatura nedeni ile her hangi bir mal alımı olmadığını, davalı ile davacı arasında bir dönem cari hesap ilişkisi şeklinde işleyen davalının davacıya sattığı ürünler nedeni ile ticari ilişki oluştuğunu, davacı bu ilişki kapsamında davalıya borçlu kaldığını, davalı şirket defter kayıt ve belgeleri incelendiğinde bu durum açıkça ortaya çıkacağını, davacı firmanın davalı şirkete sattığını belirttiği ürünlere yönelik davalıya bedelsiz gönderdiği ürünlere ilişkin fatura düzenlendiğini, düzenlediği fatura davalıya ulaştırıldığında süresi içerisinde faturaya itiraz edilerek fatura aslının iade edildiğini, bu konuda davacı tarafın faturası yukarıda zikredilen noter vasıtası ile 17.10.2014 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtar ekinde davacıya iade edildiğini, iade edilen ve iadesi kabul edilen faturaya dayalı olarak icra takibi yapılmasının yasa ve usule aykırı olduğunu, davacı tarafından davalıya gönderilen ürünlerin bedelsiz irsaliye ile davalıya teslim edildiğini, davalı ile davacı arasında var olan ticari ilişki kapsamında davalının davacıya satmış olduğu kimyasal maddeler nedeni ile davacıdan alacaklı olduğu ticari kayıt ve belgelerle sabit olduğunu, davacı elinde bulundurduğu ancak satamadığını belirttiği, şirketini de tasfiye edeceğini bu nedenle koyacak yeri de olmadığını belirttiği bir kısım malları davalı ile yaptığı mutabakat çerçevesinde davalı deposuna, kendi nam ve hesabına satılmak üzere  bedelsiz irsaliye ile gönderdiğini, davacının sevk tarihinden çok sonra düzenlediği fatura yukarıda belirtildiği üzere davacıya iade edildiğini, davacının düzenlediği faturada yer alan ürünlerle, irsaliyede yer alan ürünler uygunluk arz etmediği gibi davacı ürünleri hiçbir ticari niteliği ve piyasada satışı ve kullanılması mümkün olmayan ürünler olduğunu, davacının sebepsiz zenginleşme peşinde olduğu anlaşıldığında ürünler kendisine iade edilmeye çalışıldığını, ürünlerin davacı adresine sevk edildiğini, ancak şirketin kapalı olması nedeni ile ürünlerin iade de edilemediğini, ürünlerin sevkine rağmen davacıya teslim edilmemesi üzerine uzun süre İzmir’de bir depoda tutulduğunu, ancak daha sonra davalının deposuna sevk edilmek durumunda kalındığını, hali hazırda bedelsiz olarak alınan ürünler davalının deposunda durduğunu, davalı ila davacı arasında davacının iddia ettiği şekilde bir ürün alım satım ilişkisi hiç kurulmadığını, davacının sebepsiz zenginleşme amaç ve gayesi ile hareket ettiğini, davalının ana toptan satış işi ile uğraştığı bir sektörde davacı gibi nihai kullanıcıdan ürün alması hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu, davacının ürünleri depsunda tutan davalı ile arasında ki ilişki alım satım değil, olsa olsa depolama sözleşemsi bulunduğunu, bu sözleşemde davacıya gönderilen yukarıda zikredilen ihtar ile artık sonlandığını, davacı aradan geçen sürede dvalının depolaması nedeni ile davalıya depo ücreti borcu bulunduğunui bu nedenle   de haksız davanın reddine, masraf ve vekalet ücretinin davalı aleyhine hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 07/10/2020 tarih ve 2017/687 Esas- 2020/687 Karar sayılı kararında;\"Dava cari hesap alacağı ve faturalardan kaynaklanan alacak davasıdır. ... (Eski ...) ... sayılı takip dosyasının incelenmesinde; ticari alışverişten doğan alacağına dayalı olarak  74.634,40 TL asıl alacak 985,07 TL işlemiş faiz olmak üzere  toplam 75.619,47 TL'nin takip tarihinden itibaren  temerrüt faiziyle  tahsili talep edilmiştir. Davalıya  ödeme emri tebliğ edilmiş, davalı borçlu vekili süresinde borcun  tamamına, faize ve ferilerine itiraz ettiğini belirtmiştir. Fakat davacı bu takibe dayanak itirazın iptali davası açmamış, alacak davası açmıştır.Taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83 ile 85 ve HMK'nun 222 maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Mahkememizce tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Tarafların ticari defter  ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına  karar verilmiş, SMMM ...'den alınan bilirkişi raporunda özetle; davacının 2014-2015 yılı ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, 2016-2017 defterlerini ibraz etmediği,  davacı  yanın incelenen ticari defterlerinde; davalı yandan 01/01/2015 tarihi itibariyle  74.634,49 TL alacaklı olduğunun görüldüğünü,  2015 yılı  açılış maddesi kayıtları ile  2014 yılı kapanış maddesi kayıtlarının birbirleriyle uyumlu olduğunun görüldüğünü, davalının 2014-2015-2016 ve 2017 defterlerinin usulüne uygun tutulduğunu, davalı yanın incelenen ticari defterlerinde  davacı yandan  31/12/2017 tarihi itibariyle 14.525,80 TL alacaklı olduğunu,  davacı şirket tarafından 15/08/2014  tarihli ... seri numaralı 89.159,29 TL bedelinde gönderilen faturanın  31/10/2014 tarihli ihtarname ile davacıya iade edildiği, davacı yanın da tarafına düzenlenen iade faturasını  ticari defterlerinde kayıt altına almadığı,  davacı yanın 01/01/2015 tarihi itibariyle  davalı yandan 74.634,49 TL cari hesap alacağının  bulunduğu ve 31/12/2017 tarihi itibariyle davalının davacıdan 14.525,80 TL alacaklı olduğunu belirtmiştir.Taraflar arasındaki farkın ihtilaf konusu olan 15/08/2014 tarihli ...seri numaralı 89.159,29 TL bedelli fatura olup davalı tarafından kabul edilmeyerek davacı yana ihtarname ile iade edildiği, davalı şirketin  ticari defterlerinin  incelenmesinde  ... seri numaralı sevk irsaliyesinde  sevk irsaliyesinin  içeriğindeki mallar ile davalı  yanın kabul etmeyerek ticari defterlerinde kayıt altına almadığı fatura içeriğinde bulunan malların birbiriyle örtüştüğü, sevk irsaliyesinin üzerinde \"Taşıma İrsaliyesidir, fatura edilmeyecektir\" şerhinin yazılı olduğu, malların ... tarafından teslim alındığının görüldüğü  anlaşılmıştır.Davalıdan talep ettiği alacak miktarı oranında alacaklı olduğunu ispat etme külfeti davacıda olup  davacı tarafından satılan malların davalıya teslim edildiği usulüne uygun deliller ile kanıtlanamadığından ve davacı vekili açıkça yemin deliline dayanmadığından yemin delili hatırlatılmadan ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur...\"gerekçesi ile, ''1-Davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Taraflar arasında 2014 yılında kurulan ticari ilişki çerçevesinde gönderilen ticari emtiaların 15.08.2014 tarih ve ... no.lu fatura  ile... no.lu sevk irsaliyeleri ile davalıya teslim olunduğunu, davalı tarafın cevaplarında gönderilen emtiayı teslim aldıklarını, ancak bedelsiz irsaliye ile gelen bu emtianın faturasını noter kanalı ile iade ettiklerini, zimmetlerinde bulunan emtianın ise satış amaçlı yani konsinye olarak kendilerinde bulunduğunu beyan ettiğini, bu  beyanı ile davalı gönderilen emtianın zimmetinde bulunduğunu kabul ettiğini, emtiayı konsinye  aldıklarını iddia etmelerine rağmen,  bu iddiayı ispatlayacak bir belge ibraz edemediklerini, tarafların tacir olduklarını, TTK nun  md. 3, md.18/2-3 gereğince tacirler arasındaki her türlü işlemin yazılı olması gerektiğini,Yine malın ayıplı olduğu iddiasının da, iddiadan ibaret olduğunu ve teslim edildiği tarihte ileri sürülmediğini, bir tespite de dayanmadığını,Davalının teslim aldığı ticari  emtianın iadesi için uğraştıklarını, iade edemediklerini savunduğunu ancak teslim tarihini takip eden zamanlarda bir tevdi mahalli tayininde de bulunarak ticari emtiayı müvekkil şirket adına depo edebileceğini, misal olarak kira parasını almayanın kiralayan adına mahkemenin tayin ettiği tevdi mahalline depo edilmesi gibi,Davalının da zimmetinde tuttuğu ticari emtia için müvekkilinin teslim almaktan imtina ettiğini ileri sürerek tayin ettireceği bir tevdi mahalline teslim edebileceğini, Açılan ... sayılı dosyasından gönderilen ödeme emri aynı zamanda ihtar mahiyetinde olmakla itiraz eden davalı takip açılış tarihi olan 22.10.2014 tarihi itibariyle mütemerrit olduğunu,Tüm bu hususların davalının zimmetinde kalan imtianın bedelini ödemeden kaçınmak istediğini gösteren ve MK 2 gereğince korunmayacak davranışlar olduğunu, davanın sabit olduğunu, zimmetinde kalan ticari emtiayı yasa gereği iade etmeyen, teslimden imtina durumunda tevdi mahalli tayin ettirmeyen ve ticari emtiayı yok eden davalı hakkındaki davanın reddi kararının dosya içeriğine, hakkaniyete aykırı olduğunu beyanla, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve bilirkişi raporlarında tespit olunduğu üzere  müvekkilinin 74.634.40 TL  alacağının icra takip tarihi 22.10.2014 tarihi itibariyle ticari temerrüt faizi ile tahsiline, munzam zarar talep etme hakları saklı kalarak gider ve ücret ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; cari hesap alacağının tahsili talebine ilişkin olup, Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacı vekili, taraflar arasında cari hesap ilişkisi olduğunu, davacı tarafından davalıya satılıp teslim edilen ürünlerine bakiye bedelinin davalı tarafından ödenmediğini iddia etmiş, davalı vekili, taraflar arasında dava ve cari hesabın dayanağı olan faturaya konu ürünlerin satışına ilişkin satış sözleşmesi olmadığını, davacının bu ürünlerin satışına aracılık edilmesi için kendisine bedelsiz sevk irsaliyesi ile gönderildiğini, teslimden itibaren yaklaşık iki aya yakın bir süre sonra fatura düzenlendiğini, faturanın davacıya süresinde ihtarname ile iade edilerek satılamayan ürünlerin teslim alınmasının ihtar edildiğini, ancak davacı tarafından ürünlerin iade alınmadığını ve adresin kapalı olması sebebiyle de kendilerinin iadeyi gerçekleştiremediğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddeleri uyarınca mahkeme kararları, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmeli, kararın sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hüküm açık ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmelidir. Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Mahkemece, davacı tarafın dava dilekçesinde davalı olarak gösterdiği tüm kişiler hakkında ileri sürdüğü talepleri ile ilgili olumlu/olumsuz bir karar verilmemesi, talep sonucunun karşılanmaması açık bir kanuna ve kamu düzenine aykırılık hali olup, istinaf aşamasında re’sen nazara alınması gerekmektedir.Somut uyuşmazlıkta tarafların defter ve kayıtları arasındaki temel ihtilaf davacı tarafından düzenlenerek davalıya tebliğ edilen 15/08/2014 tarihli ve 89.159,29 TL bedelli faturadan kaynaklanmaktadır. Davacı tarafından düzenlenen bu fatura davalı tarafından ihtarname ile süresinde iade edilmiş ve defter ve kayıtlarına alınmamıştır. Söz konusu faturadaki ürünler 15/08/2014 tarihli \"Taşıma irsaliyesidir. Fatura edilmeyecektir.\" şerhli sevk irsaliyesi ile davacı tarafından davalıya teslim edilmiştir. Bu hususta taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır.Davacı tarafından söz konusu fatura ürünlerin tesliminden iki aya yakın bir süre sonra tebliğ edilmiş ve davalı tarafından süresinde ihtarname ile iade edilerek kendilerine konsiye olarak bırakılan ürünlerin iade alınması ihtar edilmiştir. Mahkemece ise tarafların kabulüne ve bilirkişi raporundaki tespite aykırı olarak Mahkeme tarafından da ürünlerin teslim edildiği gerekçeli kararda belirtilmesine rağmen ürünlerin tesliminin davacı tarafından ispat edilmediği gerekçesi ile çelişkili bir şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemece çelişkili gerekçe ile karar verilmesinin yanında davalı tarafından ileri sürülen taraflar arasında komisyon sözleşmesi olduğuna dair savunması, sevk irsaliyesi üzerinde  \"Taşıma irsaliyesidir. Fatura edilmeyecektir.\" ibaresinin ne anlama geldiği, davalı tarafından davacıya gönderilen ihtarname içeriği, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin satış sözleşmesi mi komisyon sözleşmesi mi olduğu, hukuki ilişkinin niteliğine göre tarafların iddia ve savunmaları hakkında gerekçeli ve denetime elverişli bir değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmemesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.Sonuç itibariyle, yukarıda açıklanan nedenler ile davacının istinaf başvurusunun  kabulü ile, ilk derece mahkeme kararının HMK' nın 297, 353/1-a6, 355 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesi gerektiği  kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile;  Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/10/2020 tarih ve  2017/687 Esas- 2020/687 Karar sayılı kararının HMK' nın 297, 353/1-a6, 355 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması ve talep halinde  yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 22/05/2025 tarihinde HMK'nın  362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d306300e6a7557b3","SID":"de65d71b025577b6"}}