{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1978 Esas<br>KARAR NO:2025/1226 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2018/1114 Esas-  2021/840 Karar<br>TARİH:23/11/2021<br>DAVA:Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:10/07/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket tarafından davalı bankanın ... ve ... şubelerinde hesaplar açılarak bankacılık işlemleri başlatıldığını, müvekkilinden her ay yüksek oranda Dönemsel Hizmet Komisyonu adı altında (Periyodik Değerlendirme Ücreti) kesintiler yapıldığını, tek taraflı olarak kesilen bu komisyonlarla ilgili olarak davalı bankadan bilgi istendiğini, ısrarlı talepleri sonunda bankanın müvekkiline mail yoluyla bilgi verdiğini,Genel Kredi Sözleşmelerinde böyle bir kesinti ile ilgili olarak bir hüküm bulunmadığını, itirazlarına rağmen kesinti yapılmasına devam edildiğinden davalı bankaya ihtarname gönderilerek temerrüde düşürüldüğünü, bankanın ihtarnameye verdiği cevapta kesilen komisyonların banka komisyon listesinde olan ve Merkez Bankasına bildirilen komisyon listesinde bulunduğunu, ayrıca komisyonlarla ilgili olarak Genel Kredi Sözleşmesinin 12.3. maddesinde hüküm bulunduğunun bildirildiğini, ihtarnameye verilen cevapla mail yoluyla bildirilen cevabın çelişkili olduğunu, kesintilerin neye göre yapıldığının ve oranının bildirilmediğini, bu nedenle tek taraflı olarak, mevzuata, sözleşmeye, genel işlem koşullarına aykırı olarak kesilmiş olan 99.054,00 TL'nin kesintinin yapıldığı tarihten itibaren ticari temerrüt faizi ile tahsilinin gerektiğini, ancak bu aşamada fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00.-TL tutarındaki belirsiz alacak davasının kabulüne karar verilmesi gerektiğini beyanla sözleşmeye ve genel işlem koşullarına aykırı olarak kesilmiş olan kesintilerin her bir kesinti tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile birlikte fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 10.000,00TL'nin davalı bankadan tahsilini, belirsiz alacak davası olarak (cüzi talep külli tespit) dava masraflarının davalı bankaya yükletilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davacı yanca açılan açılan bu davada davacının müvekkili banka ile imzalamış olduğu Genel Kredi Sözleşmelerine istinaden açılan ve kullandırılan kredi nedeniyle hesabından tahsil edilen dönemsel hizmet komisyonu ve periyodik değerlendirme ücretlerinin iadesinin talep edildiğini, müvekkili banka tarafından davacı şirket lehine kredi sözleşmelerine istinaden muhtelif tarihlerde muhtelif sayıda krediler kullandırıldığını, kredi sözleşmelerine istinaden dava konusu ücretlerin tahsil edildiğini, tahsil edilen bu tutarların sözleşmelere ve hukuka uygun olduğunu, öncelikle huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, zira talep konusu miktarın taraflar arasında tartışmasız ve açıkça belirli olduğunu, bu nedenle öncelikle davacıya talebini belirlemesi için kesin süre verilmesi gerektiğini, davaya konu masrafların davacının bilgi ve onayı dahilinde tahsil edildiğini, bu tahsilatların yanlar arasında imzalanmış olan Bankacılık İşlemleri Sözleşmesine ve Genel Kredi Sözleşmesine uygun olduğunu, sözleşmenin imzalarıma aşamasında davacının kredi kullanımına ilişkin koşullar ile tahsil edilecek ücretler hususunda bilgilendirildiğini, bu hususun sözleşmenin son sayfasında teyit edildiğini, bu ücretlerin Bankacılık İşlemleri Sözleşmesinin 15.maddesi ile Genel Kredi Sözleşmesinin 62. ve 12. maddesine istinaden tahsil edildiğini, davacının sözleşme gereği yaptığı ödemenin iadesini talep edemeyeceğini, sözleşmeyi imzalayan tacirin sözleşme hükümlerine uygun hareket etmesi gerektiğini, davacıdan tahsil edilen ücretlerin T.T.K.'nun 2, 20 ve 22.maddelerinc ve Bankacılık Kanunun 144.maddesine uygun olduğunu, dava konusu Dönemsel Hizmet Komisyonu ile Periyodik Değerlendirme Ücretinin davacı lehine tahsis edilen kredi limiti çerçevesinde sözleşmeye istinaden tahsil edildiğini, sözkonusu tarifenin Merkez Bankasına bildirildiğini, bu ücretlerin müvekkili bankanın kredi borçlusu lehine tahsis edip,sürekli kullanıma hazır tuttuğu kredi limitinin maliyeti nedeniyle davacıdan tahsil edildiğini, zira müvekkili banka tarafından tahsis edilen limit kadar karşılık ayrılması ve nakit olarak müşteri için hazır tutulması gerektiğini, davacının kredi sözleşmesine istinaden kendisinden tahsil edilen masrafların iadesini talep edemeyeceğini, emsal Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu, davacı yanca hiçbir ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin yapıları ödemelerin iadesini talep edemeyeceğini, hesap ekstrelerinin ve dekontların fatura niteliğinde olduğunu, tacir olan davacının basiretli davranarak borçlarını takip etmekle yükümlü olduğunu, faiz talebininde haksız ve hukuka aykırı olduğunu beyanla dava konusu olayda belirsiz alacak davası açılması mümkün olmamakla; davacı tarafa alacağını belirli hale getirmesi ve harç ikmali için süre verilmesine aksi halde davanın usulden reddedileceği hususunda ihtarına,  esasa ilişkin savunmaları doğrultusunda, bankaları aleyhine açılan haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 23/11/2021 tarih  2018/1114 Esas-  2021/840 Karar sayılı kararında;\"Dava; Taraflar arasında akdedilen... ve Genel İşlem Koşullarına aykırı olarak davacı hesabından yapılan kesintilerin davalıdan tahsili talebine dayalı alacak davası olduğu görüldü. ...Toplanan tüm delillere ve dosya kapsamına göre; davacı tarafından davalı ile arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinden dolayı davalı tarafından davacının hesabından genel işlem koşullarına aykırı olarak yapıldığı iddia edilen kesintilerin davalıdan tahsili istemiyle davalı aleyhine açılan alacak davasında Mahkememiz tarafından yapılan yargılama sırasında alınan 08.10.2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda Dönemsel Hizmet Komisyonunun (Periyodik Değerlendirme Ücreti) tahsil edildiği 30.06.2016-28.09.2018 tarihi itibariyle kredi sözleşmelerinin ve tahsis edilen kredi limitlerinin devam ettiği, bankalarca, reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredilerden faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ve sınırlarının serbestçe belirleneceğinin düzenlendiği, bu düzenleme gereğince bankalar kullandırdıkları kredilerden faiz dışında elde edeceği diğer menfaatlerin niteliklerini ve sınırlarını serbestçe belirleyebilecekleri,  firmaya tahsis edilen kredi limiti çerçevesinde, kredi limitinin devam ettirilip ettirillimeme kararının verilmesi (firmanın kredibilitesinin devam edip etmediği) açısından dönemsel olarak yapılan kredi-risk değerlendirmeleri için dönemsel olarak alınan hizmet bedeli oldukları, bu kapsamda yapılan değerlendirmeye nazaran 30.06.2016-28.09.2018 tarihleri arasında tahsil edilen 99.054,00 TL Dönemsel Hizmet Komisyonunun (Periyodik Değerlendirme Ücreti) TCMB 'na bildirilen ve internet sitesinde ilan edilen ücret sınırları içinde kaldığı, Genel Kredi Sözleşmesinin 12.3. maddesinde düzenlenen hizmet ücretine ilişkin düzenlemenin genel işlem koşulu olabileceği, ancak genel işlem koşulu olmakla birlikte anılan düzenlemenin varlığının dürüstlük kuralıyla da çelişmediği, tacirler arasındaki bu tür akdi ilişkilerde hizmet ücretinin olabilecek gibi görünse de bu hususun bankaların kredinin kullandırıldığı ve kapanmasına kadar geçen süredeki fiili uygulamasına göre çözüme kavuşturulacağı, bankanın hizmet ücreti tahsil edebileceği TTK.20, Bankacılık Kanunu 144. maddesi ve bu madde kapsamında yayımlanan tebliğ hükümlerine uygun olduğu dikkate alındığında 30.06.2016-28.09.2018 tarihleri arasında tahsil edilen 99.054,00 TL Dönemsel Hizmet Komisyonunun (Periyodik Değerlendirme Ücreti) tahsilinin dürüstlük kuralıyla çelişmediğinin tespit edildiği bu haliyle davacının davacının davasını ispat edemediği anlaşılmakla davanın reddine karar vermek yerinde görülmüştür...\"gerekçesi ile''Davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;Yerel mahkemece davanın reddine karar verilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davalı banka tarafından tek taraflı olarak, mevzuata, sözleşmeye, genel işlem koşullarına aykırı olarak  müvekkili şirketten haksız ve hukuka aykırı şekilde ücret kesintileri yapıldığını;Komisyon oranlarının ve bedellerinin tahsiline ilişkin müvekkili şirketin hiçbir onay ve kabulünün bulunmadığını, sözleşme metinleri tüm banka müşterileri için aynı olup,TBK’daki sözleşme hükümlerinin tartışılması ve karşılıklı olarak belirlenmesinin hiçbir şekilde söz konusu olmadığını, bunun en açık kanıtının matbu sözleşme metninin tüm müşterilere olduğu gibi müvekkili şirkete de imzalatılması olduğunu, bu nedenle sözleşme serbestisinden bahsetmenin mümkün olmadığını, genel işlem şartlarına aykırılık mevcut olduğunu, bu iddia kabul olmasa bile (kabulünü kabul etmemekle birlikte) sözleşme metni incelendiğinde komisyon ücretinin adının ve tutarının davalı bankaca tek taraflı olarak değiştirileceği konusunda bir hüküm olmadığını;Bankanın komisyon hizmeti bedeli …vb. adı altında alacağı bedellerin yasal olduğu kabul edilecek olsa dahi bu bedelleri tek taraflı olarak belirleyip istediği oranlarda artırmasının sözleşme hükmüne, TBK genel işlem koşullarına ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu, davalı tarafın dava dilekçesinde beyan edildiği üzere kesintilerin adını tek taraflı olarak değiştirmesinin de TBK'na aykırı olduğunu, kesintilerle ilgili olarak Mahkemece yapılmış olan emsal kesintiler incelendiğinde kesintilerin aylık 250-500,00 TL civarında olduğunun görüleceğini, önceki bilirkişi raporlarının da bu iddiaları destekler durumda olduğunu, şirket hesaplarındaki paranın banka tarafından şirketin talimatı olmadan resen tahsil edilmesinin, tahsil edilen bedelin kabulü anlamına gelmeyeceğini, bu hesaptan kesinti yapılmasına ilişkin bir talep de onay da bulunmadığını, tek taraflı olarak, mevzuata, sözleşmeye, genel işlem koşullarına aykırı olarak kesilen tutarların davalı bankadan tahsili gerektiğini beyanla İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; davalı banka tarafından dönemsel hizmet komisyonu/periyodik değerlendirme ücreti adı altında davacıdan tahsil edilen bedellerin iadesi talebine ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Taraflar arasındaki sözleşmenin akdedildiği ve kesintinin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 09.12.2006 tarihli Resmî Gazete’de Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara Katılma Oranları İle Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında 2006/1 sayılı Tebliği yayımlamış olup, Tebliğ’in 4’üncü maddesi; “Bankalarca, reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredilere uygulanacak faiz oranları ile faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ve sınırları serbestçe belirlenir” ve 6’ncı maddesi; “Bankalar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına bildirdikleri azami oranları aşmamak kaydıyla, mevduat ve kredi işlemlerinde uygulayacakları faiz oranlarını ve katılma hesaplarında uygulayacakları kâr ve zarara katılma oranlarını vadelerine göre tüm şubelerinde halkın görebileceği şekilde ilan eder ve bu oranları internet sitelerinde yayımlar” hükümlerini içermektedir. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 144’üncü maddesi ile yukarıda belirtilen Tebliğ’in 4. ve 6’ncı maddeleri gereğince ticari kredilerde bankalar tarafından alınacak olan masrafların hukukilik denetimi yapılırken öncelikle ilân ve yayım yapılmışsa, bankaların bu oranlar üzerinden masraf vb. alabileceğinin kabulü ile hüküm kurulması; şayet gerekli ilân ve yayımlar yapılmamış ise, sözleşme tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK’nın 20.’nci maddesi gereğince ve emsal banka uygulamaları araştırılarak oran belirlenmesi gerekir. Alınan masrafların emsal banka uygulamalarına göre orantılı olup olmadığının belirlenmesi bakımından ise 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu çerçevesinde uzman bilirkişiden rapor alınması gerekmektedir. (benzer YHGK'nın 2017/11-49 E. 2019/158 K. Sayılı kararı) Somut olayda; taraflar arasında imzalanan 07/03/2017, 26/03/2014, 11/06/2014 ve 30/06/2015 tarihli genel kredi sözleşmelerinin tamamının 12.3. maddesinde müşterinin, kullandığı veya kullanacağı krediler nedeniyle komisyon.. ödemeyi kabul ettiğine dair düzenlemeye yer verildiği, Mahkemece, davalı banka kayıtları, tarafların ticari defterleri ile dosya kapsamı üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle düzenlenen ve hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunda, davalı banka tarafından davacıdan, 30/06/2016 ila 28/09/2018 tarihleri arasında toplam 99.054,00 TL tutarında dönemsel hizmet komisyonu/periyodik değerlendirme ücreti tahsil edildiği ve tahsil edilen bedellerin davacı tarafın defterlerine kaydedildiği, davalı banka tarafından anılan tarihlere ilişkin olarak alınacak komisyon oranlarının ... Bankası'na bildirildiği ve internet sitesinde ilan edildiği, tahsil edilen bedellerin bildirilen ve ilan edilen oranlara uygun olduğunun tespit edildiği, 6098 sayılı TBK'nın 20 ve devamı maddelerinde genel işlem koşulları ile ilgili olarak haksız şartın yazılmamış sayılmasına, yorum ve içerik denetimine ilişkin hükümlere yer verildiği, haksız şart  ile ilgili olan TBK'nın 21. maddesinin; \"Karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının sözleşmenin kapsamına girmesi, sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme imkanı sağlamasına ve karşı tarafın da bu koşulları kabul etmesine bağlıdır.Aksi takdirde, genel işlem koşulları yazılmamış sayılır\". hükmünü havi olduğu, buna göre her ne kadar davacı tarafından sözleşmelerde yer alan ve komisyon ücreti ödeneceğine dair düzenlemelerin haksız şart niteliğinde olduğu iddia edilmiş ise de, davacının imzalamış olduğu sözleşmelerin tamamında; \"müşteri ve müteselsil kefiller ve banka, iş bu sözleşmenin tamamını okuduklarını, içeriğini değerlendirdiklerini, öğrendiklerini, anladıklarını, karşılıklı müzakere ettiklerini, her sayfayı ayrı ayrı imza veya paraf etmeye gerek olmadığını, tüm sözleşme hükümlerinin hakkında geçerli olacağını kabul ve beyan ederler.\" düzenlemesinin yer aldığı, buna göre davalı banka tarafından davacıya dönemsel olarak vereceği hizmetler karşılığında komisyon tahsil edileceğinin açıklandığının, davacı tarafından bu hususun öğrenildiğinin, 2016 yılından itibaren de ihtirazi kayıt ileri sürülmeksizin ödenmesi karşısında kabul edildiğinin anlaşıldığı ve bu minvalde Mahkemece davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, fazla yatırılan 1.094,60 TL harcın talep halinde davacı tarafa iadesine, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 10/07/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"982daa7293d59905","SID":"e14fc72bf439582b"}}