{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2022/2042 Esas  - 2025/766 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2022/2042 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/766<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t:ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t:15/06/2022<br>NUMARASI\t\t: 2019/667 Esas 2022/441 Karar<br><br>DAVA\t: İtirazın İptali<br>DAVA TARİHİ\t: 09/12/2019<br><br>KARAR TARİHİ\t: 04/07/2025<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 04/07/2025<br><br>\tTaraflar arasındaki itirazın iptali istemine  ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>DAVA<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı borçlu ... Tic. A.Ş.’ye imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi çerçevesinde davacı Bankaca kredi tesis edildiği, davalı borçlular ... A.Ş. ve ... Tic. A.Ş.’nin bahse konu Sözleşmeyi müşterek ve müteselsil borçlu olarak imzaladıkları, sözleşme uyarınca kullandırılan kredilerin ödenmemesi üzerine, davalı borçlulara borcun ödenmesi için Üsküdar 32. Noterliği’nin 20/03/2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiği, keşide edilen ihtarnameye rağmen borcun ödenmemesi üzerine ise borçlular aleyhinde Ankara 8. İcra Müdürlüğü’nün 2019/4946 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, ancak davalıların haksız ve kötüniyetli olarak takibe itiraz ettikleri,  davalıların icra takibine yapmış oldukları itirazın haksız ve dayanaksız olduğu, zira icra takibinde istenilen tutarların taraflar arasındaki sözleşmeye ve mevzuata uygun olduğu, davalılarca sözleşmeyi şirketler adına kefil olarak imzalayan kişilerin, şirketi temsil yetkisinin bulunmadığı iddia edilmiş ise de,  davalı şirketlerden .... A.Ş. adına Genel Müdür ...’ün sözleşmeyi imzaladığı, söz konusu şirketin Ankara 24. Noterliği’nin 12/11/2014 tarih ve ... yevmiye numaralı imza sirkülerini davacı bankaya sunarak, söz konusu şirketi temsilen, müteselsil kefil sıfatıyla sorumluluk altına girildiği,  davalı şirketin, yönetim kurulu aracılığıyla şirketi temsil etme yetkisini genel müdür sıfatıyla ...’e devir ettiğinin anlaşılmakta olduğu, adı geçenin de şirketi temsilen kredi sözleşmesini kefil sıfatıyla imzaladığı, diğer davalı/borçlu şirket ... A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkanı sıfatıyla ...’ın davacı bankaya sunduğu Altındağ 4. Noterliği’nin 23/05/2014 tarih ve ... yevmiye numaralı imza sirküleri ile kredi sözleşmesini akdettiği, 6102 Sayılı TTK’nın 370. maddesindeki hüküm gereğince, yönetim kurulu üyelerinden her birinin, şirketi münferiden temsile yetkili olduğu, nitekim mezkur imza sirkülerinde de her bir yönetim kurulu üyesinin, şirketi münferiden temsil etme yetkisi bulunduğunun anlaşıldığı, davalı şirket vekilince, müvekkillerinin işletme konusu içinde yer almayan işlerden ötürü kefil sıfatıyla sorumluluk altına giremeyeceğinden bahisle kefalet sorumluluğunun bulunmadığı iddia edilmiş ise de, söz konusu iddianın mer’i mevzuat ve yüksek mahkemenin kökleşmiş içtihatları gereği kabulünün mümkün olmadığını bildirerek davalıların icra takibine karşı yapmış oldukları itirazlarının iptali ile takibin devamına ve davalılar aleyhinde hükmolunan bedelin %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesi talep edilmiştir.<br>CEVAP<br>Davalılar  vekili cevap dilekçesinde özetle; kefalet sözleşmesini davalı şirketler adına imzalayan şahıslara, davalı şirketler tarafından kefalet işlemine ilişkin verilmiş geçerli bir yetki ve/veya vekalet bulunmadığı, kredi sözleşmesine ...  A.Ş. adına imza atan ...'ın sözleşmenin imzalandığı tarih itibariyle kefalet sözleşmesi imzalamasına yetkili kılındığına ilişkin geçerli bir Yönetim Kurulu Kararı yahut vekaletnamenin şirket kayıtlarında bulunamadığı, ilgili şahıs hakkında FETÖ/PDY terör örgütüne üye olma suçu dahil olmak üzere bir çok suç nedeniyle soruşturma işlemlerinin devam ettiği, hale yurtdışında kaçmış durumda olduğu, kredi sözleşmesine ... A.Ş. adına imza atan dönemin genel müdürü ...’ün de; ilgili kefalet sözleşmesine imza atabileceğine ilişkin şirket kayıtlarında geçerli bir Yönetim kurulu kararı tespit edilemediği gibi geçerli bir vekâletnamenin de bulunmadığı; ... hakkında da; Ankara 24. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2019/104 E. numaralı dosyası kapsamında silahlı terör örgütüne üye olma suçu nedeniyle kovuşturma devam ettiği, ilgili Mahkemece kabul edilmiş olan İddianame örneğinin Mahkemece celbi halinde de; müvekkil ...A.Ş.’yi zarara uğratacak usulsüz iş ve işlemlerin işbu dava konusu kefalet ile sınırlı olmadığının açıkça görüleceği, 31/10/2014 tarihli Yönetim Kurulu Kararı ile; ...A.Ş.’nin dönemin Genel Müdürü olan ...’e tutanakta yer alan konularda yetki verilmesine karar verildiği, tutanakta yer alan yetki konulan arasında; şirketi borç altına sokabilecek işlemlerin yapılması, yahut kefil olunmasına dair herhangi bir yetki yer almadığı, ayrıca ilgili karara istinaden; Ankara 24. Noterliği’nin 12/11/2014 tarih ... yevmiye numaralı imza sirkülerinde yer alan yetkilere bakıldığında da; kefalet sözleşmesi imzalanması ve şirketi borçlandırıcı iş/işlemlerin yapılması konusunda ...’e verilmiş bir yetki bulunmadığı, ilgili imza sirküleri ve Yönetim Kurulu Kararının davacı bankaya da 24/03/2015 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi’nin imzalanması sırasında sunulduğu, davalılar adına kefalet sözleşmesini imzalama yetkisi bulunmayan ... ve ...’ın sözleşmeye imza atılması konusunda, davacı banka Türk Ticaret Kanunu hükümleri doğrultusunda basiretli iş adamı gibi davranma yükümlülüğünü yerine getirmedikleri, davalı şirketler adına tek imza atılmış olması sebebiyle kefalet sözleşmesinin geçersiz olup, müvekkil şirketlerin davacı bankaya herhangi bir borcunun bulunmadığı, zira TTK. madde 370 uyarınca esas sözleşmede aksi öngörülmemiş veya yönetim kurulu tek kişiden oluşmuyorsa temsil yetkisinin çift imza ile kullanılmak üzere yönetim kuruluna ait olduğu, müvekkili Şirketlerin Anasözleşmesine göre Şirketin yönetim ve dışarıya karşı temsilinin  yönetim kuruluna ait olduğu, Şirket tarafından verilecek bütün belgelerin ve yapılacak sözleşmelerin geçerli olabilmesi için, bunların şirketin unvanı altına konmuş ve şirketi ilzama yetkili iki kişinin imzasını taşıması gerektiği, Genel Kredi Sözleşmesinde kefil şirketlerin çift imzayla temsili mümkünken, tek imza atılmış olması nedeniyle geçerli bir kefalet bulunmadığı, davacı banka ile imzalanmış olan Genel Kredi Sözleşmesi’ne davalı müvekkillerince kefil olunmasının, işletme konusu içerisinde yer almayan bir işlem olduğu, TTK. madde 371 uyarınca üçüncü kişi işlemin işletme konusu dışında olduğunu bilebilecek durumda olması halinde işlemlerin şirketi bağlamayacağı, davacı bankanın Genel Kredi Sözleşmesine ilişkin kefalet işleminin, davalıların amaç ve konusu dışında kaldığını bilmediği iddiasında bulunmasının mümkün olmadığı, davacı Bankanın basiretli bir tacir gibi davranmadığı, ayrıca dava konusu Genel Kredi Sözleşmesi ve limit artırımında da dürüstlük ve iyiniyet kurallarına da aykırı hareket ettiği, özellikle çift imza yetkisi konusunda gerekli ve yeterli inceleme yapılmadığı,  davacı banka tarafından talep edilen faizin de kabulünün mümkün olmadığı, talep edilen faizin fahiş olduğu beyan edilerek davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece; dava dışı şirket ile davacı bankanın şubesi arasında imzalanan kredi sözleşmesine istinaden dava dışı şirkete nakdi ve gayri nakdi krediler kullandırıldığı, her ne kadar sözleşmeyi  ... A.Ş. adına tek yönetici imzalamışsa da ana sözleşmeye göre yöneticinin tek başına sözleşmeyi kefil olarak imzalayabilmesi için yönetim kurulundan karar alınması gerektiği, yönetim kurulu kararı alınmadan yöneticinin kefil olarak sözleşmeyi imzalamakla kefaletinin geçersiz olduğu, diğer davalı şirketin kefaletinin ise geçerli olduğundan bilirkişi raporunda belirtilen nakdi krediden doğan alacak ile nakde çevrilen teminat mektubu tutarından bu davalının sorumlu olduğu kanaatine varılmakla  davalı ... A.Ş. hakkında açılan davanın reddine,  davalı ...  Şirketi hakkında açılan davanın kısmen kabulü ile nakdi krediden kaynaklanan 44.647,62 TL ana para, 5.590,78 TL işlemiş faiz olmak üzere 50.238,40 TL'ye  yönelik iş  bu  davalının yapmış olduğu itirazın iptaline, kabul edilen ana alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %35,04 oranında temerrüt faizi uygulanmasına, takip tarihinden sonra nakde çevrilen teminat mektubu nedeniyle 563.409,69 TL'nin 10/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek %35,04 onanında temerrüt faizi ile birlikte bu davalıdan tahsiline, bu davalı hakkında fazlaya ilişkin istemin reddine, nakdi krediden kaynaklanan alacağın likit olması nedeniyle 50.238,40 TL üzerinden hesaplanan 10.047,68 TL %20 inkar tazminatının bu davalıdan alınmasına karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı banka vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı borçlu şirketi Genel Müdür sıfatıyla temsil eden ...'ün, müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla kredi sözleşmesini akdetmesi nedeniyle, davalı borçlu şirketin sorumluluk altına girdiğini, şöyle ki davalı şirketin tek yetkili organı bulunan Yönetim Kurulunun  oy birliğiyle  şirketi genel müdür sıfatıyla temsil etme görevini ...'e devrettiğini, davalı borçlu şirketi temsil eden ...'ün  yönetim kurulu kararı ile yetkilendirmesi ile davalı borçlu şirketi belirtilen şahsın şirket kaşesi altında imzaladığı kredi sözleşmesi ile sorumluluk altına soktuğunu, <br>İlk derece mahkemesinin gerekçeli kararında davalı borçlu şirketin kefil sıfatıyla sorumluluk altına giremeyeceğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de,  söz konusu kararın mer'i mevzuat ve yüksek mahkemenin kökleşmiş içtihatları gereği kabulü mümkün olmadığını, Yüksek Mahkeme'nin kökleşmiş içtihatlarından da anlaşılacağı üzere davalı borçlu şirketin anonim şirket olması ve  dava konusu borca kefalet sorumluluğu ile sorumlu bulunmasının  davalı borçlu şirketin mutad ve olağan işlerinden sayıldığını ve yine davalı borçlu şirketin kefil olmasının ticari hayatın bir gerekliliği olduğunu, dolayısıyla anonim şirketlerin kendi ana sözleşmelerinde yer almasa dahi kefalet ehliyetine sahip olduklarının  açıkça ortada olduğunu, <br>Bilirkişinin davalı borçlu şirketin  \"kefaleten sorumluluğunun\" bulunmadığı şeklinde tespitinin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, ayrıca bilirkişinin bu şekilde hukuki nitelendirme ve değerlendirme yapamayacağını, davalı borçlu şirketin, bizzat kredi başvurusunda bulunmayıp, başvurulan kredide müteselsil kefil sıfatıyla sorumluluk altına girdiğini, bu hususta da yönetim kurulu kararında herhangi bir kısıtlama getirilmediğinden müvekkil banka aleyhine yorum yoluyla hak kaybına uğratılmasına müsaade edilmemesi gerektiğini,  keza ilgi yönetim kurulu kararında, kredilere müteselsil kefil yoluyla sorumluluk altına girilmesinde kefaletin engellenmediğini ve yönetim kurulunun bu şekilde herhangi bir iradesinin bulunmadığını, kefilliği sınırlayan bir ibarenin yönetim kurulu kararında yer almadığını,<br>Davalı Borçlu şirketi genel müdür sıfatıyla temsil ve ilzam eden ...'ün, genel müdür sıfatıyla davalı borçlu şirketi temsil ettiği zaman aralığında, Müvekkil Banka'dan kullanılan krediler gibi başkaca bankalarda krediler kullanıp kullanmadığı hususunda mahkemece herhangi bir araştırma yapılmadığını, davalı Borçlu şirketin aynı şekilde mal alımı,  borçlanma vb. tasarruflarda bulunup bulunmadığı hususunda davalı borçlu şirketin aktif/pasif kayıtlarını araştırılmadığını, mezkur araştırmanın  yapılmamasının eksik incelemeye sebebiyet verdiğini bu nedenle eksik inceleme mahsulü yargılama neticesinde hukuka aykırı karar verildiğinden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğini, <br>Davalı borçlu şirket hakkında davanın reddine karar veren ilk derece mahkemesinin  davalı borçlu şirket lehine takibin başlangıç tarihi itibariyle deposu gerekli g.nakdi teminat mektuplarından nispi vekalet ücretine hükmetmesinin  açıkça hukuka aykırı olduğunu,<br>İlk derece mahkemesince hükme esas alınan  bilirkişi raporunda  temerrüt tarihinin  yanlış belirlendiğini ve bu nedenle davacı  banka alacağının  hatalı ve eksik tespit edildiğini,<br>Hakkında kısmen kabul kısmen ret kararı verilen davalı borçlu ... Tic. A.ş. vekil ile temsil edilmediği halde davacı banka aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin  de açıkça hukuka aykırı ve hatalı olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. <br>Davalı ...A.Ş.  vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, kefalet sözleşmesini davalı şirket adına imzalayan şahısa davalı şirket tarafından kefalet işlemine ilişkin verilmiş geçerli bir yetki veya vekalet bulunmadığından yerel mahkeme hükmü hukuka aykırılık teşkil ettiğini, Kredi Sözleşmesi’ne ...  Tic. A.Ş adına imza atan ...'ın sözleşmenin imzalandığı tarih itibariyle kefalet sözleşmesi imzalamaya yetkili kılındığına ilişkin geçerli bir Yönetim Kurulu Kararı yahut vekaletname şirket kayıtlarında bulunamadığını, davalı şirket adına atılan imzaların, imza atmaya yetkisi olmayan kişilerce atılmış olması sebebiyle, Kefalet Sözleşmesi’nin geçersiz olduğu açık olup, bu nedenle davalı şirketin ilgili sözleşme uyarınca davacı bankaya herhangi bir borcu bulunmadığının kabulü gerektiğini,  davalı şirket adına tek imza atılmış olması sebebiyle kefalet sözleşmesi geçersiz olup davalı şirketin davacı bankaya herhangi bir borcu bulunmadığını, Genel Kredi Sözleşmesi’nde kefil şirketin çift imzayla temsili mümkünken şirket adına tek imza atılmış olmakla, davalı şirketin yasa ve usule uygun temsili söz konusu olmadığından; geçerli bir Kefalet Sözleşmesi de bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için ...'nın yetkili olduğu düşünülse dahi Genel Kredi Sözleşmesine davalı şirketçe kefil olunması işletme konusu içerisinde yer almayan bir işlem olduğundan kefaletin şartlarının yine  gerçekleşmediğini,  hükme esas alınan kök raporda yalnızca Türk Ticaret Kanunu'nun 371. maddesine atıf yapılmış ancak netice olarak hatalı şekilde kefalet şartlarının oluştuğu tespit edildiğini, somut olayda üçüncü kişi konumundaki bankanın özel yetkiyle faaliyet gösteren bir tacir olduğu gözetildiğinde böyle bir durumu bilmediğinin  düşünülemeyeceğini, ancak bu yöndeki itirazlarının yerel mahkeme tarafından dikkate alınmadığını ve TBK 372/2 maddesinin mevcut kefalete etkisi, uygulanmayacaksa da niçin ve ne gerekçeyle uygulanamayacağı değerlendirilmediğini, sanki kefaletin geçersizliğine ilişkin tek iddialarının davalının FETÖ üyesi olmasıymış gibi karar verildiğini, davacı bankanın basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü bulunmasına karşın banka bu yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğini, davacı banka, çift imza yetkisi gerekmesine karşın, davalı şirket tarafından tek imza atılması karşısında; konuya ilişkin imzayı atan yetkili ...'nın şirketi tek başına temsil etmeye yetkili olup olmadığı; yine Genel Kredi Sözleşmesi'nde yer alan bedel ile devamında arttırılmış olan bedele ilişkin imza/işlem yetkisi bulunup bulunmadığı konusunda gerekli ve yeterli incelemeyi yapmadığını, bahse konu borç ile ilgili davalı şirketin sorumluluğuna gidilemeyeceğini bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.<br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; <br>Dava konusu Ankara 8. İcra Müdürlüğü'nün 2019/4946 E  sayılı icra takip dosyası incelendiğinde;  davacı alacaklı banka  tarafından, dava dışı asıl borçlu  ... Tic. A.Ş ile davalı borçlular aleyhine 44.647,62 TL kurumsal finansman desteği asıl alacağı, 6.977,20 TL gecikme tazminatının tahsili ve 683.007,07 TL mer'i teminat mektubunun deposu istemi ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçlu şirketlere 15/04/2019 tarihinde tebliğ olduğu, davalılardan davalı ... A.Ş vekilinin 18/04/2019 tarihinde, davalı ... A.Ş  vekilinin 22/04/2019 tarihinde borca itiraz ettiği, davalıların itirazlarının 7 günlük hak düşürücü süre içerisinde olduğu,  işbu itirazın iptali davasının  1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde 09/12/2019 tarihinde açıldığı  dosya içeriği ile sabittir.<br>Davacı banka ile dava dışı  şirket arasında 24/03/2015 tarihli 565.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davalı şirketlerin anılan sözleşmeyi aynı limit ile  müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları  yer aldığı, yine Genel Kredi Sözleşmesinin limiti son olarak 17/09/2015 tarihinde yapılan artırımla 1.250.000,00 TL'ye yükseltildiği, söz konusu limit artırımın da davalılar  ... A.Ş. ve ... Tic. A.Ş. tarafından müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığı  dosya içeriğiyle sabittir. <br>Davacı tarafından davalılara gönderilen ve toplam 733.785,57  TL borcun (24) saat içerisinde ödenmesi/deposu ihtarını içerir  20/03/2019 tarihli hesap kat ihtarnamesi davalı asıl borçlu  şirketin sözleşmedeki adresine 25/03/2019 tarihinde bila tebliğ edildiği, diğer borçlu/kefil davalılara ise aynı gün tebliğ edildiği görülmüştür.<br>Yargılama aşamasında alınan bankacı bilirkişi kök ve kök rapordaki görüşü tekrar eden ek raporunda;  davalı ...A.Ş 'yi temsilen  ...'ün davalı kefil Şirket adına Kredi Sözleşmesi imzalayabilmesi için alınacak kredi hususunun önce yönetim kurulunca kararlaştırılması gerektiği, adı geçenin yönetim kurulunca bu kararın verilmesinden sonra kredilerin bankalardan temini için gerekli işlemleri yapabileceği, yönetim kurulunca ... Bankası'ndan kredi alınması konusunda alınmış bir karar bulunmadığından,  davalı  ...  A.Ş'nin kefilliğinin geçerli olmadığı, diğer davalı ... A.Ş.'nin kefaletinin geçerli olup, davalı şirkete kat ihtamamesinin 25/03/2019 tebliğ edildiği,  Ödeme için verilen (24)  saatlik süre de dikkate alındığında temerrüt faizi başlangıç tarihinin  27/03/2019 olduğu, davacı bankanın takip tarihi itibarıyla 44.647,62 TL  asıl, 5.590,78 TL işlemiş  faiz olmak üzere toplam 50.238,40 TL alacağı bulunduğu, takipte yer alan temerrüt faiz oranlarının sözleşmeye ve mevzuata uygun bulunduğu  tespit edilmiştir.<br>Davacı yan genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağı bulunduğunu, davalıların icra takibine itirazının haksız olduğunu iddia etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davalı kefil davalı ...A.Ş 'nin kefaletinin geçersiz olduğundan davanın reddine, diğer  davalı kefil  şirket yönünden bankacı bilirkişiden alınan rapor hükme esas alınarak yukarıda özetlenen kararda belirtildiği şekilde  davanın  kabulüne karar verilmiştir.<br>Karara karşı davacı vekili ve davalı ... A.Ş.vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>Taraflar arasında davacı ile dava dışı şirket arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinde davalıların  müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine davacı bankanın kredi hesabını kat ederek alacağın tahsili için icra takibi başlattığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.<br>Davacı ve davalı vekilinin istinaf itirazları kapsamında uyuşmazlık, davalı tarafça dava dışı asıl borçlu lehine verilen kefaletlerin geçerli olup olmadığı, kefil sıfatıyla imza atan şirket yetkililerinin davalı şirketleri kefil sıfatıyla borçlandırma yetkisi olup olmadığı, var ise  takip tarihi itibarıyla davacının davalılardan alacağı bulunup bulunmadığının ve  miktarının tespiti  hususlarından kaynaklanmaktadır.<br>Davacı vekilinin istinaf itirazı davalı ...A.Ş hakkında kurulan hükme, diğer davalı kefil yönünden temerrüt tarihinin yanlış belirlendiği ve mahkemece hükmedilen vekalet ücretlerinin hatalı olduğu iddiasına  yöneliktir. <br>Davalı vekilinin istinaf itirazı da davalı  ... Tic. A.Ş. 'nin müteselsil kefil sıfatıyla borçtan sorumlu olmadığına yöneliktir.<br>Taraf vekillerinin  istinaf itirazları doğrultusunda somut olay irdelendiğinde; davaya konu davacı ve dava dışı şirket arasında akdedilen 24.03.2015 tarihli 565.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesini ve 17.09.2015 tarihinde yapılan limit artırımına ilişkin sözleşmeyi  davalılar ... A.Ş. ve ... Tic. A.Ş. 'nin  müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığı,<br>Davalı  ... A.Ş adına genel kredi sözleşmesinin ... tarafından imzalandığı, <br>Dosya kapsamı içerisinde yer alan  17/11/2014 tarih,  8695 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayımlanan davalı ... A.Ş'nin  31/10/2014 tarih,  61 sayılı  yönetim kurulu  kararında; '' 1- Şirketi temsil ve ilzama yetkili Genel Müdür olarak ...'ün işe alınarak görevlendirilmesine,  2-Genel Müdür ... oğlu 18.06.1978 doğumlu ...'e aşağıdaki yetkilerle noterden tasdikli yetki belgesi verilmesine,  ... TC Kimlik Numaralı ...'ün 3 (üç) yıllığına şirketin  Genel Müdürü olarak atanmasına, aşağıda belirtilen görevlerle 3 (Üç) yıllığına yetkili olmasına,  4-Şirket adına tüm bankalarda ve finans kurumlarında mevcut veya bundan sonra açılacak hesaplarım arasında ve/veya bankalar aracılığı ile yapacağı vergi, SGK, maaş, danışmanlık, nakit yatırma ve nakit çekme talimatları imzalamaya, diğer” bankacılık işlemlerinde ve diğer ödeme talimatlarında Efi/Havale talimatlarını  düzenlemeye  ve imzalamaya, hesap ve/veva ortak hesaplar acmaya,<br>Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile ilgili tüm işlemleri yürütmeye, faturaları tanzim ve imzaya, şirket adına ihalelere katılmaya, feshe, her türlü tesellüm ve irsaliye evraklarını, konşimentoları, nakliye belgelerini, ordinoları, sigorta poliçeleri, ilgi belgeleri, her türlü bordo bildirge belgeleri tanzim ve imzaya, vergi dairesi ve SGK' da tahakkuku edecek alacakları tahsil ve ahz-u kabza, bankalara para yatırıp hesap kapatmaya, 1475 Sayılı iş Kanunu, 2821 Sayılı toplu iş sözleşmesi Grev ve lokavt kanunu hükümleri çerçevesinde şirketi SGK, SGK müdürlükleri, Sendika, Çalışma Bakanlığı, Bölge Çalışma Müdürlükleri, Dernekler, Teknoloji Geliştirme Bölgeleri, Demekleri ve kuruluşlar nezdinde temsil ve ilzama, ilgili kanunlar gereğince yapılması gereken düzenlemeleri yapmaya, her türlü işçi işveren ilişkilerini düzenlemeye maliye teşkilatı, vergi daireleri bilim sanayi ve teknoloji bakanlığı, ticaret odaları, organize sanayi bölgeleri, Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Üniversiteler Basın karşısından şirketi temsile konusu ile ilgili olmak üzere teknoloji geliştirme bölgesi içinde yer alan şirketleri denetlemeye başvurularını almak ve evrak isteme şirketler ve kişilerle kira akit ve işlemlerini yürütme sözleşmeleri imzalama yemin teklif kabul ve reddine, hakimleri ve katipleri redde ve yakınmaya, bilirkişi, muhasip, hakem tayin ve azline, kesif talebine raporlara itiraza tespit yaptırmaya, ihtarname ihbarname protesto çekmeye ve cevap vermeye, ilamlar ve kararların tamamının uygulanmasını sağlamaya duruşma dişi tutulma talebinde bulunmaya, sözleşmeleri fesih etme, muafiyet yazısı verme, personel çalışma gün sayısı onaylama konusunda şirketleri ilgilendiren her türlü yargı mercileri ndeki dava ve itiraz işlemlerini icra işlemlerini takibe, şirketin yurtiçinden ve yurtdışında hibe ve krediler alabilmesi için ulusal ve uluslararası projelere katılmaya, şirket yönetim kurulunca kararlaştırılan şirket içi alınacak geri ödemeli krediler işlemlerinin yürütülmesine ve takibine, leh ve aleyhimize açılacak bilumum dava ve takiplerden dolayı T.C. mahkemelerinin, meclislerin daire ve kurumlarının her bölüm ve derecesinde her sıfat, tarik ve suretle şirketimizi temsile haklarımızı korumaya temin müdafaa ve muhafazası için uygun göreceği bütün muameleleri takip tamamlamaya ve bitirmeye yeniden dava açmaya davayı ıslah etmeve kendi imzası ile gereken dilekçe ve  belgeleri yazıp ilgili olduğu daire ve kuruma vermeye tebliğ ve tebellüğe ihtiyati ve icra-i haciz ve tedbir kararları almaya tedbir ve haciz koymaya ve kaldırmaya kararların açıklanmasını ve düzeltilmesini istemeye temyizden vazgeçmeye, Yargıtay Danıştay ve diğer idari ve mali kaza ve kurumlarında temsile ve duruşma talebinde bulunmaya karar düzeltilmesini ve yeniden yargılama talebinde bulunmaya tanıkları dinletmeye yemin teklif kabul ve reddine hakimleri ve katipleri redde ve yakınmaya bilirkişi muhasip hakem tayin ve azline keşif talebine raporlara itiraza tespit yaptırmaya ihtarname ihbarname protesto çekmeye ve cevap vermeye ilamlar ve kararların tamamının uygulanmasını sağlamaya duruşma dışı tutulma talebinde bulunmaya şirketimiz dışında devam edecek duruşmalara katılmaya ve sulh ve ibraya davayı ıslaha feragat ve kabule davadan feragate feragati davayı kabule davadan ve takipten vazgeçmeye, icra takiplerinde pey sürmeye şirketimizi dışında devam edecek duruşmalara katılmaya ve sulh ve ibraya, davayı ıslaha feragat ve kabule, davadan feragati, feragati davayı kabule, davadan ve takipten vazgeçmeye icra takiplerinden pey sürmeye ahzu kabza, birlikte veya ayrı ayrı vekalete, başkalarını da teşrik ve azle mezun, yukarıda adı geçmeyen T.C. dahilindeki tüm resmi ve hususi özel ve tüzel kişi ve kuruluşlar nezdinde olacak tüm işlemleri” son dereceye kadar takip ve neticelendirmeye, yazılı ve sözlü müracaatlarda bulunmaya vs. yetkili olmak üzere 3 Yıllık süre hitamında yönetim kurulu tarafından yeni bir karar alınmaması halinde bu görevlendirme ve yetkilendirmenin 3 Yıllık süreler halinde uzayarak geçerli olmasına,<br>Oy çokluğuyla kabul edilmesine karar verilmiştir.” şeklinde kararlar alındığı, yetkili temsilci ... 'ün yetkisinin sınırlarının çizildiği, buradan anlaşıldığı üzere ...'e kefil sıfatıyla yetkilisi bulunduğu şirketi borç altına sokma yetkisi verilmediği, davacı banka vekili tarafından Mahkemeye sunulan 24/04/2020 tarihli cevaba cevap dilekçesinde,  sözleşmenin, şirketin genel müdürü ...'ün sunmuş olduğu Ankara 24. Noterliğinin 12/11/2014 tarih ve ... yevmiye nolu imza sirküleri esas alınarak imzalandığının beyan edildiği, oysa ki söz konusu imza sirkülerinin Yönetim Kurulunun 31/10/2014 tarih ve 61 sayılı kararına istinaden düzenlendiği, bu bağlamda yönetim kurulundan karar alınmaksızın, yetkisi olmayan  ...'ün kefalet sözleşmesini imzalamasının davalı şirketi borç altına sokmayacağı anlaşılmakla, davalı  davalı şirket adına verilen kefaletin geçersiz olduğundan bahisle davalı ... A.Ş yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.<br>Davacı vekilinin davalı davalı ... A.Ş yönünden nispi vekalet ücreti hükmedilmesine yönelik istinaf itirazı incelendiğinde; ilk derece mahkemesince ''1-Davalı ...A.Ş. hakkında açılan davanın reddine,  1.a)Davalı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte bulunan AAÜT gereğince reddedilen nakdi alacak ve nakde dönen teminat tutarı üzerinden hesaplanan 47.801,73 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile bu davalıya verilmesine,'' şeklinde hüküm tesis edildiği, iş bu davalı şirket yönünden red edilen nakit alacağın 51.624,82 TL ve yargılama sırasında nakde dönüşen alcağın ise 563.409,69 TL olup, mahkemece nakit ve nakde dönüşen alacak miktarlarının  toplamı olan  615.034,51 TL üzerinden nispi harca hükmedildiği, yani mahkemece davacı vekilinin iddia ettiği gibi takibin başlangıç tarihi itibariyle deposu gerekli gayri nakit teminat mektuplarından nispi vekalet ücretine hükmedilmediği anlaşılmakla, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının reddine karar vermek gerekmiştir.<br>Davacı vekilinin bilirkişi tarafından davalı ... Tic. A.Ş. 'nin  temerrüt tarihinin yanlış tespit edilmesi suretiyle banka alacağının eksik hesaplandığı yönündeki istinaf itirazı değerlendirildiğinde;  Davacı tarafından davalı ... Tic. A.Ş. 'e  gönderilen ve toplam 733.785,57  TL borcun (24) saat içerisinde ödenmesi/deposu ihtarını içerir 20/03/2019 tarihli hesap kat ihtarnamesinin davalıya  25/03/2019 tarihinde  tebliğ edildiği, bu hali ile atıfet süresini takiben davalının 27/03/2019 tarihinde temerrüte düşeceği, hal böyle olunca  bilirkişi tarafından  temerrüt tarihin usul ve yasaya uygun tespit edildiği anlaşılmakla davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının da reddine karar vermek gerekmiştir.<br>Davacı vekilinin hakkında kısmen kabul kısmen ret kararı verilen davalı borçlu ... A.ş. vekil ile temsil edilmediği halde davacı banka aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin  de açıkça hukuka aykırı ve hatalı olduğu yönündeki istinaf itirazı incelendiğinde; davacının istinaf dilekçesinde bahsettiği şekliyle Av. ...'in  18/09/2020 tarihli dilekçesi ile davalı şirket vekilliğinden çekildiği bildirdiği, davalı şirketin  Ankara 54 Noterliği'nin 12/11/2020 tarih, ... yevmiye numaralı vekaletnamesi ile yetkili kıldığı  vekilleri Av. ..., Av...., Av....'nın vekalet görevinin karar tarihi itibariyle devam ettiği  bu hali ile davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının da dinlenemeyeceği anlaşılmıştır.<br>Davalı vekilinin istinaf itirazı değerlendirildiğinde; <br>Dosya içerisinde bir örneği  yer alan 17/07/2013 tarihli ve 8365 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi incelendiğinde; davalı şirketin Ana sözleşmesinin iş bu gazetede yayımlandığı, gazetenin 33 ve 34 sayfasında yayımlanan şirket ana sözleşmesi'nin “Yönetim Kurulu ve Süresi” başlıklı 7. maddesi uyarınca, ... , ..., ...'ın yönetim kurulu üyesi olarak tayin edildiği, <br>Anasözleşmenin “Şirketin Temsili” başlıklı 8. maddesinde; “Şirketin Yönetimi ve dışarıya karşı temsili Yönetim Kurulu'na aittir. Şirket tarafından verilecek bütün belgelerin ve yapılacak sözleşmelerin geçerli olabilmesi için, bunların şirket Unvanı altına konmuş ve şirketi ilzama yetkili kişi veya kişilerin imzasını taşıması gereklidir. Yönetim Kurulu Üyelerinin her biri Şirketi birinci derecede Münferiden Temsil ve İlzam etmeye, Borç ve Taahhüt altına sokmaya ve Ahzu-Kabza hususlarında yetkili kılınmıştır.” denilmekle , yönetim kurulu üyelerinin yönetim kurulu üyelerinin her birinin  şirketi birinci derecede münferiden temsil ve ilzam etmeye, borç ve taahhüt altına sokmaya yetkili kılındığı, <br>Yine dosya kapsamında bir örneği  yer alan 07/12/2013 tarih, 8420 sayılı Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan 13/08/2013 tarihli yönetim kurulu kararı ile de, ''...'' müdür olarak tayin edildiği, müdürün işlemlerinin geçerliliğinin iki imza şartına bağlanmasına rağmen ana sözleşmenin 8.maddesinde belirtildiği şekilde yönetim kurulu üyelerinin tek başına şirketi temsil ve ilzam etmeye borç ve taahhüt altına sokmaya dair yetkileri ile ilgili bir değişiklik yapılmadığı, hal böyle olunca, davalı şirket yönetim kurulu üyesi ...'ın şirketi tek başına borç ve taahhüt altına sokmaya yetkili olduğu anlaşılmakla,  6102 sayılı yasa ile ultra vires kuralının kalktığı, öte yandan yaşayan şirketler ilişkilerinde şirketin diğer bir şirkete kefil olmasının ayrıca bir karar alınmasını gerektirmediği TTK 137.ve 321.maddeleri kapsamında şirket mevzuatı içinde kalan mutad  bir muamele olduğu gözetildiğinde davalı vekilinin istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. (Yargıtay 11 HD 02/11/2022 gün 2021/3553 Esas, 2022/7702 Karar)<br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın  davalı ...A.Ş. hakkında açılan davanın reddine,  davalı ... Anonim Şirketi hakkında açılan davanın kısmen kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacıdan alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,7‬0 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>\t3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-Davalı ...A.Ş.  alınması gerekli olan 50.182,70 TL harçtan peşin alınan 10.480,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 39.702,70 TL harcın davalı şirketten alınarak Hazineye gelir kaydına, <br>\t5-Davalı ... A.Ş. tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 04/07/2025<br><br><br>    Başkan- ...        Üye -   ...     Üye -  ...\t                     Zabıt Katibi-...<br>     ...          ...    ...         ...<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"596179f17805f1ec","SID":"26459320e5c56e25"}}