{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  <br>T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/1722 <br>KARAR NO\t\t: 2025/931<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ                         : 30/12/2016 (Dava) - 03/06/2022 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2016/1521 Esas - 2022/543 Karar<br>DAVA             \t: Alacak<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 12/06/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 12/06/2025<br><br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/06/2022 tarih ve 2016/1521 Esas - 2022/543 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 2012 yılında kurulduğunu, hisse değişimi ile birlikte 01/10/2013 tarihinden itibaren müvekkili şirketin % 25 payının dava dışı ...’a, % 75 payının ise davalı şirkete ait olduğunu, davalı şirketin hem müvekkili şirketin büyük hisseli ortağı olduğunu, hem de müvekkili şirket ile ticari ilişkilerinin bulunduğunu, davalı ...’ın ise 07/10/2013 tarihi itibariyle 10 yıl süre ile davalı şirketin yetkilisi olduğunu, davalı şirketin 18/05/2015 tarihinde 1 payını ...’a, 74 payını ise müvekkili şirket yetkilisi dava dışı ...’a devrederek şirket paydaşlığından çıktığını, şirketin büyük paydaşı olan yetkilisi ...’ın davalı şirket ile müvekkili şirket arasında hiçbir ilgi kalmamasına rağmen ortağı olduğu şirketin geçmişe dair olan defter ve kayıtlarını uzun süre davalı şirketten alamadığını, 2016 yılında bir kısım kayıtlara ulaşarak bunları uzmanlara incelettiğini, yapılan inceleme sonucunda şirket ortağı olan davalı şirket ile ilgili olarak 10/01/2015 tarihli 140.000,00 TL bedelli çekin müvekkili şirket kayıtlarına girdiğinin görüldüğünü, bu çek ile davalı şirketin müvekkilinden 140.000,00 TL alacaklı duruma getirildiğini ancak fiilen böyle bir çekin bulunamadığını, yine yapılan inceleme ile 2014 yılı kayıtlarına göre davalı şirketin haksız ve sebepsiz olarak müvekkilinden 359.053,00 TL, 2015 yılı kayıtlarına göre 89.354,34 TL alacaklı hale getirildiğini, 2015 yılında 140.000,00 TL bedelli çekin girişi olmadığı halde bu çek nedeniyle davalı şirketin alacaklı hale getirildiğinin ve son olarak 82.704,00 TL’nin ise çek kaydı var olmakla birlikte çeklerin ne sebeple girişinin yapıldığının bilinmediğinin belirlendiğini, tüm bu işlemleri kötü niyetli olarak diğer davalı ...’ın yaptığını, davalı şirketin sebepsiz olarak zenginleştiğini, davalı şirketin bu dönemde yetkilisi olan davalı ...’ın yapılan haksız işlemlerden sorumlu olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 140.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tCEVAP:<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın ticari ilişkiye dayalı olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişki ve işlemlerin İstanbul’da gerçekleştirildiğini, İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri’nin yetkili olduğunu, müvekkilinin adresinin İstanbul’da olduğunu, müvekkili şirketin her zaman davacı şirkete finans sağladığını, her iki şirketin kardeş kuruluş olduğunu, davacı şirketin devir anına kadar yapmış olduğu tüm ticari işlemlerinin % 85’inin müvekkili şirketin grup şirketleri sayesinde gerçekleştirildiğini, dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaları kabul etmediklerini, şirketin defterleri incelendiğinde durumun ortaya çıkacağını, devir aşamasında davacı şirkete ait tüm ticari defter ve kayıtların davacı şirkete teslim edildiğini, 140.000,00 TL bedelli çekin davacı hesaplarında yer aldığının defter kayıtları incelendiğinde ortaya çıkacağını, müvekkilinin davacı şirketin ticari hayatta kalmasını sağladığını, gerek borçlarının ödenmesi gerekse alacaklarının tahsil edilmesi aşamasında bilfiil rol oynadıklarını, dava konusu çekin davacı şirketin ... Frenchise’si olan .... tarafından davacı şirkete ciro edildiğini ve davacı şirketin de müvekkiline ciro ettiğini, bu çekin davacı şirket hesaplarına 10/01/2015 tarihinde girdiğini ve akabinde müvekkiline ciro edildiğini, çekte vade tarihinin 25/05/2015 olduğunu, vade tarihi dolmadığı için çekin bankaya ibraz edilemediğini ve beklendiğini, devir işlemlerinin 15/05/2015 tarihinde yapılması aşamasında çekin vadesinin gelmediği dikkate alınarak müvekkili tarafından davacıya iade edildiğini, kaldı ki devir aşamasından sonra borç-alacak mahsuplaşmaları bittikten sonra dahi iki tarafın defterleri incelendiğinde müvekkilinin davacıdan 91.946,78 TL tutarında alacaklı olduğunun görüleceğini savunarak, davanın öncelikle yetki yönünden, bu olmadığı takdirde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>İlk derece mahkemesince; \"... taraf şirketler arasında 2015 yılından süregelen bir ticari ilişkinin bulunduğu, 140.000,00 TL bedelli davaya konu çekin davacı tarafından davalıya ödendiği ancak davalının çeki iade ettiğini ispat edemediği, çekin davalının elinde de olmadığı, bankaya iade edildiği, çekin her iki şirketin ticari defter kayıtlarında yer aldığı, fiili olarak da böyle bir çekin varlığının sabit olduğu, taraf şirketlerin defterlerinin dört adet işlem dışında uyuştuğu, davacı defterlerinde 140.000,00 TL bedelli çek dışında diğer iki adet çekin olmadığı, fiktif işlemin varlığı konusunda dosyada bir delilin bulunmadığı, tersine davacının kendi defterlerinde daha az borçlu gözüktüğü, aksi durumda daha fazla borçlu gösterilmesi gerektiği, taraflar arasında sürekli para transferlerinin gerçekleştirildiği,  çekin birden fazla tahsil edildiğine ilişkin de delilin bulunmadığı, davacı iddialarının ispat edilemediği sonuç ve kanaatine ulaşıldığı...\" gerekçesiyle davanın REDDİNE karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkeme kararının gerekçesinin somut ve açık olarak yazılmadığını, bilirkişi raporundaki tespitlerin değerlendirilmediği, 03/03/2022 tarihli bilirkişi heyet raporuna yer verilmediğini ve bu raporda tespit edilen hususların değerlendirilmediğini, eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, davalı şirketin ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulmadığını, bu nedenle davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarına itibar edilemeyeceğini, bu hususu dile getirmelerine rağmen yerel mahkemece değerlendirmeye alınmadığını, davalı ...'ın dava konusu 140.000 TL bedelli çeki ve  dava konusu olmayan 80.000 TL bedelli çeki hiç bir ticari alışveriş olmaksızın davalı şirkete cirolaması sonucu müvekkili şirketin borçlu hale geldiğini, dava konusu 140.000 TL bedelli çek üzerindeki imzanın davalı ...'a ait olduğunun mahkemece tespit edildiğini, ...'ın dava konusu çeke şirket yetkilisi gibi hareket etmek suretiyle imza atarak müvekkili şirketi borçlandırdığı hususunun yine mahkemece değerlendirilmediğini, davacı ve davalı şirket arasında hiç bir ticari alışveriş olmaksızın davalı şirkete ... tarafından haksız olarak ciro edilen dava konusu 140.000 TL bedelli çekin, müvekkili şirket tarafından davalı şirkete ödendiğini, dava açılmadan önce alınan ve delil olarak sunulan uzman görüşü raporunun yerel mahkemece değerlendirilmediğini, dosya kapsamında alınan raporların birbiriyle çelişkili olduğunu, çelişkilerin giderilmesi için 03/03/2022 tarihli heyet r aporu ile 03/01/2020 tarihli bilirkişi raporunun birbiriyle uyumlu olduğunu, ancak bu hususun yerel mahkemece dikkate alınmadığını belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, taraflar arasında ihtilaf konusu olan 140.000,00 TL bedelli çek sebebiyle sorumluluk davasıdır.<br>Mahkemece; davanın reddine karar verilmiş olup hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.<br>Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının dava konusunun 140.000,00 TL bedelli çek olduğunu 14 nolu celsede belirttiği, buna göre davacı tarafından dava konusu olan 140.000 TL bedelli çekin iki kez tahsil edildiği iddia edilse de bu konuda tek başına davacı defterlerinin bu hususu ispata yeterli olmadığı, davacı ve davalı şirket arasında 2015 yılından süregelen bir ticari ilişkinin bulunduğu, fiktif işlemin varlığı konusunda dosyada başkaca bir delilin bulunmadığı anlaşılmakla davacı iddialarının ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. <br><br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davacı vekilinin İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1521 Esas - 2022/543 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gerekli 615,40 TL istinaf karar harcındann peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine), <br>3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemizce taraflara tebliğine,<br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde 04/06/2025 tarihli 32920 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 7550 Sayılı Yasanın 20. maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK’nın Ek-1. maddesinin 2. fıkrası uyarınca ve HMK’nın 361. ve 362. maddeleri uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yasa yolu açık olmak oy birliğiyle karar verildi. 12/06/2025<br>\t\t\t\t<br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"445629785e7bb2e4","SID":"346bdd56aa9b4360"}}