{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2023/47 Esas  - 2025/741 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2023/47 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/741<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 09/11/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/1034 Esas  2022/1053 Karar<br><br>DAVA\t: Rücuen Alacak<br>DAVA TARİHİ\t               : 07/12/2021<br>KARAR TARİHİ\t: 03/07/2025<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 03/07/2025<br><br>\tTaraflar arasındaki rücuen alacak istemli davanın yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne yönelik verilen karara karşı, davalılar tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı; ... A.Ş. Siteler Şubesi ile davalı ... Şti. arasında 29/01/2014 tarihli ve 2.000.000/-TL limitli kredi sözleşmesi akdedildiğini, diğer davalı ... ile birlikte müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzaladıklarını,  banka tarafından, davalı şirkete 1.000.000-TL tutarında kredi kullandırıldığını, 08/04/2017-09/09/2019 döneminde kredinin taksitlerinin/ tarafından ödendiğini, tarafından 30 ay boyunca 21.900-TL ve 22.800-TL arasında değişen tutarlarda taksit ödemeleri yapılmak suretiyle kredi borcunun tamamının 09/09/2019 tarihinde kapatıldığını, müteselsil kefil sıfatıyla ödemede bulunmakla davalı şirket ile davalı diğer müteselsil kefil ...'a rücu etme hakkı bulunduğunu, ödenen tutarın tamamı için davalı kredi müşterisi şirkete ve yarısı için de diğer müteselsil kefile rücu edildiğini beyan ederek tarafından ödenen kredi borcunun tamamından davalı kredi müşterisi şirketin ve yarısından diğer kefil ...'ın sorumlu tutulması suretiyle şimdilik 100.000-TL'nin davalılardan tahsiline, kredinin son taksitinin ödendiği 08/09/2019 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavacı vekili sunduğu 05/07/2022 tarihli ıslah dilekçesinde; 100.000-TL olan dava değerini 560.637,48-TL arttırarak, davanın toplam değerinin 660.637,48-TL olacak şekilde ıslah ettiğini belirtmiştir. <br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalılar usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen dosyaya herhangi bir cevap dilekçesi sunmamıştır. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece;  TBK m. 583 kapsamı, kefilin sorumlu olacağı azami miktar ve kefalet tarihinin belirtilmiş olup geçerlilik şartları tam olan kefalet sözleşmesi uyarınca, kredi sözleşmesinin asıl borçlusu olan şirketin borçlarını gereği gibi ifa etmemesi sebebiyle davacı müşterek müteselsil kefil tarafından kredi taksitlerinin ödendiği ve bankanın haklarına halef olunduğu gerekçesiyle;\" Davanın kabulü ile, 660.637,48-TL'nin, davalılardan sorumlulukları oranında yasal faiziyle birlikte alınarak davacıya  ödenmesine, Alacağın 100.000,00TL'sine ilişkin olarak faizin başlangıç tarihinin 08/09/2019, kalanına ilişkin olarak ise ıslah tarihinin dikkate alınmasına,\" dair karar verilmiş, karara karşı davalılar tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalılar istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirkete ... tarafından el konularak şirkete kayyım atandığını, davacı kefilin, davalıları temerrüte düşürmediğini, bu nedenle talepte bulunamayacağını, davalıların sorumlu oldukları tutarların hükümde açıkça gösterilmediğini ileri sürmüştür.<br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava, dava dışı bankayla asıl borçlu arasındaki 29/01/2014 tarihli GKS'ye dayalı olarak asıl borçlu şirkete kullandırılan kredinin, ödemelerinin kefil tarafından yapılarak asıl borçlu şirket ile diğer kefilden rücuen tahsili istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; <br> Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi suretlerine göre; ... ile ...'ın müteselsil kefalet tarihinde (29/01/2014) kredi müşterisi .... Şti.'nin ortağı / yetkilisi oldukları tespit edilmiştir. <br>... A.Ş. Siteler Şubesi ile .... Şti. arasında 29/01/2014 tarihli ve 2.000.000-TL limitli Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmesi akdedilerek  ... (davacı) ile  ...'ın (davalı), sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla 29/01/2014 tarihinde imzaladıkları, müteselsil kefillerin kefalet limitinin ayrı ayrı 2.000.000-TL olarak belirlendiği, kefaletlerinin, TBK hükümleri uyarınca yasal şartları bulunmakla geçerli olduğu, kefalet türü (müteselsil kefalet) ve kefalet tarihinin (29/01/2014) el yazısıyla yazıldığı, el yazısının, müteselsil kefillere ait olmadığı yönünde de herhangi bir itiraz bulunmadığı görülmüştür.<br>29/01/2014 tarihli Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmesi kapsamında ... A.Ş. tarafından, ... müşteri no.lu kredi müşterisi .... Şti.'ye kullandırılan ... no.lu ticari krediye ilişkin müteselsil kefil ... tarafından, 07/07/2017 - 09/09/2019  döneminde kredi taksit ödemelerinin toplam 660.637,48-TL olarak yapılmış olduğu dosya kapsamında mevcut ödeme dekontları ile hesap hareketlerinden açıkça anlaşılmıştır.<br>\tHemen belirtmek gerekirse 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu 583/I maddesine göre; \"Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe  geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır\"  aynı kanunun 584/1 maddesine göre; “Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır”  584/3 maddesine göre; “Ticari işletme ortak veya yöneticisi tarafından şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler için eşin rızası aranmaz” 587/4 maddesine göre; \"Birbirlerinden bağımsız olarak aynı borç için kefil olanlardan her biri, kefalet borcunun tamamından sorumlu olur. Ancak, borcu ödeyen kefil aksine anlaşma olmadıkça, diğerlerine toplam kefalet miktarındaki payı oranında rücu hakkına sahiptir\" 596/1 maddesine göre; \"Kefil, alacaklıya ifada bulunduğu ölçüde, onun haklarına halef olur. Kefil, bu hakları asıl borç muaccel olunca kullanabilir\" 597/1-2 maddesine göre; \"Borcu tamamen veya kısmen ödeyen kefil, durumu borçluya bildirmek zorundadır\" (6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu 597/I) \"Kefil, bu bildirimde bulunmazsa ve ödemeyi bilmeyen veya bilmesi gerekmeyen borçlu da alacaklıya ifada bulunursa, rücu hakkını kaybeder\" (6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu 597/2) hükümlerine yer verilmiştir. <br>Yargıtay 13. HD. 24.12.2010, 2010/8158 Esas, 2010/17491 Karar sayılı ilamında işaret edildiği üzere “Davacı, davasında kefalet hükümleri çerçevesinde halefiyete dayanarak davalı-kefillere rücu etmektedir. Davacı ve davalı-kefiller, müteselsil birlikte kefildirler. Adi birlikte kefil olsalar bile kendi payından fazla ödeyen kefilin, diğer kefile, halefiyet yolu ile rücu hakkı vardır. O halde, mahkemece davalı-kefillerin, kefil sayısınca eşit oranda paylarına düşen tutarın, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla ödetilmesine karar verilmesi gerekir” somut dosya kapsamında; davacı kefil tarafından, davalı şirkete ait kredi borcu taksitlerinin, toplam 660.637,48-TL olarak (30 taksitle) dava dışı bankaya ödendiği hususlarında taraflar arasında her hangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.<br>Taraflara arasında ki uyuşmazlığın; davalı asıl borçlu şirket tarafından, dava dışı bankadan kullanılarak ödenen ticari kredi toplam geri ödeme tutarından, davalı asıl borçlu ile kefilin sorumluluğunun miktar ve kapsamının tayini hususunda toplandığı, davacının, ödediği tutarın (660.637,48-TL'nin) tamamının, davalı asıl borçlu şirket tarafından, ödediği tutarın yarısının ( 330.318,74-TL'nin) ise diğer davalı kefilden tahsilini talep ettiği görülmüştür.<br>Mahkemece, bilirkişi raporu alınmış, bilirkişinin 24/06/2022 tarihli raporu kapsamında; \" \tA) Davalı Asıl Borçlu Kredi Müşterisi Şirket Bakımından; a) Davacı müteselsil kefil ...'ın, 08.09.2019 tarihi itibarıyla davalı asıl borçlu kredi müşterisi .... Şti.'den 660.637,48-TL alacaklı olduğu, b) Davacı müteselsil kefil ...'ın, 08.09.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte 100.000-TL'yi, davanın ıslah edilmesi hâlinde ise kalan 560.637,48-TL'yi ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı asıl borçlu kredi müşterisi .... Şti.'den müteselsilen talep edebileceği, B) Davalı Müteselsil Kefil Bakımından; a) Davacı müteselsil kefil ...'ın, 08.09.2019 tarihi itibarıyla davalı müteselsil kefil ...'dan 330.318,74 TL alacaklı olduğu, b) Davacı müteselsil kefil ...'ın, 08.09.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte 100.000,00 TL'yi, davanın ıslah edilmesi hâlinde ise kalan  230.318,74 TL'yi ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı müteselsil kefil ...'dan müteselsilen talep edebileceği, \" hususlarının tespit edildiği görülmüştür. <br>Hal böyle olunca, mahkemenin, davacı müteselsil kefil ...'ın, ödemiş olduğu kredi borcu (taksit tutarı) nispetinde dava dışı alacaklı ... A.Ş.'nin haklarına halef olarak yapmış olduğu ödeme tutarının tamamını (660.637,48-TL) davalı asıl borçlu .... Şti.'den rücuen talep edebilme hakkını kazandığı,  Davalı asıl borçlu şirketin iki kefili bulunmakta olup aksi yönde bir anlaşma bulunmadığından, her bir kefilin ödeme miktarından % 50 oranında sorumlu tutulması gerekeceği, buna göre, ödeme tutarının yarısını (660.637,48 TL ÷ 2 = 330.318,74 TL) davalı müteselsil kefil ...'dan rücuen talep edebilme hakkını kazandığı yönünde ki kabulünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu hususa ilişkin davalılar istinafı yerinde olmayıp reddi gerekir.<br> Yine davacının, taksit ödemeleri devam ederken (henüz tamamlanmamışken) ödemeler konusunda davalı şirkete bildirimde bulunduğu, ödemesi yapılan taksitli ticari kredinin taksitlerinin tümünün vadesinin geçmiş olduğu,  davalı asıl borçlu şirket bakımından muaccel hâle geldiği, ödemeler tamamlanarak kredi borcu kapandıktan sonra asıl borçluya herhangi bir bildirimde bulunulmadığı anlaşılmakta ise de; davacı müteselsil kefilin yaptığı ödemelerden sonra davalı asıl borçlu şirket tarafından yapılmış herhangi bir taksit ödemesi (mükerrer ödeme) bulunmamakta olup az yukarıda sözü edilen yasal düzenlemeler ( TBK 597/1-2) uyarınca rücu hakkının sona ermediği, bir başka deyişle, davacı müteselsil kefil ...'ın usulüne uygun olarak bildirimde bulunmamış olmasının, davalı asıl borçlu şirketin, dava dışı alacaklı bankaya ödeme yapmasına (mükerrer ödemeye) yol açmadığı, bu nedenle, ödeme yapan müteselsil kefilin rücu hakkını kaybetmemiş olduğu açıktır. Bu hususa ilişkin davalılar istinafı da yerinde görülmemiştir.<br>Mahkemece, hükmün gerekçe bölümünde; davacı kefilin, ödediği taksitler toplamının tamamından davalı şirketin, yarısından ise müteselsil olarak diğer davalı kefilin sorumlu olduğu belirtilmekle birlikte, hüküm kısmında \"Davanın kabulü ile, 660.637,48-TL'nin, davalılardan sorumlulukları oranında yasal faiziyle birlikte alınarak davacıya  ödenmesine, Alacağın 100.000-TL'sine ilişkin olarak faizin başlangıç tarihinin 08/09/2019, kalanına ilişkin olarak ise ıslah tarihinin dikkate alınmasına,\" şeklinde yazılarak HMK'nın 297/2 (Hükmün Kapsamı) hükmüne aykırı hareket edildiği, kurulan hükümde davalı taraflara yüklenen borçların açık, somut, hiçbir şüpheye yol açılmaksızın gösterilmediği, bu haliyle hükmün infaz kabiliyetinin dahi bulunmadığı, belirtilen hususların açıkça kamu düzenine aykırılık oluşturduğu anlaşılmakta olup mahkemece, yazılı olduğu üzere karar verilmesi yasa ve usule açıkça aykırı olmuştur. Davalıların, bu hususa yönelik istinaf istemleri yerinde olup kabulü gerekir.<br>Ne var ki bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden,  davalıların istinaf başvurusunun kamu düzeni gözetilerek kısmen kabul kısmen reddi ile ilk derece mahkemesi kararının, Dairemizce, HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca kaldırılması ile yeniden hüküm kurularak davanın kabulü ile 660.637,48-TL alacağın, davalı şirketin 660.637,48-TL'sinden, davalı kefil ...'ın 330.318,74-TL'sinden sorumlu olması kaydıyla davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davalı şirket yönünden hükmedilen alacağın 100.000-TL'sine,  08/09/2019 tarihinden,  ıslah ile arttırılan 560.637,48-TL'sine, ıslah tarihi olan 06/07/2022 tarihinden geçerli yasal faiz yürütülmesine, davalı kefil ... yönünden hükmedilen alacağın, 100.000-TL'sine, 08/09/2019 tarihinden, ıslah ile arttırılan 220.318,74-TL'sine, ıslah tarihi olan 06/07/2022 tarihinden geçerli yasal faiz yürütülmesine ( faiz başlangıç tarihlerinin istinafa getirilmemesi gözetilerek) yönelik karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\tA)1-Davalıların istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.2 maddesi gereğince kamu düzeni gözetilerek KISMEN KABULÜNE,<br>\t2-Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/11/2022 tarih ve 2021/1034 Esas 2022/1053 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, <br>\tB)1-Davanın KABULÜNE, 660.637,48-TL alacağın davalı ...  ... Ltd. Şti. 660.637,48-TL'sinden, davalı kefil ... 330.318,74-TL'sinden  sınırlı sorumlu olması kaydıyla davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, <br>Davalı ...  ... Ltd. Şti. yönünden, hükmedilen alacağın 100.000-TL'sine,  08/09/2019 tarihinden,  ıslah ile arttırılan 560.637,48-TL'sine, ıslah tarihi olan 06/07/2022 tarihinden geçerli yasal faiz yürütülmesine, <br>Davalı kefil ... yönünden, hükmedilen alacağın, 100.000-TL'sine, 08/09/2019 tarihinden, ıslah ile arttırılan 220.318,74-TL'sine, ıslah tarihi olan 06/07/2022 tarihinden geçerli yasal faiz yürütülmesine <br>\t2-Alınması gereken 45.128,14 TL harçtan peşin alınan 1.707,75 TL peşin harç ile 9.580,00 TL ıslah harcın mahsubu ile bakiye 33.840,39 TL harcın davalılardan (davalı kefil ... 22.564,07 TL'sinden sorumlu olmak üzere) müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, <br>\t3-Davacı tarafından yatırılan 1.707,75 TL peşin harç ile 9.580,00 TL ıslah harcın davalılardan müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine,<br>\t4-Davacı tarafından yargılama aşamasında yapılan 1.600,00 TL bilirkişi ücreti ile 89,95 TL posta ve tebligat ücreti olmak üzere toplam 1.689,95 TL yargılama giderinin davalılardan (davalı kefil ... 844,98 TL'sinden sorumlu olmak üzere) müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, <br>\t5-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, <br>\t6-Davacının kendisini vekil ile temsil ettirdiği görülmekle, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 103.095,62 TL vekalet ücretinin davalılardan (davalı kefil ... 52.851,00 TL'sinden sorumlu olmak üzere) müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, \t<br>\t7-Zorunlu arabuluculuk kapsamında, Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT'nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 1.360,00 TL'nin davalılardan (davalı kefil ... 680,00 TL'sinden sorumlu olmak üzere) müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına,<br>\t8-Gider avansından bakiye kısmın talep halinde yatırana iadesine,<br>\tC)1-Davalılar tarafından yatırılan toplam 11.282,03‬ TL nispi istinaf karar harcının talep halinde davalılara iadesine,  <br>\t2-Davalılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına,<br>\t3-Davalı ... tarafından teminat olarak Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2022/61319 sayılı takip dosyasına sunulan teminat mektubunun verilen kararın niteliğine göre  anılan davalıya iadesine yer olmadığına, <br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  \t\t<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 03/07/2025<br><br>  Başkan- ...        Üye - ...                     Üye - ... \t   Zabıt Katibi-...<br>  <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"526467b2801e032e","SID":"a8633b9ea3e920bd"}}