{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2022/1853 Esas  - 2025/602 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2022/1853 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/602<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN\t\t: <br>ÜYE\t\t<br>ÜYE \t\t:<br>KATİP\t\t<br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 08/09/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/277 Esas  2021/595 Karar<br>DAVACI \t: <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALILAR \t:<br>VEKİLİ\t: <br>DAVA\t: İtirazın İptali<br>DAVA TARİHİ\t: 03/07/2020<br>KARAR TARİHİ\t: 03/06/2025<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 03/06/2025<br><br>\tTaraflar arasındaki itirazın iptali istemine  ilişkin davanın yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne yönelik verilen hükme karşı, taraflarca süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı; davalı asıl borçlu ... ... Oto...Ltd. Şti. İle arasında imzalanan genel kredi sözleşmesine istinaden şirkete kredi kullandırıldığını, diğer davalıların sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, borçlu davalıların sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmemeleri sebebiyle hesabın kat edilerek davalılara ihtarname gönderildiğini, davalıların verilen sürede kredi borcunu ödemediklerini, bunun üzerine davalılar hakkında yapılan icra takibinin davalıların itirazı ile durduğunu belirterek davalı borçluların icra takibine yönelik haksız itirazının iptali ile takibinin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalılar; açılan davayı kabul etmediklerini, davanın bir yıllık hakdüşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, bankaca uygulanan faiz oranının fahiş olduğunu, KGF tarafından dava tarihinden önce bankaya ödeme yapıldığını, bu kısmi ödemenin dikkate alınması gerektiğini belirterek davanın reddine ve %20'den az olmamak üzere tazminata hükmedilerek davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; kredi borçlusu tarafından kredi taksitinin ödenmemesi üzerine hesabın katedildiği, kat ihtarnamesinin, davalılardan asıl borçlu ... ... Ltd. Şti.'ye ve diğer davalı kefillere 16/07/2018'de tebliğ edildiği, buna göre temerrüt tarihinin, 18/07/2018 olduğu, taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinin temerrüt faizine yönelik (11). maddesindeki düzenlemede, \"müşteriye kullandırılan kredilere bankaca uygulanan kredi faiz oranlarına muacceliyet tarihi itibariyle en yüksek olan kredi faiz oranına, bu oranın %50 ilavesi ile temerrüt faizi uygulanacağının\" düzenlendiği, temerrüt tarihi itibari ile bankanın müşteriye kullandırdığı tek kredinin yıllık faiz oranının %19,20 olduğu, bankanın,  %50 ilavesi ile hesaplanacak %28,80 oranında temerrüt faizi isteyebileceği, dosya kapsamına uygun, denetlenebilir bilirkişi raporundaki hesaplamaya göre, davacı bankanın takip tarihi itibari ile 529.115,76-TL asıl alacak, 3.397,72-TL temerrüt faizi, 169,89-TL BSMV ve 1.270,64-TL masraf olmak üzere toplam 533.954,01-TL alacağı olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle; \"davanın kısmen kabulü ile davalıların Ankara 29. İcra Müdürlüğü'nün 2018/9020 Esas sayılı dosyasına yönelik itirazının kısmen iptali ile, takibin 529.115,76 TL asıl alacak, 3.397,72 TL temerrüt faizi, 169,89 TL BSMV ve 1.270,64 TL masraf olmak üzere toplam 533.954,01 TL üzerinden devamına, Asıl alacağa takip tarihinden itibaren %28,80 oranında temerrüt faizi ve faizin %5'i oranında BSMV uygulanmasına, hükmolunan 533.954,01 TL'nin %20'si üzerinden hesaplanan 106.790,80 TL icra inkar tazminatının davalılardan müteselsilen tahsiline, davacının fazlaya ilişkin talebi ile, davalıların kötü niyet tazminatının reddine, \" dair karar verilmiş, karara karşı taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı istinaf dilekçesinde özetle; temerrüt faiz oranının hatalı belirlendiğini, % 62,40 olması gerekirken mahkemece % 28,80 olarak belirlenip esas alınmasının ve bu suretle alacağının eksik hesaplanmasının hatalı olduğunu, reddolan tutar yönünde ise zorunlu arabuluculuk görüşmesine katılmayan davalılar lehine vekalet ücreti ve yargılama gideri verilmemesi gerektiğini ileri sürmüştür. <br>\tDavalılar istinaf dilekçesinde özetle; sözleşmeye kefil olan KGF ödemesinin borçtan düşülmesi gerektiğini, TBK da yer alan alacağın devri ile vekalet hükümleri dikkate alınarak ödenen tutar kadar takibin sonlandırılması gerektiğini, yasal düzenlemeler varken Bakanlar Kurulu kararlarının esas alınamaması gerektiğini ileri sürmüştür.<br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; Genel Kredi Sözleşmesine dayalı asıl borçlu şirkete kullandırılan kredilere yönelik asıl borçlu ve kefillere yönelik başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>Ankara 29. İcra Müdürlüğü'nün 2018/9020 Esas sayılı takip dosyasında; Davacı banka tarafından, davalılar aleyhine 529.115,76-TL asıl alacak, 12.839,88-TL temerrüt faizi, 641,99-TL BSMV ve 1.270,64-TL masraf olmak üzere toplam 543.868,27-TL üzerinden kredi sözleşmesine dayalı olarak icra takibi başlatıldığı, davalı borçluların yasal sürede borcun tamamına ve ferilerine yaptığı itiraz üzerine takibin durduğu, itirazın alacaklıya tebliğ edilmediği,  davanın,  İİK'nun 67/1. maddesine göre 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı görülmüştür.<br>Türk Borçlar Kanunu'nun 586. Maddesi; “ Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir.” hükmüne haiz olup bu yasal düzenlemede, kefilin takip edilebilmesi, asıl borçluya ihtar gönderilip sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması şartlarına bağlanmış bulunmaktadır.<br>Dava konusu kredi sözleşmelerinin imzalandığı tarih itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nun 589/1.maddesi gereği kefil, kefalet limiti ve kendi temerrüdünün sonuçlarından sorumludur. Kefil, asıl borçlunun, asıl borcu ile temerrüt faizi borcundan kefalet limiti kadar sorumludur. Ancak kendi temerrüdü oluştu ise bu aşamadan sonra limit ile sınırlı olmaksızın kendi sorumluluğu başlar. Kefil, takipten önce temerrüde düşürülmemişse hesap kat tarihinden takip tarihine kadar işleyen akdi faizden limiti dahilinde sorumlu olur.Temerrüt için hesap kat ihtarının kefile tebliği şarttır.<br>Davacı banka ile davalı/asıl borçlu ... ... Ltd. Şti. arasında düzenlenen 24/03/2016 tarihli, 2.000.000-TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, diğer davalı/kefillerin 2.000.000-TL limit üzerinden müteselsil kefil sıfatı ile sözleşmeyi imzaladıkları, TBK hükümlerine göre kefaletlerin geçerli olduğu, şirket ortaklığı nedeniyle eş rızası da gerekmediği hususları ihtilafsızdır. <br>Taraflar arasındaki uyuşmazlık; temerrüt faiz oranı ile KGF ödemelerin borçtan düşülmesinin gerekip gerekmediği, KGF tarafından yapıldığı sabit olan ödemeler tutarı yönünden takibe devam edilip edilemeyeceği hususlarına yöneliktir.<br>Hükme esas alınan 28/04/2021 tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği üzere; kredi borçlusu tarafından, kredi taksitinin ödenmemesi üzerine hesabın katedildiği, kat ihtarnamesinin davalılardan asıl borçlu ... ... Ltd. Şti.'ye ve diğer davalı kefillere 16/07/2018'de tebliğ edildiği, buna göre temerrüt tarihinin, 18/07/2018 olduğu, taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinin temerrüt faizine yönelik (11). maddesinde \"müşteriye kullandırılan kredilere bankaca uygulanan kredi faiz oranlarına muacceliyet tarihi itibariyle en yüksek olan kredi faiz oranına, bu oranın %50 ilavesi ile temerrüt faizi uygulanacağının\" düzenlendiği, temerrüt tarihi itibari ile bankanın müşteriye kullandırdığı tek kredinin yıllık faiz oranının %19,20 olduğu, buna %50 ilave ile hesaplanacak temerrüt faiz oranın %28,80 olması gerekeceğinin kabulü ile mahkemece, temerrüt faizinin bu yöntem benimsenerek hesaplamalara esas alındığı anlaşılmaktadır. Bankalarca, TCMB’ye bildirilen temerrüt tarihindeki faiz oranları yerine Yargıtay ve Dairemiz uygulamaları dikkate alınarak temerrüt faizinin, banka kayıtları üzerinde yapılan inceleme ile fiilen benzer nitelikli kredilere bankaca uygulanan fiili faiz oranları üzerinden belirlenmesi gerekmektedir. Yine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13/12/2023 tarih 2022/3534 Esas 2023/7327 Karar sayılı emsal içtihadı ve diğer emsal içtihatları ve Dairemiz uygulamaları bu doğrultuda olup davacı bankanın alacağına uygulanacak temerrüt faiz oranının, davacı bankaca, benzer kredilere fiilen uygulanan faiz dikkate alınmak suretiyle hesaplanması gerektiği açıktır. Somut dosya kapsamında, temerrüt faiz oranının daha fazla olduğunun davacı banka tarafından ispatlanamamış olması gözetildiğinde; buna ilişkin istinaf sebebinin reddine karar verilmesi gerekmiş, ancak az yukarıda açıklanan ilke ve kurallara göre belirlenmesi gereken temerrüt faiz oranı yönünden bu kurallara ve Dairemiz ile Yargıtay uygulamasına aykırı yapıldığı anlaşılan belirlemenin yanlışlığına işaret edilerek eleştirmekle yetinilmesi gerekmiştir.<br> Davacı bankanın, hükümde reddedilen tutar yönünden zorunlu arabuluculuk görüşmesine katılmayan davalılar lehine vekalet ücreti ve yargılama gideri verilmemesi gerektiğine yönelik istinaf sebebinin incelenmesinde; 26/06/2020 tarihli Zorunlu Arabuluculuk Anlaşamama Tutanağı (... tutanak) kapsamına göre, davalı şirketlerin de yetkilisi olduğu anlaşılan davalı kefil ... ..., bilgisi olduğu halde ... oturuma katılmadığı, telefon görüşmesinde açıkça ... oturuma katılmayacağını ifade etmiş olduğu da arabulucu tarafından düzenlenen ... tutanak kapsamından anlaşılmaktadır. İş bu dava kapsamında davacının, 543.868,27-TL yönünden itirazın iptali ile takibin devamını istediği, mahkemece, itirazın iptali davasının kısmen kabulü ile takibin toplam 533.954,01-TL üzerinden devamına, 9.914,26-TL alacak yönünden ise talebin reddine karar verildiği anlaşılmakta olup kendisini vekille temsil eden davalılar yararına Avukatlık Kanunu ile hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca nisbi vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiği, takdir edilecek bu ücretin sözü edilen yasal düzenlemelere göre maktu vekalet ücretinin altında olamayacağı, maktu vekalet ücretinin hüküm tarihi itibariyle 4.080-TL olduğu hususu da tartışmasızdır. Mahkemece, reddolan tutar üzerinden, hükümden sonra yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin iptal kararı sonrası yapılan yasal düzenlemeler uyarınca, 4.080-TL yerine, zorunlu arabuluculuk görüşmelerine bilgisi olduğu halde katılmayan davalılar yararına, 1/2 oranında 2.040-TL vekalet ücreti takdiri gerektiği açık ise de mahkemece, davalılar yararına daha az olacak şekilde 1.487,14-TL vekalet ücreti hesaplanması, yine davalılar lehine hüküm altına alınan bir yargılama gideri de bulunmaması dikkate alındığında; bu hususlar istinafa getirenin sıfatına göre sonuca etkili görülmemiş olup davacının, bu hususlara ilişkin istinaf istemleri yerinde bulunmamıştır.<br>Davalılar tarafından, normlar hiyerarşisine aykırılık bulunduğu, TBK da düzenlenen kefalet hükümleri mevcut iken Bakanlar Kurulu Kararı esas alınarak bankanın, krediye kefaleti bulunan KGF tarafından ödenen tutarlar yönünden de takibi sürdürerek KGF lehine tahsilat yapmak istemesinin yasal düzenlemelere aykırı olduğu iddiasıyla istinaf kanun yoluna başvurulmuş ise de; <br>Hemen belirtmek gerekirse takibe konu kredi ... ... Fonu (KGF) kefaleti ile kullandırılmış olup bilirkişi tarafından yerinde inceleme ile temin edilip dosyaya konulan dekonta göre KGF tarafından, takibe konu borç nedeniyle davacı bankaya 30/04/2019 tarihinde 481.691,29-TL ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. 22/11/2016 tarihli 29896 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ... ... Kurumlarına Sağlanan Hazine Desteğine ilişkin 2016/9538 sayılı Karar'ın “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinin 1/f bendinde, ... ... kurumlarına ortak olan ve 5411 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinde tanımlanan bankalar ile 6361 sayılı Kanun kapsamında yetkilendirilen finansal kiralama şirketleri “... Verenler”, g bendinde ... ... Fonu A.Ş. “Kurum”, olarak tanımlanmış; Bakanlar Kurulu Kararı'nın “Temerrüt, Tazmin ve diğer hususlar” başlıklı 6/1. fıkrasında, “ Temerrüt sonrası takip süreçleri ... verenlerce yürütülür. ... aracılığı ile 26100 kefalet sağlanan ihracatçı kredilerinin temerrüt sonrası takip işlemleri Kurum tarafından yürütülür.” şeklinde, 4. fıkrasında, “ Temerrüt durumunda teminatların nakde çevrilmesine ve kanuni takibe ilişkin işlemler ... verenler tarafından yürütülür ve ... verenlerin nakde çevrilen teminatlar ve takip neticesinde elde ettiği tahsilat, tazmin edilen kefalet oranında Kuruma aktarılır. Kanuni takip masrafları kredi veren ile Kurum arasında sağlanan kefalet oranında paylaşılır. ... aracılığı ile 44100 kefalet sağlanan ihracatçı kredilerinin temerrüde düşmesi durumunda teminatların nakde çevrilmesine ve kanuni takibe ilişkin işlemler Kurum tarafından yürütülür.” şeklinde düzenlemelere yer verilmiş olup Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin, 2025/855- 2583 E., K. Sayılı emsal onama ilamı kapsamında \"....KGF ile davacı banka arasındaki ilişkinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 583. maddesindeki müteselsil kefalet ilişkisinden farklılık taşıdığı, protokol ve anılan özel düzenlemelere tabi olduğu,  bu hükümler karşısında Kredi ... Fonu A.Ş. tarafından yapılan kefalet ödemesi bulunması halinde, kredi veren bankanın icra takibine devam ederek tahsil ettiği bedelden tazmin edilen kefalet miktarını Kredi ... Fonu A.Ş.'ye aktaracağı, bu durumda bankaca KGF kefaleti ile verilen kredinin takip ve tahsili için işlemler yapılmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, ...\" hususlarına yer verildiği (yine benzer nitelikli Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin,  2024/140- 8270 E., K. Sayılı, 2024/1914- 7504 E., K. sayılı ilamları ), davalı kefil ... ..., diğer davalı iki şirketin de yetkilisi olması gözetildiğinde, gerek dava dışı KGF ile imzalanan sözleşmede gerekse davacı banka ile imzalanan sözleşmeler kapsamında, KGF tarafından, takipten sonra davadan önce bankaya ödenen 30/04/2019 tarihli 481.691,29-TL tutarlı ödeme yönünden, bu ödemenin kısmi tahsilat kabulü ile borçtan tenzilinin mümkün olmadığını bilmesi gerekeceğinden ve emsal Yargıtay uygulaması dikkate alındığında ileri sürülen iddiaların dinlenilmesi mümkün görülmemiş, bu hususlara yönelik istinaf istemlerinin reddi gerekmiştir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 15/05/2025 tarih ve  2024/5480 Esas 2025/3413 Karar sayılı ilamı).<br>Hal böyle olunca yukarıda açıklanan tüm bu nedenlerle; ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, davalıların, Ankara 29. İcra Müdürlüğü'nün 2018/9020 Esas sayılı dosyasına yönelik itirazının kısmen iptali ile, takibin 529.115,76-TL asıl alacak, 3.397,72-TL temerrüt faizi, 169,89-TL BSMV ve 1.270,64-TL masraf olmak üzere toplam 533.954,01-TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %28,80 oranında temerrüt faizi ve faizin %5'i oranında BSMV uygulanmasına, hükmolunan 533.954,01-TL'nin %20'si üzerinden hesaplanan 106.790,80-TL icra inkar tazminatının davalılardan müteselsilen tahsili yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden taraf vekillerinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacıdan alınması gerekli olan 615,40-TL harçtan peşin alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,7‬0-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>\t3-Davalılardan alınması gerekli olan 36.474,40-TL harçtan peşin alınan 9.118,6‬0-TL harcın mahsubu ile bakiye 27.355,8‬0-TL harcın davalılardan müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, <br>\t4-Taraf vekillerince yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 03/06/2025<br><br>  Başkan-         Üye -                      Üye -  \t   Zabıt Katibi-<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6ce0a8cdd17940e0","SID":"ff7f195d62de0f8c"}}