{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1967 Esas<br>KARAR NO:2025/1101 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2020/364 Esas-  2022/221 Karar<br>TARİH:23/03/2022<br>DAVA:Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br>KARAR TARİHİ:26/06/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili mahkememiz dosyasına sunduğu dava dilekçesi ve Birleşen İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/426 E. Sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin 2019 mali yılı olağan genel kurulunun 26 Mart 2020 tarihinde toplandığını, azınlık pay sahipleri sıfatı ile müvekkilleri  finansal tabloların müzakeresi ve buna bağlı konuların görüşülmesinin ertelenmesi talebinde bulunması üzerine müvekkillerinin sözlü ve yazılı itirazlarına rağmen hukuka aykırı olarak ertelenmeyerek görüşülüp karara bağlanan 5. madde haricindeki gündem maddelerinin ertelendiğini, müvekkili tarafından şirkete gönderilen, daha önceki mali yıllar olağan genel kurul toplantılarında ilgili dönemin finansallarına ilişkin soruların şirket tarafından yetersiz bir çekilce cevaplanarak geçiştirildiğini, şirketin 2019 mali yılı olağan genel kurulunun ertelenen konuları görüşmek üzere 04/05/2020 tarihinde tekrar toplandığını, müvekkilinin vekili yolu ile alınan tüm kararlara muhalefet ederek red oyu verdiğini, muhalefet şerhlerini tutanağa eklettiğini, şirketin mali rapor ve tablolarına güven duyulmaması nedeni ile daha evvel bir çok dava açıldığını, hepsinin sebebinin şirketin yıl sonu mali rapor ve tabloları ile şirket yönetiminin borca batıklık şüphesi nedeni ile düzenlemekte olduğu ara bilançolar ve bu bilançolarda dayandıkları değerleme raporlarına güvenin kalmamış olması olduğunu, finansal tabloların şirketin öz kaynak tutarını olumsuz olarak önemli ölçüde etkileyecek tutarda maddi hatalar içerdiğini belirterek şirketin 04/05/2020 tarihinde gerçekleştirilen ikinci genel kurul toplantısında alınan 2, 3, 4 sayılı kararın ...'ın ibra edilmemesine ilişkin kısmı hariç kalmak üzere diğer yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmesine ilişkin kısmının ve 5 sayılı kararın yürütmesinin TTK 449 ve HMK 389 vd. Maddeleri uyarınca yürütmesinin karar kesinleşinceye kadar geri bırakılmasını, 04/05/2020 tarihinde yapılan 2019 yılı Ertelenen Olağan Genel Kurulu'nda müvekkillerinin itiraz ve muhalefetine rağmen genel kurul tarafından oyçokluğu ile alınan, gündemin 3. Maddesi uyarınca 2019 yılına ait bilanço ve kar/zarar hesaplarının onaylanması, 4 maddesi uyarınca, yönetim kurulu üyeleri ... A.Ş ve ... A.Ş'nin ibrası kararının, 5. Maddesi uyarınca TTK'nın 395 ve 396 maddeleri çerçevesinde yönetim kurulu üyelerinin şirket konusu işlerle iştigal etmelerine izin verilmesine, TTK. 447 maddesi uyarınca butlanın tespitine ya da ademi kabulü halinde TTK 446 ve devamı maddeleri uyarınca iptaline, TTK 448 maddesi 1524 uyarınca genel kurul kararları aleyhine dava açıldığının ticaret sicil gazetesinde, tirajı yüksek bir gündelik gazetede ve şirket internet sitesinde ilanına karar verilmesini talep ve dava edilmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  öncelikle huzurdaki davanın müvekkili yönünden doğacak muhtemel zararlara karşılık TTK'nın 448 ve 451 maddeleri uyarınca davacının uygun görülecek teminatı yatırmaya mahkum edilmesini, davacının, huzurdaki davaya konu 4 Mayıs 2020 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısı'nda alınan kararlara ilişkin muhalefet beyan ve şerhleri doğrultusunda İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2020/398 E. Sayılı dosyası ile müvekkili şirkete özel denetçi atanması talepli  dava  ikame ettiğini, davacının bu iptal davaları  müvekkil şirkette hak aramaktan ziyade ... Yapı'ya ve müvekkil şirket Yönetim Kurulu Başkanı'na zarar verdiğini, davacının, dava konusu genel kurul kararlarının yürütmesinin geri bırakılması yönündeki talebinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, açılmış birçok dava olduğundan derdestlik itirazında bulunduklarını, davanın TTK 437/5 maddesi uyarınca dava hakkını kullanmadan bilgi edinme hakkının sağlanmadığına dair beyanlarının hukuka uygun olmadığını, esasa ilişkin olarak da, iptali istenen gündem maddelerinin hukuka uygun olduğunu belirterek, davanın tümüyle esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 23/03/2022 tarih ve 2020/364 Esas- 2022/221 Karar sayılı kararında;\"Dava, davalı şirketin 04/05/2020 tarihinde yapılan 2019 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan 3, 4 ve  5  nolu kararların iptaline ilişkindir. Birleşen dava ise, davalı şirketin 04/05/2020 tarihinde yapılan 2019 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan 2, 3, 4 ve  5  nolu kararların iptaline ilişkindir.Davalı şirketin ortaklık yapısının; ... %80,66, Davacı ve birleşen davacı ayrı ayrı %9,67 olduğu kayıtlardan görülmüştür. Davalı şirketin yönetim kurulu yapısının;  Yönetim kurumu başkanı ..., yönetim kurulu üyeleri ise ... A.Ş ve ... A.Ş olduğu kayıtlardan görülmüştür.Davaya konu kararların ... oyları ile alındığı anlaşılmıştır.Alınan bilirkişi raporlarında; gündemin 3 nolu kararına konu finansal tabloların gerçeği yansıttığı, gayrımenkul değerlerine ilişkin değerleme raporlarına göre işlem yapıldığı, rapor tarihleri arasında fark olması nedeniyle değerlerinde de farklılık olacağı, finansal raporların kayıtlara uygun olduğu tespit edilmiş, yapılan oylamada da bir usulsüzlük ve dürüstlük kuralına aykırılık görülmediğinden bu genel kurul kararına ilişkin davanın reddine karar verilmiştir. Şirketin zarar uğratıldığı iddiası başka bir davanın konusu olum mahkememizce inceleme dışı bırakılmıştır.Birleşen davaya konu 2 nolu gündem maddesi olan faaliyet raporunun okunmasında bir karar alınmadığı, dolayısıyla icra kabiliyetine haiz bir karar olmadığından iptaline karar verilemeyeceği anlaşılmış ve birleşen davadaki bu talebin reddine karar verilmiştir.TTK'nın 436. Maddesinde; \"Pay sahibi kendisi, eşi, alt ve üstsoyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri ya da hâkimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin olan müzakerelerde oy kullanamaz.Şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz.\" hükümleri düzenlenmiştir.Bu hükümlere göre, yönetim kurulu üyesi, diğer bir yönetim kurulu üyesinin ibrasında oy kullanamayacağından, davaya konu 4 nolu gündem maddesine ilişkin oylamada pay sahibi ... oyu geçersiz olup, diğer ortak olan davacılar tarafından da olumsuz oy kullanıldığından, yönetim kurulu üyeleri olan  ... A.Ş ve ... A.Ş'nin ibrası kararı kanuna aykırı olup iptal edilmiştir.Yine, pay sahibinin, kendisi veya hakimiyeti altındaki sermaye şirketleriyle davalı şirket arasındaki kişisel nitelikteki işlemlerde oy kullanamayacağı kanun metninde düzenlenmiş olup,  ... A.Ş ve ... A.Ş ... hakimiyetinde olup, bu şirketlerle ilgili oylamada oy kullanması yasaklanmıştır. TTK'nın 395 ve 396. Maddeleri de kişisel nitelikte olan faaliyet iznini düzenlediğinden, ...'ın oyu geçersiz olup gündemin 5. Maddesine ilişkin alınmış karar da iptale tabidir. Kaldı ki,  ... A.Ş ve ... A.Ş'yi kontrolünde tutan ve aynı zamanda bunlarla birlikte davalı şirketin yönetim kurulunu oluşturan ...'ın, TTK'nın 395 ve 396. Maddeleri konusunda oy kullanması dürüstlük kuralıyla bağdaşmaz. Zira, aynı izni isteyen yönetim kurulu üyelerinin doğal olarak birbiri için oy kullanacağı, dolayısıyla bir nevi kendisini destekleyeni desteklemiş olacağı, bunun da dürüstlük kuralıyla bağdaşmayacağı açıktır. Bu nedenle davaya konu 5 nolu kararın da iptaline karar verilmiştir. Bu kapsamada, asıl ve birleşen davanın 4 ve 5 nolu kararlarının iptali yönünden kabulüne, birleşen davanın 2 ve 3 nolu, asıl davanın sadece 3 nolu karar yönünden reddine, davanın niteliği ve verilen karar itibarıyla yargılama nedeniyle asıl davada yapılan yargılama giderinin davalıya yükletilmesine, red edilen kısım yönünden ise davalı lehine vekalet ücreti takdirine karar vermek gerektiği vicdani kanaat hasıl olmuş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur...\"gerekçesi ile, ''Asıl ve birleşen davanın KISMEN KABULÜ ile,1-Davalı şirketin 04/05/2020 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan faaliyet raporunun okunmasına ilişkin 2 nolu gündem maddesi ile ilgili oylama ve karar olmadığından buna ilişkin iptal davasının REDDİNE, 2-Davalı şirketin 04/05/2020 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan bilanço ve kar- zarar hesaplarının onaylanmasına ilişkin 3 nolu gündem maddesi ile ilgili, kanun, ana sözleşme veya dürüstlük kuralına aykırı bir husus tespit edilmediğinden buna ilişkin iptal davasının REDDİNE,3-Davalı şirketin 04/05/2020 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan yönetim kurulunun ibrasına  ilişkin 4 nolu gündem maddesinin, ...'ın ibra edilmemesine ilişkin kısmı hariç diğer yönetim kurulu üyelerinin ibralarına ilişkin kararın kanuna aykırı olması nedeniyle İPTALİNE,4-Davalı şirketin 04/05/2020 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan yönetim kuruluna TTK 395 ve 396 maddeleri uyarınca izin verilmesine ilişkin 5 nolu gündem maddesinin, kanuna ve dürüstlük kuralarına aykırı olması nedeniyle İPTALİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı ... vekili ve davacı ... vekili aynı sebepleri içeren istinaf dilekçelerinde özetle;Bilirkişi incelemesinin tarafları davet edilmeksizin gıyaplarında yapılmasının adil yargılanma ve aleni yargılanma hakkımızı zedelediğini ve usulü eksiklik olduğunu, Bilirkişi raporlarının kes-kopyala-yapıştır şeklinde olduğunu, Mahkemenin Genel Kurul Toplantısı’nın (2) nci gündem maddesi uyarınca yönetim kurulu yıllık faaliyet raporu ve bağımsız denetim raporunun müzakeresine ilişkin kararın iptali taleplerinin reddi kararının ve buna dayanak gösterdiği gerekçelerin eksik incelemeye dayalı ve hatalı olduğunu,  faaliyet raporu ile finansal tabloların tam bir uyum içerisinde olması gerektiğini, dolayısıyla eğer bir yıllık faaliyet raporu ve hatta bağımsız denetim raporu gerçeği yansıtmıyorsa bu tespit edildiği takdirde gerçeği yansıtır bir metnin düzenlenmesinin istenebilmesinin mümkün olduğunu, Nitekim, Şirket’in 28 Haziran 2018 tarihinde gerçekleştirilen 2017 mali yılına ilişkin erteleme üzerine Olağan Genel Kurul Toplantısı’nda alınan bir kısım kararın iptali talebiyle açılmış olan davada, İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde 2018/906 Esas ve 2020/75 Karar no.lu 28 Ocak 2020 tarihli, 31 Ocak 2020 gerekçe yazım tarihli kararı ile davalı Şirket’in 2017 mali yılına ilişkin faaliyet raporu ile bağımsız denetim raporunun onaylanması kararının iptaline karar verildiğini, benzer şekilde huzurdaki davanın da iptalinin gerektiğini,Mahkemenin 2019 mali yılına ait bilanço ve kar zarar tablolarının onaylanmasına ilişkin (3) üncü gündem maddesinin iptal edilemeyeceği kararı eksik incelemeye dayalı ve hatalı olduğunu, Yargılama kapsamında Şirket’in yalnız Türkiye Finansal Raporlama Standartları (“TFRS”)’na göre hazırlanmış finansal tabloların incelendiğini, Vergi Usul Kanunu (”VUK”)’na göre hazırlanan finansal tabloları ise dikkate alınmadığını, bilirkişi kök raporu’nda bu hususun eksiklik yarattığına ilişkin itirazlarının sunulmasına rağmen bilirkişi ek raporu’nda da gerekli incelemenin yapılmadığının sabit olduğunu,Davalı Şirket’in 2017 mali yılına ilişkin (erteleme üzerine) 28 Haziran 2018 tarihinde gerçekleştirilen Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan bir kısım kararın iptali talebiyle açılmış olup İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/906 Esas, 2020/75 Karar no.lu ve 28 Ocak 2020 tarihli kararı ile verilen Şirket’in 2017 mali yılı finansal tablolarının onaylanması kararının iptali ve yürütmesinin geri bırakılması kararının henüz kesinleşmediğinden bahisle dikkate alınmaması ve bu kapsamda karar kesinleşmediği müddetçe finansal tabloların gerçeği yansıttığının kabulünün hatalı olduğunu,Diğer azınlık pay sahibi olan ... tarafından Şirket’in 2017 mali yılı hesapları ile ilgili olarak açmış oldukları özel denetçi atanması talepli davayı gören İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/841 Esas sayılı dosyasında sunulu 4 Nisan 2019 tarihli bilirkişi raporu ile hem 2017 yılı hem de 2018 yılı mali tabloları incelenerek teknik iflasta ve borca batık olduğunun tespit edildiğini, 2019 mali yılı finansal tablolarına göre de kaydi olarak borca batıklık şüphesinin daha da arttığı bağımsız denetimden geçen finansal tablolarla sabit olup davalı Şirket’in düzenlemiş olduğu ara bilançoda dayanılan gayrimenkul değerleme raporları ile halihazırda mevcut diğer birtakım gayrimenkul değerleme raporları arasında fahiş değer farkları bulunmasına rağmen, bunlar arasındaki farklılıkların sebebi açıklanmadan, tereddütler giderilmeden, salt davalı Şirket’in dayandığı gayrimenkul değerleme raporlarının doğru kabul edilmesi, gerekli incelemenin yapılmadan hatalı sonuca varılmasına sebebiyet verdiğini, Bilirkişi Kök Raporu’na itirazlarını sunarken, davalı Şirketçe çıkarılmış ara bilançoda bulunan değerin gerçeği yansıttığı sonucuna mı varıldığı ve davalı Şirketçe esas alınan değerlemelerle birlikte ... tarafından yetkilendirilmiş ... A.Ş. ve ... tarafından yetkilendirilmiş ... A.Ş., ...A.Ş. ve ... A.Ş.’ den alınan değerleme raporları arasında makul kabul edilemeyecek kadar fahiş fark olması nedeniyle bu hususların sorulduğu, ancak itirazlarına ve sorularına yönelik inceleme yapılmadığı gibi, gayrimenkul değerlemelerin gerçeği yansıtıp yansıtmadığı konusunun farklı uzmanlık alanı olduğunun belirtildiği, Şirket’in 17 Temmuz 2019 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısı ile kararlaştırılan usulsüz sermaye artırımına ilişkin İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde 2019/538 Esas no.lu dosyada görülen genel kurul iptal davasında görülen yargılamada düzenlenen 22 Ocak 2021 tarihli bilirkişi raporu ile sermaye artırımının hatalı olduğu ve iptal edilmesi gerektiği kanaatine varılmış olması karşısında ve  bu sermaye artırımına rağmen halen sermayenin tamamının yitik durumda kaldığının görülmesine, yani 2019 mali yılı sonu itibarıyla özkaynağın hâlâ (-) 519.945.191 TL olmasına rağmen, Bilirkişi Kök ve Ek Raporları ile bu hususta bir inceleme yapılmayarak sadece sermaye artırımı iptal edilmedikçe finansal tablolarda düzeltme yapılmasının gerçeği yansıtmayacağı belirtilmekle yetinildiğini, İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde devam eden yargılamada düzenlenen 22 Ocak 2021 tarihli bilirkişi raporu daha önce huzurdaki dava dosyasına kazandırılmış olmakla birlikte, davalının anılan bilirkişi raporuna itirazlarının eksiksiz şekilde incelendiği ve sermaye artırımının kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı bulunduğu 4 Ekim 2021 tarihli bilirkişi ek raporunun da yeni düzenlenmiş olması nedeniyle işbu istinaf başvurumuz aşamasında dosyaya kazandırmak gerektiğini, Bu kapsamda, sermaye artırımının hukuka aykırı bulunduğu açık olup bu doğrultuda da huzurdaki dava konusu 2019 mali yılı finansal tablolarının doğruluğuna gölge düşürdüğünün sabit olduğu,Şirket’in ortaklara 90.000.000 ABD Doları borcunun herhangi bir kesinleşmiş mahkeme kararına dayanmaksızın müvekkili ve asıl dava davacısı iradesine aykırı olarak Türk Lirası’na çevirmesi nedeniyle finansal tablolarda geçmiş yıllardaki döviz kurları esas alınmak suretiyle yaratılan suni ve yanlış hesaplamalarla TL cinsinden olumlu bir gelişme gibi gösterilmesi nedeniyle finansal tabloların gerçeği yansıtmadığının sabit olduğu, Nitekim asıl dava davacısının alacaklarına ilişkin açmış olduğu davanın sonuçlandığını ve asıl dava davacısının 15 Eylül 2021 tarihinde huzurdaki dosyaya sunduğu itiraz dilekçesinin ekinde sunduğu üzere İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2019/201 Esas, 2019/472 Karar no.lu, 17 Haziran 2021 tarihli kararı ile, asıl dava davacısının alacağına ilişkin 13.264.674,86 ABD Doları icra takibinin devamına ve 69.772.189,40 TL icra inkar tazminatına hükmedilmiş, böylece alacağın ABD Doları cinsinden olduğu bir mahkeme kararıyla tespit edildiğini, Ayrıca dava dosyasına birleşen dava davacısı tarafından açılmış olan ve Bilirkişi Kök ve Ek Raporları’nda hiç değinilmeyen ve de dikkate alınmayan birleşen dava davacısının Şirket’ ten olan alacağına ilişkin açılmış İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde 2019/527 Esas no.lu dosyada görülen dava kapsamında alınan bilirkişi raporunu dosyaya sunulduğunu, birleşen davada davacısı tarafından açılan davada İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2019/527 Esas, 2022/263 Karar no.lu 17 Mart 2022 tarihli, 4 Nisan 2022 gerekçe yazım tarihli kararı ile müvekkilinin 12.217.965,82 ABD Doları alacağını faizi ile birlikte alabileceğine hükmedildiğini, söz konusu kararların bilirkişi heyeti ve Mahkemece dikkate alınmadığını,Şirket’in ... A.Ş. hisselerini satın alırken özkaynak hesabı yapıldığını belirtmesi ile, Şirket’in açıklamalarından farklı olarak Bilirkişi Kök Rapor’daki ... İnşaat A.Ş.’nin gayrimenkullerinin haricindeki tüm hak, alacak ve borçları ile devredildiğini belirtmesi nedeniyle gayrimenkullerin akıbetinin ne olduğu, gayrimenkul haricindeki hak, alacak ve borçların değerlemesinin nasıl yapıldığı ve gerçek durumu yansıtıp yansıtmadığı hususlarında Bilirkişi Ek Raporu da suskun kaldığını,Davalı Şirket’in bir banka-finans şirketi gibi borç alıp verme işlemlerinin odağı haline gelmesi kapsamında da huzurdaki yargılamada  Şirket’in taraf olduğu borç alıp borç verme işlemlerinin kanuna uygunluğu, bu işlemler neticesinde bir kaybın veya zararın olup olmadığı ya da varsa kâr edilip edilmediği, bunların finansal tablolara olduğu gibi yansıtılıp yansıtılmadığı, yoksa örneğin bir zarar varsa bunun gizlenip gizlenmediği konusunda bir değerlendirme yapılmadığını, bu gibi incelemelerin yapılmama sebebi olarak ise Bilirkişi Heyeti, HMK’nın 266 ncı maddesine aykırı olarak hukuki bir açıklamada bulunarak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 395 inci maddesi uyarınca şirketlerin birbirlerine borç verip birbirlerinden borç alabilmelerinin gayet doğal olduğu kanaatinde olduklarını, bu konuda tenkit edilecek bir husus bulunmadığını belirtildiği,Öncelikle TTK’nın 395 inci maddesi şirkete borçlanma yasağını düzenlediğini, bunun istisnaları arasında aynı topluluktaki şirketlerin birbirlerine kefil olabilmeleri ve garanti verebilmeleri şeklinde sayıldığını, şirketlerin birbirlerine borç verebilecekleri gibi bir istisna sayılmadığını, kefalet ve garanti gibi işlemlerin birer teminat olduğu, ancak, adeta birer banka veya finans şirketi gibi istediğinden istediği kadar ister TL ister döviz borç alıp borç verme işlemleri serbest bırakılmadığını, istisna kapsamına alınmadığını, ayrıca şirketler topluluğunda bu tür işlemler serbest bırakılmadığını, tam tersi yukarıda da açıkladığımız gibi TTK sadece kefalet ve garanti sözleşmesi akdedilmesine cevaz verildiğini, borç para verilmesi izin verilen işlemlerin dışında tutulduğunu, ayrıca, kabul anlamına gelmemekle birlikte, TTK’nın 202 nci maddesinde çok açık bir şekilde fon aktarımının başlıca kayıp sebepleri arasında sayılmış olması karşısında bu işlemler nedeniyle bir kayıp bulunup bulunmadığı ve denkleştirme yapılıp yapılmadığı hususlarında sessiz kalınmasının da kabul edileme olduğunu, dolayısıyla bu işlemler nedeniyle bir kaybın veya zararın ya da kârın bulunup bulunmadığı ve bunların finansal tablolara yansıtılıp yansıtılmadığının incelenmemesi neticesinde eksik incelemeye dayalı hatalı kanaate varıldığını,Bu sebeplerle istinaf başvurularının kabulünü, İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/364 Esas, 2022/221 Karar nolu 23 Mart 2022 Tarihli (31 Mart 2022 gerekçe yazım tarihli) kararının reddedilen kısmının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... İnşaat vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacıların gündemin 4 ve 5 numaralı maddesi uyarınca alınan “yönetim kurulu üyelerinin oy çokluğu ile ibrası kararının” iptali hakkındaki iddiaları mesnetsiz olmasına rağmen kabul edildiğini, genel kurul toplantısında ... açık kanun hükmü uyarınca kendi ibrasında oy kullanmadığını ve ibra edilmediğini, diğer yönetim kurulu üyelerinin ibrasında oy kullandığını ve TTK'nın 436/2 maddesi uyarınca ...'ın diğer yönetim kurulu üyelerinin ibrasında oydan yoksun olmadığını,TTK.m. 395 ve 396' ya göre yönetim kurulu üyelerine şirket konusu işlerle iştigal etme izni verilmesi hususu, bugüne kadar ... Şirketler Topluluğunda davacıların da içinde yer aldığı ve tüm pay sahiplerinin olumlu oyuyla karara bağlanan rutin bir genel kurul gündemi olduğunu, bu kararlarla ... Şirketi olarak idare edilen ... Şirketler Topluluğunda esasen yöneticilerin birden fazla grup şirketinde görev alabilmesi temin edilmekte olduğunu, azınlık paysahipleri haklarını ortaklığın amacıyla bağdaşmayan, ortaklık dışı kişisel yarar ve amaçlar için kullanamayacakları gibi ortaklığı gözetecek ve ona en az zarar verecek şekilde kullanmak zorunda olduklarını, ancak somut uyuşmazlıkta, azınlık pay sahipleri şirket menfaatine göre kendi menfaatlerini ön planda tutarak iptal isteminde bulunduklarını, Bir topluluk ilişkisi içerisinde birden çok yönetim kurulunda yer alan bir kişiye temsil izni verilmesi ve rekabet yasağının kaldırılması hem topluluk bünyesinde yıllardır süregelen bir işleme müsaade edilmesidir hem de bu husus TTK 436’da bahsi geçen kişisel nitelikte bir işlem olmadığını,Kaldı ki yönetim kurulu üyelerine TTK m. 395 ve 396’ya göre verilen izinler hiçbir zaman topluluk dışı şirketlerde faaliyet izni olarak verilmediğini, TTK’nın 436. maddesinde düzenlenen oydan yoksunluk hali, pay sahibinin şirket ile arasındaki kişisel nitelikteki iş, işlem veya davaya ilişkin müzakerelere dair olduğunu, maddedeki “kişisel nitelikte” ibaresi, oydan yoksunluğun, pay sahibinin ortaklık ile yaptığı hukuki işlemin özel bir menfaat sağlamak amacıyla gerçekleştirildiği, diğer bir ifadeyle, pay sahibinin ortaklık karşısında üçüncü bir kişi konumunda olduğu durumlarda söz konusu olacağını gösterdiğini, Ancak 04/05/2020 tarihli genel Kurul toplantısında davalı şirket için alınan karar bu kapsamda nitelendiremeyeceğinden oydan yoksunluk iddiası dinlenemez nitelikte olduğunu, TTK 395-396 izinlerinin oylanması hususi/kişisel nitelikte bir iş ve işlem için olmadığını, oydan yoksunluk ilkesi istisna nitelikte  olduğunu, geniş yorumlanmaması gerektiğini, ancak ilk derece mahkemesince hem yanlış hem de geniş yorumlama ile oylamada oydan yoksun olunduğuna, hakimiyeti altındaki şirketlerle ilgili oy kullanılmasının dürüstlük kuralıyla bağdaşmayacağı kanaatine varıldığını, Bilirkişi kök ve ek raporlarındaki tespitlerinde bu yönde olduğunu,...-... aileleri’nin yönetiminde oldukları şirketler hukuka aykırı ve keyfi kararlar ile yönetilmekte iken huzurdaki davada kendilerine tanınan dava hakları müvekkil şirkete karşı kötüye kullanıldığını, Genel kurul iptal davalarında ileri sürülen iddia ve ithamların da Medeni Kanun'un 2. maddesine aykırı olup olmadığı hususunun tartışılması gerektiğini, Yüksek Mahkeme kararlarında Medeni Kanun'un 2. maddesi kapsamında tartışma yapılmamış olması bir eksiklik ve bozma sebebi olarak görüldüğünü, huzurdaki davada  3 ve 4 no.lu hüküm fıkraları kapsamında ilk derece mahkemesi davacıların iddia ve ithamlarının Medeni Kanun'un 2. maddesine aykırı olup olmadığı hususunu hiç tartışılmadığını ve davalı şirketin bu yöne ilişkin savunmalarını incelemediğini, Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesinin 2020/364 Esas,2022/221 Karar sayılı ve 23/03/2022 tarihli ilamının; 4 ve 5 nolu gündem maddelerinin iptaline ve aleyhlerine yargılama gideri hükmedilmesine ilişkin kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Asıl dava; davalı şirketin 04/05/2020 tarihinde yapılan 2019 yılı Olağan Genel Kurul toplantısında 3, 4 ve 5 numaralı maddelerinde alınan kararların, birleşen dava; 2, 3, 4 ve 5 numaralı maddelerinde alınan kararların TTK 447 madde uyarınca butlanla sakat olduklarının tespiti ile bu mümkün olmadığı takdirde  TTK 445 ve 446 maddeleri uyarınca iptaline karar verilmesi talebine ilişkindir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda asıl ve birleşen davanın kısmen kabulü ile 2 ve 3 nolu gündem maddesine ilişkin davanın reddine, 4 ve 5 nolu gündem maddelerinin iptaline karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Dava konusu davalı şirketin 04/05/2020 tarihinde yapılan 2019 yılı Olağan Genel Kurul toplantısında 3 numaralı gündem maddesinde 2019 yılı bilanço ve kar/zarar hesaplarının okunması, müzakere edilmesi ve onaylanmasının görüşüldüğü, davacıların red oyuna karşılık oy çokluğu ile kabul edildiği ve davacıların  muhalefet şerhlerini usulüne uygun olarak tutanağa geçirdiği anlaşılmıştır.Davacılar vekili 3 numaralı gündem maddesine ilişkin Mahkemece verilen karara karşı istinaf sebebi olarak, davalı şirketin finansal tabloların ve faaliyet raporunun gerçeği yansıtmadığını, dürüst resim ilkesine göre hazırlanmadığını, İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/906 Esas ve 2020/75 karar sayılı kararı ile davalı Şirket’in 2017 mali yılına ilişkin faaliyet raporu ile bağımsız denetim raporunun onaylanması kararının iptaline karar verildiğini ve 2019 yılına ilişkin bilanço ve kar/zarar tablolarının 2017 yılı finansal tablolarının yansıması olduğunu, davacıların Mahkeme kararı ile hüküm altına alınan alacakların gözetilmediğini, İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde 2019/538 Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporlarında şirketin borca batık olduğunun ve 2019 yılı olağanüstü genel kurul toplantısında sermaye arttırımına ilişkin alınan kararının usul ve yasaya aykırı olduğunun tespit edilmesi üzerine Mahkemece sermaye arttırımına ilişkin kararının iptal edildiğini,İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/841 Esas sayılı dosyasında sunulu bilirkişi raporu ile şirketin 2017 yılı ve 2018 yılı mali tabloları incelenerek teknik iflasta ve borca batık olduğunun tespit edildiğini, gayrimenkul değerleme raporları arasında fahiş farklar bulunduğunu ve gerçeği yansıtıp yansıtmadığı konusunun farklı uzmanlık alanı olduğunun bilirkişi raporunda belirtilmesine rağmen bu konuda inceleme yaptırılmadığını,Şirket’in taraf olduğu borç alıp borç verme işlemlerinin kanuna uygunluğu ve buna göre tespit edilen hususların finansal tablolara olduğu gibi yansıtılıp yansıtılmadığı hususunda değerlendirme yapılmadığını, şirketin hisselerini satın aldığı ... İnşaat A.Ş.’nin gayrimenkullerinin haricindeki tüm hak, alacak ve borçları ile devredildiğini belirtmesi nedeniyle gayrimenkullerin akıbeti, gayrimenkul haricindeki hak, alacak ve borçların değerlemesinin nasıl yapıldığı ve gerçek durumu yansıtıp yansıtmadığı hususlarında değerlendirme yapılmadığını ve bu hususlardaki itirazlarının değerlendirilmediğini, bu sebeple düzenlenen bilirkişi kök ve ek raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, Mahkemece bu raporların hükme esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüşlerdir. Gerçekten de davacılar vekilleri tarafından söz konusu istinaf sebepleri dava dilekçelerinde, beyan dilekçelerinde, bilirkişi kök ve ek raporuna karşı itiraz dilekçelerinde defalarca ileri sürülmesine, dilekçelerinde belirtilen Mahkeme dosyalarında verilen kararlar ve alınan bilirkişi raporları sunulmasına rağmen bilirkişi heyeti tarafından ek raporlarında kök raporun tekrarı ile yetinilmiş olup, soyut olarak tespitlerde bulunulmuştur. Taraflar arasında başka Mahkemelerde yargılaması devam eden dava dosyalarında alınan bilirkişi raporlarında ve Mahkeme kararında davalı şirketin borca batık olduğu ve farklı yıllara ilişkin finansal tabloların gerçeği yansıtmadığı, davacıların şirketten olan gerçek alacak miktarları tespit edilmesine rağmen bu hususlar değerlendirme dışı tutularak davacıların bu konudaki ve diğer ileri sürdüğü itirazları davalı şirketin ticari kayıtları ve söz konusu bilirkişi raporları irdelenmek suretiyle somut olarak değerlendirilmediği, davacılar tarafından ısrarla gayrimenkul değerleme raporları arasında fahiş fark bulunduğu ve gerçeği yansıtmadığı iddia edilmesine ve bilirkişiler heyeti tarafından bu hususun uzmanlık alanları dışında olduğu belirtilmesine rağmen bu konuda uzman bilirkişi heyete dahil edilmek suretiyle iddia ve itirazların değerlendirilmediği ve Mahkemece de gerekçeli kararda söz konusu itirazlara hangi gerekçe ile itibar edilmediğinin açıklanmadığı ve eksik inceleme ve değerlendirme ile karar verildiği, yine 4 ve 5 numaralı gündem maddelerinde alınan kararların karar nisabı dikkate alındığında yokluk mu iptal mi yaptırımına tabi olduğu hususunda değerlendirilmediği anlaşılmakla davacılar vekillerinin bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmüştür.Sonuç itibariyle, yukarıda açıklanan nedenler ile davacıların istinaf başvurusunun  kabulü ile, ilk derece mahkeme kararının HMK' nın 297, 353/1-a6, 355 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, davacıların sair, davalının tüm istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, dosyanın mahkemesine gönderilmesi gerektiği  kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Asıl ve birleşen dosya davacılarının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; -İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 23/03/2022 ve  2020/364 Esas ve 2022/221 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Asıl ve birleşen dosya davacılarının sair, davalının tüm istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine YER OLMADIĞINA,3-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden taraflarca yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf talep eden taraflarca yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde yatırana iadesine, 5-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 6-Artan gider avansı olması ve talep halinde  yatıran tarafa iadesine, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 26/06/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8461878bfc798549","SID":"3fdbc0f20a35e187"}}