{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2025/651 Esas  - 2025/714 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/651 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/714<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>TARİHİ\t\t: 13/03/2025<br>NUMARASI\t\t: 2025/47  Esas (Ara Karar)<br><br>DAVA\t: Muvazaa nedeniyle şirket hisse devrinin iptali<br>DAVA TARİHİ\t: 17/01/2025<br>TALEP\t: İhtiyati Tedbire İtiraz<br>KARAR TARİHİ\t: 19/06/2025<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 19/06/2025<br><br>\tTaraflar arasındaki muvazaa nedeniyle şirket hisse devrinin iptali ile davacılar adına tescili mümkün olmaması halinde bedelini davalıdan tahsili davasında mahkemece ihtiyati tedbire itirazın reddine dair verilen ara karara karşı ihtiyati tedbire itiraz eden davalı ve HMK 394/3 madde uyarınca menfaati ihlal edilen dava dışı üçüncü kişi vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü. <br>\tDAVA VE TALEP<br>\tDavacılar vekili 17/01/2025 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacılarının oğlu ...'ın 01/01/2025 tarihinde vefat ettiğini, vefat ettiği tarihte 38 yaşında olduğunu, zorlu hastane ve ameliyat süreçleri geçirdiğini, ölmeden önce ağrılarının şiddetlendiğini ve yoğun halisülasyonlar gördüğünü, kardeşini dahi tanıyamayacak hale geldiğini, ...'ın vefatından önce 30/12/2024 tarihinde ... ... Ltd Şti'nin toplamı 200 olan şirket payından paylarının tümüne tekabül eden 164 payını eşinin kardeşi olan davalı ...'e devrettiğini, şirketin hissedarının ... ve dava dışı ... tarafından 2011 yılında kurulduğunu ve tanınır hale geldiğini, şirketin taşınır ve taşınmaz mal varlığının marka ve piyasa değerinin yüksek bir şirket olduğunu ve murisin bütün kazancını ve mal varlığını şirkete hasrettiğini, murisin sahip olduğu 164 payın ölümünden önceki gün 8.200,00 TL bedelle noter aracılığıyla davalıya devrettiğini, bunun gerçeği yansıtmadığını menfaat elde etmek amacıyla kötü niyetli olarak yapıldığını, murisin fiil ehliyetinin bulunmadığı halde bu işlemlerin yapıldığını, pay devrinin ...'ın serbest iradesinin ürünü olmadığını, dava konusu hisse devri karşılığında ...'ın mal varlığına giren herhangi bir bedel olmadığını, pay devrine ilişkin satış bedeliyle gerçek değer arasındaki farkın fahiş olduğunu, davalının satın alma gücünün olmadığını ve hisse devrinin gerçek bir devri olmadığını bildirerek öncelikle muris ...'ın davalı ...'e 30/12/2024 tarihinde 164 payını devrettiği ... ... Ltd Şti'ne kayıtlı olan ... İli ...  ... ada ... parselde bulunan 3 nolu bağımsız bölümün tapu kaydına, ... plakalı araçların kayıtlarına, davalıya devredilen 164 payın siciline teminatsız tedbir konulmasını, ...'ın davalı ...'e 30/12/2024 tarihinde devrettiği ... ... Ltd Şti'nin 164 pay devrinin ehliyetsizlik nedeniyle yada  irade sakatlığı nedeniyle yada  muvazaa nedeniyle iptaline ve yasal mirasçı olan davacılar adına payları oranında tesciline, bu talep kabul edilmediği taktirde hisselerinin güncel piyasa bedelinin belirlenerek davacıların payları oranında lehe olan en yüksek oranda faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara ödenmesini  talep ve dava etmiştir.<br>\tMahkemece 24/01/2025 tarihli ara kararı ile, HMK'nun 389. maddesi gereğince şartların gerçekleştiği kanaatine varıldığından, talebin kabulü ile,  dava dışı şirkete ait   ... İli ...  .. ada ... parselde bulunan 3 nolu bağımsız bölümün ve ... plakalı aracın, III. kişilere devir ve temliki veya üzerlerinde bir hak tesisini önlemek amacına yönelik teminatsız olarak, ... ... Ltd Şti'de davalıya devir edilen 164 payın III. kişilere devrinin devir bedeli olan 8.200,00 TL teminat karşılığında  önlenmesi için tedbir konulmasına karar verilmiştir.<br>\tDavalı vekili 24/02/2025 tarihli cevap lahiyası ile birlikte sunduğu 24/01/2025 tarihli ihtiyati tedbir kararına itirazında özetle; somut olayda yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediğini, davacılar murisi ...’in hastane masrafları için paraya ihtiyacı olduğunu, ...’in şirkete olan yaklaşık 4.500,000 TL borcu da gözetilerek satım bedelinin 5.000.000 TL belirlendiğini, satım bedelinin tamamının aynı gün murisin banka hesabına havale yoluyla ödendiğini, ayrıca murisin akli melekelerinin (fiil ehliyetinin) tam olduğuna dair devir tarihinde alınmış hekim raporu da bulunduğunu bildirerek ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>\tİtiraz eden ilgili kişi sıfatıyla ...Ltd. Şti vekili  25/03/2025 tarihli ihtiyati tedbirin kaldırılması istemli dilekçesinde özetle; mahkemenin 24/01/2055  tarihli ara kararı ile ... ... Ltd Şti'nin davalıya devir edilen 164 payının III. kişilere devrinin önlenmesi için tedbir konulmasına, davalı şirkete ait ... İli ...  ... ada ... parselde bulunan 3 nolu bağımsız bölümün ve ... plakalı aracın, III. kişilere devir ve temliki veya üzerlerinde bir hak tesisini önlenmesi için  teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulmasına kararı verildiğini, davacının iddiasının soyut iddia olduğunu, teminat miktarının eksik belirlendiğini, davacıların miras payı dikkate alınmadan devre konu bütün hisseler hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesinin hatalı olduğunu, şirketin dosyada taraf olmamasına rağmen malvarlığı hakkında verilen ihtiyati tedbir kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece 13/03/2025 tarihli ara kararı ile, davacının tedbir istemekle yaklaşık ölçüde haklı olduğu anlaşıldığından ihtiyati tedbire itirazın reddine karar verilmiştir. <br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tİhtiyati tedbire itiraz eden davalı ... ile HMK 394/3 uyarınca menfaati ihlal edilen dava dışı üçüncü kişi şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; somut olayda yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediğini, davalı adına sunulan cevap dilekçesinde açıkladığı üzere davacılar murisi ve ...'ün eski hissedarı ...’ın hastane masrafları için paraya ihtiyacı olduğunu, ...’ın ...'e olan yaklaşık 4.500.000,00 TL borcu da gözetilerek satım bedeli 5.000.000 TL belirlendiğini, satım bedelinin tamamının aynı gün murisin banka hesabına havale yoluyla ödendiğini, ayrıca murisin akli melekelerinin (fiil ehliyetinin) tam olduğuna dair devir tarihinde alınmış hekim raporu da bulunduğunu, teminat miktarının eksik belirlendiğini, davacılar tarafından devir bedeli 8.200,00 TL olarak gösterildiğini ve mahkeme tarafından da bu rakam doğru kabul edilerek 8.200,00 TL üzerinden teminat kararı verildiğini, oysa açıklandığı üzere davacılar murisinin, şirkete olan yaklaşık 4.500.000,00 TL borcu nedeniyle belirlenen 5.000.000,00 TL satım bedeli gözetildiğinde teminat miktarının yeterli olmadığını, davalı Anayasa ile güvence altına alınmış mülkiyet hakkının kısıtlandığı ve tedbir sebebiyle görebileceği zararlar gözetildiğinde teminat miktarının, satış değeri olan  5.000.000,00 TL üzerinden belirlenmesi  gerektiğini, davacıların miras payı dikkate alınmadan devre konu bütün hisseler hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesi hatalı olduğunu, dava dışı davalı ...'ün malvarlığı hakkında verilen ihtiyati tedbir kararı usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı ...'e yöneltilen herhangi bir husumet olmadığı halde yerel mahkemenin 24/01/2025 tarihli ara karar ile dava dışı ...'ün malvarlığı üzerinde de tedbir kararı verildiğini, dava dışı ...'ün mülkiyetinde bulunan ... İli ...  ... ada ... parselde bulunan 3 nolu bağımsız bölüm ve ... plakalı araçlar dava konusu edilmediğini, HMK 389. maddesi uyarınca sadece uyuşmazlık konusu olan şey hakkında tedbir kararı verilebileceğini bu nedenlerle ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tTalep; ihtiyati tedbire itirazın reddine ilişkin 13/03/2025 tarihli ara kararın kaldırılması istemine ilişkindir.<br>\tHMK'nun 389/(1). maddesinde, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, <br>\tHMK'nun 390/(2). maddesinde de hakimin talep edenin haklarının derhal korunmasında zorunluluk bulunan hallerde karşı taraf dinlenmeden de tedbir kararı verebileceği hüküm altına alınmıştır. HMK'nın 390/(3). maddesinde ise tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu düzenlenmiştir.<br>\tİhtiyati tedbir kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı hukuki korumadır. <br>\tİhtiyati tedbir kararı verilebilmesinin diğer bir koşulu ise mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesidir.<br>\tHMK'nun 3934/3 maddesi uyarınca, ihtiyati tedbir kararının uygulanması sebebiyle menfaati açıkça ihlal edilen üçüncü kişilerde ihtiyati tedbiri öğrenmelerinden itibaren bir hafta içerisinde ihtiyati tedbirin şartlarına ve teminata itiraz edebilirler. <br>\tDava dışı itiraz eden ...Ltd. Şti vekili, HMK'nun 394/3 maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararının uygulanması sebebiyle menfaati açıkça ihlal edilen üçüncü kişi sıfatında olup, bahsi geçen şirket tarafından 25/03/2025 tarihli itiraz dilekçesi dosyaya sunulmuş ve 13/03/2025 tarihli ara karar da bahsi geçen şirketin itirazları hakkında da inceleme yapılmış olmasına rağmen , ara karar başlığında gösterilmemiş olmasının maddi hataya dayalı olduğu Dairemizce kabul edilip , dava dışı itiraz eden şirketin de istinaf itirazları Dairemizce değerlendirilerek karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. <br>\tSomut olayda, davacı tarafça, davacıların murisi ... tarafından dava dışı  ...   Ltd. Şti'nde bulunan  şirket hisselerinin davalı ...'e devrinin muvazaalı olduğundan bahisle şirket hisse devrine ilişkin işlemin iptali ile şirket hisselerinin davacılar adına payları oranında tesciline değil ise hisse bedelinin davacılara miras payları oranında ödenmesi talebiyle eldeki davanın açıldığı,<br>\tMuris ... tarafından davalı ...'e devredilen payların dava konusu olup, Mahkemece ihtiyati tedbirin dava konusu olan şeylerin üzerine konulabileceği, Hukuk Genel Kurulu'nun 20/12/2013 tarih, 2013/21-1791 E., 2013/1676 K., sayılı  ilamının ve yerleşmiş içtihatlarının bu doğrultuda olduğu, iptali talep edilen  ... ... Ltd Şti'nin davalıya devir edilen 164 payının uyuşmazlık konusu olduğu, mevcut delil durumu gözetildiğinde yaklaşık ispatın da bulunduğu, payın devri halinde telafisi güç zararlar meydana gelebileceğinden, mahkemece  ... ... Ltd Şti'nin davalıya devir edilen 164 payın üçüncü kişilere devrine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesinin ve tedbire itirazın reddedilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla davalı ...'in istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. <br>\tDava dışı itiraz eden ...Ltd. Şti vekili istinaf itirazı irdelendiğinde; ...Ltd. Şti 'ye ait taşınır ve taşınmazların dava konusu olmadığı, davacının dava sonunda kavuşacağı hakkının elde edilmesini temin etmek için de olsa,  davada uyuşmazlık konusu olmayan dava dışı şirket adına kayıtlı taşınmazlar ile araçlar üzerine ihtiyati tedbir konulamayacağı  anlaşılmakla, dava dışı şirkete ait   ... İli ...  ... ada ... parselde bulunan 3 nolu bağımsız bölümün ve ... plakalı aracın kaydına konulan ihtiyati tedbirin kaldırılmasına itirazen karar vermesi gerekirken itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. <br>\tTüm bu nedenlerle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, ilgili şirket ...... Ltd Şti vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin 13/03/2025 tarihli ara kararının ilgili şirket yönünden kaldırılarak dava dışı şirkete ait   ... İli ...  ... ada ... parselde bulunan 3 nolu bağımsız bölümün ve ... plakalı aracın kaydına konulan ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\tA)1-İhtiyati tedbire itiraz eden ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Alınması gereken 615,40 TL harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, <br>\t3-Yapılan istinaf yargılama giderlerinin istinafa başvuran taraf üzerinde bırakılmasına, varsa kullanılmayan gider avansının istek halinde kendisine iadesine,   <br>\tB)1-İhtiyati tedbire itiraz eden  dava dışı ...Ltd. Şti vekili istinaf başvurusunun KABULÜ ile,<br>\t2-Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/03/2025 tarih ve 2025/47 Esas (Ara Karar) sayılı kararının HMK'nın 353/(1).b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, <br>\t3-Dava dışı itiraz eden ...Ltd. Şti vekilinin mahkemece 24/01/2025 tarihli ara karar ile verilen  ihtiyati tedbire itirazının kabulü ile,<br>\t4-Dava dışı şirkete ait   ... İli ...  ... ada ... parselde bulunan 3 nolu bağımsız bölümün ve ... plakalı aracın kaydına konulan ihtiyati tedbirin KALDIRILMASINA,<br>\t\tC)1-Dava dışı ilgili şirket tarafından istinaf karar harcı olarak alınan 615,40 TL harcın talep halinde dava dışı ilgili şirkete iadesine, <br>\t2-Dava dışı ilgili şirket tarafından istinaf aşamasında yapılan 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacılardan alınarak dava dışı ilgili şirket  verilmesine, <br>\t3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,   <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi.19/06/2025  \t<br><br>Başkan-              Üye -                    Üye -                 Zabıt Katibi -<br><br>\t\t\t\t<br><br><br><br>KARŞI OY <br><br>\tDava; davacı tarafça muris oğulları ...'ın kanser hastalığı nedeni ile hastanede yattığı sırada , hastalığının son evresinde , muris ...'a ait dava dışı şirketteki hisselerinin davalıya devrine ilişkin murisin tasarrufi işleminin  ehliyetsizlik, irade sakatlığı , değil ise muvazaa nedeniyle iptali ve yasal mirasçıları olan davacılar adına  tesciline karar verilmesi istemine  ilişkindir.<br>\t Davacılar, müteveffanın ölümünden evvel yaptığı  hisse devirlerinin irade sakatlığı nedeniyle geçersiz , irade sakatlığının tespit edilememesi halinde  muvazaalı olduğunu, bu bağlamda tereke üzerinden miras payının zedelendiğini  ileri sürerek  hak iddia etmektedir.<br>\tDavacıların  birbiriyle bağlantılı birden fazla hukuki sebebe dayalı olarak dava açmasında usulen bir engel bulunmamaktadır. Hakların telahuku (yarışması) olarak tanımlanan mütelahik davalarda, hakimin, yarışan kanun hükümlerinden davacı için daha elverişli olan kanun hükmünü re'sen gözetip uygulaması gerekmektedir. (Birden fazla hukuki sebebe dayalı olarak açılan davaların görülebilme koşullarına ilişkin HGK 2022/(17)4-58 Esas - 2022/1818 Karar sayılı kararı) <br>\tHukuki ehliyetsizlik  kamu düzeni ile ilgili olup , ehliyetsizliğin saptanması halinde öteki nedenlerin incelenmesi gereğinin ortadan kalkacağı  gözetilerek ehliyetsizlik iddiasının öncelikle incelenmesi, tarafların bu yönde bildirecekleri tüm delillerin toplanması, varsa miras bırakana ait sağlık kurulu raporları, hasta müşahade kayıtları, reçeteler vs. istenmesi, tüm dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderilmesi, akit tarihinde miras bırakanın ehliyetli olup-olmadığı yönünde rapor alınması, miras bırakanın ehliyetli olduğunun saptanması halinde irade sakatlığı ve  muris muvazaası yönünden değerlendirme yapılması gerekmektedir.<br>\t04.06.1958 gün ve 15/6 sayılı İBK'da da belirlendiği gibi, HMK'nun 24/1, 25, 26, 31 ve 33.  maddeleri gereğince hakim, tarafların ileri sürdükleri maddi vakıalar ve bunlara bağlı netice-i taleplerle bağlı ve fakat hukuki tavsiflerle bağlı olmayıp, kanunları re'sen uygulamakla ve neticeye vardırmakla yükümlüdür. <br>\tDava dilekçesindeki iddianın ileri sürülüş biçiminden ve özellikle dava dilekçesi içeriğinden  davanın  niteliği itibarıyla miras bırakanın hisse devrine ilişkin  tasarrufunun  (TMK 576 md) ,  TBK 19.maddesinde tanımını bulan muvazaa hukuksal nedenine dayalı iptali davasıdır.<br>\t\tBir sözleşme yapılırken tarafların gerçek iradelerini üçüncü kişilere karşı gizlemek amacıyla, görünürde başka bir beyanda bulundukları sözleşmelere muvazaalı sözleşmeler denilmektedir. Bir sözleşmedeki muvazaa hususu sözleşmenin niteliğine ve tamamına ilişkin olabileceği gibi, sözleşmede yer alan bedele ve diğer bazı şartlara ilişkin de olabilir. Muvazaa sözleşmenin bazı şartlarına ilişkin ise kısmi muvazaadan söz etmek gerekir (İsmail Atamulu, Muvazaa, Adalet, 2017, s.59).<br>\tMuvazaa bahsi, TBK’nın 19.maddesi  uyarınca, “Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır. Borçlu, yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı kazanmış olan üçüncü kişiye karşı, bu işlemin muvazaalı olduğu savunmasında bulunamaz” şeklinde düzenlenmiş, Kanun’un gerekçesinde ve öğretide ise muvazaanın hukuki sonucu butlan olarak ifade edilmiştir (Ahmet Kılıçoğlu, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 16.Bası, s.172). <br>\t\tMuvazaa davası murisin  yaptığı tasarrufi işlemlerin gerçekte hiç yapılmamış olduğunu tesbit ettirmeyi amaçlar. Kural olarak muvazaa nedeniyle hakları ihlal olunan ve zarar gören mirasçılar  tek taraflı veya çok taraflı hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri  sürebilirler.  <br>\tMiras payına dahil olduğu ve  muvazaalı olarak devredildiği öne sürülen malvarlığı haklarının (ticari şirket hisseleri) 6102 sayılı TTK'da tanımlanmış olması, davayı ticari dava kılmaz.<br>\t Davanın (iddianın) temeli ehliyetsizlik, murisin irada sakatlığı ve  muris muvazaası olup, davacı taraf öncelikle ehliyetsizlik /irade sakatlığı , tespit edilememesi halinde  Borçlar Kanunu'nun 19. maddesinde düzenlenen dava konusu hisse devri  işleminin (miras bırakanın hisse devrine ilişkin tasarrufunun)   danışıklı (muvazaalı) yapıldığı iddiasına dayalı miras bırakanın  tasarrufun iptali (TMK'nun 576 md)  istemine ilişkin olup,  muvazaanın tespiti sözleşmeyi yapan kişilerin gerçek iradelerinin belirlenmesine dayandığından ,  muvazaanın var olup olmadığı yönündeki iddia ve savunmaya ait delillerin tartışılması anlamında davanın konusunu oluşturan hisse senetlerinin reel değerlerinin belirlenmesi sürecinde ticari defterlerin ve kayıtların incelenmesi gereği de davayı ticari dava kılmayacağı gibi , Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 31/05/2016 tarih, 2016/3771 E, 2016/5972 K sayılı ilamında da vurgulandığı üzere 4721 sayılı TMK'nun 576 maddesi hükümlerine göre açılacak davaların TTK'nun 4 maddesi kapsamında ticari dava niteliğinde olmadığı da tartışmazsızdır.<br>\tGenel bir ilke olarak görevli mahkemenin belirlenmesinde temel ölçüt, muris muvazaasına konu malvarlığı haklarını oluşturan unsurların niteliği olmayıp, murisin mirasçılarının hukukunu zedeleyen malvarlığı haklarına yönelik muvazaalı bir işlemi olup olmadığıdır. Bunu değerlendirme görevi de 6100 sayılı HMK'nın 2 maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesine aittir. <br>\tHal böyle olunca, dava muris muvazaasına dayalı hisse devrinin iptali davası olup, 6102 sayılı kanunun 4.maddesinde yazılmış mutlak ticari davalardan olmadığı gibi aynı kanunun 5.maddesinde yazılı olduğu gibi nisbi ticari davalardan da olmadığı, bu itibarla ticari dava mahiyetinde olmayan davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğu,6100 sayılı HMK'nun 390 madde uyarınca ihtiyati tedbirin esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden talep edilebileceği, bu bağlamda incelemeye konu tedbir kararının görevli mahkemece verilmediği  dikkate alınarak , görevsiz  mahkemece verilen tüm tedbirlerin kaldırılması gerekmesine rağmen , sayın çoğunluğun aksi yöndeki görüşüne katılamamaktayım.19/06/2025  \t<br><br>\t\t\t\t\tÜye - <br>\t\t\t\t          <br>\t\t\t\t\t<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"29a3e9397f16eb9d","SID":"62188403af45b64d"}}