{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO:2024/3295 <br>KARAR NO:2025/1870<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:25/09/2024<br>NUMARASI:2023/375 E - 2024/664 K<br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:09/07/2025<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket tarafından davalı aleyhine İstanbul Abonelik Sözleşmeleri İcra Dairesi ... sayılı dosyası ile ilamsız takiplerde haciz yolu ile icra takibi başlatılmış olup, davalı tüm fer'ileri ile birlikte borca itiraz ettiğini,  itiraz üzerine söz konusu takibi durduğunu, borçlunun icra takibine itirazının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davalı şirketin davacı kurum ile ile elektrik abonelik sözleşmesi ile şirket adreslerine elektrik perakende satışı yapıldığını, davalı şirket tarafından takibe konu aylık fatura tüketim bedellerinin ödenmediğini, davalıya karşı ettirilen fatura bedellerinin insan müdahalesi olmaksızın endeksör cihazı ile davalı adına kayıtlı elektrik sayacından ölçülen tüketim endeks değerlerine göre tahakkuk ettirildiğini, borçlunun ilamsız takibe niteliğinden ötürü bir itiraz dilekçesi sunarak davacının alacağına kavuşmasını engellemekte ve bu sayede zaman kazanmaya çalışmakta olduğunu,  borçlunun tamamen haksız ve kötüniyetli işbu icra takibine itirazıyla kullandığı elektrik borcundan kurtulmaya çalışmakta, bu doğrultuda hukuki hakları kötüniyetli ve haksız yönde kullanmakta olduğunu, hal böyle iken haksız ve kötüniyetli itirazın hükümden düşürülmesinin hukukun ve hakkaniyetin bir gereği, davacının alacağının temini bakımından; haricen edilen bilgilere göre borçlunun bir çok borcunun olması, yargılama sürecinde mal kaçırma ihtimali ve böyle bir durumda ilerde verilecek olan kararın infazının mümkün olmayacağı ihtimali göz önüne alınarak, davalının adına kayıtlı menkul ve gayrimenkul mallar ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyati haczine karar verilmesini talep ettiklerini, Elektrik aboneliğinden kaynaklı sayaç endeks değerleri üzerinden tahakkuk ettirilen fatura bedellerinde alacak miktarının likit olduğunu,  davacının Mahkememizce tespit edilecek miktardaki teminatı yatırmaya hazır olduğunu, tespit edilecek teminat miktarının Mahkememiz veznesine depo edilmesi veya kesin teminat mektubunun ibraz edilmesi halinde ihtiyati haciz taleplerinin kabul edilmesini talep ettiklerini, İstanbul Abonelik Sözleşmeleri İcra Dairesi... Sayılı dosyasına yapılan haksız ve mesnetsiz olan borcun itirazının iptalini gerektirdiğini, huzurdaki itirazın iptali davasına konu takibin dayanağı para alacağı olduğundan somut olayda HMK 6. maddesinde düzenlenen genel yetki kuralı değil TBK 89. Maddesindeki özel yetki kuralını nazara alarak para borçlarında borcun ifa yerinin yetkili olacağı değerlendirmesini yapmak gerektiğini, alacaklı olan davacı şirketin şirketin ödeme zamanındaki yerleşim yerinin ... Çağlayan/İSTANBUL olduğundan ötürü, yetkili mahkemelerin İstanbul Mahkemeleri olduğunu, davalı tarafından yapılan itiraz sonrası ilgili yasal düzenleme gereği dava konusu alacağın taraflar arasındaki ticari ilişkiden/tarafların tacir olmasından kaynaklanması ve bir miktar alacağın ödenmesine ilişkin Arabuluculuk yoluna gidildiğini ancak anlaşmanın sağlanamadığını belirterek fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla; davalının İstanbul Abonelik Sözleşmeleri İcra Dairesi... sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptaliyle takibin takip talebindeki şartlarla devamına, davalı yanın %20’den aşağı olamamak kaydı ile icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, AAÜT 16/2. Maddesinin C bendi uyarınca arabuluculuk avukatlık vekalet ücreti de dahil olmak üzere tüm yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı  cevap vermeme suretiyle davayı inkar etmiştir. <br>İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; \" Dosyaya sunulan tüm bilgi belge deliller ile bilirkişi incelemesi neticesinde, davalı şirketin davacının abonesi olduğu, tüketime dayalı altı adet faturayı ödemediği, bu sebeple faturada tahakkuk eden asıl alacak miktarları toplamı olan 1.092.830,67 TL'den sorumlu olduğu sabit görülmüştür. Bununla beraber yerleşik Yargıtay içtihatlarında da işaret edildiği üzere, davacı şirket Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin 15/3. Maddesi ile sözleşmenin 9/3. Maddesine göre ödenmeyen fatura olması durumunda elektriği kesme yükümü altındadır. Davacının bu yükümünü yerine getirmemesi kendisini müterafik kusurlu yaptığından, müterafik kusuru indiriminin yasal faize kadar yapılması gerektiği kanaati ile yapılan gecikmiş gün faizi ile KDV'sinin hesabının nazara alınarak davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. Alacak faturaya dayalı likit alacak olduğundan icra inkar tazminat talebinin de kabulü gerekmiştir.\"gerekçeleriyle  1-Davanın kısmen kabul kısmen reddine,İstanbul abonelik sözleşmeleri icra dairesinin 2022/149795 e sayılı takibine vaki davalı borçlu itirazının kısmen iptali ile  takibin 1.092.830,56 TL asıl alacak, bu asıl alacağa  takip tarihine kadar işlemiş 22.365,20 TL faiz ve 4.025,74 TL faizin KDV'si üzerinden devam olunmasına,Alacağın %20'si olan 223.844,30 TL icra inkar tazminatının davalı borçludan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı vekil istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; bilirkişi tarafından yapılan müterafik kusur hesabının somut olaya uygulanması hatalı olduğunu, davaya konu faturalara ilişkin ilgili adresin abone sahibi ile elektrik tüketimlerini gerçekleştiren tüketici aynı taraf olarak davalı olduğunu, itirazlarının dikkate alınmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.Dava,ödenmeyen elektrik faturalarına dayalı başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacı, davalı şirket tarafından takibe konu aylık fatura tüketim bedellerinin ödenmediğini ileri sürmektedir.Mahkemece taraf delilleri toplanarak bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Bilirkişi raporunda; \"...  dosya kapsamında yer alan sözleşme örneğinden, davalı ...Şti ile davacı ... A.Ş.arasında FATURALARA KONU ... nolu abonelik için 21.04.2009tarihinde imzalanmış Elektrik Enerjisi Satışına Perakende Satış Sözleşmesi bulunduğu,  bu hususta nihai karar Mahkememizde olmak üzere, taraflar arasında imzalanmış olan sözleşme madde 9 – (1) ve yukarıda 1 de belirtilen emsal Yargıtay ilamı doğrultusunda dava konusu faturalardan adına sözleşme olan davalının abonelik taraf sıfatı kapsamında sorumlu tutulabileceği, davalı tarafça aboneliğin borçsuz olarak iptal edildiğine ilişkin belgelerin sunulmadığı, faturaların ödendiğine dair belge bulunmadığı, taraflar arasında imza edilen dosya kapsamına sunulan sözleşme madde 9-(6) hükmünde ödenmeyen faturalar için davacı kurumca gecikme zammı talep edilebileceğine dair hüküm bulunduğu, davalının geciken ödemeleri nedeniyle elektriğin kesilmesi gereken tarih 11.04.2022 son ödeme tarihli takibe konu ilk fatura öncesi davalının ödenmeyen faturalarına rağmen, mevzuat (ELEKTRİK PİYASASI TÜKETİCİ HİZMETLERİ YÖNETMELİĞİ madde 15 / (3)) ve sözleşme madde 9- (3)içeriğinde detayı verilen elektrik kesme yükümlülüğünün ihlal edildiği, davalının elektriğinin kesilmesi gerekirken kesilmemesi – dağıtım şirketine bildirimde bulunulmaması davacı tedarikçi şirket bakımından müterafik kusur teşkil etmekte olup Emsal ilamlarda müterafik kusur indiriminin en fazla yasal faize kadar olacağı nazara alınarak, (çizelge 2 de 1,2,3,4,5,6 sıra nolu faturaların tamamı) son ödeme tarihinden takip tarihine kadar yasal faiz uygulanması gerekeceği (sözleşmede gecikme zammı talep edilebileceğine dair hüküm gözetilerek), takibin 1.092.830,56 TL. (asıl alacak), 22.365,20 TL, (müterafik kusur nedenli yasal faiz), 4025,74 TL. (toplam faiz KDV si) olmak üzere toplam 1.119.221,50 TL. üzerinden sözleşmenin tarafı davalı ...Şti. adına devam edebileceği,Mahkememizce davacı tedarikiçi şirketin, davalının ödemesi geciken borçları nedeniyle elektriğini kesmemesi gerekçeli müterafik kusurlu olamayacağına hükmedilirse, raporda hesaplamalar doğrultusunda, takibin 1.092.830,56 TL (asıl alacak), 59.795,55 TL (6183 gecikmiş gün faizi), 10.763,20 TL. (toplam faiz KDV si) olmak üzere toplam 1.163.389,31 TL üzerinden sözleşmenin tarafı davalı ....Şti. adına devam edebileceği\" yönnüde görüş bildirilmiştir.  Konuya ilişkin Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2015/9848 E.,  2016/5289 K. Nolu  kararında \"...Diğer yandan davacının elektrik tüketim bedeline esas faturalar uzun bir süre ödenmemesi nedeniyle yönetmelik gereği elektriği kesmesi gerekirken, emredici hükme aykırı davranarak elektriği kesmemesi davacı açısından müterafik kusur teşkil etmektedir. Ancak bu kusur, tüketilen enerji bedelinin aslından davalıların sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Olsa olsa abonenin normal tüketim bedeli dışında, gecikme zammından en fazla yasal faize kadar indirim gerektirir... Mahkemece; yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde, öncelikle  Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği'nin ilgili maddesi ve abonelik sözleşmesi uyarınca elektriğin kesilmesi gereken tarihin belirlenmesi, elektriğin kesilmesi gereken tarihten önceki tüketim yönünden faiz dahil borcun tamamının hesap edilmesi, bu tarihten sonraki dönem için ise, davacının elektriği kesmemesinin müterafik kusur teşkil edeceği ve bunun da ancak davalılar için gecikme zammından indirim sağlayacağı (abonelik sözleşmesinde gecikme zammının alınacağına dair hüküm var ise), bu indirimin de en fazla yasal faize kadar olacağı gözetilerek, davacının kurumun davalılardan isteyebileceği gerçek alacak miktarının belirlenmesi gereklidir.Hal böyle olunca, mahkemece; yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde, öncelikle Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği'nin ilgili maddesi ve abonelik sözleşmesi uyarınca elektriğin kesilmesi gereken tarihin belirlenmesi, elektriğin kesilmesi gereken tarihten önceki tüketim yönünden faiz dahil borcun tamamının hesap edilmesi, bu tarihten sonraki dönem için ise, davacının elektriği kesmemesinin müterafik kusur teşkil edeceği ve bunun da ancak davalılar için gecikme zammından indirim sağlayacağı (abonelik sözleşmesinde gecikme zammının alınacağına dair hüküm var ise), bu indirimin de en fazla yasal faize kadar olacağı gözetilerek, ödenmeyen borçlar nedeniyle  enerjinin kesilip kesilmediğinin abone dosyası incelenerek belirlenmesi,  davacı kurumun davalılardan isteyebileceği gerçek alacak miktarının duraksamasız belirlenmesi noktasında, elektrik tarifeleri ve tüketim konusunda uzman elektrik mühendisi bilirkişiden  tarafların ve mahkemenin denetimine elverişli rapor alınarak, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporu benimsenerek, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.\" hususları vurgulanmıştır.Şu halde, davacı tarafça sözleşme gereğince fatura ödenmediği halde elektriğin kesilmemiş olduğu, bu haliyle davacının elektriği kesmemesinin müterafik kusur teşkil edeceği ve bunun da ancak davalılar için gecikme zammından indirim sağlayacağı (abonelik sözleşmesinde gecikme zammının alınacağına dair hüküm var ise), bu indirimin de en fazla yasal faize kadar olacağı gözetilerek mahkemece yazılı şekilde karar verilmesi isabetlidir.Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirilmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Davacıdan alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,8‬0 TL'nin istinaf eden davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili vergi dairesine yazılmasına, harç tahsil müzekkeresinin İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine Yazılmasına,İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 09/07/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e5b4ba82a6af6dc4","SID":"e68b6a148ae41ea2"}}