{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2024/256 <br>KARAR NO\t\t: 2025/1189<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>KATİP\t:...\t(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 21/02/2023<br>NUMARASI\t: 2021/52 Esas - 2023/147 Karar<br><br>DAVACI\t\t: NETPLASMAK MAKİNA SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Ömerli M. Prof. Mehmet Bozkurt C. N:25/1 Arnavutköy/İSTANBUL<br>VEKİLİ\t\t: Av. ... <br>DAVALI\t\t: ... <br>VEKİLİ\t\t: Av. ... <br>TASFİYE MEMURU : ... (T.C. NO:...)<br><br>DAVANIN KONUSU\t : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t\t: 27/06/2018<br>KARAR TARİHİ\t\t: 20/06/2025<br>KR. YAZIM TARİHİ\t: 11/07/2025<br><br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla  HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacının Beyoğlu 37. Noterliği'nin 09/05/2018 tarih ve ... yevmiye ile tasdik edilen 08/05/2018 tarih ve (9) nolu genel kurul kararına istinaden şirket türünü anonim şirkete tahvil ettiğini ve ticaret unvanını da değiştirdiğini; keyfiyet 14/05/2018 tarihinde tescil edildiğini ve 18/05/2018 tarih ve 9581 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edildiğini; bu sebeple dava konusu icra takibinde alacaklı olarak Net Plasmak Plastik Makina Gıda Tekstil İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi görülmekle beraber huzurda görülmekte olan davada davacı olarak ... gösterildiğini; davacı şirket ile davalı şirket arasında ticari ilişki olduğunu; davacı şirketin işbu ticari ilişki gereği takip konusu faturalarda yer alan makina ve ekipmanı davalı şirkete teslim ettiğini ve buna ilişkin olarak 28/02/2017 tarih ve ... nolu 127.440,00-TL bedelli fatura ile 19/04/2017 tarih ve ... nolu 7.080,00-TL faturayı tanzim ederek davalı şirkete gönderdiğini; bu bağlamda davacı şirketin ticari ilişki gereği yerine getirmesi gereken tüm yükümlülüklerini ve taahhütlerini eksiksiz bir şekilde yerine getirmiş olmasına rağmen, davalı şirketin işbu ticari ilişkiden doğan ödeme edimini 28/02/2018 tarihli fatura yönünden kısmen ifa ettiğini; 19/04/2018 tarihli fatura yönünden ise hiç ifa etmediğini; bu defa davacı tarafından, ödenmeyen fatura bedellerinin tahsili amacıyla davalı şirket aleyhine İstanbul Anadolu 8. İcra Dairesi 2017/28697 Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibine geçildiğini; ancak davalı şirketin takip konusu borca, faiz ve ferilerine haksız ve mesnetsiz gerekçelerle itiraz ettiğini; takibin durduğunu beyan ile; itirazın iptali ile davanın kabulüne, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davalının, davacı tarafa hiçbir şekilde borcu bulunmadığını; davacı tarafın davasına dayanak olarak gösterdiği 19/04/2017 tarihli fatura hiçbir şekilde davalı şirkete tebliğ edilmediğini; iş bu nedenle de müvekkile tebliğ edilmeyen söz konusu fatura nedeni ile müvekkilin davacıya hiçbir şekilde borcu bulunmadığını; diğer takip dayanağı yapılan 28/02/2017 tarihli fatura alacağını da hiçbir şekilde kabul etmediklerini; davacı tarafından faturaya konu edilen malların davalıya ayıplı ve eksik bir şekilde teslim edildiğini; söz konusu malların davalı tarafından tamir ettirildiğini; taraflar arasında kabul edilen miktarın takip alacaklısına ödendiğini; bunun dışında fazladan talep edilen alacağı hiçbir şekilde kabul etmediklerini beyan ile; davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ   :<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; \" ... <br>1-Davanın REDDİNE ... \" karar verilmiştir. <br>Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; delil listesinde yer alan yemin delili bu defa da taraflarına hatırlatılmadan hüküm kurulmuş olması kabul edilemez bir usul hatası olduğunu, ayrıca tanık, isticvap ve sair deliller toplanmaksızın bu kanaate ulaşılması isabetli olmadığını, ayıp iddiasını kanıtlamak için kendisine son noktada hatırlatılan yemin delilini usulüne uygun olarak kullanmayan davalı şirket ayıp iddiasını kanıtlayamadığını, davalı şirketin cevap dilekçesi dışında dosyaya sunduğu tek bir delil dahi bulunmazken ve kendisine hatırlatılan yemin delilini usulüne uygun şekilde kullanmamış iken bundan kendi lehine nasıl bir sonuç elde ettiği de asla anlaşılamayan bir hukuk usulü durum olduğunu beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; dava dosyası kapsamında iddialarını ispat yükümlülüğü davacı üzerinde olup davacının dosya kapsamında hüküm kurmaya elverişli ve somut delili bulunmadığını, hal böyle iken yerel mahkeme tarafından verilen davanın reddi kararı hukuka uygun olup davacı tarafın hiçbir hukuki gerekçeye dayanmayan, tamamen kişisel yorum ve beyanlardan ibaret istinaf taleplerinin esastan reddini talep ettiklerini beyan ile; davacı tarafın istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini, talep ederiz.<br>   DELİLLER: Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/02/2023 Tarih - 2021/52 Esas - 2023/147 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; faturadan kaynaklanan alacak için yapılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. <br> İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. <br>Dosyanın incelemesinde; davacının 28/02/2017 tarih 2017791 nolu 127.440,00 TL ve 19/04/2017 tarih ... nolu 7.080,00 TL bedelli faturalardan kaynaklanan bakiye alacağı için İstanbul Anadolu 8. İcra Dairesi'nin 2017/28697 sayılı takip dosyası ile ilamsız icra takibi başlattığı, davalının süresinde ödeme emrine itiraz etmesi üzerine eldeki davanın açıldığı, davalının 28/02/2017 tarihli faturada gönderilen malların ayıplı olması nedeniyle davacı ile anlaştıkları, ayıp indirimi sonrası tüm borcu ödediğini, 19/04/2017 tarihli faturadaki malların teslim edilmediğini belirterek davanın reddini istediği, mahkemece bilirkişi raporları alındığı, 25/02/2019 tarihli bilirkişi raporunda; davacının defterlerinin incelendiği, defterlerin delil vasfını taşıdığı, davacının kendi defterlerine göre 41.520,00 TL alacaklı olduğunun belirtildiği, 21/01/2019 tarihli bilirkişi raporunda; davalının ticari defterlerinin incelendiği, defterlerin delil vasfı taşıdığı, 127.440,00 TL bedelli faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının kendi defterlerine göre 34.440,00 TL borçlu olduğu, yine davalının defterlerine göre ayıplı olduğu belirtilen malların tamir edildiğine dair muhasebe kaydı bulunmadığı ve 7.080,00 TL bedelli faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olmadığının belirtildiği, mahkemece 7.080,00 TL bedelli fatura ve faturaya konu malların teslim edildiğini davacının ispat edemediği kabul edilerek davanın 34.440,00 TL yönünden kısmen kabulüne karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 24/12/2020 tarih 2020/210 esas 2020/1723 karar sayılı kararı ile \" ... <br>1-Davacı vekilinin istinaf incelemesinde;<br>Ticari satımda davacı/satıcının ticari ilişkinin varlığını ve malın teslimini, davalı/alıcının borcu ödediğini ispat etmesi gerekir. <br>Taşınır satımında, satıcının borcu taşınırın zilyetliğini ve mülkiyetini alıcıya devretmektir (6098 sayılı TBK m.207/1). Taşınır mallarda zilyetliğin devri, zilyetliğin teslimle devri ve zilyetliğin teslimsiz devri şeklinde iki yolla olur. Zilyetliğin teslim yoluyla devri de kendi içinde ikiye ayrılır. Birincisinde satıcı, alıcıya bizzat satılan şeyi (malın kendisini) teslim eder (TMK. m.977). Burada fiilî, maddî bir teslim vardı. Zilyetliğin teslim yoluyla tesliminin ikinci türü ise, şey üzerinde hâkimiyet sağlayacak araçların teslimi sureti ile gerçekleştirilir (TMK. m.977) (Borçlar Hukuku Özel Hükümler, Prof. Dr. Fikret Eren, Yetkin Yayınları, Ankara, 2019, 7. Baskı, s:61). <br>Bu açıklamalara göre davacının malların teslim edildiğine yönelik istinaf isteminin incelenmesinde; davacının ikinci fatura içeriği malları teslim ettiğini belirttiği, fatura içeriğinde (2) adet 300'lük Elavatör cinsi malın yazılı olduğu görülmektedir. Yukarıda açıklandığı üzere dava konusu fatura içeriği malların niteliği gereği zilyetliğin devri ile teslim edileceğinden teslim her türlü delil ile ispat edilebilir. Davacı keşif deliline dayandığından mahallinde bir makine mühendisi bilirkişi ile keşif yapılarak fatura içeriği malların davalıya teslim edilip edilmediğinin, malların davalının iş yerinde olup olmadığının araştırılması, malların iş yerinde bulunduğu görülür ise davacının sunduğu faturalar ile davalının sunacağı belgeler birlikte incelenerek malların davacının sunduğu fatura içeriği ile uyumlu olup olmadığı belirlenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmiş olması nedeniyle kararın kaldırılması gerekmiştir.<br>2-Davalı vekilinin istinaf incelemesinde;  <br>6102 sayılı TTK'nın 23-1)-c) maddesinde malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise (2) gün içinde, açıkça belli değil ise alıcı malın teslim aldıktan sonra (8) gün içinde incelemek veya incelettirip mal ayıplı çıkar ise bu süre içinde ayıbı ihbar etmelidir. İhbar ise aynı kanunun 18-(3) maddesi uyarınca, noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemiyle yapılmalıdır. <br>Olağan (inceleme) ile tespit edilemeyen gizli ayıp bulunduğu hallerde de, 6098 sayılı TBK'nın 223-(1) maddesine göre, alıcı devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkan bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Taraflar tacir olduğuna göre bu bildirim yukarıda açıklandığı üzere, 6102 sayılı TTK'nın 18-(3) maddesindeki usul ile yapılmalıdır.<br>Davalının ilk fatura ile teslim edilen malın ayıplı olduğu ve davacı ile yapılan anlaşma uyarınca fatura bedelinde indirim yapılarak indirim sonrası kalan bedelin tamamını ödediğini savunmaktadır. Davalı, açıklandığı şekilde usulüne uygun olarak yapılmış ayıp ihbarı ve yazılı delil sunamadığı ancak cevap dilekçesinde yemin deliline dayandığı ancak mahkemece davalıya yemin hakkının hatırlatılmadığı görülmüştür. <br>Bu durumda mahkemece, davalıya yemin delili hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden kararın kaldırılması gerekmiştir. ...\" şeklindeki gerekçeyle kararın kaldırılmasına karar verildiği, ilk derece mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır.<br>Dosya arasına alınan İstanbul Anadolu 8. İcra Müdürlüğü'nün 2017/28697 Esas sayılı icra dosyasının yapılan incelemesinde; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine toplam 44.114,00.-TL alacak için ilamsız  takip yolu ile icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin davalıya tebliği  üzerine borçlunun süresinde takibe ve borca itiraz ettiği, İstanbul Anadolu 8. İcra Müdürlüğünce itiraz üzerine takibin  durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.<br>Dosya arasına alınan 22/01/2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davalının sahibi lehine delil kudretine haiz 2017 yılı yasal defterlerinde davacıya olan borcunun 31/12/2017 tarihi itibari ile 34.440,00.-TL olarak tespit edildiğini, davacının davalı tarafa 1 adet daha 7.080,00.-TL KDV dahil tutarındaki bir fatura ile mal teslim ettiğini, beyan edip buna dair faturayı dosyaya sunduğunu ancak bu faturanın davalının defterlerinde kayıtlı olmadığını, bu nedenle davacının malı davalıya teslim ettiğini ispat etmesi gerektiğini, malın teslim edildiğinin ispatı halinde davalıdan kalan alacağının bu fatura ile birlikte 41.520,00.-TL olacağını, malın borçluya teslim edildiğinin ispat edilemediği takdirde 34.440,00.-TL alacağı olacağını, icra takibinden önce borçlunun temerrüde düşürülmediğinden alacağa icra takip tarihi 14/11/2017 den itibaren avans faizi işletilebileceğini bildirmiştir.<br>Dosya arasına alınan 25/02/2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle; taraflar arasında ticari bir ilişkinin olduğunu, davacı tarafın ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtlarına göre ödeme emri tarihinde davacının davalıdan 41.520,00.-TL alacağının olduğunu bildirmiştir.<br>Dosya arasına alınan 08/04/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; 06/04/2022 tarihinde, sayın mahkeme heyeti ile birlikte, keşif mahalline konu adres olan Pelitli Mah. Pelitliyolu Cad. No: 86 Gebze / Kocaeli gidildi. Yapılan inceleme sonucunda bahse konu adreste Yavuzlar Alüminyum Ltd. Şti. ünvanlı fabrikanın bulunduğu, adreste bulunan üç binadan birinin faal çalışır vaziyette olduğu ve yukarıda ismi belirtilen şirket olduğu kalan diğer iki binanın ise sökülmüş vaziyette olduğu, davacı şirketin belirtmiş olduğu fatura içerikli ürünlerin, belirtilen adreste davalı şirketin bulunmaması nedeniyle tespiti yapılamadığı  şeklinde görüş belirtildiği görülmüştür.<br>İcra Takibine İtiraz etmek isteyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur (2004 sayılı kanun 62.madde). Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir (2004 sayılı kanun 67.madde).<br>İtirazın iptali davası, itirazın hükümden düşürülmesi ana başlığı altında düzenlenmekle takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı ele alınması gereken, sonucuyla takibin devamına etkili bir dava türü olarak karşımıza çıkmaktadır ve takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır. Öyle ki, genel hükümlere göre harca tabi olan itirazın iptali davasında alacaklı taraf isterse takip talebinde bulunurken yatırmış olduğu binde beş harcı geri alabilir ve itirazın iptali davası harcına mahsubunu isteyebilir (492 sayılı Harçlar Kanunu m. 28/a, 29/I, III).<br> Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır (HGK 2017/(19)11-1309 Esas.  2021/377 Karar).<br>İtirazın iptali davaları takip hukuku kaynaklı, icra takibine sıkı sıkıya bağlı ve alacağın varlığını maddi hukuk kuralları çerçevesinde belirlemeye yarayan kendine özgü davalardır. Dava ile takip arasındaki bu sıkı ilişki nedeniyle dava konusu, ancak takip talepnamesinde yazılı alacak dayanağı, tutar ve benzeri talepler olabilir ve kural olarak ispat vasıtaları da bu çerçevede değerlendirilir.<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222-(3) maddesine göre, usulüne uygun tutulan ticarî defter kayıtlarının sahibi lehine delil olabilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticarî defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. <br>4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca herkes iddiasını ispatla yükümlüdür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesine göre; “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir”. Alacak davasında ispat yükü kural olarak alacaklı olduğunu iddia eden tarafa yani davacıya düşer. Zira hukuki ilişkinin varlığını iddia eden ve bundan dolayı alacaklı olduğunu ileri süren taraf davacı olduğu için 4721 sayılı TMK’nın 6. maddesi (HMK. md. 190) uyarınca ispat külfeti davacı alacaklıdadır. Kuşkusuz bu kuralın uygulanabilmesi için davalı borçlunun dava konusu hukuki ilişkiyi inkar etmesi ve borcun hiç doğmadığını ileri sürmesi gerekmektedir.<br>Dava konusu faturaların düzenleme tarihi itibariyle somut olay bakımından uygulanması gereken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır.<br>Vergi Usul  Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde \"Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır\" hükmünü haizdir.<br>Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.<br>6102 sayılı TTK’nın  23. maddesine  göre fatura  düzenlenmesi  için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.<br>Bu nedenle, bir satış/hizmet ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini/hizmet verdiği, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.<br>Tek  başına  fatura  düzenlenmesi  akdi  ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir (HGK 2017/(19)11-944 e. 2021/197   k. Sayılı ilamı). Yine davalının davacı tarafından gönderilen faturayı alıp kayıtlı olduğu vergi dairesine BA olarak bildirmiş olması halinde de fatura konusu hizmeti aldığının kabulü gerekir (Benzer yönde Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2017/3854 esas 2019/1521 karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/8630 esas 2023/2818 karar sayılı ilamı).<br><br>Eldeki davada; Dava ve takip konusu alacağın 34.440,00.-TL'si her iki taraf ticari defter ve kayıtlarında yer almaktadır. Dava ve takip konusu 7.080,00.-TL tutarlı fatura davacının ticari defter ve kayıtlarında bulunmasına rağmen, davalının ticari defter ve kayıtlarında yer almamaktadır. <br>İlgili döneme ilişkin davalının mal alış için vermiş olduğu BA formları Vergi Dairesinden getirtilmiş, BA formlarının incelenmesinde davalı tarafça mal alış bildirimi verilmediği görülmüştür. Dava ve takip konusu 7.080,00.-TL tutarlı fatura konusu malın teslim edildiği davacı tarafça ispat edilememiş, ispata dair herhangi bir belge sunulmamıştır. <br>Davalı taraf 34.440,00.-TL alacak yönünden, malların ayıplı olduğu savunmasında bulunmuş, ancak buna dair herhangi bir delil sunmamıştır.<br>Eldeki davada, ilk derece mahkemesince daha önce 13/09/2019 tarihinde verilen kararda \"... her iki taraf defterinde 34.440,00.-TL alacak-borcun işlenmiş olması, ticari defterlerin usulüne uygun tutulmuş olmaları, tarafların ticari defterlerinin birbirini teyit etmesi, ticari defterlerin bu hali ile kesin delil teşkil etmeleri nedeni ile davacının davasını 34.440,00.-TL asıl alacak yönünden ispat ettiği, davanın  34.440,00.-TL asıl alacak yönünden kabulüne, fazlaya ilişkin asıl alacak talep yönünden reddine...\" şeklinde karar verildiği, verilen kararın taraf vekilerince istinaf edilmesi üzerine dairemizce 24/12/2020 tarih 2020/210 esas 2020/1723 karar sayılı karar ile davacı vekilince yapılan istinaf başvurusu yönünden \"...davacının ikinci fatura içeriği malları teslim ettiğini belirttiği, fatura içeriğinde (2) adet 300'lük Elavatör cinsi malın yazılı olduğu görülmektedir. Yukarıda açıklandığı üzere dava konusu fatura içeriği malların niteliği gereği zilyetliğin devri ile teslim edileceğinden teslim her türlü delil ile ispat edilebilir. Davacı keşif deliline dayandığından mahallinde bir makine mühendisi bilirkişi ile keşif yapılarak fatura içeriği malların davalıya teslim edilip edilmediğinin, malların davalının iş yerinde olup olmadığının araştırılması, malların iş yerinde bulunduğu görülür ise davacının sunduğu faturalar ile davalının sunacağı belgeler birlikte incelenerek malların davacının sunduğu fatura içeriği ile uyumlu olup olmadığı belirlenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmiş olması nedeniyle kararın kaldırılması gerektiği...\" şeklindeki gerekçe ile kararın kaldırılmasına, yine, bu defa davalı vekilince yapılan istinaf başvurusu yönünden \"...davalının ilk fatura ile teslim edilen malın ayıplı olduğu ve davacı ile yapılan anlaşma uyarınca fatura bedelinde indirim yapılarak indirim sonrası kalan bedelin tamamını ödediğini savunmaktadır. Davalı, açıklandığı şekilde usulüne uygun olarak yapılmış ayıp ihbarı ve yazılı delil sunamadığı ancak cevap dilekçesinde yemin deliline dayandığı ancak mahkemece davalıya yemin hakkının hatırlatılmadığı görülmüştür. Bu durumda mahkemece, davalıya yemin delili hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden...\" şeklindeki gerekçeyle kararın kaldırılması yönünde karar verildiği anlaşılmaktadır.<br>Eldeki davada; dairemizce verilen 24/12/2020 tarih 2020/210 esas 2020/1723 karar sayılı  kaldırma kararı sonrasında ilk derece mahkemesince, kaldırma ilamında belirtilen eksikliklerden olan davacının ikinci fatura içeriği malları teslim edip etmediğinin tespiti işlemi için  muayyen günde keşif icrası için ara karar oluşturulduğu, ara karar gereğince davalı şirketin adresinde refakate alınan makine mühendisi bilirkişi ile keşif icra edildiği, keşif sonrası yukarıda ayrıntılarıyla belirtilen 08/04/2021 tarihli bilirkişi raporunun dosya arasına alındığı, yine dairemizce kaldırma ilamında belirtilen davalıya yemin hakkının hatırlatılması yönündeki görüş doğrultusunda, yargılamanın 5. celsesinde davalı vekiline yemin deliline dayanılıp dayanılmayacağı dayanılacaksa usulüne uygun şekilde düzenlenecek yemin metninin mahkemeye sunulmasının talep edildiği; ancak ne var ki  davalı vekilince usulüne uygun şekilde yemin metninin dosyaya ibraz edilmediği görülmüştür.<br>Eldeki davada; her ne kadar, ilk derece mahkemesince; \"...Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nin 24/12/2020 tarih ve 2020/210 Esas 2020/1723 Karar sayılı ilamı ile; \"...zilyetliğin devri ile teslim edileceğinden teslim her türlü delil ile ispat edilebilir. Davacı keşif deliline dayandığından mahallinde bir makine mühendisi bilirkişi ile keşif yapılarak fatura içeriği malların davalıya teslim edilip edilmediğinin, malların davalının iş yerinde olup olmadığının araştırılması, malların iş yerinde bulunduğu görülür ise davacının sunduğu faturalar ile davalının sunacağı belgeler birlikte incelenerek malların davacının sunduğu fatura içeriği ile uyumlu olup olmadığı belirlenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi....\" şeklinde ki içtihata göre davacı tarafça dayanılan keşif delili yerine getirilmiş, keşif sonucunda bilirkişi raporu düzenlemiştir. Toplanan davacı delillerine göre zilyetliğin devri ve teslim olgusu davacı tarafça usulüne uygun delillerle ispatlamamış olup, davanın reddine...\" şeklinde karar verilmişse de, somut davada, her iki taraf defterinde 34.440,00.-TL alacak ve borcun işlenmiş olması, ticari defterlerin usulüne uygun tutulmuş olmaları, tarafların ticari defterlerinin birbirini teyit etmesi, ticari defterlerin bu hali ile kesin delil teşkil etmeleri durumu mahkemece gözetilmeden, davacının davalıdan 34.440,00.-TL asıl alacak yönünden davasını ispat ettiği, davanın  34.440,00.-TL asıl alacak yönünden kabulüne karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi ve verilen \"davanın reddi\" kararına dairemizce verilen 24/12/2020 tarih 2020/210 esas 2020/1723 karar sayılı kaldırma kararının hatalı yorumlanması suretiyle gidilmiş olması doğru görülmemiş bu nedenle de mahkemece verilen kararın kaldırılması gerektiği değerlendirilmiştir.<br>Gerekçeli karar başlığında; davacının adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.<br>Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kabulüne, yerel mahkemenin kararının kaldırılmasına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus da bulunmadığından; dairemizce davanın esası hakkında 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-2) madde gereğince hüküm kurulmasına karar verilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-)Davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN KABULÜNE; Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/02/2023 Tarih - 2021/52 Esas - 2023/147 Karar Sayılı kararının KALDIRILMASINA, 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-2) maddesi gereğince YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA,<br>a-Davanın KISMEN KABULÜ ile, davalı borçlunun İstanbul Anadolu 8. İcra Dairesi'nin 2017/28697 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın 34.440,00 TL asıl alacak yönünden iptaline ve  takibin bu miktar üzerinden devamına, <br>-Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, <br>b-Hüküm altına miktarın %20'si üzerinden hesaplanan 6.888,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>c-Alınması gerekli 2.352,60-TL karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 488,49-TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.864,11-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,<br>ç-Davacı tarafından sarf edilen davetiye ve müzekkere gideri, bilirkişi ücretleri olmak üzere toplam 2.222,50-TL yargılama giderinden kabul ve ret oranına göre hesaplanan (%82,95 Kabul) 1.843,52-TL'lik kısmının peşin yatırılan 488,49-TL harç ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının davacı üzerinde bırakılmasına,<br>d-Davalı tarafından yapılan 42,40 TL yargılama giderlerinden kabul ret oranına göre hesaplanan (%17,05 ret) 7.23 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalan kısmının davalı üzerinde bırakılmasına,<br>e-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>f-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 7.080,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>g-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,<br>2-)İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları;<br>a-İstinaf  Kanun Yoluna Başvuru harcının hazineye irad kaydına,<br>b-İstinaf Karar Harcının talep halinde ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,<br>c-Davacı tarafından yapılan 738,00-TL İstinaf Kanun yolu masrafı ile 209,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 947,00 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>ç-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>d-Davacının yatırdığı istinaf gider avansından kullanılmayan kısmının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince davacıya iadesine, <br>e-Kararın, 6100 sayılı HMK'nın 359-(4) maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,<br>İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 20/06/2025<br>\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır.<br>...<br>Üye ...<br>¸e-imzalıdır. <br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır.<br>...<br>Katip ...<br> ¸e-imzalıdır.<br><br><br><br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6d57667286a25ff7","SID":"6ca4797c1cf6fed9"}}