{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1089 <br>KARAR NO: 2025/1142<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 20/01/2022<br>NUMARASI: 2019/309 Esas - 2022/24 Karar <br>DAVA: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ: 17/06/2019<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/07/2025<br>Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili, taraflar arasında 25/10/2017 tarihli süresiz elektrik alım-satım çerçeve sözleşmesi ve 18/10/2017 tarihli sözleşmenin eki sayılan süreli iki protokol akdedildiğini, protokollerin başlangıcının 01/01/2018, bitişinin 31/12/2018 olduğunu, buna istinaden davalının müvekkiline tedarik ettiği elektriğin satışı için müşterileriyle sözleşmeler yaptığını, ancak davalının müvekkiline gönderdiği 27/08/2018 tarihli ihtarla, döviz kurlarındaki öngörülemeyen artış nedeniyle sözleşme fiyatından elektrik tedarikini sürdürme imkanı kalmadığından sözleşme ve protokollerin 31/08/2018 itibariyle feshedildiği, fesih tazminatı ödemeye hazır olunduğunun bildirildiğini; davacı tarafından gönderilen 31/08/2018 tarihli cevabi ihtarla, feshin geçersiz olduğu ve sözleşmenin ayakta olduğunun bildirildiğini; alım bildirimleri yapılmasına rağmen davalının tedarik yapmadığını, müvekkilinin sözleşmenin 9.1.2'maddesine göre davalıya cezai şart faturaları kestiğini, davalının faturaları iade ettiğini; en son 19/03/2019 tarihinde gönderilen ihtarda; cezai şart faturalarının temerrüt tarihinden işleyecek akdi faiziyle ödenmesini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla sözleşmede serbest fesih hakkı olduğundan sözleşmenin süresinden önce feshedildiği iddia ediliyor ise fesih tazminatı ödenmesi gerektiğinin, davalıya bildirildiğini ileri sürerek ;sözleşmenin 9.1.2. maddesi uyarınca şimdilik 3.483.714,48-TL cezai şart bedelinin temerrüt tarihlerinden ve 15. maddesi uyarınca şimdilik 10.000-TL fesih tazminatının temerrüt tarihinden itibaren aylık gecikme faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, bu taleplerin kabul edilmemesi halinde terditli olarak 15. maddeye göre şimdilik 992.241-TL fesih tazminatının temerrüt tarihi 01/09/2018' tarihinden itibaren 6183 sayılı Kanunda belirlenen faiz işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili, sözleşmenin müvekkili tarafından haklı gerekçe ile 31/08/2018 tarihi itibariyle feshedildiğini, feshin davacının kabulüne bağlı olmadığını, davacının cezai şartla birlikte muaccel olmayan fesih tazminatı talep ettiğini, sözleşme feshedildiğinden yürürlükte olmayan dönemler için cezai şart istenemeyeceğini; fesih sebebiyle tazminat istenmesinin fesih öncesinde sözleşme 9.1 uyarınca doğmuş cezai şartları istemeye engel olmadığını, fakat 9.1 ile 15.1'in konu aldığı zaman dilimlerinin örtüşmediğini; taleplerin kabulü halinde aynı durum sebebiyle iki kez tazminin söz konusu olacağını; davacıya gönderilen e-postalarda bu durumun ve sisteme satım emrinin girilmeyeceğinin söylendiğini, ancak davacının feshi yok sayarak alım emri girmeye devam ettiğini ve davacının sözleşme 15.2'ye göre fesih tazminatı faturasını müvekkiline göndermediğinden talep önkoşulunun gerçekleşmediğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece, davalının davacıya gönderdiği 27/08/2018 tarihli fesih ihbarının davacıya ulaşmasıyla sözleşmenin ileriye etkili olarak son bulduğu, bu nedenle sözleşmedeki ifaya ekli cezai şartın istenemeyeceği; sözleşmenin 15. maddesinde, sözleşmenin süresinden önce feshi halinde, feshe neden olan tarafın diğer tarafa fesih tazminatı ödenmesinin, tazminat tutarının fesih tarihi itibarıyla faturalandırılarak ödenmesi için faturanın e-posta ile gönderilmesini takip eden ilk iş günü yapılacağının ve tazminat hesaplama formülünün düzenlendiği; davalının davacıya gönderdiği fesih ihbarında ödenecek fesih tazminatı tutarının ve ödeme yönteminin tespiti amacıyla en kısa zamanda kendilerine müracaat edilmesinin istenildiği ve faturanın davalıya tebliğinin temerrüt için önemli olduğu gözetildiğinde, sözleşmenin 15. maddesinde gösterilen formüle göre bilirkişi tarafından yapılan hesaba göre  992.226-TL fesih tazminatına ilişkin  terditli talebin yerinde bulunduğu gerekçesiyle, davacının terditli taleplerinin ilki cezai şart talebinin reddine; ikincil talebi fesih tazminatının talebinin kısmen kabulü ile 992.226-TL'nin dava tarihinden itibaren avans faizi işletilerek davalıdan tahsiline, fazla talebin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: 1- Davacı vekili, dava dilekçesindeki iddialarını yineliyerek davada hem cezai şart hem de fesih tazminatı taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini, davalının feshi sözleşmeye aykırı olduğundan sözleşmenin ayakta kaldığını;  faizin türünün ve başlangıç tarihinin hatalı belirlendiğini, müvekkilinin ihtar ile davalıyı temerrüde düşürdüğünü, sözleşmede temerrüt halinde  6183 sayılı kanunda belirlenen oranda faiz  uygulanacağının kararlaştırıldığını belirterek, kararın reddedilen kısmının kaldırılmasına, birincil talebi cezai şart ve fesih tazminatının  aylık gecikme faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. 2- Davalı vekili, müvekkilinin sözleşmeyi feshinin haklı olduğunu ancak kararda feshin haklılığı hususunda değerlendirme yapılmadığını, fesih tazminatı talebinin reddi gerektiğini; bir an için sözleşmenin haksız olarak feshedildiği kabul edilse dahi davacı sözleşme 15.2'ye göre fesih tazminatı faturası düzenlemediğinden tazminat ödeme yükümlülüğünün halen doğmadığını, zira sözleşmede tazminatın fesih tarihini müteakip 10 iş günü içinde faturalandırılacağı ve ödemesinin fatura tebliğinden itibaren 3 iş günü içinde yapılacağının kararlaştırıldığını; bilirkişi raporlarında da tespit edildiği üzere müvekkilinin davacıya borcu bulunmadığını belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>GEREKÇE: Dava, taraflar arasındaki elektrik alım-satım çerçeve anlaşmasının davalı satıcı tarafından yapılan fesih bildiriminin geçersiz olduğu ileri sürülerek cezai şart, aksi halde  haksız feshedildiğinden fesih tazminatı istemine ilişkindir. Cezai şart, borçlunun alacaklıya karşı mevcut bir borcu hiç veya gereği gibi ifa etmemesi halinde ödemeyi vaad ettiği, hukuki işlem ile belirlenmiş ekonomik değeri olan bir edimdir. Cezai şartın amacı, borçluyu borca uygun davranmaya sevketmektir. Cezai şart, asıl alacağı kuvvetlendirme amacı güder. TBK'nın 179/2. maddesine göre, \"ceza borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkca feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir.\"İfaya eklenen ceza koşulunda, şart gerçekleştiği takdirde alacaklı, hem ifayı hem de cezayı talep edebilecektir.TBK, \"borcun belirlenen zamanda veya yerde ifa edilmemesi\" hali için kararlaştırılmış ceza koşulunun, ifaya eklenen ceza koşulu niteliğinde olacağına dair bir karine koymuştur. Bu iki olasılık dışında kalacak eksik ifa hallerinde TBK'nın 179/2. maddesi değil, 179/1. maddesi hükmü uygulanacaktır. Zira Kanun, 179. maddenin ikinci fıkrasında bütün eksik ifa hallerini değil, bunlardan sadece zaman veya yer itibariyle aykırılık teşkil edenlerin ifaya eklenen ceza koşulu olduğunu kabul etmiştir. TBK'nın 179/2. maddesi hükmü emredici olmayıp düzenleyici nitelikte olduğundan taraflar, yukarıda belirtilen iki hal dışında kalan eksik ifalarla, bütün ifa etmeme hallerinde de ifa ile birlikte cezai şartın istenebileceğini kararlaştırabilirler. (Bkz. Tunçomağ, Kenan: age, s.875 vd.; Eren, Fikret: age, s.1173 vd.)Taraflar arasındaki 25/10/2017 tarihli \"Elektrik Alım-Satım Çerçeve Anlaşması\"nda davacı alıcı, davalı ise satıcıdır. Davalı davacıya  gönderdiği 27/08/2018 tarihli fesih ihbarla, döviz kurlarındaki yüksek artış sebebiyle, davacıyla aralarındaki sözleşmenin icrasına devam edilmesi halinde kendi mahvına sebep olacak şekilde çok yüksek miktarlarda zarara uğrayacağını ve fesih tazminatı dışında bir hak talebinde bulunulamayacağını belirterek, sözleşmenin 31/08/2018 tarihi itibariyle fesh edildiğini belirtmiştir. Davacı ise 31/08/2018 tarihli cevabi ihtar ile, sözleşmedeki fesih sebeplerinin belli olduğunu, ileri sürülen sebebin sözleşmeye uygun olmadığından sözleşmenin 14.6 ve 18. maddelerine göre fesih ihbarın hukuki sonuç doğurmadığı ve sözleşmenin ayakta olduğu itirazında bulunulmuştur. Sonrasında davacı, davalıya düzenlediği toplam 3.483.714,48-TL bedelli 4 adet \"cezai şart bedeli\" açıklamalı faturaların farklı ihtarlarla ödenmesini istemiştir. Davalı, faturaları kabul etmemiştir.Davalının sözleşmeyi feshi ihbarında tazminat ödemeyi kabul ettiği gözetildiğinde,  feshi sebebinin davacı bakımından haklılık arz etmediği dolayısıyla feshin haksız olduğu anlaşılmaktadır. Esasen mahkeme de bu kabulden hareketle, davalının davacıya tazminat ödemesi gerektiği sonucuna varmıştır. Davacı sözleşmenin ayakta olduğunu ve birinci terditli talebi olarak sözleşme ayakta olduğundan davacının sözleşmenin 9. maddesine göre cezai şart ve 15. maddesine göre 10.000-TL fesih tazminatı ödemesi gerektiğini ileri sürmektedir. Davalının fesih bildirimi davacıya ulaşmakla hüküm ve sonuçlarını doğurmuştur. Fesih bildirimi yapıldıktan sonra halen sözleşmenin ayakta bulunduğu ileri sürülemez. Artık fesih bildiriminin sonuçları değerlendirilir. Sözleşmenin 14.3. maddesinde sözleşmede belirtilen sebepler dışında bir sebeple sözleşmeyi fesih hakkı bulunmadığı kararlaştırıldığı anlaşılmakla, birlikte bu hüküm sözleşmenin yürürlükte olduğunun değil ancak haksız feshin sonuçlarını doğurur. Zira bir sözleşme ancak tarafların iradesi ile kurulup ancak öyle  sürdürülebileceğinden, fesih bildirimine rağmen sözleşmenin ayakta olduğunu ileri sürmek temel hukuk kurallarına aykırıdır. Sözleşmenin 9. maddesinde, taraflardan birinin 7. maddede belirtilen PYS kapsamındaki bildirim yükümlülüğünü, ilgili mevzuat ve anlaşma kapsamında, süresi içinde, hiç veya gereği gibi yerine getirmemesi veya alım satım miktarından farklı bir alış veya satış bildirim miktarı ile bildirimde bulunması durumunda; bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyen tarafın diğer tarafa, tarafların DUY kapsamında maruz kalacağı pozitif veya negatif dengesizlik tutarlarının söz konusu bildirim yükümlülüğünün işbu anlaşma şartlarına göre PYS'de yerine getirilmiş olması durumunu karşılayacak şekilde 9.1.1 ve 9.1.2 maddelerinde belirtilen formüller doğrultusunda hesaplanacak cezai şart miktarının makul ve piyasa şartlarına uygun olduğunu, cezai şartta hiçbir koşulda hiçbir kurum ve kuruluştan tenkis talebinde bulunmayacaklarını taahhüt ettikleri, tarafların anlaşmaya uygun şekilde bildirim yapmamaları halinde ilgili taraf için oluşacak durumu sağlamaya yönelik cezai şart hususunda aşağıdaki hükümlerin geçerli olacağı; aşağıdaki hükümler olan 9.1.1'de \"alış bildiriminin hiç veya gereği gibi yapılmaması durumu\", 9.1.2'de \"satış bildirimin hiç veya gereği gibi yapılmaması durumu\" ve 9.2'de \"uzlaştırmaya esas alım satım bildiriminin yapılmaması hakkında diğer hükümler\" düzenlenmiştir. Taraflar sözleşmenin 9. maddesindeki hallerde, \"cezai şart\" uygulanacağını kararlaştırmışlardır. Sözleşmenin 14. ve 15. maddelerinde de, fesih halinde özel bir zarar giderim yöntemi olarak \"fesih tazminatı\" ödeneceği kararlaştırılmıştır.Sözleşmenin davalı tarafından ileriye etkili şekilde feshedildiği dikkate alındığında, mahkemece belirlendiği gibi davacının sözleşmenin 9. maddesine göre talep ettiği cezai şart koşulları bulunmadığından, söz konusu talebin yerinde olmadığı, ancak \"fesih tazminatı\" istenebileceğinin kabulü gerekir. Davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedeni haklı görülmemiştir.Sözleşmenin 15.2. maddesinde fesih tazminatı tutarının fesih tarihi itibariyle faturalandırılacağı ve ödemesinin faturanın e-posta yoluyla gönderilmesini takip eden ilk iş günü yapılacağı kararlaştırılmış ise de; tarafların cezai şart veya fesih tazminatı ödenmesi hususunda uyuşmazlığa düştükleri, davacının sözleşmenin ayakta olduğuna ilişkin cezai şart tahakkuk ettiğini ileri sürerek cezai şart talep etmekle birlikte, olmadığı takdirde terditli ikincil talebini isteyebileceğinin kabulü gerekir.Davacı vekili, kabul edilen talep açısından müvekkilinin davalıyı temerrüde düşürdüğünü iddia ederek o tarihten faiz işletilmesi gerektiğini belirterek davalının fesih ihbar tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Ne var ki davacının davalıya gönderdiği ihtarnameler, cezai şart faturalarına ilişkin olduğu ve kabul edilen terditli talep olan fesih tazminatı fesih bildirimi ile muaccel olmuş ise de davalıdan talep edilmedikçe davalı mütemerrit sayılmayacaktır. Bu nedenle, hükmedilen fesih tazminatına dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi yerindedir.Sözleşmenin \"Ödeme Temerrüt Hali\" başlıklı 12. maddesinde ise, anlaşma hükümlerine göre ödenmesi gereken herhangi bir borcun, son ödeme tarihine kadar kısmen ya da tamamen ödenmemesi halinde, anlaşmanın feshine ve teminatların nakde çevrilmesine ilişkin haklar ile anlaşmadan doğan diğer tüm haklar saklı kalmak kaydıyla, ... alacaklı tarafın alıcı olması durumunda, alıcının, satıcının verdiği performans teminatına eş değerde ek performans teminat talep etme hakkına sahip olacağı, alacaklı tarafın madde 7 çerçevesinde uzlaştırmaya esas alım satım bildirimi yapma yükümlülüğü, diğer tarafın işbu anlaşmada belirtilen yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmiş olması koşuluyla ödeme tamamen yapılana veya talep edilen ilave teminat verilene kadar tamamen ortadan kalkacağı; ödenmeyen borç miktarı için son ödeme tarihinden ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süre için 6183 sayılı Kanun uyarınca aylık gecikme faizinin uygulanacağı; ödemede temerrüde düşen tarafın, anlaşma uyarınca doğmuş ancak henüz muaccel olmamış diğer tüm borçları ve faturalarının bildirim yapılmaksızın derhal ve kendiliğinden muaccel hale geleceği düzenlenmiştir. Bu madde ki  faiz hükmü sözleşme süresinde doğan borçlara ilişkin olup sözleşmenin feshi ile doğan fesih tazminatına 6183 sayılı Kanunda düzenlenen faiz işletilmesi gerektiğine ilişkin istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır.Açıklanan nedenlerle, mahkemece davacının terditli talebinin kısmen kabulüne dair verilen kararda isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 534,7‬0-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Alınması gereken 67.778,96-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 16.944,74-TL harcın mahsubu ile kalan 50.834,22-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı ve davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 09/07/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0cd4872259e332f0","SID":"3e162ef065d78e84"}}