{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1054 <br>KARAR NO: 2025/809<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 08/02/2022<br>NUMARASI: 2016/1039 Esas - 2022/81 Karar<br>DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/05/2025<br>Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili; İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında, Malatya 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/584 esas 2013/178 karar sayılı  kararıyla iptal edilmiş çeke dayalı olarak müvekkili aleyhine kambiyo senetlerine özgü takip yapıldığını, mahkeme kararı ile iptal edilmiş çekten dolayı müvekkilinin borçlu olmasının hukuken mümkün olmadığını, ... Bankası Yeşilyurt Şubesine ait ... seri no'lu 30.12.2012 keşide tarihli 17.000-TL bedelli çekin keşidecisinin müvekkili şirket, lehtarının ise ... olduğunu, söz konusu çek ... tarafından kaybedildiğinden bahisle, mahkeme tarafından çekin iptal edildiğinin beyan edilmesi ve Malatya 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/584 esas 2013/178 karar sayılı kararın müvekkiline ibraz edilmesi ile çek bedelinin müvekkili tarafından lehtar ...'e ödendiğini ve bu hususta protokol düzenlendiğini, müvekkilinin mahkemece verilen çek iptal kararına göre lehtara ödeme yaptığını ve borcunu ifa ettiğini, müvekkilinin daha sonra davalı alacaklı tarafından başlatılan icra takibinde gönderilen ödeme emri ile iptal edilen çekin davalının eline geçtiğini öğrendiğini, mahkeme kararı ile iptal edilmiş bir çekten dolayı müvekkilinin davalıya borçlu olması halinde iki defa ödeme yapmış olacağını, davalının mahkeme kararı ile çekin iptal edildiğini bilerek icra takibi yaptığını, çekin arka yüzünde bulunan banka kaşesinde tedbir kararı bulunduğundan işlem yapılamadığının yazıldığını, davalının kötü niyetli olarak iptal edildiğini bildiği çek ile hukuka aykırı olarak takip başlattığını, çekin ciro silsilesinde kopukluk olduğunu, çeki eline geçiren kişilerce defalarca karalanarak bir diğerinin adının yazıldığını, davalının üste ve alta ismi ile imzası silinen cirantaların arasında bulunduğunu, bu nedenle davalının alacaklı sıfatının bulunmadığını belirterek, dava konusu çek ve icra takibi nedeniyle müvekkili şirketin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili; davacı keşideci şirket ve lehtar ...'in birlikte ve kötü niyetle hareket ederek önce çek iptali kararı tesis ettirerek çek bedelini ödememe gayreti içerisine girdiklerini, çeki lehtar ...'in ciro edip piyasaya sürdüğünü, çekin arka yüzündeki imzasını hiçbir zaman inkar etmediğini, çek bedelini ödememek için keşideci ve lehtarın birlikte hareket ettiklerini, lehtarın ciro ve imzası kendisine ait olduğu gibi, kendisinden sonraki ciranta borçlu ...'ın da hayali bir şahıs olmadığını, çekin iptal edilmesine rağmen bankaya yasal süre içinde ibrazı halinde kambiyo takibi yapılabileceğinden, müvekkilin yasal hakkını kullanarak kendinden önceki ciranta, lehtar ve keşideciye karşı icra takibi başlattığını, davacı keşideci ile lehtar ... arasındaki ödeme belgesinin muvazaalı olduğunu ve müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini, davacının iddialarının iyi niyetli hamil olan müvekkiline ileri sürülemeyeceğini, ancak lehtara karşı ileri sürülebileceğini belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; dava konusu çekte keşidecinin davacı şirket olduğu, lehtarı ve 1. cirantasının Mehmet Cirik, 2. cirantasının ..., 3. ve son cirantasının davalı ... olduğu, 30/12/2012 tarihinde bankaya ibraz edildiği, ancak banka tarafından Malatya 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/584 esas sayılı dosyasındaki ödeme yasağı kararı uyarınca ödeme yapılmadığı, akabinde davalı tarafça 05/11/2014 tarihinde İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile kambiyo takibine konu edildiği, eldeki davada davacının, çekin zayi olması nedeniyle iptal edilmiş ve çek bedelinin lehtara ödenmesine dayanarak davalıya çek sebebiyle borçlu olmadığını iddia ettiği, davalının ise davacı ile lehtar ...'in kötü niyetle çek iptali kararını aldıklarını savunduğu, kambiyo senedine dayalı menfi tespit davasında ispat yükü borçlu olmadığını iddia eden davacı tarafta ise de, davalı çek iptali kararının kötü niyetle alındığını ileri sürdüğünden öncelikle bu hususun araştırılmasının gerektiği, davalıya iptal kararının iptalini talep ederek meşru hamilin tespitini sağlamak hususunda dava açmak üzere verilen kesin sürede davalı tarafça açılan davada mahkemece davanın reddine karar verildiği, çek bedelinin lehtar ...'e ödendiğinin ileri sürüldüğü, ancak davacının ticari defterlerini inceleme için sunmaması nedeniyle ödemenin bilirkişi incelemesi ile denetlenemediği, dava dilekçesi ekinde sunulan tarihsiz protokolde davacı şirket tarafından lehtar ...'e verilen çeklerin kaybedilmesi üzerine ...'in mahkemeye başvurduğu ve çeklerin iptal edildiği, çek bedelinin şahitler huzurunda davacı şirket tarafından ...'e elden nakit olarak ödendiği hususlarının belirtilerek imza altına alındığı, davacı tarafça TTK 666/3. maddesine uygun olarak yapılan geçerli bir ödemenin söz konusu olmadığı, böylece davacının ödemeyi ...'e yaptığını ispatlayamadığı gibi, ödemenin ispatlanması halinde dahi çek bedelinin ödenmiş olmasının şahsi defi niteliğinde olduğu, bu halde davalının çeki iktisabında kötü niyetli olduğunun ispatlanması halinde davacı ile dava dışı lehtar ... arasındaki şahsi definin, yani çek bedelinin zaten ödendiğinin ileri sürülmesinin mümkün olduğu, çek iptali kararının 10/05/2013 tarihinde verildiği, çekin ise 30/12/2012 tarihinde davalı tarafça bankaya ibraz edildiği sabit olduğundan, davalının henüz çek iptali kararı verilmeden önce çeki ciro ile devraldığı, davalı hamil tarafından çekin ciro edildiği tarih itibarıyla lehtarın ilk cirosunun sahte olduğunun bilinmesinin beklenemeyeceği, dolayısıyla davalı hamilin çeki iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiği, başka bir anlatımla kötüniyetli hamil olduğunun kanıtlanamadığı, böylece davacı keşidecinin lehtara ödeme yaptığına ilişkin şahsi defiyi davalıya karşı ileri süremeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine, ihtiyati tedbir kararının icrası nedeniyle alacağına geç kavuşan davalı lehine alacağın %20'si oranında tazminatın davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili; çekin davalı tarafından ibrazında bankaca Malatya 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/584 esas 2013/178 karar sayılı kararı ile tedir kararı bulunduğundan, herhangi bir işlem yapılamadığının yazıldığını, davalının dosyadan haberdar olmasına rağmen meşru hamil olarak mahkemeye başvurmayarak kötü niyetli olarak icra takibi başlattığını, davalının çeki ...'dan aldığını beyan ettiğini, çekin arkası defalarca cirolandığını ve ciroların karalandığını, ...'ın cirosundan sonra üstü karalanmış bir ciro ve devamında davalının cirosunun bulunduğunu, davalının çeki ...'dan aldığı iddiasının ciro silsilesi ile örtüşmediğini, buna rağmen ...'ın tanık olarak beyanının alınmamasının hukuka aykırı olduğunu, davalının çeki hangi ticari ilişkiye dayanarak aldığını ispatlayamadığını, davalı tarafın ...'e karşı açmış olduğu çek iptal kararının iptali davasının reddedildiğini, alınan bilirkişi raporunun iddialarını ispatladığını, ancak mahkemece rapora rağmen davanın reddedildiğini, ciro silsilesindeki kopukluğun dikkate alınmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, davacının keşidecisi olduğu iptal kararı verilen çeke dayalı  başlatılan takip nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.Dava ve takip konusu davacının keşidecisi olduğu 30.12.2012 keşideci tarihli çekte lehtarın dava dışı ... olduğu, çekin arkasında sırasıyla lehtar ..., ... ve davalının cirolarının bulunduğu, davalının cirosu öncesi ve sonrasında yer alan ciroların iptal edildiği, çekin bankaya ibrazında banka tarafından Malatya 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/584 esas sayılı dosyasındaki ödeme yasağı kararı uyarınca ödeme yapılmadığı, sonrasında davalı tarafça 05/11/2014 tarihinde İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile keşideci davacı şirket ile cirantalar ... ve ... aleyhine çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü takip başlatılmıştır.Kıymetli evrakın zayii nedeni ile iptali kararı ve bu kararın hükümleri 6102 Sayılı TTKnın 651 ve 652 maddelerinde düzenlenmiştir. TTK'nun 651. maddesinde; \"Kıymetli evrak zayii olduğu takdirde mahkeme tarafından iptaline karar verilebilir.\", aynı yasanın 652. maddesinde ise; \"İptal kararı üzerine hak sahibi hakkını senetsiz olarak da ileri sürebilir veya yeni bir senet düzenlenmesini isteyebilir.\" hükmüne yer verilmiştir. İptal kararını alan davacı, borçludan, kendisine senedi ibraz etmeden ödemede bulunmak hakkını kazanmaktadır. Borçlu da TTK 646/2. maddesi uyarınca, hile ve ağır kusuru bulunmadıkça, iptal kararını ibraz eden kişiye ödemede bulunmakla borcundan kurtulmaktadır.İptal kararı sadece senedi zayii eden hamilin senette belirtilen hakkı senetsiz olarak borçluya karşı ileri sürmesini ve borçlunun da iptal kararını alan kişiye ifada bulunmak sureti ile borcundan kurtulabilmesini sağlamaktadır. İptal kararı hakkın mevcudiyetine, muhtevasına ve bu hak üzerinde tasarruf yetkisine tesir etmemektedir. İptal kararı, iptal olunan senet yerine geçen bir senet niteliği taşımamaktadır. Sadece elden çıkmış bulunan senedin teşhis fonsiyonunu ifa etmekte ve iptal kararı hamiline senetsiz olarak alacağı talep etme hakkı vermektedir. Borçlu iptal kararı hamilinin sadece kararı ibraz etmesi ve kararda adı geçen alacaklının kendisi olduğunu ispatlaması üzerine, ağır kusur ve hilesi bulunmaksızın borcunu ifa eder ise borcundan kurtulmaktadır. Bu durumda senede zilyet olan 3. kişi iyi niyetli iptal kararı hamiline ödemede bulunan borçluya başvuramaz. Kendisine ifada bulunulan iptal kararı hamili aleyhine Borçlar Kanunu 77. maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşme davası açabilir.Somut olayda lehine çek düzenlenen ... tarafından çek iptali davası açılmış, mahkeme tarafından davanın kabulüne karar verilerek dava konusu çekin iptaline karar verilmiş ve bu karar 16.05.2013 tarihinde kesinleşmiştir. Bu kararın davacı keşideciye ibrazı üzerine  çek bedeli  protokol ile lehdara ödenmiştir, ödemeye ilişkin dekontlar dava dilekçesi ekinde sunulmuştur. Davacı kesinleşmiş bir mahkeme ilamına dayanarak çek bedelini ödemiştir. Davacı/ keşidecinin, kötü niyetli olduğu ispat edilemediği gibi,  24.12.2012 tarihinde açılan çek iptali davasında mahkemece 25.12.2012 tarihinde çek üzerine ihtiyati tedbir konulduğu, yargılama sonucunda da 10.05.2013 tarihinde çekin iptaline karar verildiği, banka tarafından çekin arkasına; \"Malatya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/584 Esas sayılı Ödeme Yasağı Konulması Kararına istinaden  ödeme yapılmamıştır\" şerhi düşülmüş, bu şerh ile birlikte davalı tarafından   takip konusu çek hakkında çek iptali davası açıldığı hususu öğrenilmiş, ancak herhangi bir müdahalede bulunmamış, dolayısıyla davacı borçtan kurtulmuştur. Yukarıda anılan yasal düzenlemeler çerçevesinde çeki elinde bulunduran davalı  artık keşideci davacıya müracaatta bulunamaz. Borçlar Kanunu 77. maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı olarak kendisine ödemede bulunulan ...'e müracaat edebilir.  (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2018/1038 esas 2020/211 karar sayılı ilamı). Bu nedenle mahkemece davanın kabulü gerekirken reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir. İİK'nın 72/5 maddesine göre; “Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.” Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça takibin kötüniyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Somut olayda ise davalı alacaklının takipte kötü niyetli olduğu ispat edilememiştir. Bu nedenle davacının kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir. Açıklanan nedenlerle; davanın kabulü gerekirken reddine karar verilmesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak \"davanın kabulüne\" karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/02/2022 Tarih 2016/1039 Esas  2022/81 Karar sayılı kararın HMK.'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; \"Davanın kabulüne, İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyasına konu ... Bankası Yeşilyurt Şubesine ait ... seri no'lu 30/12/2012 keşide tarihli 17.000-TL bedelli çekten dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, Koşulları oluşmadığından davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine\" İlk derece yargılamasına ilişkin olarak; \"Alınması gereken 1.538,01‬-TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından peşin yatırılan 384,51‬-TL'nin mahsubu ile kalan 1.153,50‬-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafça yatırılan 413,71‬-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından sarf edilen 500-TL bilirkişi ücreti, 317,50-TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 817,50-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı vekili için takdir olunan 22.515,22-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine\" Yatırılan 80,70-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davacıya iadesine, Davacı tarafından sarf edilen 73,50-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 22/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"61031b26bcef9e09","SID":"ca4ebc7db2db6f0d"}}